Doğal Sit
SİT ALANI Doğal Sit Alanı
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2025
Doğal sit, kendine özgü jeolojik ve jeomorfolojik özelliklere sahip yerler ile botanik ve zoolojik yönden nadir ekosistem bileşenlerini barındıran, olağanüstü doğal güzelliklere sahip, bilimsel, estetik ve ekolojik değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındaki alanların korunması ve gelecek nesillere aktarılması için hukuki koruma statüsü verilen yerler için kullanılan bir terimdir. Doğal sitler genel olarak bir alanı belirtiklerinden dolayı Türkiye’de bu kavram genellikle “doğal sit alanı” olarak ifade edilmektedir. Doğal sit alanlarında 2011 yılına kadar, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında öngörülen iş, işlem ve kararlar bakımından yetkili kurum Kültür ve Turizm Bakanlığı iken, 17 Ağustos 2011 tarihli ve 28028 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile bu yetki, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına bağlı olarak faaliyete bulunan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’ne devredilmiştir. Böylece Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, doğal sit alanlarının tespiti, tescili, korunması, planlanması ve izlenmesine yönelik görev ve yetkileri üstlenmiştir.
Doğal sit alanları genellikle endemik bitki türleri, nadir hayvan popülasyonları gibi hem nesli tükenmekte olan türlerin olduğu hem de zengin flora ve faunaya sahip alanları, özgün ve hassas ekosistemleri, jeolojik devirlerle, tarih öncesi veya tarihi devirlere ait eşsiz kaya oluşumlarını, dağ silsilelerini, mağaraları, kanyonları, gölleri ve kıyı alanları gibi doğal oluşumları kapsamaktadır. Bu alanlar estetik ve görsel bakımdan sahip oldukları doğal güzelliklerin yanı sıra biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkıda bulunmaları, iklim değişikliğine karşı doğal tampon bölgeler oluşturmaları ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaları bakımından da büyük ekolojik ve çevresel önem taşımaktadır. Bu sebeple doğal sit alanlarının tespiti ve korunma altına alınması gereklidir. Bu doğrultuda 20 Temmuz 2022 tarihli ve 31899 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu'nun 113 sayılı “Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı’na bağlı kalarak Doğal sit alanlarının tespitinde kullanılacak ilke ve kriterler başlıca şu şekilde özetlenebilir:
- Bilimsel Değer Taşıma: Jeolojik, biyolojik ve ekolojik olarak araştırılmaya değer olmalıdır.
- Nadirlik ve Özgünlük: Endemik türler, jeolojik oluşumlar veya özel habitatlar gibi nadir görülen doğal değerlere sahip alanlar
- Ekosistem Bütünlüğü: Flora, fauna ve habitat ilişkilerinin sürdürülebileceği, kesintisiz ve işlevsel bir doğal bütünlük taşımalıdır.
- Estetik ve Peyzaj Değeri: Görsel çekicilik, manzara kalitesi ve doğal estetik özellikleri ile dikkat çeken bir peyzaj karakteri bulunmalıdır.
- Bozulmamışlık Düzeyi: İnsan etkisinin az, doğal niteliğini koruyan ve kendini yenileyebilen alanlar
- Koruma-Turizm İlişkisi: Doğaya zarar vermeden ekoturizm ve sürdürülebilir rekreasyona uygunluk olması
- Geleneksel Yaşamla Uyum: Yerel halkın doğayla uyumlu biçimde sürdürdüğü geleneksel faaliyetlere uygun alanlar
Doğal sit alanları önem derecesine göre I. Derece, II. Derece ve III. Derece olmak üzere üç ayrı statüye ayrılarak tanımlanmış ve koruma-kullanma koşulları belirlenmiştir. Bu derecelemeye sahip doğal sit alanlarının özellikleri şu şekilde özetlenebilir:
I. Derece Doğal Sit Alanı
- En üst düzey korunan alanlardır.
- Evrensel, bilimsel ve estetik değeri olan, nadir alanlardır.
- Hiçbir yapılaşmaya izin verilmez.
- Sadece bilimsel araştırmalar yapılabilir.
II. Derece Doğal Sit Alanı
- Doğal yapı korunur ve geliştirilir.
- Kamu yararı gözetilerek belirli kullanımlara açılabilir.
- Sadece Turizm tesisleri ve hizmet yapıları yapımına izin verilir.
III. Derece Doğal Sit Alanı
- Doğal yapı korunacak şekilde sınırlı kullanıma izin verilir.
- Yörenin potansiyeline göre kontrollü yapılaşma olabilir.
- Mevcut değerleri korumayla birlikte geliştirme amacı da taşır.
Doğal sit alanlarının koruma ve kullanma ilke kararlarını ile ilgili mevzuatta yapılan düzenleme ile bu sınıflandırma sistemi yerine ekolojik temelli yeni bir modele geçilmiştir. Bu yeni sınıflama sistemi 20 Temmuz 2022 tarihli ve 31899 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu'nun 113 sayılı “Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararı” ile yürürlüğe girmiştir. Bu yeni sınıflamaya göre:
1. Kesin Korunacak Hassas Alanlar
Bu alanlar; biyolojik çeşitlilik, jeolojik ve jeomorfolojik özellikleri açısından ekosisteme katkıda bulunan, insan faaliyetleri neticesinde bozulma ve tahrip olma riski yüksek kara, su ve deniz alanlardır.
Temel Özellikleri:
- Ulusal ve uluslararası değere sahip tür, habitat ve ekosistemleri barındırırlar.
- Siluet, bitki örtüsü, topoğrafya gibi doğal unsurlar korunmaktadır
- Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilirler.
İzin verilmeyen Faaliyetler: Madencilik faaliyetleri, taş, kum ve toprak alma işlemleri ve toprak, çöp, cüruf ve sanayi atığı gibi malzemelerin dökülmesi yasaktır.
Şarta Bağlı Olarak İzin Verilebilecek Faaliyetler: Bilimsel araştırma, izleme ve eğitim çalışmalarına, doğal afet durumlarında acil müdahalelere, bu alanların Korunmasına, ıslaha edilmesine bakımına ve temizliğine yönelik bilimsel faaliyetler ve projelere, güvenlik, uyarı ve bilgilendirme levhalarının konulmasına, orman yangın yolları açılması, orman bakımı ve orman zararlıları ile mücadelelere, anıt ve tescilli ağaçların bakımına, ekolojik dengenin sürekliliği ve tozlaşmanın sağlanabilmesi amacıyla Arıcılık faaliyetlerine, kuş gözlem kuleleri kurulmasına, bakanlıkça çevre temizliği ve bakım çalışmalarına, ulusal güvenli için elzem olan tesislerin yapımına ve dalyan ve lagün ekosistemlerinde, doğal dengenin sürekliliğini sağlamak amacıyla, yetkili kamu kurumlarının görüşleri esas alınarak ve herhangi bir yapı yapılmamak koşuluyla, geleneksel avcılık yöntemlerine dayanan balıkçılık faaliyetlerine izin verilmektedir.
2. Nitelikli Doğal Koruma Alanları
Doğal yapısı büyük ölçüde korunmuş, insan faaliyetlerinden az etkilenmiş, geleneksel yaşam şekillerinin sürdürüldüğü alanlardır.
Temel Özellikleri:
- Doğal süreçlerin baskın olduğu kara, su ve deniz alanlarıdır.
- Geleneksel yaşam biçimlerinin devamı desteklenmektedir.
İzin verilmeyen Faaliyetler: Madencilik faaliyetleri, Taş, kum ve toprak alma işlemleri, toprak, çöp, cüruf ve sanayi atığı gibi maddelerin dökülmesi ve tescilden sonra yapılaşmalar yasaktır.
Şarta Bağlı Olarak İzin Verilebilecek Faaliyetler: Kesin korunacak hassas alanlardaki tüm izinli faaliyetler bu alan için geçerlidir.
- Barınma amaçlı olmayacak şekilde Tarım ve hayvancılık faaliyetlerine,
- Doğal dengeyi korumaya yönelik faaliyetlere,
- Koruma amaçlı imar planı kapsamında; iskele, balıkçı barınağı ve bekçi kulübesine,
- Mesire (A tipi hariç) ve rekreasyon alanlarına,
- Gerekli izinlerle doğal kaynak suyu kullanımına,
- Doğal dengeyi bozmayacak şekilde mevzuata uygun olarak Avlak sahası ayrılmasına,
- Altyapı tesisleri (atık su arıtma, kanalizasyon, içme suyu temini, enerji nakil hattı, iletişim, ulaşım, teleferik, otopark vb.) yapıma,
- Sökülebilir geçici yapıların (duş, gölgelik, kabin, büfe, vb.) kurulmasına.
- DSİ ve Tarım Bakanlığı izniyle su ürünleri faaliyetlerinin yapılmasına
- Şehitlik ve mezarlık alanları ile ilgili faaliyetlere izin verilir.
Kamping Alanı Düzenlemeleri: Koruma amaçlı imar planı ile mümkün olabilir, kadastral yola cepheli parsellerde yapılabilir, beton ve asfalt malzemenin kullanılmadığı çadır ve karavan alanları olabilir, bu alanlar en az 10.000 metrekare olmalı, her kampçı ünitesi için minimum 200 metrekare alan olmalı, maksimum 150 kampçı ünitesi olabilir, bu alanda bungalov yapılamaz ancak mevzuata uygun yapılmış bungalovlar tamir ve tadilat edilerek kullanılmaya devem edebilir.
3. Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları
Doğal ve kültürel değerlerin birlikte korunduğu, düşük yoğunluklu kullanım ve yapılaşmaya olanak tanıyan alanlardır.
Temel Özellikleri:
- Kesin korunacak ve nitelikli alanların çevresindeki tampon bölgeler.
- Doğal peyzaj, siluet, jeolojik ve ekolojik yapı korumayı amaçlar.
- Yoğun yerleşim önlenir, düşük yoğunluklu yerleşim için planlama yapılır.
İzin verilmeyen Faaliyetler: Yeni sanayi tesisi kurması yasaktır, mevcut ruhsatlı sanayi tesisleri çevresel tedbirler alınarak faaliyetlerini sürdürebilir.
Şarta Bağlı Olarak İzin Verilebilecek Faaliyetler: Kesin Korunacak ve Nitelikli Alanlardaki tüm izinli faaliyetler bu alanlar için geçerlidir, zorunlu durumlarda teknik rapor ve yönetmeliklere uygun olması şartıyla Madencilik faaliyetlerine, doğal peyzaja zarar vermeyecek şekilde Kum, çakıl, taş, maden alma çalışmalarına, bozulan alanlara doğayı geri kazandırma amaçlı toprak dökümü işlemlerine, koruma amaçlı imar planına uygun olarak: Turizm tesisleri, yat limanı, tekne imal ve çekek yerleri ile birinci sınıf hariç düzenli depolama tesislerine, koruma esaslarına uygun olarak tarım ve hayvancılık faaliyetlerine izin verilir.
Türkiye’nin Önemli Doğal Sit Alanları:
- Kapadokya (Nevşehir): Jeomorfolojik oluşumlar, lav ve tüf tabakaları, yeraltı şehirleri (UNESCO Dünya Mirası listesinde).
- Pamukkale (Denizli): Traverten teraslar, sıcak su kaynakları (UNESCO Dünya Mirası listesinde).
- Kaz Dağları (Balıkesir, Çanakkale): Endemik türler, orman ekosistemleri, oksijen zenginliği.
- Fethiye–Göcek Kıyı Bandı: (Muğla): Koylar, denizel biyolojik çeşitlilik, korunaklı lagünler.
- Salda Gölü (Burdur): Magnezyumlu toprak yapısı, beyaz plajlar.
- Kaçkar Dağları (Rize, Artvin): Yüksek dağlar, buzul gölleri ve zengin orman ekosistemi.
- Ihlara Vadisi (Aksaray): Kanyon vadi, Melendiz Çayı, kaya oyma kiliseler.
- Yedigöller (Bolu): Göller ve orman ekosistemi, zengin biyoçeşitlilik.
- Kuş Cenneti (Bursa): Göçmen kuşların konakladığı önemli sulak alan.
- Nemrut Krater Gölü (Bitlis): Volkanik göl, biyolojik çeşitlilik.
Doğal sit alanları, sahip oldukları zengin doğal güzellikler, nadir ekosistemler, doğal jeolojik ve jeomorfolojik oluşumlar sayesinde, ekoturizm, doğa yürüyüşleri, kampçılık, kuş gözlemciliği ve fotoğrafçılık gibi alternatif turizm için önemli potansiyeller sunmaktadır. Ayrıca bu alanlarda bisiklet yolları, mağara otelleri, yamaç paraşütü, ATV ve balon turları gibi çeşitli turizm türlerinin geliştirilmesi, bu alanların ulusal ve küresel ölçekte tanınırlığına katkı sağlayacaktır. Bunanla birlikte bu alanlarda gerçekleştirilecek turizm faaliyetleri, sürdürülebilir turizm kapsamında, alanın doğal dengesini koruyacak ve taşıma kapasitesini aşmayacak şekilde yapılmasına özen gösterilmelidir. Aksi taktirde doğal ve ekolojik denge bozulabilir ve alanın sahip olduğu karakteristik özellikler zamanla kaybolabilir.
Referanslar
Doğal sit alanları, https://csb.gov.tr/sss/dogal-sit, (Erişim tarihi: 04.06.2025); Doğal Sit alanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Teknik Esaslar, https://tvk.csb.gov.tr/dogal-sit-alanlarinin-degerlendirilmesine-iliskin-teknik-esaslar-i-3185, (Erişim tarihi: 04.06.2025); https://webdosya.csb.gov.tr/db/canakkale/webmenu/webmenu57103.pdf, (Erişim tarihi: 04.06.2025); Koç, E. (2023). Bir Kentsel Arkeolojik ve Doğal Sit Alanı Yerleşiminde Turizm ve Markalaşma Çerçevesinde Kırsal Morfolojiyi Anlamak: Afyonkarahisar Ayazini Örneği. Türkiye Kentsel Morfoloji Ağı, ss. 478-506; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun Doğal (Tabii) Sitler, Koruma ve Kullanma Koşulları ile İlgili 728 sayılı İlke Kararı. https://teftis.ktb.gov.tr/TR-298670/728- nolu-ilke-karari---kultur-ve-tabiat-varliklarini-koruma-yuksek-kurulunun-dogal-tabii-sitler-koruma-ve-kullanma-kosullari-ile-ilgili-ilke-karari740-sayili-ilke-karari-ile-degismistir.html, (Erişim tarihi: 04.06.2025); Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2025). Kültürel ve doğal miras alanları, https://kvmgm.ktb.gov.tr, (Erişim tarihi: 04.06.2025); Özkir, D. ve Demirel, Ö. (2024). Türkiye’de Doğal Sit Alanları Koruma Amaçlı İmar Planlama Süreci: Güvenpark Koruma Amaçlı İmar Planı, Türkiye Peyzaj Araştırmaları Dergisi, 7(2): 246-268. https://doi.org/10.51552/peyad.1594615; Resmi Gazete: https://webdosya.csb.gov.tr/db/tabiat/icerikler/an-t-agac-20220720093542.pdf, (Erişim tarihi: 04.06.2025); Tabiat Varlıklarını Koruma Komisyonları Kuruluş ve Çalışma Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik. https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2011/10/20111018-5.htm, (Erişim tarihi: 04.06.2025); Tuna, A. (2018). Doğal Sitlerde Derecelendirme Sorunu: Elazığ-Hazar Gölü Örneği, İnönü Üniversitesi Sanat ve Tasarım Dergisi, 8(17): 1-14. https://doi.org/10.16950/iujad.321762; Tunç, T. ve Yıldırım, E. (2024). Doğal ve kültürel peyzaj değerleri ile alternatif turizm rotaları: Finike, Antalya, Journal of Agriculture Faculty of Ege University, 61(4): 501-517. https://doi.org/10.20289/zfdergi.1456452; UNESCO World Heritage Centre. (n.d.). Göreme National Park and the Rock Sites of Cappadocia. https://whc.unesco.org/en/list/357, (Erişim tarihi: 04.06.2025); UNESCO World Heritage Centre. (n.d.). Hierapolis-Pamukkale. https://whc.unesco.org/en/list/485, (Erişim tarihi: 04.06.2025).
Doğal sit alanları, Türkiye’de yürürlükte bulunan 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde tanımlanan sit alanı türleri arasında konumlandırılmaktadır. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun 728 sayılı İlke Kararı’na göre doğal sitler; jeolojik dönemlere, tarih öncesi ve tarihsel süreçlere ait olup, nadir bulunmaları, özgün nitelikleri ve estetik değerleri nedeniyle korunması gerekli görülen, yer altında, yer üstünde ya da su altında bulunan alanlar olarak tanımlanmaktadır. Söz konusu tanımda da açıkça ifade edildiği üzere, doğal sit alanlarında korunması hedeflenen temel değerler, insan müdahalesi olmaksızın doğal süreçler sonucunda oluşmuş, sahip oldukları özellikler ve görsel nitelikleri bakımından korunması gerekli kabul edilen doğal varlıklardır. Bu bağlamda doğal sit statüsü, insan etkisi bulunmadan biçimlenmiş, ender rastlanan ve kendine özgü karakteristikler taşıyan taşınmaz tabiat değerlerinin yasal koruma altına alınmasını amaçlamaktadır. Doğal sit alanlarına ilişkin yetkiler, 2011 yılına kadar Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülmüş, 2011 yılı itibarıyla bu yetkiler, yasal düzenleme ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredilmiştir.
Türkiye’de doğal sitlerin tanımlanması ve sınıflandırılmasına ilişkin süreç, iki temel aşamada incelenmektedir. İlk aşamada uzun yıllar uygulamada kalan derece esaslı sınıflandırma sistemi benimsenmiş ve doğal sit alanları birinci, ikinci ve üçüncü derece olarak ayrılmıştır. Bu çerçevede birinci derece alanlar mutlak korunması gereken ve yapılaşmaya kapalı bölgeler olarak tanımlanırken, ikinci derece alanlar sınırlı ve kontrollü kullanıma açık alanlar olarak kabul edilmiş; üçüncü derece alanlar ise koruma ilkeleri gözetilmek koşuluyla daha esnek kullanım kararlarının uygulanabildiği alanlar olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, söz konusu sistemin koruma–kullanma dengesini yeterince açık biçimde ortaya koyamaması, bilimsel ölçütlerin uygulamada standartlaştırılamaması ve yerel planlama süreçleriyle uyum sorunları yaratması önemli eleştirilere konu olmuştur.
İkinci aşamada ise kategori temelli yeni sınıflandırma yaklaşımı yürürlüğe girmiş ve doğal sit alanları üç ana başlık altında yeniden tanımlanmıştır: Kesin Korunacak Hassas Alanlar, Nitelikli Doğal Koruma Alanları ve Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanları. Kesin korunacak hassas alanlar, ekosistem bütünlüğünün mutlak biçimde korunmasının esas olduğu ve yapılaşma ile yoğun insan faaliyetlerine kapalı alanları ifade etmektedir. Nitelikli doğal koruma alanları, doğal yapının korunmasının öncelikli olduğu, ancak sınırlı ölçekte geleneksel ve bilimsel faaliyetlere izin verilen alanları kapsamaktadır. Sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları ise koruma ilkeleri doğrultusunda düşük yoğunluklu turizm, rekreasyon ve eğitim etkinliklerinin planlı biçimde gerçekleştirilebildiği alanlar olarak tanımlanmaktadır. Bu yeni yaklaşım, uluslararası koruma politikalarıyla uyumlu, daha esnek ve bilimsel temelli bir koruma modelinin oluşturulmasını hedeflemektedir.
Doğal sit alanlarının tespitinde bilimsel araştırma bulguları, jeolojik yapı özellikleri, çevresel ve ekolojik gözlemler ile topografik nitelikler temel ölçütler olarak esas alınmakta; bu çerçevede, alanların bilimsel kriterler doğrultusunda değerlendirilmesi ve sınıflandırılmasına yönelik olarak hazırlanan “Doğal Sit Alanlarının Değerlendirilmesine İlişkin Teknik Esaslar”, ilgili yönetmeliğin altıncı maddesinde belirlenen ilkelere dayandırılmaktadır. Bu doğrultuda doğal sit alanlarının; ekosistem bütünlüğünü sürdürebilecek yeterli büyüklüğe sahip olması, tür, genetik yapı, habitat ve ekosistem çeşitliliği açısından yüksek biyolojik değerler barındırması, bölgesel, ulusal veya küresel ölçekte tehdit altında bulunan, dar yayılımlı ya da endemik türlerin yaşam alanlarını içermesi veya bu türlerin yaşam döngülerinin belirli evrelerine ev sahipliği yapması başlıca ölçütler arasında yer almaktadır.
Bunun yanı sıra, tehdit altındaki ekosistemlerin ve yok olma riski taşıyan türlerin korunmasına yönelik temsil yeteneği göstermesi; doğal kaynak ve peyzaj bütünlüğünü destekleyen sosyal, kültürel ve rekreasyonel değerlere katkı sunması; insan müdahalesinin bulunmadığı ya da sınırlı olduğu ölçüde doğal karakterini koruyabilmesi; tipik, özgün ve nadir nitelikler taşıması; barındırdığı tür ve habitatların ekolojik açıdan dikkat çekici özellikler göstermesi; hidrolojik ve hidrojeolojik bakımdan ekolojik öneme sahip yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını içermesi; göçmen kuş türleri açısından kritik habitatları temsil etmesi; mevcut veya potansiyel habitat tiplerini kapsayacak biçimde ekolojik rehabilitasyon ve restorasyon yoluyla yeniden kazanılabilir nitelikte olması ve biyolojik çeşitliliğin uzun vadeli sürekliliğini güvence altına alan doğal süreçleri barındırması, doğal sit alanlarının tespitinde esas alınan temel kriterler olarak tanımlanmaktadır.
Referanslar
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2019, 7 Aralık). Doğal sit alanları koruma ve kullanma koşulları ilke kararı (No: 109). Resmî Gazete (Sayı: 30917). https://webdosya.csb.gov.tr/db/tabiat/icerikler/109_-lke_karar-_guncellenen-20201030073845.pdf.; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı. (2022, 20 Temmuz). Doğal sit alanları koruma ve kullanma koşulları ilke kararı (No: 113). Resmî Gazete (Sayı: 31898). https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2022/07/20220720.htm.; Kültür ve Turizm Bakanlığı. (1983). 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu. Resmî Gazete (Sayı: 18113). https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=2863&MevzuatTur=1&MevzuatTertip=5.; Öngören ve Karali Hukuk Bürosu. (2025). Sit alanı ilanı kararı: Hukuki niteliği ve sonuçları [Web sayfası]. Öngören.av.tr. https://ongoren.av.tr/sit-alani-ilani-karari-hukuki-niteligi-ve-sonuclari.; Özkir, D. ve Demirel, Ö. (2024). Türkiye’de doğal sit alanları koruma amaçlı imar planlama süreci: Güvenpark koruma amaçlı imar planı. Türkiye Peyzaj Araştırmaları Dergisi, 7(2), 246-268.; PeyzaX. (2020, 15 Eylül). Sit alanları nedir? Sit alanı sınıflandırması. https://www.peyzax.com/sit-alanlari-nedir-sit-alani-siniflandirmasi.; Resmî Gazete. (2012, 19 Temmuz). Korunan alanların tespit, tescil ve onayına ilişkin usul ve esaslara dair yönetmelik. Resmî Gazete (Sayı: 28358). https://webdosya.csb.gov.tr/db/tabiat/icerikler/korunan_alanlar-n_tesb-t_tesc-l_ve_onay-na_il-sk-n_usul_ve_esaslara_da-r_yonetmel-k-20180522083159.pdf
.
