Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
Yazar: BUKET BULUK EŞİTTİ (2021) (Madde metni için tıklayınız)
Yazar: DENİZ DEMİRARSLAN (2025) (Madde metni için tıklayınız)
1 / 2

Çanakkale Boğazı’nın Avrupa tarafında kurulu olan Gelibolu, Çanakkale Boğazı ile Saroz Körfezi arasında bulunmaktadır. Türkiye sınırının kuzey batı bölgesinde bulunan Gelibolu Yarımadası, ayrıca Avrupa kıtasının güneydoğusunda bulunan son kara parçasını oluşturmaktadır. Yarımada, Türkiye’nin kuzey bölgesinde Bolayır Kıstağı ile Trakya Bölgesi’ne bağlanmaktadır. Gelibolu, aynı isimli yarımadanın kuzeydoğusunda, Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi’ne bağlandığı noktada bulunmaktadır. 2019 yılına göre Gelibolu ilçesinin nüfusu, 44.346’dır.

İyi ve güzel şehir anlamlarına karşılık gelen Galli Polis ismiyle anılan Gelibolu ilçesinin, tarih boyunca ilk defa Hitit İmparatorluğu’nun MÖ 1200 yılında parçalanmasının ardından, Frigler ve ardından Lidyalılar’ın Anadolu Bölgesi’ne geçişleri esnasında önemini arttırdığı belirtilmektedir. MÖ 545 yılında Lidya kralı Kroisos’un Perslerle gerçekleştirdiği savaştan mağlubiyetinde Persler, Lidya Krallığı’na son verdiler. Bu zaferle Persler, Çanakkale boğazı etrafında üstünlük sağladılar. İlerleyen dönemlerde Gelibolu Spartalılar’ın, Makedonyalılar’ın, Bergamalılar’ın, Romalılar’ın, Bizanslılar’ın ve son olarak da Türkler’in hakimiyeti altına girdi.

1915’te Gelibolu, Çanakkale savaşları sırasında bombalanarak tahribata uğradı. Bu olayın arkasından Gelibolu, 04. 08. 1920 tarihinde Yunanlıların işgaline uğrasa da 03. 10. 1922 tarihinde terk edildi. Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde vilayet merkezi olan Gelibolu, 1926’da ilçe merkezine dönüştürüldü.

Osmanlı dönemine ait pek çok mimari yapının bulunduğu Gelibolu’da türbe ve yatırlara ek olarak hamam sayısı da oldukça fazladır. Gelibolu sınırları içerisinde Osmanlı Kültürü’ne ait önemli eserler arasında günümüze ulaşanlar arasında Ulu Camii (Cami-i Kebir), Gazi Süleyman Paşa Camii ve Türbesi, Çimpe Kalesi, Baruthane, İç Liman, Fransız Mezarlığı, Fener Kayalığındaki Azaplar Namazgâhı, Yazıcızade Camii ve Türbesi, Saruca Paşa Türbesi ve Hamamı, Sofuca Halil Mescidi, Ahmed-i Bican Türbesi, Kasapoğlu Hamamı, Namık Kemal’in Mezarı, Sinan Paşa Türbesi, Emir Ali Baba Türbesi, Bayraklı Baba, Çilehane, Kalafat Mehmet Paşa Mezarı, Hallacı Mansur Türbesi ve dünyanın en büyük Mevlevihane’si gibi eserler yer almaktadır.

Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı, Eceabat ilçesinin neredeyse bütününü kapsayan ve 1973’te Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakası üzerinde 33 bin hektarlık alan üzerine kurulu olan geniş çaplı bir parktır. Birleşmiş Milletler Milli Parklar ve Koruma Alanları listesinde yer alan Milli Park ve Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Deniz ve Kara Muharebelerinin gerçekleştiği alanlar, Gelibolu Yarımadası’na dahildir. Batık gemilerin, topların, siperlerin, kalelerin ve burç ve savaşlardan kalan binlerce eserin oluşturduğu geniş yelpazeye ek olarak 60 bin ’den fazla Türk şehidinin ve 250 bin ’den fazla Avustralya, Yeni Zelanda, İngiliz ve Fransız askerinin savaş mezarları ve anıtları Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı sınırlarındadır. Savaş alanları, savaş mezarları, anıtlar ve savaşa yönelik eserler Tarihi Sit Alanı ve Kültürel Varlık olarak tescil edildi.

711 yılında Arap akınları esnasında Gelibolu’yu korumak amacıyla yaptırılan Gelibolu Kalesi, Osmanlılar döneminde onarıldı. Günümüzde Piri Reis Müzesi’ne ev sahipliği yapan kalede, Gelibolu’lu olarak bilinen ünlü denizci Piri Reis’i betimleyen büstler, tablolar ve haritalar bulunmaktadır.

Fener Meydanı alanında yer alan Azaplar Namazgâhı, 1407’de Hacı Paşaoğlu İskender Bey tarafından inşa edildi. Bu namazgâh, Hacı Paşaoğlu İskender Bey’in askerlerinin sefere çıkacakları esnada toplu bir şekilde bu namazgâhta namaz kıldıkları rivayet edilmektedir.

XVII. yüzyılda kurulan Gelibolu Mevlevihane’si, farklı dönemlerde birçok tadilat gördü, 1899-1900 yılları arasında yeniden inşa edildi. 1920 yılında Yunan işgali sırasında cephanelik olarak kullanıldığı için tahrip oldu. Restorasyon işlemlerinin ardından son görünümüyle eklektik bir tarzı yansıtan ve plan açısından Galata Mevlevihane’sine benzeyen Gelibolu Mevlevihane’si, günümüzde dünyanın en büyük Mevlevihane’si olarak Mevlevi törenlerine ev sahipliği yapmaktadır.

Gazi Süleyman Paşa Camii olarak da bilinen Ulu Camii, 1385 yılında Sultan Murad Hüdavendigar’in yaptırdığı camidir. Bu camide kılınan Cuma namazları esnasında imamın hutbeye elinde kılıç ile çıktığı, bunun Süleyman Paşa’nın fetihlerini anmak amacıyla gerçekleştirilen bir gelenek olduğu belirtilmektedir.

Kasaboğlu Ali Bey Hamamı, II. Murad döneminden kalma küçük bir yapı olup tek hamam planında bir göbek taşı ve iki halvetten oluşmaktadır. Saruca Paşa Hamamı olarak da bilinen Paşa Hamamı ise çifte hamam planında bir yapı olup, II. Murad döneminde yapılmıştır.

Gelibolu, sınırları içinde yer alan birçok türbe nedeniyle Türbeler Şehri unvanını hak eden bir ilçedir. Bazı türbelerin denizcilere ait olması da ayrıca dikkat çekmektedir. Türbelerin bir kısmı anıtsal birer yapı iken, bir kısmı daha sade yapıdadır. Bu türbeler arasında en bilinenler: Bolayır Gazi Süleyman Paşa Türbesi, Hallac-ı Mansur Türbesi, Kaptan-ı Derya Saruca Paşa Anıt Mezarı, Sinan Paşa Türbesi, Kalender Baba Türbesi, Bayraklı Baba Anıt Mezarı, Çilehane, Ece Bey Türbesi ve Karainebeyli Köyü, Kalafat Mehmet Paşa Mezarı, Kaptan-ı Derya Emir Ali Baba Anıt Mezarı, Kaptan-ı Derya Hüsamettin Paşa Mezarı, Kaptan-ı Derya Güzelce Kasım Paşa Mezarı, Hüseyin Becce Gazi Mezarı, Alaettin Kalfa Türbesi, Hocahamza Türbesi, Fransız Mezarlığı, Namık Kemal’in Mezarı gibi türbelerdir.

Gelibolu’nun son dönemlerde “sakin” ve huzurlu tatil yapmak arzusunda olan kişilerle birlikte sualtı dalışı, rüzgâr sörfü ve kite sörf gibi özel ilgi alanlarına sahip kişilerin de ilk uğrak yerlerinden biri olduğu dikkat çekmektedir. Bâkir koy ve plajları arasında Saros Körfezi, Kömür Limanı, Bebek Kayalıkları, Hamza Koy, Güneyli Köyü Gelibolu Deniz Feneri yer almaktadır.

Deniz ürünleriyle ünlü olan Gelibolu’da, sardalye kebabı, tuzlu sardalye, sardalye konservesi çeşitleri gibi sardalyenin çok çeşitli kullanım alanları mevcuttur. Buna ek olarak peynir helvası, Gelibolu lokumu, Mevlevi tatlısı, süt tarhanası, simit lokumu, tavuklu mantı, akıtma, lakerda ve balık çorbası da Gelibolu sınırları içinde oldukça ünlü leziz tatlar arasında yer almaktadır.

Referanslar

Çanakkale Valiliği (2016). Gelibolu. http://www.canakkale.gov.tr/gelibolu, (Erişim tarihi: 03.01.2021); Gelibolu Belediyesi, Gelibolu’nun Tarihçesi, https://www.gelibolu.bel.tr/bpi.asp?caid=96&cid=283, (Erişim tarihi: 03.01.2021); Gelibolu Kaymakamlığı, Gelibolu. http://www.gelibolu.gov.tr/ilcemiz, (Erişim tarihi: 04.01.2021).

