Namrun Kalesi

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Kale TÜRKİYE'NİN İLLERİ Mersin

(Çamlıyayla, Mersin)

Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
Yazar: LALE YILMAZ (2026) (Madde metni için tıklayınız)
Yazar: MEHMET EREN (2026) (Madde metni için tıklayınız)
1 / 2

Tarihte Lambron, Lampron ve Embruns Lampron adlarıyla anılan kale, Hetumlar egemenliği döneminde Kilikia’nın kuzeybatı köşesinde, Bulgar Dağı’nın güney ucundaki kireçtaşı çıkıntı üzerinde inşa edilmiş olup üç yayla vadisinin kesiştiği noktada elverişli bir konuma ve kuzey ile güneye hâkim bir manzaraya sahiptir. Namrun (Lampron) ve Sinap kaleleri birbirlerinin görüş mesafesindedir. Tarihî rota izlendiğinde kale, Lampron–Sinap yoluyla kuzeye Gülek’e ve Bulgar Dağı’ndan Ulukışla’ya uzanan yolların kesişme noktasındadır. Lampron’dan başlayan iki yoldan biri kıvrılarak batıya, Çandır’a ulaşır. Diğeri ise Tarsus’tan Pozantı’ya ve Kapadokya’ya ulaşan ana yola katılır.

Namrun (Lampron) Kalesi, 1072 yılında Hetum hanedanından Oşin tarafından işgal edilmiş, o ailenin ikametgâhı hâline gelmiştir. Kale, Kilikia Kapıları’ndan uzanan bir güzergâhı kontrol eden önemli bir lokasyondadır. Namrun, Mleh tarafından 1171–1172’de ve 1182’de III. Rupen tarafından kuşatılmış, ancak kuşatma başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 1186’da bir başpiskoposluğun bulunduğu, önem taşıyan bir yerleşme biçiminde tanımlanmıştır. Bu dönemde Gülek Boğazı’nın batısında kalan dağlara Hethum’un oğlu Oşin egemen olmuştur. Oşin’in esas karargâhı ise Namrun (Lampron) Kalesi’ndeydi. Oşin, Bizans yönetimiyle bağlantısını korumuş ve imparatordan “Kilikia Stratoperdarkhos” unvanını almıştır. Ortodoks Kilisesi’ne bağlı bulunmaması olasıdır; ancak önceden İmparator Aleksios’un emrinde kalmıştır. Kale olasılıkla bu imparatorun izniyle alınmıştır. Gülek Boğazı’nın doğusu ise Sis kentinin kuzeybatısında Partzerpert Kalesi’ndeki Rupen’in oğlu Konstantin’in egemenliği altındaydı.

Kale, Kilikia bölgesinin en güçlü Bizans ve Ermeni kaleleri arasında sayılmaktadır. Bolkar Dağları’na uzanan 34 × 150 metre ölçüsünde, çok sarp bir kireçtaşı tepe üzerinde kurulmuştur. Kalenin bulunduğu güzergâh Tarsus–Namrun (Lampron)–Bulgar Maden–Heraklia yönünde tanımlanmıştır. Bölgede gerçekleştirilen araştırmalara göre sayıları yüzü bulan kale yapılarının çoğunun Ermeniler tarafından inşa edildiği öne sürülmüştür. Bölgede stratejik noktalarda yer alan bazı kalelerin tarihi Bizans öncesinde Roma ve Helenistik devirlere dayandırılmaktadır. Ermeni hanedanından Hetum’un oğlu Oşin, kuzeyden Torosların eteğindeki Namrun Kalesi’ni Türklerden aldığı Kilikia bölgesine ulaşmıştır. Başka bir anlatıma göre ise Oşin, kaleyi Tarsus valisi Apllarip’ten teslim almıştır. Oşin’in ardından II. Hetum, 1110–1143 yılları arasında kalenin yöneticisi olmuştur. Oğlu II. Oşin (1143–1170), Rupen hanedanından II. Toros ile savaşmıştır. Lampron, Toroslar tarafından ele geçirilen Mopsuestia’da II. Toros’un muhaliflerinin merkezinde kuşatılmış, ancak fidye karşılığında tekrar serbest bırakılmıştır. Kral I. Leon’un timar listesinde III. Hetum, 1199 yılında Lampron Lordu olarak görülmektedir. Vardan, Lampron’a başpiskopos olarak atanmış; Skewra Başrahibi konumundaki din adamı, yakınlardaki Skevra Manastırı’nda ikamet etmiştir. 1201 yılında Kral Leon, hile yoluyla kaleyi ele geçirmiştir. III. Hetum’un oğlu Konstantin’in kaleyi ele geçirmesiyle birlikte kale, iktidara gelen Hetumların bir kolunun egemenliğine geçmiştir. 1233 yılında Konstantin, Guvaira’yı (Kovara) Hospital şövalyelerine bağışlamıştır. Kale, 1375 yılına kadar Ermenilerin elinde kalmıştır. 1376 tarihli bir Ermeni İncili’nin künyesinde (kolofon) Lampron Kalesi’nin yağmalanması anlatılmıştır. XV. yüzyıl başlarında ise Qal’at Tamrun (Namrun), Memlûk İmparatorluğu’nun Türkmenler tarafından işgal edilen Tarsus bölgesine ait bir yerleşme olarak tanımlanmıştır. Tarsus başpiskoposu II. Oşin’in oğlu Lampronlu Narses, siyasî, dinî ve edebî faaliyetleriyle ün kazanmış bir şahsiyettir.

1860 yılında Tarsus’a getirilen yapı kitabesine göre Namrun Kalesi, Ermeni kralı Oşin tarafından inşa edilmiştir. Kale veya kalenin bulunduğu tepenin adı Delnkar olarak kaydedilmiştir. 1269 yılında Kilikia’yı (Amanos) etkileyen şiddetli depremde kale hasar görmüştür. Yapının içine bir kilise inşa edilmiştir. 1319’da kale lordu Kral Oşin hanedanından Konstantin tarafından kalenin yaptırıldığı kaydedilmiştir. Kilikia’daki Hetum hanedanının, bölgenin Rupen tarafından fethinden öncesinde varlığı bilinmektedir. 1071 yılında kardeşi Halgam, annesi ve ailesiyle Kilikia’ya göç etmiştir. Orada imparatorun emriyle, daha sonra Tarsus şehrinin valisi olan Abelgharib Ardzerouni’yi bulmuştur. Türklerden aldığı Kilikia bölgesinin neredeyse tamamının valisi konumuna gelen Oşin, Abelgharib ile ittifak yaparak gücünü ve Tarsus kentine, ülkenin en önemli iki kalesine —özellikle diğerlerinden daha uzun süre direnen Baberon (Paperon, Çandır) ve Lampron’a— uzanan alanı kendi mülklerine katmıştır. Tarihçi Alishan, Lampron Kalesi’nin Müslümanlar tarafından “Devlerin Kalesi” olarak adlandırıldığını yazmıştır. 1706 yılında Anadolu’da çeşitli bölgeleri ziyaret eden gezgin din adamı Paul Lucas, Tarsus’u ziyaret etmiş ve kaleyi incelemiştir. Bölgedeki manastırda yaşayan din adamı Skevralı Georges, XIII. yüzyıl ortalarında tanınmıştır. Kitabı için Büyük Ermenistan’ın çeşitli manastırlarını ziyaret etmiş; kitabından söz ederken kendisi, “uzak bir ülkede, Kilikia’nın ulaşılmaz bir kalesi olan Lambrun’dan gelen, büyük Toros dağının eteğindeki aciz bir genç adam olan Georges” tarafından yazıldığını kaydetmiştir.

Namrun–Tarsus anayolu yaklaşık 74 kilometre uzunluğundadır. Namrun yerleşmesinin su ihtiyacı yakınlardaki Tarsus Nehri’nden karşılanmaktaydı. Kale, bir Ermeni baronu tarafından Kilikia kralına karşı isyanların merkezi durumuna gelmiştir. 1230’ların başında Lampron’un baronu Konstantin, Konya Sultanı Keykubad ile iş birliğinde bulunmuştur. Tarsus’ta Çandır’ın (Paperon) baronu kale muhafızı Smbat’ın onları Kilikia’dan sürmesine kadar egemenlik kurmuşlardır. Konstantin 1250’de ihanet nedeniyle idam edilmiştir. Konstantin’in ölümünden sonra kaleden pek söz edilmemiştir. 1309–1310 yıllarında ise Kıbrıs kralı II. Henry’nin hapishanesi olarak işlev kazanmıştır. Kale, XIV. yüzyıl sonlarında Memlûklara ait bir garnizon işlevi kazanmıştır. Kalenin yakınındaki Skevra Manastırı, XII. yüzyıl ikinci yarısında Lampronlu Aziz Narses’in konutu olarak bilinmekteydi. Orta Çağ’ın en geniş kütüphanelerinden birine sahip olduğu belirtilmektedir. Ayrıca manastırın minyatür sanatçısı Toros Roslin ve diğer önemli minyatür sanatçılarının Lampron sarayından düzenli gelirleri bulunmaktaydı. Toroslar dağ sırasında Lampron Kalesi, Orta Çağ’da Ermeni minyatür resminin önemli bir merkezi hâline gelmiş; bu nedenle, düzeni bozulan askerî ortama karşın, yerel kültürün geliştiği bir merkez niteliğiyle önemini korumuştur. Evliya Çelebi tarafından Nemrun Kalesi adıyla kaydedilen Namrun Kalesi’nin Ulaş kazasına bağlı bulunduğu yazılmıştır.

Mimari özellikler
Kalenin yer aldığı kayalık alan (tarihî adıyla Delnkar Tepesi), Tarsus’ta Toros yükseltileri arasındadır. Kale alanının güneydoğusunda düzensiz, kısmen kille kaplı duvarlarla ayırt edilen, erken modern döneme kadar bir kullanıma işaret eden dikdörtgen yapılar belirlenmiştir. Kaya duvarları her yönden dikey olarak 25 metreyi aşan yerlerde dik biçimde kırılır. Güneybatı tarafında çeşitli boyutlardaki kaya teraslarına, yerel kaya basamakları ile ulaşılabilir. Tepenin yapay bir kaya terası hâline getirilen kuzeybatı üst noktası, yüksek, sivri beşik tonozlarla örtülü en az beş birbirine bağlı geniş mekân ile kalenin anıtsal birimlerini oluşturur. Yapının cephesi, özenle hazırlanmış kesme taş bloklarla örülmüştür. En büyük salonun kuzeydoğu tarafında aynı biçime sahip bir sıra pencere bulunur. Salon cephesinin ön tarafında beş arma yer alır; ancak armaların bağlı bulunduğu hanedan adı belirlenememiştir. Bu inşa tekniği P’rkic (1241) ve Çandır (Paperon) Kalesi (1251) ile benzerlik gösterir. Saray yapıları XIII. yüzyıl ortalarına tarihlendirilmiştir. Kuzeybatıya doğru daha alçak bir kaya basamağında kuzeye açılan büyük bir yapay hendek bulunmaktadır. Bir merdiven, güneybatıda bir kayanın eteğine ulaşmaktadır. Su kaynağındaki kayalık yüzeyde Orta Bizans dönemine ait olabilecek bir yazıt yer almaktadır. Kaynağın yanında, kemer ve tonozların mimari özelliklerine göre Osmanlı devrine tarihlendirilen bir hamam yapısı bulunmaktadır. Tarihî köy yerleşmesinin güney kale platosunda, günümüzdeki Çamlıyayla ilçe merkezi mevkiinde veya her iki alanda da kurulmuş olabileceği öne sürülmüştür.

Namrun (Lampron) Kalesi’nin inşa edildiği kayalık çıkıntı uzundur ve soğan biçimine sahiptir. Doğu kanadının tamamı, yüksekliği 30–40 metre arasında değişen dik uçurumlarla korunmaktadır. Kalenin kuzeybatı ucunda, kaleyi çıkıntının geri kalanından ayırmak için Anavarza örneğinde görüldüğü gibi bir hendek kazılmıştır. Hendek, kuzey ve güney tarafları açılı olduğundan biraz yamuk biçimdedir; batı ucuna açılan bölüm doğudan yaklaşık 10 metre daha geniştir. Hendek kenarından güney ucuna kadar çıkıntının batı kanadı, bir dizi dar yükselen terastan oluşur. Çoğunlukla teras duvarları, yüksekliği üç ila 10 metre arasında değişen doğal dikey kayalıklardan oluşur. Teraslarda ara sıra meydana gelen kırılmalar ve yarıklar, aşağı seviyeden yukarı seviyeye doğru geçişe izin vermektedir.

Yapıda Vagha ve Çandır kalelerinde görülenlerden çok daha büyük ölçekte inşa edilmiş karmaşık bir giriş sistemi bulunmaktadır. Kalenin savunulması sırasında tepede her zaman daha yüksek bir seviyeye çıkarak düşmanı geride bırakabilecek bir düzene sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Kilikia bölgesindeki kale yapıları içinde tek hamam örneği Namrun Kalesi’nde bulunmaktadır. Kale alanının güneybatısında bir hamam (A yapısı) inşa edilmiştir. Hamam, üç mekâna bölünmüş dörtgen planlıdır; merkez ve güney odalar yaklaşık eşit ölçüde olup kuzey odası daha küçüktür. Olasılıkla bir sundurma olan dördüncü oda, kuzey odasının doğu cephesine eklenmiştir. Hamam yapısının duvar örgüsü, harç dolgulu küçük kaba yonu ve harç dolgulu geniş kaba yonu örgü olarak tanımlanmıştır. Günümüzde merkezî odanın, bir kubbenin temel parçalarıyla kaplı olduğu belirlenmiştir. Kubbe, düzgün kesme taştan inşa edilmiş dört kemer üzerinde yükselir; kubbeye pandantiflerle geçilir. Batıda bir kapı açıklığı bulunduğu, menteşe yuvalarının burada kapı bulunduğunu göstermesiyle anlaşılmaktadır. Merkez ve güney odalarının duvarlarında yeraltındaki hypocaust bölümünden sıcak buhar sağlayan pişmiş toprak borular belirlenmiştir. Odalar birbirlerine tünel ile bağlantılıdır. A yapısı kaba yonu duvar örgüsüyle inşa edilmiştir.

Hamamın kuzeyinde yer alan iki merdiven, üst terasta iki ayrı girişe ulaşmaktadır. Namrun yerleşmesinde XIX. yüzyıldan itibaren yapıların inşası için kaleden devşirme malzeme kullanılması, yapının tahrip olmasına neden olmuştur. Kalede yer alan diğer mekânlar, harç dolgulu geniş kaba yonu taş benzeri çok düzgün harç dolgulu küçük taşlı kaba yonu örgüye sahiptir. Yapının kare planlı kulesinden güneye doğru uzanan ve yalnızca temellerine kadar ayakta kalan devre duvarında herhangi bir boşluk izi yoktur. Kulenin kuzeyinde ek sur çevriminin yüksekliği yaklaşık iki metredir. Bu bölümde en az beş mazgal pencere belirlenmiştir. Kare planlı kulede iki mazgal açıklığı yer alır; güneyde yer alan açıklığın kapı olduğu düşünülmektedir. Yapının bazı mekânları iyi işlenmiş kesme taş kullanılarak harç dolgulu geniş kaba yonu taş biçiminde inşa edilmiş olup Bizans mimarisine işaret etmektedir. Kapının ve batı teras duvarının diğer bölümlerinin Orta Bizans dönemine ait olduğu, kapıda belirlenen bir Grekçe yazıttan anlaşılmıştır. Yapıda harç dolgulu düzgün kesme taş duvar örgüsü de kullanılmıştır. Kilikia bölgesinde söz konusu duvar tekniği, Hetum hanedanının mimari özelliği olarak tanımlanmıştır. Duvar örgüsü, yapının birçok inşa evresinden geçtiğine işaret etmektedir. Kalenin ana yapılarının Bizans ve Ermeni dönemlerine ait olduğu belirlenmiştir.

Namrun Kalesi günümüzde çevre düzenleme çalışmalarıyla ziyaret edilebilir durumdadır.

Referanslar

Alishan, L. M. (1899). Sissouan, ou L’Armeno-Cilicie. Venise-S. Lazare; Boase, T. S. R. (Editör). (1978). The Cilician Kingdom of Armenia. Edinburgh: Scottish Academic Press; Edwards, R. W. (1987). The Fortifications of Armenian Cilicia. Washington: Dumbarton Oaks; Evliya Çelebi. (2010). Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi (Haz.: S. A. Kahraman), 9. Kitap, Cilt 1. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları; Hild, F. ve Hellenkemper, H. (1990). Kilikien Isaurien. Wien: Verlag der Österreichischen Akademie der Wissenschaften; Kerem, F. (2009). Mersin: Örenyerleri, kaleleri, müzeleri. İstanbul: Ekin Yayıncılık; Molin, K. (2001). Unknown Crusader Castles. New York–London: Hambledon and London; Robinson, F. C. R. ve Hughes, P. C. (1969). Lampron: Castle of Armenian Cilicia, Anatolian Studies, 19: 183–207; Runciman, S. (1989). Haçlı Seferleri Tarihi (Çev.: F. Işıltan), Cilt 1, 2. Baskı. Ankara: Türk Tarih Kurumu; Ünal, A. ve Girginer, S. (2007). Kilikya-Çukurova: İlkçağlardan Osmanlılar Dönemine Kadar Kilikya’da Tarihî Coğrafya, Tarih ve Arkeoloji. İstanbul: Homer.

2 / 2

Mersin’in nüfus açısından küçük ilçelerinden biri olan Çamlıyayla’nın, halk arasında Namrun olarak kullanılan ikinci bir adı vardır. Toros Dağları’nın eteklerinde yer alan ilçenin nüfusu, mevsimlere göre değişkenlik göstermektedir. Kışın sekiz–dokuz bin nüfuslu olan ilçenin yaz aylarında yüz elli–iki yüz bin civarı nüfusa çıktığı görülmektedir. Çamlıyayla/Namrun, üç dağlık vadinin kesişme noktasında, güneye ve kuzeye hâkim önemli bir stratejik konumda yer almaktadır. Birçok tarihî ve turistik değeriyle öne çıkan ilçenin en büyük tarihî kalıntısı Namrun Kalesi’dir.

Namrun Kalesi, ilçe merkezinin kuzeyinde yer almaktadır. Savunma kalesi niteliğinde olan kalenin mimari yapısı, yaklaşık üç yüz otuz metre yükseklikte ve yüz elli metre genişliğindedir. Bölgenin Hitit ve Asur dönemlerinde “Illibru” veya “İllubru” adıyla anıldığı görülmektedir. Kale; Haçlılar’ın, Anadolu Selçukluları’nın, Kilikya Ermeni Krallığı’nın; daha sonra da Karamanoğulları Beyliği ve Osmanlı Devleti’nin yönetimine girmiştir. Namrun’da uzun süre Hetum Hanedanı hüküm sürmüştür. XIV. yüzyılın sonlarında ise Memlük garnizonu burada yer almıştır.

Yüksek bir tepe üzerinde inşa edilen ve gözetleme ile savunma imkânı yüksek olan kale, ilçenin hemen hemen her noktasından açıkça görülmektedir. Namrun Kalesi’nin, Gülek Kalesi’nin yukarısında yer alan ve antik dönemde Kilikya Kapıları olarak bilinen Gülek Boğazı’nın korunmasında da önemli rol oynadığı bilinmektedir. Kalede birçok medeniyetin izi görüldüğü açıktır. Dikkat çeken izlerden biri de halk arasında “şeytan merdiveni” diye ifade edilen kaygan ve dik merdivendir. Yaklaşık on–on beş basamağın yer aldığı bu merdivenin solunda bulunan düz yüzeye sonradan kazınmış on harflik bir yazı bulunmaktadır. Bu yazı, alanında uzman kişilerce görülmüş, Bizans dönemine ait olduğu belirtilmiş ve “Ey Efendimiz, Domestikos oğlu Plutiades’i koru” ifadesinin yazılı olduğu açıklanmıştır.

Kalenin bazı kısımlarının çöktüğü görülmektedir. Ancak gözetleme bölümünde restorasyon çalışmaları yapılmış ve yapı onarılmıştır. Kaleden Sinap Kalesi açık bir şekilde görülebilmektedir. Kaleye ilçe merkezinden birkaç farklı yoldan ulaşım sağlanmaktadır. Kalenin tepe noktasına çıkış için yeni bir yol/merdiven düzenlemesi yapıldığı görülmektedir. Kale, daimî olarak ziyarete açıktır. Özellikle yazın gelen insanların ilk uğrak yerleri arasında olan kaleye ilgi giderek artmaktadır.

Referanslar

Çamlıyayla Kaymakamlığı. (t.y.). Namrun Kalesi. https://camliyayla.gov.tr/namrun-kalesi, (Erişim tarihi: 21.03.2026); T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. (t.y.). Namrun Kalesi. https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/mersin/gezilecekyer/namrun-kalesi, (Erişim tarihi: 21.03.2026); TurizmTR. (t.y.). Mersin Namrun Kalesi: Çamlıyayla’nın antik dönemlerden günümüze uzanan arkeolojik hazinesi. https://turizmtr.com/akdeniz/mersin/mersin-tarihi-mirasi/mersin-namrun-kalesi-camliyaylanin-antik-donemlerden-gunumuze-uzanan-arkeolojik-hazinesi-808/, (Erişim tarihi: 06.02.2026); Wikipedia. (t.y.). Çamlıyayla. https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87aml%C4%B1yayla, (Erişim tarihi: 06.02.2026); Yenidoğuş. (2015). Namrun Kalesi’ndeki yazı. https://www.yenidogus.net/makale/2015/09/21/namrun-kalesindeki-yazi-1239, (Erişim tarihi: 21.03.2026).

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: