Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS SİT ALANI Doğal Sit Alanı Kültürel Miras Destinasyonu Kamu Yönetimi Tabiatı Koruma Alanı Çevre Bilimleri
(Marmara Bölgesi, 2021)
-
2026
Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi, Marmara Denizi’nin doğal ve ekolojik özelliklerinin korunması, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve doğal kaynakların koruma-kullanma dengesi içerisinde yönetilmesi amacıyla oluşturulmuştur. Bölge; Marmara Denizi’nin yanı sıra kıyı alanlarını, adaları ve bunlarla ilişkili karasal habitatları kapsamaktadır. Marmara Denizi, Türk Boğazlar Sistemi’nin bir parçası olarak Karadeniz ile Ege Denizi arasında hidrolojik ve biyolojik bağlantı sağlayan bir iç deniz niteliğindedir. İstanbul ve Çanakkale boğazları aracılığıyla Karadeniz ve Ege Denizi’ne bağlanan Marmara Denizi, coğrafi konumu ve özgün hidrolojik yapısı nedeniyle bölgesel ölçekte önemli bir ekosistem oluşturmaktadır.
Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi, ağırlıklı olarak denizel karakter taşımasına karşın kara, kıyı ve denizel ekosistemlerin birbirleriyle etkileşim içerisinde bulunduğu bütünleşik bir koruma alanıdır. Bölgenin ekolojik özellikleri; denizel habitatlar, kıyı ekosistemleri, adalar ve karasal habitatların oluşturduğu mekânsal bütünlük içerisinde değerlendirilmelidir. Marmara Denizi’nin Karadeniz ile Ege Denizi arasında geçiş alanı oluşturması, bölgedeki hidrolojik koşulların ve türlerin dağılımının şekillenmesinde belirleyici bir etkendir.
Özel Çevre Koruma Bölgesi, Marmara Denizi’nin denizel alanları ile çevresindeki kıyı ve ada alanlarını kapsamaktadır. Bölge, 4 Kasım 2021 tarihli ve 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilmiş; 2024 yılında yapılan düzenlemeyle sınırları yeniden belirlenmiştir. 6 Eylül 2024 tarihli ve 8948 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı doğrultusunda bölgenin yüzölçümü yaklaşık 12.246 kilometrekareye ulaşmıştır.
Koruma alanı içerisinde İstanbul ili Adalar ilçesine bağlı Prens Adaları ile Balıkesir’in Erdek ve Marmara ilçeleri çevresindeki alanlar, Balıkesir Yenice, Çanakkale Kumkent ve Kumkale Deltası ile Tekirdağ Uçmakdere çevresindeki bazı kara ve kıyı alanları bulunmaktadır. Prens Adaları olarak adlandırılan Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada, Sedefadası, Kaşıkadası, Tavşanadası, Yassıada ve Sivriada, bölgenin kara ve kıyı ekosistemleri bakımından öne çıkan alanları arasında yer almaktadır. Marmara Adası ve Kapıdağ Yarımadası çevresindeki doğal alanlar da koruma bölgesinin ekolojik ve peyzaj bütünlüğünün parçalarını oluşturmaktadır.
Marmara Denizi, jeolojik ve tektonik süreçlerin etkisiyle oluşmuş, farklı derinlik ve morfolojik özelliklere sahip bir denizel havzadır. Bölge, Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin kollarının etkili olduğu aktif tektonik kuşak içerisinde yer almaktadır. Deniz tabanındaki çukurlar, sırtlar ve fay yapıları, Marmara Denizi’nin jeomorfolojik özelliklerinin oluşumunda belirleyici unsurlardır. Kıyı alanlarında ise koy, burun, falez, plaj ve farklı kıyı morfolojileri görülmektedir.
Marmara Adası ve Kapıdağ Yarımadası, karasal jeomorfolojik özellikleri bakımından da bölge içerisinde farklılık gösteren alanlardır. Marmara Adası’nda bulunan mermer yatakları, tarih boyunca ekonomik ve kültürel açıdan değerlendirilmiş; ada, mermer üretimiyle ilişkilendirilen bir ekonomik ve yerleşim geçmişine sahip olmuştur. Kapıdağ Yarımadası ise geçmişte ada niteliğinde olan bir kara parçasının zaman içerisinde kıyı bağlantısı kazanmasıyla oluşmuş jeomorfolojik yapısıyla karakterize edilmektedir.
Marmara Denizi, Karadeniz ve Ege Denizi arasında gerçekleşen su değişimi nedeniyle iki tabakalı bir hidrolojik sistem özelliği göstermektedir. Üst tabakada, Karadeniz kaynaklı ve görece düşük tuzluluğa sahip sular Marmara Denizi üzerinden Ege Denizi yönünde hareket ederken alt tabakada daha yüksek tuzluluğa sahip Akdeniz kökenli sular Karadeniz yönünde ilerlemektedir. Bu çift yönlü su dolaşımı, Marmara Denizi’nin fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin belirlenmesinde etkili olmaktadır.
Bölge, farklı denizel ve karasal habitatların bir arada bulunması nedeniyle çeşitli canlı grupları için yaşam alanları sağlamaktadır. Marmara Denizi’nde balıklar, deniz memelileri, omurgasızlar, deniz çayırları ve diğer denizel organizmalara ait türler bulunmaktadır. Deniz, aynı zamanda farklı dönemlerde göç eden türler için beslenme, üreme ve geçiş alanı niteliğindedir. Akdeniz foku (Monachus monachus) ile nesli kritik düzeyde tehdit altında bulunan pina midyesi (Pinna nobilis), bölgenin korunması bakımından öncelikli türler arasında değerlendirilmektedir. Deniz tabanındaki mercan toplulukları, sarı gorgon toplulukları ve deniz çayırları da ekolojik işlevleri bakımından önem taşıyan habitatlar arasında yer almaktadır.
Koruma bölgesinin karasal kesimlerinde orman, maki, çayır ve kıyı falezleriyle ilişkili habitatlar bulunmaktadır. Prens Adaları, Marmara Adası ve Kapıdağ Yarımadası çevresindeki karasal alanlar; kuşlar, memeliler, sürüngenler, bitkiler ve omurgasızlar başta olmak üzere çeşitli canlı gruplarına yaşam alanı sağlamaktadır. Adalarda ve kıyı alanlarında bulunan nadir ve endemik bitki taksonları da karasal biyolojik çeşitliliğin korunması açısından önem taşımaktadır.
Marmara Denizi, tarih boyunca Anadolu ile Trakya arasındaki ulaşım ve deniz ticaretinin önemli güzergâhlarından biri olmuştur. Karadeniz ile Akdeniz havzalarını birbirine bağlayan Türk Boğazlar Sistemi içerisindeki konumu nedeniyle Marmara Denizi, farklı dönemlerde siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesinde rol oynamıştır.
Koruma bölgesi içerisinde yer alan adalar da tarihsel ve kültürel miras bakımından çeşitli değerler barındırmaktadır. Prens Adaları, İstanbul’un tarihsel gelişimiyle bağlantılı olarak dinî yapılar, manastırlar, geleneksel konut dokusu ve kıyı yerleşimleriyle karakterize edilmektedir. Marmara Adası, özellikle mermer yatakları ve mermer üretimiyle Antik Çağ’dan Osmanlı dönemine kadar ekonomik ve mimari faaliyetlerle ilişkilendirilmiştir. Kapıdağ Yarımadası ve çevresi ise arkeolojik alanlar, geleneksel tarımsal üretim biçimleri ve kıyı yerleşimleriyle bölgenin kültürel peyzajının oluşumuna katkıda bulunmaktadır.
Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi, büyük nüfus merkezlerine yakınlığı ve deniz ulaşımı olanakları nedeniyle turizm ve rekreasyon faaliyetlerinin yoğunlaştığı alanlardan biridir. Özellikle Prens Adaları; günübirlik ziyaret, yürüyüş, bisiklet, deniz turizmi ve kültürel miras gezileri açısından kullanılmaktadır. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kınalıada, İstanbul ile düzenli deniz ulaşımı bağlantıları nedeniyle ziyaretçi yoğunluğunun yüksek olduğu adalar arasında bulunmaktadır.
Marmara Adası ve Erdek çevresinde kıyı turizmi, yüzme ve tekne gezileri gibi faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Kapıdağ Yarımadası ise yürüyüş, doğa gözlemi, manzara izleme ve kırsal peyzaj deneyimi açısından rekreasyon olanakları sunmaktadır. Denizel habitatların korunması ve ilgili mevzuata uyulması koşuluyla dalış, su altı gözlemciliği, doğa fotoğrafçılığı ve kuş gözlemciliği gibi doğa temelli turizm faaliyetleri de gerçekleştirilebilmektedir.
Bölgedeki turizm ve rekreasyon faaliyetlerinin sürdürülebilirliği, doğal alanların taşıma kapasitesinin dikkate alınmasına ve ziyaretçi kullanımının hassas ekosistemler üzerindeki etkilerinin sınırlandırılmasına bağlıdır. Özellikle yoğun ziyaretçi alanlarında kıyı ve denizel habitatların korunması, atık yönetimi ve ulaşım kaynaklı çevresel baskıların azaltılması önem taşımaktadır.
Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi, 4 Kasım 2021 tarihli ve 4758 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile özel çevre koruma bölgesi olarak ilan edilmiştir. Bölgenin yönetiminde 383 sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili mevzuat hükümleri uygulanmaktadır. 2024 yılında yayımlanan 8948 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile koruma bölgesinin sınırları yeniden düzenlenmiştir.
Bölgenin korunması, araştırılması, izlenmesi ve sürdürülebilir kullanımına yönelik çalışmalar Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, ilgili kamu kurumları ve bilimsel kuruluşların iş birliğiyle yürütülmektedir. Kara, kıyı ve denizel alanlarda gerçekleştirilen biyolojik çeşitlilik araştırmaları kapsamında türlerin ve habitatların mevcut durumlarının belirlenmesi, koruma önceliklerinin ortaya konulması ve tehditlerin değerlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Denizel habitatlar içerisinde bulunan derin su sert mercanları ve sarı gorgon topluluklarının araştırılması ve restorasyonuna yönelik çalışmalar da bu kapsamda yürütülmektedir.
Koruma bölgesinin kara, kıyı ve denizel alanlarını birlikte ele alan yönetim planının hazırlanmasına yönelik çalışmalar 2025 yılında başlatılmış olup planın 2027 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülmektedir. Bu yaklaşım, Marmara Denizi ekosisteminin yalnızca denizel alanlarla sınırlı olmayan havza, kıyı ve kara sistemleriyle birlikte değerlendirilmesini amaçlamaktadır.
Marmara Denizi, yoğun nüfus ve sanayi faaliyetleri, tarımsal üretim, deniz ulaşımı, kıyı yapılaşması ve turizm gibi çeşitli insan faaliyetlerinin etkisi altındaki hassas bir ekosistemdir. Evsel ve endüstriyel atıklar, karasal kaynaklı besin maddesi girdileri, deniz ulaşımından kaynaklanan kirleticiler, kıyı alanlarındaki fiziksel değişiklikler ve habitat kayıpları ekosistem üzerinde baskı oluşturmaktadır. İklim değişikliğiyle ilişkili deniz suyu sıcaklığı değişimleri ve diğer çevresel değişkenlerdeki değişimler de mevcut baskıların etkilerini artırabilmektedir.
Marmara Denizi’nde 2021 yılında geniş bir alanda gözlenen müsilaj oluşumu, ekosistemin çevresel baskılara karşı duyarlılığını ortaya koyan önemli bir gelişme olmuştur. Müsilajın oluşumunda organik madde ve besin elementi yükleri, hidrolojik koşullar ve deniz suyu sıcaklığı gibi birden fazla çevresel faktörün etkili olduğu değerlendirilmektedir. Kirlilik ve ötrofikasyonun yanı sıra habitat tahribatı, aşırı kullanım ve iklim değişikliği; deniz çayırları, mercan toplulukları, balıklar ve diğer denizel organizmalar üzerinde baskı oluşturabilmektedir.
Bu nedenle Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi’nin yönetiminde denizel alanların yanı sıra Marmara Denizi’ni besleyen havzanın, kıyı yerleşimlerinin ve karasal habitatların birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Koruma çalışmalarında kirlilik kaynaklarının azaltılması, su kalitesinin izlenmesi, biyolojik çeşitliliğin düzenli olarak takip edilmesi, hassas habitatların korunması ve gerektiğinde restorasyon çalışmalarının yürütülmesi temel öncelikler arasında yer almaktadır. Turizm ve rekreasyon faaliyetlerinin de doğal alanların ekolojik taşıma kapasitesi dikkate alınarak planlanması, bölgenin koruma amaçlarıyla uyumlu kullanımının sağlanması açısından önem taşımaktadır.
Referanslar
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü (t.y.). Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi. Ankara: T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı; Cumhurbaşkanı Kararı (2021). Bazı Alanların Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi Olarak Tespit ve İlan Edilmesine İlişkin Karar. Resmî Gazete, 5 Kasım 2021, Sayı: 31650, Karar Sayısı: 4758; Cumhurbaşkanı Kararı (2024). Bazı Alanların Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi Olarak Tespit ve İlan Edilmesine İlişkin 4/11/2021 Tarihli ve 4758 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair Karar. Resmî Gazete, 7 Eylül 2024, Sayı: 32655, Karar Sayısı: 8948; Ergül, H. A., Aksan, S., Acemi, A., Özen, F. ve Aygün, A. (2023-2025). Marmara Denizi ve Adalar Özel Çevre Koruma Bölgesi (Kara-Kıyı ve Denizel Alanda) Biyolojik Çeşitlilik Araştırma Projesi. Kocaeli Üniversitesi AVESİS.
