Kavlaktepe Köyü Yeraltı Şehri

ARKEOLOJİK KAZI VE YÜZEY ARAŞTIRMASI Yüzey Araştırması Mağara Yeraltı Kenti

Kavlaktepe Yeraltı Şehri, Kapadokya bölgesi içindeki yer alan Niğde’nin, bölgenin, yeryüzü yapısına bağlı olarak şekillenen mağara ve kayaya oyulmuş yaşam mekânlarından biridir.  Niğde’nin Çamardı ilçesine bağlı Kavlaktepe Köyü Yeraltı Şehri, Niğde il merkezine 46 kilometre, Çamardı ilçe merkezine 24 kilometre mesafede bulunmaktadır. Aladağ Demirkazık zirvesine gidiş yolu üzerinde, yola 1,5 kilometre uzaklıktadır. Kavlaktepe Yeraltı Şehri’nin tarihi geçmişini, Çamardı ve Niğde ili tarihi ile bağlantılı olarak belirlemek mümkündür. Çamardı ve çevresinde ilk yerleşme izleri, Tunç Çağı’na kadar geriye gitmekte olup daha sonraki süreçte Hitit, Frig, Pers, Makedon, Roma, Bizans ve İslami dönem yaşanmıştır.

Çamardı kasabasına yakın, en eski yerleşme izleri İlk Tunç Çağı’na ait olduğu bildirilen Celaller Köyü sınırları içerisindeki Kestel Yeraltı Maden Ocakları ve Göltepe höyüğüdür. Çamardı yerleşmesi kurulmadan binlerce yıl evvel terk edilen bu yerleşme, Toroğlu (2006)’nun deyimiyle “genetik olarak” Çamardı ile bir bağı bulunmasa da anılması gerekir.

Kasabanın bulunduğu saha, tarih boyunca İç Anadolu’dan Çukurova’ya inen önemli kervan ve askeri yol güzergâhı durumundadır. Arap akınları esnasında gerek Bizans orduları, gerekse Arap ordularının geçiş yeri olmuştur. Gülek Boğazı’ndan geçtikten sonra Kayseri istikametinde uzanan bu geçit, Bizanslılar tarafından “Karydion Geçidi” olarak isimlendirilmiştir. “Kilikya Kapısı” da denilen Gülek Boğazı, İslam ülkesinin sınırını Toroslara ulaşmasını sağlayan önemli bir geçittir.

Çamardı, XVI. yüzyılda Niğde Kazasına bağlı bir nahiye merkezidir. Nahiyenin 16. yüzyıl boyunca hızla büyüdüğü ve geliştiği görülmektedir. Çamardı Kasabası’nda Türk aşiretlerin yerleşmesinden öncesine ait herhangi bir kalıntıya rastlanmaz. Mevcut yerleşim, Bereketli ve Maden köylerinin birleşmesinden meydana gelmiştir. Aladağların yamaçlarından çıkarılan kurşun madeni, XIX. yüzyıl sonlarına kadar yerleşme çevresinde işlendiğinden, sahadaki aşiretlerin bir kısmı bölgeye yerleştirilmiştir. Ayrıca bölgeye Trabzon Vilayetinden bir miktar nüfus, maden işçisi olarak getirilmiştir. Bugün Kavlaktepe ve Kızılören köylerinde yaşayanların, bu göçler vasıtası ile geldikleri ifade edilmektedir.

Nahiye XIX. yüzyıl ortalarından itibaren, merkezin adından dolayı, Bereketli Madeni ismiyle anılmaya başlanmıştır. 1866 senesinde Çamardı (Bereketlü) adıyla tekrar kaza merkezi olmuş 1880’de tekrar nahiye merkezine dönüştürülmüştür. 1903 sonrasında Maden (Çamardı) ismi ile kaza merkezi haline gelmiştir.  1910’da tekrar nahiye merkezine dönüştürülen Çamardı 1947’de Niğde’ye bağlı İlçe yapılmıştır.

Bulunduğu alanın tarihi geçmişi içinde değerlendirilen Kavlaktepe Yeraltı Şehri, Kapadokya bölgesinin yerleşim biçimleri ve yapı malzemesini belirleyen jeolojik oluşumlar doğrultusunda şekillenmiştir. Kavlaktepe Yeraltı Şehri, düz bir arazinin kayalıkla sonlandığı ve yamacın altında oluşan doğal mağaraların da kullanıldığı tepenin eteklerinde kurulmuştur. Kavlaktepe Köyü, Çamardı yolu üzerinden, köye ulaşımı sağlayan yola girildiği andan itibaren hafif bir meyille yükselen arazide kurulmaya başlamıştır. Yeraltı şehrine doğru bu eğim artmaktadır. Kuzey-güney yönünde kurulumu sağlanan yeraltı şehri, doğu yönünde kaya yarıkları ile sınırlanmakta ve etrafında, giderek yükselen farklı kotlarda, bu gün halen kullanılan evler bulunmaktadır. Kavlaktepe Yeraltı Şehri, mekânları yaklaşık 600 metrekarelik alanı kaplamaktadır. 

Tel örgü ile çevrelenmiş alana girildiğinde, ilk göze çarpan şey, kayalık alan ve eteklerindeki mağara görüntüsü, dış mekânlar ve çökmüş tavanlarıdır. Yeraltı şehri, yamacın eteklerinde bulunan, “dış mekânlar” olarak tanımladığımız alan ve “tünel” bölümünden oluşmaktadır. Dış mekânlardan yüzeye yakın olanlarının, üst örtülerinin çökmesi sonucu bir kısmının görünür hale gelmiştir. Bu gün ulaşılan mekânların çoğu, Niğde Müzesi kurtarma çalışmaları sırasında boşaltılmış, sağlamlaştırma işlemleri yapılmıştır. İlk çalışma, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü adına Niğde Müze Müdürü Erol Faydalı başkanlığında kurtarma kazısı olarak 1990 yılında yapılmıştır.  1991’de, 1992’de ve 1994’de kazı çalışmalarına devam edilmiş ve 2006 yılında da kazı yapılması için kazı önerisinde bulunulmuşsa da olumlu bir sonuç alınamamıştır.

“Tünel” bölümü olarak tanımlanan kısımdaki odalar, Kavlaktepe Yeraltı Şehri yerleşim alanın kuzeydoğu ve kuzey batı yönünde yer almaktadır. Yeraltı şehrinin ana bölümü olarak niteleyebileceğim “Tünel Bölümü”,  iki yanında sıralanmış odalardan oluşmaktadır. Tünelin bugünkü girişi demir parmaklıklı bir kapı ile örtülmüş durumdadır. Orijinal girişin, alt kotta olduğu ve oradaki avlumsu oluşumun kuzeyindeki girişle tünel bölümüne ulaşım sağlandığı anlaşılmaktadır. 1- 1,5 metrelik koridorun sonunda tünel bölümüne geçişi kontrol eden değirmen taşı kapı bloğu bulunmaktadır. Değirmen taşlı girişin hemen sağında, bir koridor vasıtasıyla ilk odaya geçiş yapılır. Tünelin devamında sağda ve solda odalar sıralanmış olup tünelin su ile kaplı bölgesinde üç oda bulunmaktadır. Tünel, yarı toprak yığını ile kaplı bitirilmemiş ya da çökmüş durumda olan doğu-batı doğrultusunda bir mağara dâhil olmak üzere toplam 11 odaya sahiptir. Tünelin uzunluğu 790 santimetredir ve odalar, yoğun olarak girişe yakın alanda bulunmaktadır.

Tünelin yüksekliği, başlangıçta 170 santimetre olup yaklaşık 10 metre sonra sağa doğru kırılmaya başladığı alandan itibaren 120 santimetre olarak devam edip yer yer 90 santimetreye kadar düşüp sonra 186 sintimetreye yükselmektedir. Tünelin tavanı, önce dik köşeli iken yaklaşık 60 metreden başlayarak tonozu anımsatacak şekilde kavislenmektedir ki bu noktadan itibaren tünelin yüksekliği artmaktadır.  

Tünel genişliği ise 160 santimetre ile başlamakta sonra daralarak kuzey-batı yönünde kıvrılarak devam etmektedir. İlerledikçe genişliği, 120 santimetre ile yer yer 90 santimetre kadar düşmektedir. Tünelin, başlangıcından 680 santimetre sonra havalandırma bacası yer almaktadır. Bacanın yüksekli 820 santimetre olup dairesel kesitlidir.

Başlangıçtan 25 metre sonra su birikintisi başlamaktadır. Mevsimsel değişikliklere göre miktarı artıp azalmaktadır. Kar sularının eridiği ve yağışlı dönemlerde su miktarının yükseldiği, 80 santimerye kadar ulaştığı gözlemlenmiştir. Tünel, su birikintisi dışında rahat ulaşımın olduğu, iki kişinin yan yana yürüyebileceği şekilde, genişliğe ve yüksekliğe sahiptir.

Tünelin son kısmında bulunan odalarının girişini zeminden yüksekte olması,  bu mekânların kullanıldığı dönemde de tünelin su biriktirme alanı olarak kullanıldığını düşündürmektedir. Kaynağı tam olarak belirlenemeyen suyun, havalandırma bacası olarak kullanılan alandan yağmur sularının gelmesinin dışında toprak altından kaynaklandığı ve biriktiği düşünülmektedir. Köyde yaşayan halk, eskiden buranın kuyu olarak kullanıldığını ve su çekildiğini anlatmaktadır.  

Alanın doğusunda yer alan ve “Dış Mekân” olarak isimlendirdiğimiz sekiz oda, doğu ve güneydoğu yönünde ilerlemiş sonra kıvrılarak batı yönünde, tünel bölümüne doğru yaklaşmıştır. Bu mekânlar yüzeye yakın bir alanda, doğal mağaralarla başlayan bir gelişime sahiptir. İlerledikçe, mekânlar, kayaya oyulmuş odalara dönüşmüştür. Bu odaların bazılarının tavan kısımlarında, 70 ila 100 santimetre çapında dairesel boşluklar (işlevsel özellikte) bulunmakta kimilerinin de yıkılan bölümleri nedeniyle dışarı açılmaktadır.  

Dış mekan bir numaralı odaya hafif bir rampa ile girilmektedir. Doğal mağara oluşumunun şekillendirmesi ile oluşan odanın tavanı da bunla bağlantılı olarak hafif kavislidir. Bu odadan Dış Mekân 2 ve 3 No'lu odaya geçiş sağlanmaktadır ve bu oda diğer iki odaya göre daha alt kottadır. 4 No'lu oda, belli alanlarda genişleyen bir koridor, bir geçiş alanı niteliğindedir ve 5 No'lu odaya bağlanmaktadır. 5 No'lu oda, farklı boyutlarda üç mekânla ve dışa ulaşımı sağlayan bir geçişle bağlantılıdır. 6 No'lu oda, tünel bölümü girişinin solunda bulunan ve girişten yaklaşık 250 santimetre aşağıda bulunan, toprak alanla çevrilen, avlu benzeri açıklığın kenarında kuzeyde yer kalmaktadır. 7 No'lu oda, yaklaşık 120 santimetre çapında delikten aşağıya inilen, kiler olarak kullanıldığı tahmin edilen, 190 santimetre yüksekliğinde yaklaşık dairesel planda bir mekândır. 8 No'lu oda, kiler olarak kullanıldığı düşünülen, doğal bir oluşumdan elde edilen mekândır. Dairesel formlu odanın, sol tarafında 120 santimetrelik bir oyuntu mekân daha bulunmaktadır.

