Tuşpa Antik Kenti

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Höyük Kale Antik Kent

Urartu başkenti Tušpa (Van Kalesi) kenti, Van Gölü’nün doğusunda, Van Ovası’ndaki sıra dışı bir kaya kütlesi ile çevresindeki alanda kurulmuştur. Bu antik kent, MÖ IX-VII. yüzyıllar arasında hüküm süren Urartu Krallığı'nın başkenti olmuş, sonraki dönemlerde de çeşitli medeniyetler tarafından kullanılmıştır. Doğu-batı doğrultusunda yaklaşık 1350 metre uzunluğunda olan kayalık kütle, yer yer 200 metreye ulaşan genişliği ve bazı noktalarda 100 metreyi bulan yüksekliğiyle dikkat çeker. Kuzey yönde alçak teraslar halinde yükselen bu kayalık, güney yönden neredeyse dik bir uçurum şeklindedir. Bu etkileyici görüntüsü nedeniyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde " Azerbaycan toprağında, Ermen diyarında güneyi, bahsi ve kuzeyi Van Deryası, kıblesi, doğusu ve yıldız tarafı İrem Bağları gibi büyük sahranın ortasında yükünü yükleyip çökmüş deve gibi arkası gökyüzüne çıkmış türlü türlü mavi, kızıl ve bukalemun nakşı ibret verici kayadır." şeklinde anlatır.  

Tušpa sitadelindeki ilk arkeolojik kazılar, 1916 yılında Van Rus işgali altındayken Marr ve Orbelli tarafından başlatılmıştır. Daha sonra 1938-1940 yılları arasında Kirsopp ve Silva Lake başkanlığında bir Amerikalı ekip, 1960'lı yıllarda ve 1972-1975 yılları arasında Prof. Dr. Afif Erzen başkanlığında İstanbul Üniversitesi ekibi, 1987-1991 yıllarında Prof. Dr. M. Taner Tarhan ve Prof. Dr. Veli Sevin’in ekibi ve son olarak da 2010-2019 yılları arasında Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığındaki ekip tarafından kazı çalışmaları sürdürülmüştür. Bu kazılarda, Urartu döneminden kalma saray yapıları, kaya mezarları, sur duvarları ve çeşitli yapılar gün yüzüne çıkarılmıştır. Son dönem kazılarında, Yukarı Sitadel alanında 'Eski Saray' olarak adlandırılan bölgede temizlik çalışması yapılmış, iri traverten bloklardan inşa edilmiş platform yapısı tekrar gün yüzüne çıkarılmış ve 2016 yılında yeni bir kaya mezarı keşfedilmiştir.

Orta kesimde konumlanan ve doğu-batı yönünde uzanan hendeklerle sınırlandırılmış olan Yukarı Sitadel (İç Kale), kayalığın en yüksek noktasını oluşturmaktadır. Tarihsel süreç içerisinde bu alan, stratejik önemi nedeniyle çeşitli yapı gruplarına ev sahipliği yapmıştır. Urartu dönemine ait Eski Saray'ın ve ona bağlı ilk yapı gruplarının bu alanda yer aldığı düşünülmektedir. Yukarı Sitadel'in doğu yönünde, hendekle sınırlandırılmış alanın ötesinde daha alçak bir kayalık kütle uzanmaktadır. Evliya Çelebi tarafından "Kesik Kale" olarak tanımlanan bu alanın, pek çok araştırmacı tarafından Urartu Krallığı'nın erken ve gelişme dönemlerinde kullanıldığı kabul edilmektedir. Bu durum, sitadelin zamanla hendek sınırlarının dışına doğru genişlediğini göstermektedir.

Kayalığın batı bölümü ise batı hendeğinden başlayarak ova seviyesine kadar alçalan bir alanı kapsamaktadır. Araştırmalar, kaleye ulaşımın bu yönden sağlandığını göstermektedir. Kayalığın doğal yapısı, yalnızca bu yönden daha kolay bir erişime imkân tanıdığı için burada savunma amaçlı kuleler ve sistemlere yönelik mimari düzenlemeler yapılmıştır. Urartu dönemine ait Yeni Saray, Horhor Mezarları, Minua Ahırı ve Madır Burç (Sardur Burcu) gibi önemli yapı grupları da bu alanda yer almaktadır. Horhor bölgesi ve kayalığın batı ucu, su kaynakları açısından zengin olmasıyla dikkat çekmekte ve bu özelliğini günümüzde de korumaktadır.

