Giresun Isırganı Yemeği

GASTRONOMİ Yemek TÜRKİYE'NİN İLLERİ Giresun

(Giresun, 2022)

Tıbbi ve aromatik bitkiler içerisinde yer alan Isırgan otunun anavatanı Akdeniz’dir. Adını Latincede ‘yakan’ anlamına gelen ‘uro’ sözcüğünden türetilmiş urtica’dan alır. Kapalı tohumlular şubesinin iki çenekliler sınıfında yer alan ısırgan; sütsü özü bulunmayan, basit yapraklı otsu bir bitkidir. Çalı formu da mevcut olan ısırganın tamamı içi boş tüp şeklindeki ince tüyler ile kaplıdır. Bu ince tüyler formik asit, histamin, asetilkolin ve serotonin gibi kimyasallar içermekte olup temas edildiğinde ciltte yakıcı bir hisse sebebiyet vermektedir. Onun bu özelliği halk arasında dızlağan ve aslan pençesi gibi isimlerle de anılmasına sebep olmuştur. 

Kuzey ve güney yarım kürelerin tropikal ve subtropikal alanlarında dağılışını sürdüren ısırganın, dünya genelinde yaklaşık 50’den fazla türü bulunmaktadır. Güney Amerika kıtasından Avrupa’ya, Afrika kıtasından Asya’ya kadar geniş sahalarda yetişme fırsatı bulmuş olması doğrudan iklim ile ilişkilendirilebilir. İklim istekleri değerlendirildiğinde ılıman iklim sahalarının bu bitkinin yetişmesinde ve gelişmesinde ideal olduğu söylenilebilir. Özellikle ana yetişme döneminde suya ihtiyacı fazla olan bitkinin donlara karşı dayanıklılığı yüksektir. Aşırı sıcak ve kurak geçen yaz dönemlerinde ise iyi bir gelişme gösterememektedir. Bu özellikler dikkate alındığında ılıman denizel iklim etkisi altındaki Giresun’un ısırgan otunun yetişmesi için uygun bir sahadır. 

Toprak isteği açısından değerlendirildiğinde ise ısırgan otunun organik madde miktarı açısından zengin, humuslu ve ağır nemli topraklarda iyi geliştiği, asit karakterli topraklarda ise gelişiminin zayıf olduğu söylenilebilir. Yapılan araştırmalarda toprakta azot ve fosfor miktar artışına bağlı olarak ısırgan otunun gelişiminde bir hızlanmanın meydana geldiği tespit edilmiştir. Giresun ilinde genel olarak gri-kahverengi podzolik toprakların ve kırmızı-sarı podzolik toprakların yayılış gösterdiği görülmektedir. 

Ilık ve yağışlı iklim bölgelerinin, yapraklarını döken orman ağaçları altında gelişimini sürdüren gri-kahverengi podzolik toprakların organik zonu ince bir örtü halindedir. Toprakta meydana gelen besin maddesi döngüsü ile bazlar sürekli yenilenir. Giresun yağış açısından zengin bir bölge olduğundan toprakları aşırı yıkanmaya uğramaktadır. Böylelikle toprak bitki besin elementleri açısından fakirleşmekte, bu durum hububat tarımında verim düşüklüğüne sebep olmaktadır. 

Genellikle asit karakterli olan bölgenin toprakları azot, potasyum, fosfor gibi besin elementleri açısından yetersiz olduğu için fındık ocaklarından verim alınabilmesi amaçlı gübrelemeler yapılmaktadır. Yılda iki defa uygulanan (şubat sonu-mart başı ve mayıs sonu-haziran başı) Kalsiyum Amonyum Nitrat gübresi buna güzel bir örnektir. Gübre, içerdiği kalsiyum karbonat ile toprağın pH’ının düşmesine katkıda bulunur. Yine üç yılda bir kasım-şubat ayları arasında uygulanan fosforlu gübre ve potaslı gübre, toprağın pH’ının dengelenmesini sağlamaktadır. Bu ilave maddelerin topraklarda ısırgan otunun gelişimi üzerinde olumlu etkilere sebep olduğu düşünülmektedir.

Isırganın hemen hemen her coğrafyada yer alması kullanım alanının genişlemesine de yol açmıştır. Nitekim geçmişten günümüze kadar pek çok farklı amaç ile kullanılan ısırgan kimi zaman Anadolu’da dini ritüellerde (Örn. Hıdırellez) gençlik ve sağlık kazanmak için kullanılmış, kimi zaman Roma’da soğuk hava koşullarına karşı dinçlik kazanmak için askerler tarafından vücutlarına sürülerek kullanılmıştır. 