Kavlaktepe yeraltı şehri doğal mağaralarla, insan elinden çıkmış kaya mekânların birleşiminden oluşan bir yapıya sahiptir. Kapadokya bölgesinde birçok yeraltı şehrinde olduğu gibi derinliğine giderek katmanlaşan bir yapıya sahip değildir. Yatay düzlemde genişlemiştir. Kurulduğu alan göre yapılan sınıflandırmada, “doğrudan yer seviyesinin altında veya bir tepenin veya bir yamacın içine, kayanın derinliklerine kurulan yerleşim alanları”  şeklinde tanımlanan ikinci gruba girer. Kavlaktepe ’de olduğu gibi, tüm girişler savunmalı alana yakın olan birinci katta bulunur. Yol ağı ve diğer tüm tesisler yeraltındadır, çeşitli odalar tünellerle birbirine bağlanmıştır. 

Kavlaktepe Yeraltı Şehri, İtalyan Yeraltı Araştırmaları Merkezi tarafından yapılan sınıflandırmaya göre “Antropize Mağaralar” içinde değerlendirilebilir. Yani doğal mağaralar, yerleşimin bazen giriş mekânını oluşturmakta ve devamında mekânlar oyularak, yatay ve dikey yönde gelişmektedir. Bazen de doğal mağaralar yüzeyde ya da yüzeye yakın bir bölümde, gerekli müdahalelerle kullanılır hale getirilmektedir. Bu bölümler daha çok hayvanlara ayrılan bölümler ya da dışarı ile teması daha kolay olduğu için, herhangi bir tehdit unsuru olamadığı müddetçe yaşama mekânı olarak kullanılmışlardır. Kavlaktepe Yeraltı Şehri, “Dış Mekânlar” olarak isimlendirilen bölümü, bu şekilde düzenlenmiştir. Düz bir alanda, hafif yükselmeye başlayan kaya kırığında şekillenen doğal mağaralar, odalara dönüştürülmüştür. “Tünel Bölümü” ise kayaların oyulması ile şekillenen, tünel ve bu tünele açılan odalardan oluşmuştur. 

Kapadokya bölgesinde ki diğer yeraltı şehirlerinde olduğu gibi Kavlaktepe Yeraltı yerleşiminin de ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Bunun için arazinin şekillendiği jeolojik dönemler, ilk yerleşim alanlarının kurulduğu zaman ve bölgenin jeopolitik önem durumu yol gösterici olacaktır. İnsan, bütün bu etkenler doğrultusunda, doğal imkânların yönlendirmesi ile barınma ve güvende olma ihtiyacını çözümlemiş, Kapadokya bölgesinde bunu, kolay işlenebilir kaya yapısı gereği yeraltı şehirleri ile sağlamıştır. Yeraltı şehirleri, farklı kültürler tarafından uzun vadede şekillenen ve kullanılan yerleşim alanlarıdır.  

Referanslar

Altuner, Huriye (2022). Niğde Kavlaktepe Yeraltı Şehri. İzmir: Duvar Yayınevi; Bixio, R., Calio, V., Pascale, A. (2011). Kapadokya Bir Yeraltı Yerleşim Bölgesi. 1. Uluslararası Nevşehir Tarih ve Kültür Sempozyumu Bildirileri Cilt-7 (ss. 5-32).; Faydalı, Erol (1992). Kavlaktepe Yeraltı Şehri Kurtarma –Temizlik Kazısı. II. Müze Kurtarma Kazıları Semineri (29-30 Nisan 1991) (ss. 285-299). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi.; Faydalı, Erol (1993). Kavlaktepe Yeraltı Şehri Kurtarma–Temizlik Kazısı. III. Müze Kurtarma Kazıları Semineri (27-30 Nisan 1992). Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi, 365-372.; Toroğlu, Emin (2006). Niğde İli Yerleşmeleri Ve Lokasyon Planlaması (Doktora Tezi). Ankara: Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.