Limyra Antik Kenti
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Antik Kent TÜRKİYE'NİN İLLERİ Antalya
(Turunçova Saklısu, Finike, Antalya)
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2020
Antik Lykia bölgesinin doğusunda yer almaktadır Likya bölgesi Köyceğiz’den Antalya’ya çekilecek bir çizginin güneyinde kalan yarımada olarak (bugünkü Teke Yöresi) tanımlanmaktadır. Bölge sırasıyla Pers, Yunan, Roma, Doğu Roma (Bizans), Selçuklu, Teke Beyliği ve Osmanlılar hâkimiyetine geçti. Limyra’da 1969-1981 yılları arasındaki kazılar Alman Arkeoloji Enstitüsü, 1982’den bu yana devam kazılar ise Avusturya Arkeoloji Enstitüsü tarafından finanse edilmiştir. 1969’da başlayan kazılar 2003 yılına kadar Prof. Dr. Jürgen Borchhardt, 2003-2007 yılları arasında Doç. Dr. Thomas Marksteiner, 2008’den itibaren de Dr. Martin Seyer yönetiminde sürdürülmüştür. Kentteki kazı ve araştırmalar yerleşimin MÖ IV. yüzyıldan başlayarak MS XV. yüzyıla kadar sürdüğünü göstermektedir.
Limyra kent kalıntıları yayıldıkları alanlar nedeniyle Yukarı Şehir (İç Kale), Yamaç, Aşağı Şehir ve Çeper olmak üzere bölümlere ayrılmaktadır. İlk bölüm Toçak dağı üzerinde yer alan Yukarı Şehir (Akropolis) alanıdır. Likya’da kral unvanını taşıyan yöneticiler arasında yalnızca Limyralı Perikle Yunan tarih kaynaklarınca anılmıştır. Kral Perikle, kente hâkim bir noktadan ulaşılamaz olması nedeniyle Toçak Dağı’nın yamaçlarında ovadan 315 metre yükseklikte korunaklı bir kale kurdurmuştur. Bu kalenin kuleleri ve kurtinleri, seyirdim yeri ve mazgallarla güçlendirilmiştir. Kalenin su gereksinimi sarnıçlarla sağlanmıştır. Kale’de MS V.-VI. yüzyıllara tarihlenen bir de kilise kalıntısı bulunmaktadır.
Kentin kalıntılarının yayıldığı ikinci alan Toçak Dağı yamacında yer almaktadır. Yamaç kalıntıları arasında 200 kaya mezarı ve lahit mezarlara sahip Nekropol 2, Limyra Kralı Perikle için inşa edilen MÖ IV. yüzyıla tarihlenen anıt mezar Heroon, yine aynı döneme ait Yamaç Evler’in kaya temelleri ve yamacın en alt kotunda yer alan Roma dönemine tarihlenen Tiyatro ve Therme yapıları bulunmaktadır.
Toçak Dağı ile Turunçova’nın buluştuğu düzlükte yer alan Aşağı Şehir, Bizans döneminde örülen surların içine alınan Batı Şehir ve Doğu Şehir olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu iki sur öbeğinin arasında Saklısu kaynağından beslenen Limyros Çayı (Göksu) ile çevrili olan ve üzerinde kazı ekibinin yerleşkesi bulunan adacık yer almaktadır. Batı Şehir surları MS VII. yüzyılda Arap istilaları döneminde Aşağı Kenti korumak amacıyla 11 adet burç ile güçlendirilmiştir. Bu alandaki kalıntılar arasında MÖ III. yüzyılın ilk çeyreğine Ptolemaios II’nin hükümdarlık dönemine tarihlenen Ptolemaion Anıtı’nın temelleri, kazılarda ortaya çıkarılan akroteri, sütunları ve heykeltıraşlık eserlerinin bir kısmı ile Roma döneminin önemli anıt mezarlarından Gaius Caesar Kenotaphı’nın kalıntıları bulunmaktadır. Bizans döneminde kullanılan dükkânlar ve büyük boyutlarda bir kireç ocağı da bu alanda son yıllarda gerçekleştirilen kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Doğu Şehir surları içerisinde ise Roma dönemine tarihlenen Kuzey Hamam ve Güney Hamam, Limyros Çayı’nın suları altında kalan Sütunlu Cadde, Bizans dönemi Piskoposluk Sarayı, Şapel ve Sinagog bulunmaktadır.
Kent merkezinin çeperine yayılan kalıntılar grubu arasında batıda Arykanda Vadisi’nde yer alan Nekropol bir, doğuda yer alan Nekropol beş ve bugün alüviyal ovanın altında kalan Roma dönemi Köprüsü, Doğu şehir surlarının dışında kalan Nekropol üç ve dört ile Osmanlı dönemine tarihlenen Kafi Baba Tekkesi sayılıyor. Limyra’nın limanları olarak da kentin beş kilometre güneybatısındaki Finike Kalesi'nin yakınlarında bir dereağzı limanı ile daha batısındaki Gökliman belirtilmektedir. Klasik dönem Likya sanatının görkemli örneklerinden biri olan Limyra Kralı Perikle’nin Heroon yapısı duvar rölyefleri, cephesinde sütun görevi gören kadın heykellerinden oluşan Karyatidler, akroterinde yer alan Perseus ile Medusa heykel grubu, Hellenistik dönem yapısı olan Ptolemaion anıtının kabartmalı blokları ile heykelleri ve Gaius Caesar Kenotaphı’ndan rölyefli mermer plakaları Antalya Müzesi’nin Likya Salonu’nda, Limyra kazılarından ele geçen seramik, cam, metal buluntular ile terrakotta heykelcikler de müzenin bölge buluntuları salonunun Limyra bölümünde sergilenmektedir.
Referanslar
Borchhardt, J. (1999). Limyra. Zemuri Taşları. Likya Bölgesi’nde Limyra Antik Kenti’nin Gizemli Sularında Yapılan Arkeolojik Araştırmalar. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları; Baybo, S. (2015). Ancient City of Lycian Civilization-Limyra. Ankara: Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları; Marksteıner, T. (2010). Lykien, Ein Archäologischer Führer. Wien: Phoibos Verlag.
-
2021
Limyra Örenyeri, Antalya ilinin Finike ilçesinde bulunan Saklısu Mahallesi sınırları içinde kalan antik bir kenttir. Antik kent Toçak Dağı’nın güney eteklerinde bulunan Akropol ve Roma ve Bizans Dönemi surları içinde kalan alanda yer almaktadır. Limyra antik kentinin ismi Likçe yazıtlarda “Zemuri” olarak geçmektedir. Varlığı milattan önce V. yüzyıla uzanan Limyra, Lykialıların o dönem bütün Anadolu’yu egemenliği altında tutan Perslere karşı kurdukları Lykia Birliği’nin başkenti olmuştur.
Antalya ili Kumluca bölgesinde bulunan Finike-Elmalı karayolu üzerinde Finike’den yaklaşık altı kilometre sonra Turunçova ilçesi yer almaktadır. Limyra antik kenti bu ilçeye bağlı Saklısu Mahallesi ile iç içe bir yapıdadır. Mahalle yerleşkesi antik kent ile çok yakındır, bu nedenle antik kent mahallenin civarında kullanılmayan eski bir yerleşim alanı görünümündedir.
Limyra kentine gelindiğinde Turunçova- Kumluca karayolunun hemen kenarında yer alan tiyatro binası bulunmaktadır. Bu önemli eser Helenistik Dönemde yapılmış olup MS 141 yılında meydana gelen deprem ile büyük hasar görmüş ve sonrasında onarım geçirerek bu güne kadar gelen halini almıştır. Kentin simgesi niteliğindeki tiyatronun biraz ilerisindeki yamaçta Xatabura anıt mezar, kaya mezarlar, akropol kilisesi ve akropol, yamaç evleri, surlar, sarnıçlar ve önemli parçaları Antalya Müzesinde sergilenmekte olan MÖ. IV yüzyıl tarihli olan Kral Perikle’ye ait Perikle Heroonu anıt mezarı yer alır. Tiyatronun karşısında kalan bölgede ise o dönemlerde cadde olan ancak şimdi caddenin üzerinden akan dereyi geçerek ulaşılan döneme ait kalıntılar bulunmaktadır. Bizans hamamı, kilisesi, üzerinde dere akmakta olan sütunlu cadde bu kısımdaki görülmesi gereken önemli kalıntı ve oluşumlardır. Ayrıca bu alanda yer alan önemli yapılardan biri de MS IV. yılında Kudüs’ten Roma’ya dönerken Limyra’da ölen İmparator Augustus’un manevi oğlu Gaius Caesar adına yaptırılan içinde naaş olmayan ancak anıt niteliğinde yapılmış anıtsal mezardır.
Limyra, MÖ V. yüzyıldan başlayarak MS IX. yüzyılda Arap akınlarına kadar yerleşim alanı özelliğini korumuş, sonrasında ise terk edilmiştir. Başkent olduğu dönemlerde en parlak zamanını yaşayan kent MS 141 yılında meydana gelen büyük bir deprem ile önemli yıkımlar yaşamıştır. Ancak bölgede yaşayan zenginlerdin destekleri ile şehir yeniden kurulmuştur. Lykia döneminde önemli kentlerden biri olmasının yanı sıra Bizans döneminde de piskoposluk merkezi olarak önemini sürdürmüştür.
1969 yılından itibaren kazı çalışmaları başlayan kente ait bazı önemli eserler Antalya Müzesinde sergilenirken kalan diğer yapı ve eserler kenti ziyaret edenlerce görülebilmektedir. Bölgenin iklimi sayesinde ilkbahar başı ve sonbahar sonu itibariyle çok rahat ziyaret edilebilecek olan antik kent, yol üzerinde olması nedeniyle ziyaretçilerin kolay ulaşabileceği bir alandır. Yol üzerinden görülebilen ancak kısa bir tırmanışla ziyaret edilebilen kalıntılar için bölgedeki mahalle halkından rehberler yardımcı olmaktadır.
Referanslar
T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Limyra, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, https://antalya.ktb.gov.tr/, (Erişim tarihi: 11.01.2021); Things to do Antalya, Limyra Antik Kenti, https://www.thingstodoantalya.com/, (Erişim tarihi: 10.01.2021); Turkish Museums, Antalya Limyra Örenyeri, https://turkishmuseums.com/, (Erişim tarihi: 11.01.2021).
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Antalya Gezi Rehberi, Limyra Antik Kenti, https://www.antalyagezirehberi.net/, (Erişim tarihi: 11.01.2021); Kültür ve Turizm Bakanlığı, Limyra Örenyeri, Döner Sermaye İşletmesi Merkez Müdürlüğü DÖSİMM, http://dosim.kulturturizm.gov.tr/, (Erişim tarihi: 11.01.2021).
-
2026
Finike Ovası'nın kuzeyinde, Toçak Dağı'nın eteklerinde ve Arykandos ile Limyros çaylarının oluşturduğu geniş alüvyal düzlük üzerinde yer alan Limyra Antik Kenti (günümüzde Turunçova-Yuvahlar), Likya Uygarlığı'nın en önemli yerleşimlerinden biridir. Kent, Doğu Likya olarak adlandırılan bölge içerisinde bulunmaktadır. Antik kaynaklarda kentin adı Likçe Zemuri, Hitit metinlerinde ise Zumarri olarak geçmektedir (Çevik 2021: 410; Sevin 2019: 175). Yerleşme ilk olarak 1216 m yüksekliğindeki Toçak Dağı'nın eteklerinde ve birikinti konileri üzerinde kurulmuş, daha sonraki dönemlerde ise tatlı su gölü ve bataklık alanlarının doğal süreçler ile insan eliyle gerçekleştirilen drenaj çalışmaları sonucunda düzenlenmesiyle kent ovaya doğru genişleme göstermiştir (Öner ve Vardar 2018: 1-5). Yerleşim tarihinin MÖ V. yüzyıla kadar uzandığı bilinen Limyra, Kral Perikle döneminde MÖ IV. yüzyılda Likya'nın başkenti konumuna yükselmiştir (Çevik 2021: 410). Bölge bu dönemde Pers egemenliği altında bulunmasına rağmen kent siyasi özerkliğini korumayı başarmıştır. Büyük İskender'in MÖ 333 yılında Pers hâkimiyetine son vermesiyle birlikte şehir, onun görevlendirdiği satrap Nearkhos tarafından yönetilmeye başlanmıştır. İskender'in ölümünün ardından Antigonos'un yönetimine giren Limyra, MÖ 310 yılından sonra Ptolemaioslar'ın, MÖ 301 yılından itibaren ise Lysimakhos'un egemenliği altına girmiştir. MÖ II. yüzyılda Likya Birliği'nin kurulmasıyla birlikte birliğin önemli kentlerinden biri hâline gelen şehirde, Ksanthoslu Kuprrli tarafından Limyra adına sikke bastırılmıştır. Özellikle Perikle yönetimindeki MÖ II. ve I. yüzyıllarda kent ekonomik ve siyasi açıdan güçlü bir dönem yaşamıştır (Akşit 2008: 263). MS I. yüzyılda meydana gelen depremlerden etkilenen kent, özellikle MS 141 yılındaki büyük depremde ağır hasar almıştır. Bölgedeki birçok kentin yeniden inşasında önemli katkılar sağlayan Opramos, Limyra'nın yeniden imarında da destek vermiştir. Daha sonra Bizans egemenliğine giren kent, Myra'ya bağlı bir piskoposluk merkezi olarak varlığını sürdürmüştür. Ancak MS VIII. ve IX. yüzyıllarda gerçekleşen Arap akınları sonucunda önemini kaybetmiş ve zamanla terk edilerek harabe hâline gelmiştir. Ayrıca Toçak Dağı eteklerinden çıkan karstik kaynakların oluşturduğu bataklık alanlar nedeniyle antik kent kalıntılarının önemli bir bölümü suyla kaplı alanlar içerisinde kalmıştır (Çevik 2021: 410-412).
Limyra, Likya Bölgesi'nde en fazla kaya mezarına sahip kentlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Kentin akropolü kuzey kesimde yer almakta olup surlarla çevrilidir. Akropolün çevresinde Toçak Dağı eteklerine yayılan kaya mezarları ile yamaç ve ova kesiminde konumlanan yerleşim kalıntıları dikkati çekmektedir. MÖ IV. yüzyılda inşa edilen ve Kral Perikle'ye ait olduğu kabul edilen anıt mezar, kentin en gösterişli yapıları arasında yer almaktadır. Akropolün güneyindeki düzlükte tiyatro bulunurken, tiyatronun hemen güneyinde Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen sur kalıntıları yer almaktadır. Roma Dönemi'nde inşa edilen tiyatro, kentin önemli anıtsal yapılarından biridir. Surların çevresinde, iki ayrı mahalle olabileceği düşünülen surlarla çevrili yerleşim alanları bulunmaktadır. Bu alanların batısında ise Augustus'un manevi oğlu Gaius Caesar adına yaptırıldığı ve MS IV. yüzyıla tarihlendiği belirtilen anıt mezar yer almaktadır. Tiyatronun kuzey yamaçlarında geniş bir nekropol alanı uzanmaktadır. Oldukça büyük bir mezarlık alanına sahip olan Limyra'da bulunan mezar kabartmaları ve yazıtlar, kentin sanatçılar, zanaatkârlar, tüccarlar, askerler ve devlet görevlileri tarafından tercih edilen önemli bir yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Yazıtlar ayrıca baş tanrı Zeus onuruna sportif yarışmalar düzenlendiğini ortaya koymaktadır. Dinî açıdan da önem taşıyan Limyra'nın aynı zamanda bir kehanet merkezi olduğu bilinmektedir. Kent sikkeleri üzerinde yer alan kehanetle ilgili tasvir ve ifadeler de bu işlevi desteklemektedir (Çevik 2021: 410-414; Sevin 2019: 175). Limyra'daki ilk bilimsel kazılar 1969 yılında Alman arkeolog Prof. Dr. Jürgen Borchhardt tarafından başlatılmıştır. 2019 yılında ellinci yılı kutlanan kazı çalışmaları, Avusturya Viyana Üniversitesi adına kazı başkanı Dr. Martin Seyer tarafından sürdürülmektedir (Öner ve Vardar 2018: 5; Akurgal 1998: 418).
Referanslar
Akurgal, E. (1998). Anadolu Kültür Tarihi. Ankara: TÜBİTAK Yayınları; Bean, G. E. (1998). Eskiçağda Lykia Bölgesi. İstanbul: Arion Yayınevi; Çevik, N. (2021). Lykia Kitabı: Arkeolojisi, Tarihi ve Kültürüyle Batı Antalya. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları (V. Dizi, Sayı 14); Öner, E. ve Vardar, S. (2018). Eşen Deltası Paleocoğrafyasında Letoon ve Patara’nın Jeoarkeolojisi, Avrasya Sosyal ve Ekonomik Araştırmaları Dergisi (ASEAD), 5(6): 286–312; Sevin, V. (2019). Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası I. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları (VI. Dizi, Sayı 50); Zayım, M. (2023). Antik Dönem Likya Bölgesi ve Şehirlerinin Coğrafi Açıdan Değerlendirilmesi (Yayımlanmamış doktora tezi). İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.
Sanal Gezinti / İnternet Adresi
https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/limyra