Sitadeli çevreleyen surlar, Urartu döneminden XIX. yüzyıla kadar uzanan farklı dönemlerin izlerini taşımaktadır. Günümüzde hala ayakta olan sur sistemi, büyük ölçüde Urartu surları üzerine inşa edilmiş olup, farklı dönemlere ait müdahaleler duvar dokusunda belirgin bir şekilde ayırt edilebilmektedir. Ana kayaya oyulmuş temel yatakları üzerinde, iri traverten, kimi zaman kireçtaşı ve kumtaşı bloklarla inşa edilen Urartu dönemi surları, sonraki dönemlerde daha küçük bloklar ve harçlı duvarlarla yükseltilmiştir. Ancak son yıllarda gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarında, harç kullanılmadan inşa edilen Urartu taş duvarlarının aralarının harçla doldurulması, özgün dokunun tahrip olmasına neden olmuştur. Urartu döneminde inşa edilen bazı yapılar, topoğrafyaya paralel kademeli teraslar üzerine oturtulmuş ve bu teras duvarları, savunma sisteminin bir parçası haline getirilmiştir. Özellikle Yeni Saray ve Analı Kız gibi alanlarda, ova seviyesinin hemen üzerindeki kayalıklarda başlayan temel yatakları, Urartu mimarisinin karakteristik bir özelliği olarak değerlendirilmektedir.

Tušpa'nın en eski kralî yapısı, Van kayalığının batı ucunda yer alan Sardur Burç (Madır Burç)'tur. 47x13 metre boyutlarında ve yaklaşık dört metre yüksekliğinde günümüze ulaşan yapı, beş sıra halinde bazıları 8-10 ton ağırlığında iri traverten bloklardan bindirme tekniğinde inşa edilmiştir. Urartu Krallığı'nın kurucusu I. Sarduri'nin Assur dilinde yazdırdığı altı adet yazıtta, kendisini "büyük kral, güçlü kral, her şeyin kralı, Nairi Ülkesi kralı" olarak tanımlar ve bu yapının kireçtaşlarının Alniunu kentinden getirildiğini belirtir.

Tušpa-Van kayalığının güney yüzüne açılmış sekiz adet kaya mezarı bulunmaktadır. Bu mezarların Urartu krallarına ait olduğu düşünülür, çünkü diğer Urartu kentlerinde benzer kaya mezarlarına rastlanmamıştır. Mezar odalarının güneye açılması, kayalığın bu yönünün dik olması ve daha az işçilikle anıtsal cepheler üretmeye uygun olmasıyla ilgilidir. Ayrıca, bu erişilmesi güç alanlar, mezarların ve değerli eşyaların güvenliğini sağlamak için de idealdir. Başkent Tušpa, bu özellikleriyle sadece bir idari merkez değil, aynı zamanda Urartu hanedanı için kralî bir kutsal alan olmuştur.

Tušpa kentinin bir parçası olan ve sitadelin kuzeyinde, kaleye paralel bir şekilde uzanan Tušpa (Van Kalesi) Höyüğü, İlk Tunç Çağı'ndan XX. yüzyıl başlarına kadar uzanan dönemlere ait yerleşim kalıntılarına ev sahipliği yapmıştır. Yaklaşık 750 x 150 metre ölçülerindeki höyükte, farklı dönemlere ait tabakalar açık bir şekilde izlenebilmektedir. Höyükte arkeolojik kazılar, 1939 yılında Kirsopp ve Silva Lake başkanlığındaki bir Amerikalı ekiple başlamış, daha sonra 1963 yılında Prof. Dr. Afif Erzen, 1989-1991 yılları arasında Prof. Dr. M. Taner Tarhan ve Prof. Dr. Veli Sevin, 2010-2019 yılları arasında ise Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında devam etmiştir.

Höyükteki Urartu dönemi yapıları, erken ve geç olmak üzere iki yapı katından oluşmaktadır. Taş temel üzerinde yükselen kerpiç duvarlar ile inşa edilmiş Urartu mekânları, her iki dönemde de benzer plan anlayışına sahiptir. Kuzey-güney aksında birbirine bitişik yerleştirilmiş ve aralarında birer kapı geçidi ile bağlantı sağlanan odalardan, doğu ve batıdaki daha büyük salon veya odalara geçilir. Yapıların nitelikleri tek katlı bir düzenlemeyi işaret eder. Erken Urartu yapı katındaki taş temelli yapıların daha iyi işçilikli ve büyük boyutlarda yapıldığı, Geç Urartu yapı katında ise kısmen daha özensiz olduğu görülmektedir. Höyükte bulunan fibula, bulla, mühürler ve bir kil tablet gibi buluntular, kronoloji hakkında detaylı bilgiler sunar ve höyükteki Urartu döneminin MÖ. VII. yüzyılda sona erdiğini gösterir.

Höyükteki önemli yapılardan biri olan "Sütunlu Salon", 9,70 x 7 metre ölçülerinde ve tabanı kerpiç bloklarla oluşturulmuş bir mekândır. Salona doğudan geniş bir kapıdan giriş yapılır. Dört köşede, duvarların yaklaşık 1,50 metre açığına yerleştirilmiş ve yaklaşık 50 santimetre çapında olan sütun kaideleri bulunur. Sütun kaidelerinin üzerinde yükselen ahşap sütunların oturduğu bölüm, bir silme ile belirtilmiştir ve yaklaşık 35 santimetre çapındadır.

Günümüzde Tušpa (Van Kalesi) ve çevresindeki arkeolojik kalıntılar, önemli bir turistik ve tarihî merkez olarak korunmaktadır. Son dönem arkeolojik kazı çalışmalarında, başta kaya mezarları olmak üzere diğer anıtsal Urartu dönemi yapılarında temizlik çalışmaları ile detaylı ve teknolojik belgeleme çalışmaları yapılmış, böylece Tušpa'nın Urartu tarihindeki önemi ve mimari gelişimi daha iyi anlaşılmıştır.

Urartu başkenti Tušpa, gerek konumu gerekse mimari özellikleriyle antik dönemin en etkileyici yerleşimlerinden biridir.  Arkeolojik kazılar sayesinde ortaya çıkarılan kalıntılar, buranın sadece sıradan bir kale değil, aynı zamanda kralî yapılar, mezarlar ve kutsal alanlar içeren kompleks bir yerleşim olduğunu göstermiştir. Kayalığın doğal yapısını ustaca kullanan Urartular, savunması güçlü, su kaynakları zengin ve görsel açıdan etkileyici bir başkent inşa etmişlerdir.

Referanslar

Konyar, E. (2018). Van - Tuşpa, Yüksek Yaylanın Başkenti. Homer Kitabevi; Konyar, E. (2019). A new rock-cut tomb in Van Fortress/Tushpa; P. S. Avetisyan, R. Dan ve Y. H. Grekyan (Editörler), Over the Mountains and Far Away Studies in Near Eastern History and Archaeology Presented to Mirjo Salvini on the Occasion of his 80th Birthday (ss. 307-311) içinde. Archaeopress Archaeology; Konyar, E., Avcı, C., Genç, B., Akgün, R. G. ve Tan, A. (2013). Excavations at the Van fortress, the mound and the old city of Van in 2012, Colloquium Anatolicum, XII: 193-210; Konyar, E. ve Genç, B. (Editör). (2025). Tušpa: The Capital of Urartians. Brill; Urartular. (t.y.). Başkent Tuşpa. https://urartular.com.tr/alticerik/82/baskent-tuspa.html, Erişim tarihi: 12.02.2025.

Ayrıntılı bilgi için bakınız

Konyar, E. (2018). Van - Tuşpa, Yüksek Yaylanın Başkenti. Homer Kitabevi.