Ayrıntılı bilgi için bakınız

Demirarslan, D. (2018). Kentsel ve Kültürel Bellek Bağlamında Tarihi Bir Şehir ve Yakın Çevresi: Gelibolu, Journal of Social and Humanities Sciences Research (JSHSR), 5(22): 910-932.

2 / 2

Gelibolu, köklü geçmişiyle MÖ XII. yüzyıla uzanan ve adını taşıdığı yarımada üzerinde, Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi’ne açıldığı noktada konumlanmış tarihi bir kenttir. Eski adı “Gallipoli” olup, kelime anlamı “güzel şehir”dir. Trakya kıyısında, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan stratejik bir konumda yer alması nedeniyle tarih boyunca birçok uygarlığın ilgisini çekmiş, pek çok istilaya uğramış ve farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Antik dönemde hangi adla anıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte, eski haritalarda “Gallipoli” ismi yer almazken, bölgenin daha önce “Crithote” olarak adlandırıldığı görülmektedir (Gelibolu İlçesi Stratejik Planı 2022-2026).

Gelibolu, tarih boyunca Yunan, Pers, Makedon, Bergama ve Roma gibi birçok uygarlığın hâkimiyeti altında kalmış, Bizans döneminde ise stratejik önemi artarak gelişmiştir. 1354 yılında Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilerek Osmanlı topraklarına dâhil edilmiştir. Osmanlı döneminde önemli bir merkez olarak varlığını sürdüren kent, 1391 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk tersanesine ev sahipliği yapmıştır. Uzun yıllar Kaptan Paşalık Eyaleti’nin merkezi olarak Osmanlı denizciliğinde kritik bir rol üstlenmiştir. XX. yüzyıla dek Gelibolu, tersaneleri, yelken bezi imalathaneleri, mumhaneleri, darphaneleri, baruthaneleri ve peksimethaneleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun en önemli eyaletlerinden biri olmuştur (Demirarslan 2014; Demirarslan 2018).

Gelibolu Yarımadası, Birinci Dünya Savaşı sırasında Çanakkale Savaşları’nın en çetin kara muharebelerine sahne olmuştur. Dar bir alanda gerçekleşen bu savaşlar, Gelibolu’yu dünya çapında unutulmaz kılmıştır. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmasının ardından, şehir  Fransız ve Yunan işgaline uğramış, ancak 26 Kasım 1922’de düşman işgalinden kurtarılmıştır. Osmanlı’nın son döneminde Edirne vilayetine bağlı bir sancak olan Gelibolu, 1923’te sancak sisteminin kaldırılmasıyla vilayet statüsü kazanmış, ancak 23 Temmuz 1926’da Çanakkale’ye bağlı bir ilçe hâline getirilmiştir. Gelibolu’nun ilk ve tek valisi Ahmet Macit Bey'dir (Gören) ( Gelibolu İlçesi Stratejik Planı 2022-2026).

Günümüzde Gelibolu, Çanakkale iline bağlı bir ilçe olup, 806 kilometrekare yüzölçümüne sahiptir. Kuzeyde Edirne’nin Keşan, Tekirdağ’ın Malkara ve Şarköy ilçeleriyle, güneyde ise Çanakkale’nin Eceabat ilçesiyle komşudur. Doğuda Çanakkale Boğazı, batıda ise Saros Körfezi ile çevrelenmiştir. İlçenin kıyı uzunluğu 100 kilometreyii aşarken, en yüksek noktası 371 metre ile Gelibolu-Keşan arasındaki Koru Dağları’dır. Bölgenin önemli akarsuları arasında Kavak ve Cumalı çayları bulunmakta olup, bu akarsuların çevresinde verimli tarım ovaları oluşmuştur. Tayfur Barajı, Gelibolu’nun içme suyu ihtiyacını karşılamanın yanı sıra Tayfur Ovası’nın sulama gereksinimini de karşılamaktadır. Su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi için Çokal Köyü yakınlarında Devlet Su İşleri tarafından inşa edilen Çokal (Gökbüet) Barajı, Gelibolu, Evreşe, Kavakköy ve Eceabat ilçelerine içme suyu sağlamaktadır. Bölgenin bitki örtüsü çam, zeytin ağaçları, meşe fundalıkları, palamut, incir, ceviz ve ahlât gibi çeşitli türlerden oluşmaktadır. Geçmişte üzüm bağcılığının yapıldığı ve çavuş üzümünün de yetiştirildiği bilinmektedir. Gelibolu’nun iklimi, Trakya ve Ege bölgeleri arasında geçiş özelliği gösterse de, daha çok kuzey ikliminin sert etkilerine maruz kalmaktadır (Gelibolu İlçesi Stratejik Planı 2022-2026). Yaz ayları genellikle az yağış alırken, kış mevsimi soğuk hava akımları nedeniyle sert geçmektedir. Rüzgârların sık görülmesi nedeniyle ilkbahar kısa sürerken, yaz ve sonbahar aylarında Akdeniz iklimine özgü özellikler hissedilmektedir. İlçede ölçülen minimum sıcaklık -4,2 °C ile Şubat ayında, maksimum sıcaklık ise +35,8 °C ile Ağustos ayında kaydedilmiştir. Yıllık ortalama sıcaklık 14.7 °C olup, ortalama nem oranı yüzde 72.6’dır (TOKİ 2023).

Gelibolu ilçesi, idari açıdan üç belediyeden (Merkez, Evreşe, Kavakköy Beldesi) ve 26 köyden oluşmaktadır. İlçede yerleşim düzeni ağırlıklı olarak toplu şekilde olup, dağınık yerleşime rastlanmamaktadır. 2023 yılı nüfus verilerine göre, ilçenin toplam nüfusu 44.461 olarak kaydedilmiştir (URL-1). Gelibolu'nun nüfusunun yüzde 51,55’ini erkekler, yüzde 48,45’ini ise kadınlar oluşturmaktadır. İlçenin nüfus yapısı mevsimsel olarak değişkenlik göstermekte olup, yaz aylarında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Çanakkale iline bağlı on iki ilçe arasında nüfus bakımından dördüncü sırada yer almaktadır.

Gelibolu'da sanayi sektörü küçük ölçekli olup, ilçede yer alan sanayi kuruluşları arasında Ağır Bakım Tamir Fabrikası (Askeri Fabrika), özel sektöre ait gemi yapım tersanesi, yağ, kereste, dikim atölyeleri ve balık konserve fabrikaları bulunmaktadır. Bu işletmeler, sürekli ve geçici işçilerin istihdamına olanak sağlayarak bölge ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

Tarım alanında, ilçede arpa, yağlık ayçiçeği, ekmeklik ve makarnalık buğday, kuru fasulye, kolza (kanola), dane mısır, nohut ve yem bitkileri yetiştirilmektedir. Tarımsal üretimin yanı sıra hayvancılık da önemli bir ekonomik faaliyet olup, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılıkla birlikte kanatlı hayvan yetiştiriciliği de yaygındır. Büyükbaş hayvancılıkta süt ve besi sığırı ön planda yer alırken, küçükbaş hayvancılıkta koyun ve keçi yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bölgedeki doğal meralar ve otlaklar, hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından önemli bir kaynak teşkil etmektedir.

Gelibolu’nun kıyı bölgelerinde balıkçılık, ekonomik açıdan önemli bir yer tutmaktadır. Saros Körfezi ve Çanakkale Boğazı’na kıyısı bulunması, ilçede deniz ürünleri avcılığının yaygın olarak yapılmasını sağlamaktadır.

Gelibolu kent merkezine ulaşım, karayolu ve denizyolu ile sağlanabilmektedir. İstanbul’dan Gelibolu’ya Tekirdağ ve Keşan üzerinden karayolu ile ulaşım mümkündür. Çanakkale ve Lâpseki’ye ulaşım ise denizyolu üzerinden feribot seferleri ile sağlanmaktadır. Ayrıca, 1915 Çanakkale Köprüsü ile karayolu bağlantısı da bulunmaktadır. 2022 yılında hizmete giren bu köprü, Gelibolu’nun Sütlüce Köyü ile Anadolu yakasındaki Lâpseki ilçesini birbirine bağlamakta olup, Çanakkale Boğazı üzerindeki en uzun orta açıklıklı asma köprü unvanına sahiptir ve Avrupa ile Asya kıtaları arasındaki geçişi önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır.

İlçede eğitim kurumları geniş bir yelpazeye yayılmış olup, iki anaokulu, on dört ilkokul, yedi ortaokul ve altı lise bulunmaktadır. Ayrıca, bir görme engelliler ilkokulu ve bir görme engelliler ortaokulu ile özel eğitim hizmetleri de sunulmaktadır (URL-2). İlçede bir halk eğitim merkezi ve bir mesleki eğitim merkezi faaliyet göstermektedir. Yükseköğretim alanında ise Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ne bağlı Piri Reis Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır. Gelibolu’nun kültürel etkinlikleri arasında her yıl 13-17 Ağustos tarihleri arasında düzenlenen “Uluslararası Gelibolu Altın Sardalya Kültür ve Sanat Festivali” önemli bir yer tutmaktadır (URL-3). Bu etkinlik, bölgenin kültürel mirasını yaşatmak ve sanatseverleri bir araya getirmek adına düzenlenen en prestijli organizasyonlardan biridir.

Gelibolu'da spor tesisleri çeşitlilik göstermekte olup, bir kapalı spor salonu, bir kapalı yarı olimpik yüzme havuzu, Mehmetçik Stadı ve okçuluk tesisleri önemli spor tesisleri arasında yer almaktadır. Bu tesisler, bölge halkının spor faaliyetlerine katılımını teşvik etmekte ve genç sporcuların gelişimine katkı sağlamaktadır (URL-4). Türk atletizminin unutulmaz maratoncularından ve en önemli antrenörlerinden olan Şevki Koru’nun yanı sıra günümüzde ilçede son yıllarda özellikle okçuluk, triatlon, maraton, bisiklet dallarında sporcular önemli dereceler elde etmektedir. 

Gelibolu ilçe merkezinde bulunan Gelibolu Feneri, bölgenin simgesel yapılarından biridir. 1856 yılında inşa edilen fener, Çanakkale Boğazı’ndan geçen gemilere rehberlik etmek amacıyla yapılmıştır. Osmanlı döneminde, gemi geçişlerini kontrol etmek ve yönlendirmek için kullanılan fener, günümüzde de aynı işleviyle aktif olarak hizmet vermeye devam etmektedir. İlçe merkezinde bulunan Piri Reis Müzesi, Gelibolu Savaş Müzesi, Traktör Müzesi önemli bellek merkezleridir. Restorasyon çalışmaları sonrası müze ve kültür merkezi olarak kullanılan Gelibolu Mevlevihanesi'nde Mevlevilik geleneğini yaşatmak amacıyla sema gösterileri ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir. Gelibolu Mevlevihanesi, Osmanlı döneminde inşa edilen ve Anadolu'daki en büyük mevlevihanelerden biri olarak kabul edilen tarihi bir yapıdır. Mevlevilik tarikatının önemli merkezlerinden biri olan bu yapı, 1621 yılında Sultan I. Mustafa döneminde inşa edilmiş olup, Mevlevi dervişlerinin eğitim gördüğü ve sema ayinlerinin gerçekleştirildiği önemli bir kültürel ve dini merkez olmuştur (Demirarslan 2014). Günümüzde din ve kültür turizmi için önemli bir mekândır. Gelibolu limanında yer alan kale burcu ve iç liman, XV. yüzyılda Osmanlı denizcileri için açık hava ibadet alanı olarak inşa edilen ve Osmanlı donanmasının seferlerden önce burada namaz kıldığı Azepler Namazgâhı ilçenin önemli tarihi yapılarıdır. Günümüzde deniz kıyısında bulunan Gelibolu Kalesi’ne ait kalıntılar Bizans Döneminde 681’den 717 yılına kadar süren Arap akınları sırasında, Gelibolu’nun korunması için 711 yılında yaptırılmıştır. İlçe merkezinde 1354 yılında Gelibolu’yu Osmanlı topraklarına katan Gazi Süleyman Paşa’nın adına yapılmış bir cami ve türbe bulunmaktadır. Osmanlı’nın Rumeli’deki ilk fetihlerinden biri olan Gelibolu’nun önemli simgelerinden olup günümüzde bu cami “Büyük Cami/ Ulu Cami” adıyla anılmaktadır. II. Murad dönemi eserlerinden Yazıcıoğlu Camii ve Sofuca Halil Paşa Mescidi de diğer önemli ibadet yapılarıdır.

Saruca Paşa Hamamı (Paşa Hamamı), Osmanlı döneminde inşa edilen tarihi hamamlardan biridir. XV. yüzyılda yapılmış olup, klasik Osmanlı hamam mimarisine sahiptir (Dündar 2020). Kasaboğlu Ali Bey Hamamı II. Murad döneminden kalma küçük bir yapıdır. Tek hamam planında inşa edilmiştir. Şengül Hamamı ve Yakup Paşa Hamamı diğer tarihi hamamlardır. Çandarlı Halil Paşa'nın İznik'teki imaretine vakıf olarak yapılan XV. yüzyılın ilk çeyreğine tarihlenen ve deniz kıyısında inşa edildiği için denizcilere hizmet ettiği düşünülen Şengül Hamamı Çanakkale Boğazı kıyısında yer almakta olup günümüzde restore edilmiştir.

Osmanlı – Rus (Kırım Harbi) savaşında Türkler ile birlikte cephede yer alan Fransızlar için yapılmış olan Fransız Mezarlığı’nda ise 5.000 Fransız askerinin mezarı yer almaktadır. İlçede pek çok önemli türbe de bulunmaktadır: II. Beyazıt'ın damadı olan Kaptan-ı Derya Sinan Paşa ve eşi Münire Sultan’ın mezarının bulunduğu Sinan Paşa Türbesi, Osmanlı Devleti döneminde kaptan-ı deryalık görevini ilk kez üstlenen ve ilk tersanelerin kurucularından olan Saruca Paşa’ya ait olan Saruca Paşa Türbesi, Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa’ya ait olan Bolayır Gazi Süleyman Paşa Türbesi, Kalender Baba Türbesi, Ece Bey Türbesi, Kalafat Mehmet Paşa Mezarı, Kaptan-ı Derya Emir Ali Baba Anıt Mezarı, Kaptan-ı Derya Hüsamettin Paşa Mezarı, Kaptan-ı Derya Güzelce Kasım Paşa Mezarı, Hüseyin Becce Gazi Mezarı, Alaettin Kalfa Türbesi, Hocahamza Türbesi,  Yazıcızade Mehmet Efendi Türbesi ve tekkesi, Hallacı Mansur Türbesi (makamı) ve Bayraklı Baba Türbesi.  Bayraklı Baba Türbesi Osmanlı denizcilerinin Gelibolu’da kurduğu önemli ziyaret noktalarından biridir. Rivayete göre, Osmanlı denizcisi Bayraklı Baba, Osmanlı sancaklarını korumak uğruna şehit düşmüştür ve türbesi bu nedenle büyük saygı görmektedir. Ünlü vatan şairi Namık Kemal’in mezarı da Bolayır beldesi sınırları içinde bulunmaktadır. 

Gelibolu Çilehanesi, Çanakkale'nin Gelibolu ilçesinde, Fener Altı mevkiinde yer alan ve büyük bir kayanın oyulmasıyla oluşturulmuş küçük bir ibadet alanıdır. Yaklaşık üç metrekarelik bir hücreden oluşan bu yapı, bir giriş kapısı ve küçük bir pencereye sahiptir. XV. yüzyılın önemli mutasavvıflarından Yazıcızade Mehmet Efendi’nin burada inzivaya çekildiği ve ünlü eseri “Muhammediye”yi 1442-1449 yılları arasında bu mekânda kaleme aldığı bilinmektedir. Günümüzde Çilehane, manevi atmosferiyle ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam etmektedir.

Şehrin fethinden sonra, özellikle Padişah II. Murad döneminde Gelibolu’da yoğun bir yapılaşma yaşanmıştır. Bu döneme ait olduğu bilinen ve şehrin kültürel belleğini oluşturan yirmi altı eserden ne yazık ki günümüze sadece 7yedisi ulaşabilmiştir. XIX. yüzyıla ait yapılar ve geleneksel konut dokusu da giderek yok olmakta, tarihi miras kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya kalmaktadır (Demirarslan 2016).

Günümüzde pek bilinmeyen Sultan II. Abdülhamid’in tahta çıkışının yirmi beşinci yıldönümü şerefine 1901 yılında inşa edilen saat kulesi, Gelibolu Savaşları sırasında yıkılmıştır. 1917 yılındaki Bolşevik isyanı ve sonrasında gelişen olaylardan kaçan Rusların anısına ilk kez 16 Temmuz 1921’de yapılan ve 2008 yılında yeniden inşa edilerek açılan Gelibolu Rus Anıtı ve Müzesi, kentin tarihî mirasını yaşatmaya devam etmektedir. Ayrıca, Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar Denizaltısı’nda şehit olan denizcileri anmak için 2006 yılında inşa edilen Şehit Denizaltıcılar Anıtı ve çevresi, açık hava müzesi niteliği taşımaktadır.

1950-1960 yılları arasında Gelibolu’da gerçekleştirilen imar çalışmaları nedeniyle bazı önemli tarihi eserlerin yok olduğu bilinmektedir. Ancak, bu eserlerle ilgili yazılı ve görsel belge sayısı oldukça sınırlıdır. Bu yapılar arasında, XV. ve XVI. yüzyıl mimari özelliklerini taşıyan Gelibolu Bedesteni de bulunmaktadır. Kaynaklara göre, Bergama bedestenine benzeyen bu yapı, üzeri altı kubbeyle örtülü, iki payeli ve ortasında revaklı bir mimariye sahiptir.

Aynı dönemdeki imar faaliyetleri sonucunda, Gelibolu’daki tarihi mezarların bir kısmı da yok edilmiştir. Bölgedeki tasavvuf âlimlerinin mezarlarını barındıran bu kültürel alanlar, dönemin önemli üretim merkezleri olan değirmenlerle birlikte konut alanlarına dönüştürülmek üzere imara açılmıştır. Özellikle askeri lojman ve apartman projeleri için dönüştürülen tarihi Yazıcızade Mezarlığı ve Düz Mezarlık gibi alanlara ilişkin günümüzde yeterli yazılı ve görsel belge bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, tarihi evlerin hızla yok olması, Gelibolu’nun kentsel ve kültürel belleğinin kaybolmasına neden olmaktadır. Geleneksel Türk-Osmanlı evleri genellikle iki katlı olup, alt katları kâgir, üst katları ise ahşap karkas şeklinde inşa edilmiştir. Ancak, ilgisizlik, bakımsızlık ve imkânsızlıklar nedeniyle bu yapılar hızla kaybolmakta, modernleşmenin doğal sonucu olarak apartmanlaşma artmakta ve mahalle dokusu bozulmaktadır. Ayrıca, bilinçsiz restorasyonlar sonucunda, ayakta kalmayı başaran bazı tarihi binaların da özgün kimliklerini yitirdiği gözlemlenmektedir.

Gelibolu’da doğal oluşumlar da yer almaktadır. Bu doğal oluşumlar içinde tortul kayalıklardan oluşan falez ve kayalık kıyı şeridi adeta şehrin simgesi halindedir. Ancak şehrin kimliğini simgeleyen unsurlardan biri olan bu doğal oluşum, denizin doldurularak kıyı şeridinden yol geçirilmesi ile büyük ölçüde yok edilmiştir. Günümüzde yapılan rekreasyon düzenlemeleri ile kent insanının hoş vakit geçirdiği önemli bir bölge konumundadır. Kentin belleğinin oluşumunda etkili olan bir başka unsur da yapılaşma ile bozulmaya yüz tutan Gelibolu’ya fetih sırasında ilk adımın atıldığı yer olan Hamzabey Koyu’dur. Bu koyda yer alan Hamzakoy Plajı, kentin dış çeperinde Boğaz kıyısında yer alan Eğritaş Plajı, Saroz Körfezi kıyısında yer alan Güneyli Köyü koyları (Büyük Liman, Koyun Limanı, Günümüzde Fatma Kadın Plajı olarak bilinen Davud Limanı), Bolayır altı plajı, Kavak Köy sahili, Yeniköy Limanı, Kömür Limanı gibi sahiller su üstü ve su altı spor aktiviteleri için önemli bölgelerdir (URL-5).  Bölgenin öne çıkan lezzetleri arasında sardalye kebabı, balık çorbası, tuzlu balık, ançüez, lakerda, Gömlek Köftesi ( Şeftali Köftesi), peynir helvası, tavuklu mantı, süt tarhanası, akıtma, simit lokumu, lokma, koruk şerbeti, Gelibolu lokumu, Mevlevi tatlısı  bulunmaktadır (URL-5).

Gelibolu, sahip olduğu tarihi dokusu, turizm potansiyeli, eğitim kurumları ve sanatsal etkinlikleriyle kültürel çeşitliliği yüksek bir ilçedir. Osmanlı mirası ve Çanakkale Savaşları’ndan kalan izler, ilçeyi hem ulusal hem de uluslararası düzeyde önemli bir turizm ve kültür merkezi hâline getirmiştir. Konaklama seçenekleri arasında çeşitli seviyelerde oteller, butik konaklama tesisleri, moteller, kamp alanları ve pansiyonlar yer almakta, aynı zamanda yazlık konutlar da turizm açısından büyük bir katkı sunmaktadır. Tarihi ve kültürel değerlerini koruyarak modern dünyaya adapte olmayı başaran Gelibolu, eğitim ve sanat alanında gelişimini sürdürmektedir.

Gelibolu, tarih boyunca bilim, sanat, siyaset, denizcilik ve mimari alanlarında önemli şahsiyetler yetiştirerek Türk kültürüne büyük katkılar sağlamıştır. Osmanlı döneminde ünlü bir denizci ve kartograf olan Pîrî Reis (1465/70-1554), Amerika’yı gösteren dünya haritaları ve denizciler için rehber niteliğindeki "Kitâb-ı Bahriye" eseriyle tanınmaktadır. Eseri birçok dile çevrilmiş olup, Gelibolu limanında adına bir anıt yapılmıştır. Osmanlı tarihçisi ve divan şairi Gelibolulu Mustafa Âli (1541-1600), "Künhü’l-Ahbar" adlı eseriyle Osmanlı tarihine ışık tutmuş, eserlerinde Gelibolu sevgisini sıkça dile getirmiştir. Cumhuriyet döneminde ise Türkiye’nin ilk bilim tarihçisi ve Birinci Meclis’in Sağlık Bakanı olan Abdülhak Adnan Adıvar (1882-1955) öne çıkan isimlerden biridir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde kritik roller üstlenen Mehmet Celâl Nuri İleri (1881-1938), Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı’nda ve TBMM’nin ilk dört döneminde milletvekilliği yapmıştır. Kardeşi Sedat Nuri İleri, İstanbul Radyosu’nun kurucularından olup, aynı zamanda tanınmış bir karikatüristtir.

Gelibolu’nun yetiştirdiği önemli siyasetçilerden biri olan Hüseyin Ulvi Bey (1866-1934), belediye başkanlığı ve Cemaat-i İslamiye Reisliği yapmış, ardından Meclis-i Mebusan’da Gelibolu’yu temsil etmiştir. Halil Rüsuhi Bolayırlı (1889-1956) ve eski Milli Savunma Bakanı Ali Seyfi Kurtbek (1905-1995) de bölgenin öne çıkan devlet adamları arasında yer almaktadır. Mimarlık alanında Mehmet Kazım Demirarslan (1899-1970), Osmanlı’nın son döneminde Kâbe’nin restorasyonu için görevlendirilmiş, babası Hasan Tahsin Bey (1839, Gelibolu) ise Mekke’de Kâbe ve Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın onarımını üstlenmiştir. Cumhuriyet döneminin önde gelen mimarlarından ve Mimar Hasan Tahsin Bey’in oğlu olan Yüksek Mimar Ünal Demirarslan (1935-2022), Süleyman Şah Türbesi, Ankara Milli Kütüphane ve Türkiye’nin uluslararası fuar pavyonları gibi önemli projelerde imzası bulunan bir isimdir. Kardeşi Dr. İlhan Demirarslan (1928-1980) ise “Atatürk” şiiriyle tanınan Cumhuriyet dönemi şairlerinden biridir.

Tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip olan Ahmed Celâleddin Dede (1853-1946), Galata ve Üsküdar Mevlevihanelerinde şeyhlik yapmıştır. Sanat ve edebiyat dünyasında, şair Arif Damar (1925-2010), bestekâr ve ses sanatçısı Arif Sami Toker (1926-1997), klasik Türk müziği bestekârı İsak Varon (1884-1962), ressam ve yazar Elif Naci (1898-1987) gibi isimler öne çıkmaktadır. Edebiyat kuramcısı Nadide Yıldız Ecevit (1946-2021), Cumhuriyet’in ilk elektrik mühendislerinden Mustafa Hulki Erem (1888-1956), uluslararası ilişkiler uzmanı Prof. Dr. Türkkaya Ataöv (1932 - ) ve milli maratoncu Şevki Koru (1913-2003), ayrıca dünyaca ünlü klarnet sanatçısı Hasan Yarımdünya da Gelibolu’nun yetiştirdiği önemli şahsiyetler arasındadır.

Geçmişten günümüze birçok değerli ismi bilim, sanat, siyaset ve spor dünyasına kazandıran Gelibolu, tarihi mirasını koruyarak ve yaşatarak Türk kültürüne katkı sunmaya devam etmektedir (URL-6).

Referanslar

Demirarslan, D. (2014). Mekân Tasarım Özellikleri Açısından Gelibolu Mevlevihanesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaşı Veli Araştırma Dergisi, (72): 43-57; Demirarslan, D. (2016). Din ve Tasavvuf Kültüründe Çilehane Kavramı ve Mekân Özellikleri Açısından Gelibolu Çilehanesi, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, (77): 175-196; Demirarslan, D. (2018). Kentsel ve Kültürel Bellek Bağlamında Tarihi Bir Şehir ve Yakın Çevresi: Gelibolu, International Journal of Social and Humanities Sciences Research (JSHSR), 5(22): 910–932; Dündar, M. ve Acıoğlu, Y. (2020). Gelibolu Saruca Paşa Hamamı Üzerine Gözlemler, History Studies, 12(6): 3333-3363; Gelibolu İlçesi Stratejik Planı 2022-2026. Gelibolu: TC Gelibolu Kaymakamlığı; TOKİ. (2023). Çanakkale İli, Gelibolu İlçesi, Alaeddin Mahallesi 417 Ada 51, 52, 72 Parseller Ve Bir Kısım Tescil Dışı Alana İlişkin 1/1000 Ölçekli Uygulama İmar Planı Değişikliği Plan Açıklama Raporu.

İnternet Kaynakları
URL-1: https://www.nufusu.com/ilce/gelibolu_canakkale-nufusu, (Erişim tarihi: 04.2.2025); URL-2: https://gelibolu.meb.gov.tr/, (Erişim tarihi: 04.2.2025)
URL-3:https://canakkale.ktb.gov.tr/TR-70543/festivaller--yerel-etkinlikler.html, (Erişim tarihi: 04.2.2025); URL-4:http://www.gelibolu.gov.tr/kaymakamimiz-bekir-abaci-mehmetcik-stadi-yari-olimpik-yuzme-havuzu-ve-spor-kompleksinin-yapim-calismalarini-yerinde-inceledi, (Erişim tarihi: 04.2.2025); URL-5:http://www.canakkale.gov.tr/gelibolu, (Erişim tarihi: 04.2.2025); URL-6:https://canakkalesavaslariansiklopedisi.com/content/gelibolu/, (Erişim tarihi: 04.2.2025)