Besleyicilik değeri yüksek olduğundan (potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve vitamin C) insanlar kan temizleyici ve kan yapıcı özellikteki ısırganı çeşitli hastalıklara şifa amaçlı olarak sofralara bile dahil etmiştir. Böbrek ve mesane taşlarının tedavisinde, prostat sorunlarının giderilmesinde, vücutta oluşan ödemlere karşı ve kepeksiz saçlara sahip olmak için farklı formlarda (çay, yemek, tentür vb.) kullanımlar buna örnektir.

Giresun yerlileri ise ısırganın bu şifasından yemek yaparak faydalanmaktadır. Görele ilçesinin Gölbaşı köyü sakinlerinden edinilen bilgiler doğrultusunda ısırgan yemeğinin tarifi şu şekildedir: nisan ile eylül ayları arasında yerlilerin tabiri ile ısırgan otunun nezük kısımları (taze olan tepe kısımlar) eldiven kullanılarak toplanır ve soğuk suda bir güzel yıkanarak temizlenir. Temizlenen ısırganlar ince ince doğranır. Bir tencere içerisine yöre ağzı ile iki sağan (geniş kâse) su koyulur (yemeğin muhallebi kıvamında olması için tencereye çok su ilave edilmemelidir) ve kuzine üzerine kaynamaya bırakılır. 

Yapılışın ikinci aşamasında, ısırganlar kuzine üzerinde kaynayan suyun içerisine atılarak haşlanmaya bırakılır. İsteğe bağlı olarak tarladan toplanılmış taze pazı yaprakları ve kara lahana yaprakları da temizlendikten ve ince ince doğrandıktan sonra kaynayan suya ısırgan otu ile bırakılabilir. Yörenin yaşlıları tencere içerisindeki yeşil bitkileri büyükçe bir tahta kepçe yardımı ile ezerek karıştırır. Bu işlem, yemek pürüzsüz bir kıvam almasına kadar devam ettirilir. Genç hanımlar ise bu işlemi daha basite indirgeyerek bir mikser yardımı ile yapmaktadır. 

Yemeğin üçüncü aşamasında ise elde edilen pürüzsüz yemeğin içine yöre ağzı ile iki goşama (avuç) tarlalardan hasat edilmiş, taş değirmenlerde öğütülerek elde edilmiş mısır unu ilave edilir. Bu un yemeğin daha bir kıvamlı hale gelmesini sağlar. Sonrasında üç-dört kaşık kadar tereyağı, iki-üç kaşık kadar sıvı yağ, üç-dört diş sarımsak ve bir tutam ince kıyılmış taze nane ile bir tutam tuz eklenerek bir müddet daha karıştırılmaya devam edilir. Bundan sonraki son aşama ise yemeğin servisidir. Tabaklara konulan ısırgan, taze soğan veya kuru soğan ve ekmek ile servis edilir. Giresun Isırganı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 20 Ocak 2021 tarihinde başvurusu yapılarak, 17 Mart 2022 tarihinde coğrafi işaret olarak tescillenmiştir. Tescil numarası ise 1052’dir. Bu tescil ile bitkinin ve yemeğin Giresun yöresine özgü kullanımı ve geleneksel değeri koruma altına alınmıştır.

Referanslar

Aytaç, S., Gizlenci, Ş. ve Ayan, A.K. (2020). Isırgan tarımı. (Eds.: A.K. Ayan, S. Aytaç & R. Paslı, Isırgan içinde, s. 51-63). Samsun: DOKAP.; Kara, N. (2004). Isırgan otu. Türk Tarım, ss. 66-67.;Gezgin, D. (2021). Bitki mitosları. İstanbul: Pinhan Yayıncılık; https://www.fiskobirlik.com.tr/findikdetay/Findik-Yetistiriciligi.html (Erişim tarihi: 13/10/2025); https://www.ankara.bel.tr/files/5715/6776/8899/TIBBI_VE_AROMATIK_BITKI_-_ISIRGAN_OTU.pdf (Erişim tarihi: 11/10/2025); https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/isirgan-otu-neden-yakar (Erişim tarihi: 11/10/2025).

Ayrıntılı bilgi için bakınız

Aytaç, S., Gizlenci, Ş. ve Ayan, A.K. (2020). Isırgan tarımı. (Eds.: A.K. Ayan, S. Aytaç ve R. Paslı, Isırgan içinde, ss. 51-63). Samsun: DOKAP.

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: