Yayla
KAVRAM DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Coğrafya Yayla
-
2025
Türk Dil Kurumu’na göre yayla, akarsular tarafından parçalanmış yüksek ve geniş düzlük; denizden yüksekte olan, hayvan otlatma veya dinlenme yeri olarak kullanılmaya elverişli alan olarak tanımlanır. Yaylaların geleneksel kullanım amacı, yaz aylarında yükseltisi az olan sıcak düzlüklerden uzaklaşarak hayvanların otlatılabileceği serin ve yüksek otlaklara çıkmak olduğu için, kelimenin kökeni doğrudan bu mevsimsel göç ile bağlantılıdır. Bu etimolojik gelişim, kelimenin Eski Türkçede 'yaz' köküne, yer veya mekân işlevi taşıyan '-la' ekinin getirilmesiyle yazla olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise yayla şekline türeyerek yazın kullanılan yer anlamını pekiştirir. Bu nedenle yayla, dilimizde yazlık mekân anlamını taşıyan en eski ve köklü kelimelerden biridir. Yayla yerleşmesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde devlete ait olan geçici yerleşme birimleri olarak kabul edilmiştir. Bu alanlar aynı zamanda arazi-i metruke olarak tanımlanmış ve mülkiyeti herhangi bir kişiye verilmeden herkesin faydalanmasına izin verilen araziler olmuştur. 1926'da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, özel mülkiyeti temel almasına rağmen, geleneksel yayla kullanım haklarını olduğu gibi bırakmıştır. Bu dönemde yaylaların hukuki durumu bir süre belirsizliğini korumuştur. 1998 yılında 4342 Sayılı Mera Kanunu ise, yaylaların tanımını ve hukuki statüsünü belirleyerek, bu alanların korunmasını ve amacına uygun kullanılmasını sağlamayı amaçlayan en kapsamlı düzenlemedir. Kanuna göre yayla, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması ile geleneksel hayvancılık faaliyetlerinin yapıldığı, çoğunlukla yüksek rakımlı, yaz mevsiminde kullanılan arazilerdir. Yayla, devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına veya köy tüzel kişiliklerine ait olsa bile, özel mülkiyet olmaktan çıkarılarak kamu malı statüsünü korumuştur. Kanun, yaylaların amacına aykırı olarak kullanılamayacağını kesin olarak belirtmiştir. Yayla sınırlarının tespit ve tescil edilmesi zorunlu tutularak yayla sınırının hukuki olarak netleştirilmesini, kaçak yapılaşma ve amaç dışı kullanıma karşı hukuki mücadele zeminini güçlendirmiştir.
Coğrafi olarak yayla bir veya birkaç köye ait olan, yaz aylarında hayvancılık için otlakların kullanıldığı yerleşme birimleridir. Bulundukları rakıma göre yaylalar üç guruba ayrılır: Alçak yaylalar (900-1200 metre), orta yaylalar (1200-1600 metre), yüksek yaylalar (1600 metre ve üzeri). Yaylaları kullanan kırsal nüfus çoğunlukla geçimini tarımsal faaliyetlerle sürdürmektedir. Yaz aylarında hayvan sürülerine bol ve taze ot bulmak ve hayvansal gıdalar üretmek amacıyla alçak rakımlarda bulunan sabit meskenlerini terk ederek yaylalara çıkmaktadır. Yaylacılık, göçebelik ve yarı göçebelik gibi diğer kırsal hareketlilik tiplerinden farklı olarak, tarım ve hayvancılığın sürdürüldüğü bir hareketlilik tipidir. Yayla yerleşmelerinin kullanılma tarihleri bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Ancak Türkiye’de yaylaya çıkış genellikle nisan ayında başlayıp, ağustos veya ekim aylarında son bulmaktadır.
Türkiye’de tarihsel olarak mera hayvancılığına bağlı yaylacılık faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Günümüzde mera alanlarının yaklaşık dörtte biri yayla vejetasyonu olup, bu alanlar otlatma açısından önemli bir kaynaktır. Diğer taraftan kırdan kente göç ve hızlı kentleşme süreciyle birlikte yayla, kentliler için nostaljik bir özlem haline gelmiş ve geleneksel hayvancılık işlevinin ötesinde, önemli bir yayla turizmi ve rekreasyon destinasyonu olarak yeniden işlev kazanmıştır. 1980’li yıllardan itibaren Türkiye’de yaylaya çıkış motivasyonu olarak en başta hava değişimi gelmektedir. Hayvancılık, tarım, ticaret vb. motivasyonlar hava değişiminden sonra gelmektedir. Yayla kullanımındaki motivasyonun değişimine bağlı yaylaların olarak işlevi de değişmektedir. Yayla kavramı ile ilgili literatüre göre kaçak yapılaşma, mülkiyet sorunu, yaylalarda kentleşme, üretim biçimlerinin terk edilmesi ve tüketimin benimsenmesi, altyapı ve planlama eksikliği, aşırı turizm, iklim değişikliği ve göç gibi konularda güncel tartışmalar yürütülmektedir.
Referanslar
Daşcı, M. ve Çomaklı, B. (2006). Yaylacılık ve tarımsal açıdan önemi. Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 37(2): 275–280.; İzbirak, R. (1992). Coğrafi terimler sözlüğü. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.; Mera Kanunu (Kanun No. 4342). (28 Şubat 1998). T.C. Resmî Gazete, Sayı 23272. https://www.resmigazete.gov.tr, (Erişim tarihi: 04.12.2025).; Nişanyan, S. (2025). Nişanyan sözlük – Çağdaş Türkçenin etimolojisi, https://www.nisanyansozluk.com, (Erişim tarihi: 04.12.2025).; Türk Dil Kurumu. (2025). Yayla. Güncel Türkçe Sözlük’te, https://sozluk.gov.tr, (Erişim tarihi: 04.12.2025).
