Aşağı ve Yukarı Anzaf Urartu Kaleleri
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Kale Antik Kent
-
2025
Urartu Krallığı’nın başkenti Tušpa’nın (Van Kalesi) yaklaşık 13 kilometre kuzeydoğusunda yer alan Aşağı ve Yukarı Anzaf Kaleleri, bugünkü Van – Saray (D300) yolunun hemen üzerinde, Dereüstü Mahallesi sınırları içinde bulunmaktadır. Kazılarda bulunan inşa yazıtlarından Aşağı Anzaf Kalesi’nin Kral İšpuini (MÖ 830 – 810), Yukarı Anzaf Kalesi’nin ise bu kralın oğlu Minua (MÖ 810 – 786) döneminde inşa edildiği anlaşılmaktadır. Her iki kalede de 1991-2007 yılları arasında, İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Oktay Belli’nin başkanlığında arkeolojik kazı çalışmaları yapılmıştır.
Aşağı Anzaf Kalesi, yaklaşık olarak 1900 metre rakımlı bir tepe üzerinde yer almakta ve 62 x 98 metre boyutlarında dikdörtgen bir plan göstermektedir. Yaklaşık 6.000 metrekarelik bir alana yayılan kalenin çevresi kalın bir sur duvarı ile çevrilidir. Urartu çağı sonrasında farklı dönemlerde yerleşim gören kale, yoğun bir tahribata uğramıştır. Öyle ki üzerinde bir şapel kalıntısı arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca günümüzdeki Van – Saray karayolunun yapımı sırasında da tahribata uğramıştır. Bütün bu durumlar kalenin Urartu çağındaki durumunu net olarak anlamamızı zorlaştırır. Her ne kadar burada arkeolojik kazıları yürüten Prof. Dr. Oktay Belli tarafından bağımsız bir askeri karakol niteliği taşıdığı belirtilse de Aşağı Anzaf Kalesi’nin, Urartu Krallığı’nın projelendirdiği Yukarı Anzaf Kalesi’nin inşa sürecinin bir ön adımı olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü her ne kadar inşa yazıtlarından dolayı iki farklı kale olarak tanımlasak da Aşağı ve Yukarı Anzaf’ı tek bir kent kurgusu içinde değerlendirmek doğru olacaktır.
Aşağı Anzaf’ın yaklaşık 900 metre güneyinde bulunan Yukarı Anzaf Kalesi ise 1995 metre rakımlı bir tepe üzerine, hemen hemen 60.000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. Aşağı kent olarak tanımlanan ve henüz arkeolojik kazısı yapılmamış alan ile birlikte yaklaşık 200.000 metrekaredir Aşağı Anzaf ve Yukarı Anzaf bir arada düşünüldüğünde, Urartu’nun çok erken dönemlerinde bölgenin en önemli kentinin projelendirildiği görülmektedir. İšpuini ve Minua döneminde inşa edilen Anzaf kenti, krallığın yıkılışına değin yaklaşık 150 yıldan fazla varlığını sürdürerek, Urartu mimarisinin geçirmiş olduğu tüm gelişim evrelerini üzerinde barındırmaktadır. Sadece mimari değil, buluntu çeşitliliği de MÖ IX. yüzyıldan MÖ VII. yüzyıla kadar geniş bir zaman dilimini kapsamaktadır. Anzaf bu özelliğiyle Urartu tarihinin tüm aşamalarını somut olarak günümüze taşıyan yegâne Urartu kentidir. Ayrıca Yukarı Anzaf konumu itibariyle Van Gölü Havzası ile kuzeybatı İran bölgeleri arasında önemli bir üs niteliği taşır.
Arkeolojik çalışmalar sonucunda, Yukarı Anzaf’ın sitadel kısmının kalın sur duvarlarıyla çevrili olduğu görülmüştür. Sitadelde saray ve sarayla ilişkili yapılar, Haldi Tapınağı ve tapınak ile ilişkili mekânlar, büyük salonlar ve çok sayıda depo odası ortaya çıkarılmıştır. Sitadel bölümüne giriş iki ayrı kapıyla sağlanmış olup, bu kapılar kuzey ve güney yönlü olarak 11 x 8 metre boyutlarında kulelerle desteklenmiştir. Kuzey kapısı atölye ve depo gibi bölümlere açılırken, güney kapısı da tapınak ve saray mekânlarına ulaşımı sağlamaktadır.
Sitadelin batısında üstten merdivenlerle ulaşılan depolar yer almaktadır. Tapınak ise sitadelin güney uç noktasında, en yüksek kesiminde konumlanmıştır. Kare planlı tipik bir Urartu tapınağı olan Yukarı Anzaf Haldi Tapınağı, 13,40 x 13,40 metre ölçülerindedir ve 2,5 metre kalınlığında duvarlara sahiptir. Urartu tapınak planlarında olduğu gibi avlu ve yapılardan oluşan bir kompleks burada da karşımıza çıkar. Tapınağın kuzeydoğu köşesine yerleştirilmiş, altı satırdan oluşan ve doğu yüzünde iki kez, kuzey yüzünde ise bir kez tekrar edilen Urartuca inşa yazıtında şunlar yazmaktadır:
“Tanrı Haldi’nin büyüklüğü sayesinde, İşpuini oğlu Minua, Efendi Tanrı Haldi için bu susi’yi yaptırdı, mükemmel bir şekilde bir kale inşa ettirdi.”
Saray kompleksi ise tapınağın kuzeybatısında konumlanmış ve kazı çalışmaları sonucunda kabul salonu, depo odaları, koridor gibi yapılar açığa çıkarılmıştır. Bunlardan kabul salonu 10x29 metre ölçülerinde olup içerisinde yedi tane sütun kaidesi saptanmış, ayrıca salonun kuzeyinde de beş tane küçük oda bulunmuştur. Sütun kaidelerinin bazılarının üzerinde çivi yazısı bulunmaktadır. Ayrıca depolarda da boğaz kısımlarına kadar gömülü halde pithoslar bulunmuş olup üzerlerinde çivi yazısı, mühür baskısı ve ölçeklere rastlanmıştır. Yine aynı mekânın duvarlarında duvar resimlerine ilişkin kalıntılar da ortaya çıkarılmıştır.
Kalkanlardan ok uçlarına, tabletlerden adak halkalarına, bronz ağırlıklardan rhytonlara kadar çok çeşitli buluntu gruplarına sahip Anzaf kentinin belki de en önemli buluntusu, başta Tanrı Haldi olmak üzere Urartu tanrılarının kutsal hayvan ve karışık yaratıklar üzerinde sıralandığı ve düşman Assur ordusunu yenilgiye uğrattığını anlatan sahneye sahip bronz kalkan parçasıdır. Burada Tanrı Haldi ilk defa Urartu yazıtlarında bahsedildiği gibi ordunun başında, elinde ateş saçan mızrağıyla tasvir edilmiştir. Bu tasvir dışında kesin olarak Haldi’ye ait olduğu bilinen herhangi bir tasvirle bugüne kadar karşılaşılmamıştır.
Son söz olarak ise Aşağı ve Yukarı Anzaf kalelerinin, Kral İşpuini ile Minua'nın Urartu Krallığı'na özgü mimari standartları oluşturma çabalarını yansıttığını vurgulamamız gerekir. İşpuini'nin başlattığı reformlar Minua döneminde daha sistematik hale gelmiş; bu süreçte krallığın mimari kimliği şekillenmiştir. Günümüzde terkedilmiş bir arkeolojik alan görüntüsü sunan bu kaleler, yeniden başlatılacak arkeolojik kazılarla hem arkeolojik hem de tarihi açıdan önemli bilgiler sunmaya devam edecektir.
Referanslar
Belli, O. (1999). The Anzaf Fortresses and the Gods of Urartu. İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları; Belli, O. (2003). Van-Aşağı ve Yukarı Anzaf Urartu kaleleri kazısı: Bir ara değerlendirme (1991-2002), Colluqium Anatolicum, 2: 1–49; Belli, O. (2009). 2007 yılı Yukarı Anzaf Urartu kalesi kazısı. İçinde; 30. Kazı Sonuçları Toplantısı, Cilt-1 (ss. 201–226). Ankara. Kültür ve Turizm Bakanlığı yayını; Işık, K. (2015). Yeni keşfedilen bir Urartu yazıtı ışığında Yukarı Anzaf Kalesi susi tapınağı yazıtları, Colloquium Anatolicum, 14: 61-72; Kaçmaz Levent, E. (2022). The early Urartian kings Ishpuini and Minua’s search for a royal architectural idiom as reflected in the lower and upper Anzaf fortresses, Anadolu Araştırmaları / Anatolian Research, 27: 81–105. https://doi.org/10.26650/anar.2022.1202596.