-
2025
Batı Anadolu’nun en yüksek dağlarından olan Bozdağlar, Küçük Menderes ile Gediz ovaları arasında doğu-batı yönünde 170 kilometre boyunca uzanan ve pek çok endemik bitkiye ev sahipliği yapan bir dağ silsilesidir. Zirvesi İzmir'in Ödemiş ilçesi sınırlarında yer alan Bozdağ (2159 metre), antik dönemde Tmolos adıyla bilinir. Bu dağ; irili ufaklı birçok yaylası, Gölcük Gölü, Mermeroluk Mesire Alanı, Kırkoluk Çeşmesi ve kayak merkezi gibi sahip olduğu tabiat güzellikleri ve çeşitli tesisleri ile hem yaz hem de kış aylarında ilgi gören; yılın her mevsiminde dağcıların ve doğaseverlerin keyifle vakit geçirebildiği bir güzergâhta bulunur.
Bozdağ Yaylası, Bozdağlar üzerindeki yaylaların en meşhurudur. Birgi’nin 22 kilometre kuzeyinde, Salihli’nin 25 kilometre güneyinde olan ve 1150 metre rakımda yer alan bu tarihî yayla, adını Bozdağ’dan alır. Salihli ve Ödemiş ilçe merkezlerinden yaylaya giden yollar asfalt olup ulaşım her iki cihetten kolaylıkla sağlanır. Özellikle yaz aylarında çevre illerden ve ilçelerden pek çok kişi günübirlik yaylaya gelmektedir. Çam ve meşe ormanları içinde aynı isimle kurulan bir beldesi bulunan yayla; yemyeşil doğası, tertemiz havası ve leziz kaynak sularıyla adeta bir yeryüzü cennetine benzetilir. Çam ve kestane ağaçlarından elde edilen balları, kestaneleri, cevizleri, patates ve sebzeleri yaylanın başlıca mahsulleridir. Yaylaya 11 kilometre mesafede bulunan Gölcük Gölü’ndeki kamp alanı ve sosyal tesisler Bozdağ Yaylası’nı ziyaret edenlerin en çok vakit geçirdiği yerlerdir.
Bozdağ Yaylası günümüzde olduğu kadar geçmişte de halkın ve devlet adamlarının rağbet ettiği bir yerdir. Gerek Aydınoğulları Beyliği devrinde gerekse Osmanlı döneminde yöneticilerin bu yaylada konakladıkları bilinir. Faslı bir seyyah olan ibni Battûta (d. 1304), Aydınoğlu hükümdarı Mehmed Bey’in (ö. 1334) yaz sıcağından dolayı bu yaylaya çıktığını; onu burada ziyaret ettiğini ve yaylanın yaz mevsiminde bile çok soğuk olduğunu ifade eder.
Bozdağ Yaylası XVI. asırdaki vesikalarda Manisa yaylaları arasında sayılır. Osmanlı döneminde Manisa’da bulunan şehzadelerin yaz aylarında bu yaylada konakladıkları, burada yazlık sarayların olduğu, sanat ve ilim erbabının da şehzadelerle birlikte yaylada bulundukları bilinir. Nitekim 12. Osmanlı padişahı olan III. Murad (d. 4 Temmuz 1546), babası II. Selim’in (ö. 1574) Manisa’daki şehzadeliği devrinde Bozdağ Yaylası’nda dünyaya gelmiştir. XVII. asırda Evliya Çelebi’nin (ö. 1684?) bu yaylayı “Şehzade Yaylası” olarak anması bu sebeplerden dolayıdır. Bozdağ Yaylası’nda olduğu bilinen ancak günümüze ulaşmayan Şehzade sarayları üzerine bölgede yüzey araştırmaları devam etmekte olup çalışmalar neticesinde yaylada turizmin daha çok gelişeceği öngörülmektedir.
Bozdağ Yaylası Osmanlı devrinde ilmi ve edebi açıdan da önemli bir yayladır. Osmanlı bilgini ve tarihçisi Gelibolulu Mustafa Âlî (ö. 1600), Şehzade Murad’ın talep ettiği Rahatü'n-Nüfûs ismindeki eserin tercümesini burada tamamlamıştır. Öte yandan Hayâlî Bey (ö. 1557) Şehzade Mehmed’in (ö. 1543) Manisa’da genç yaşta vefatı üzerine bir mersiye kaleme almış ve bu mersiyede muhtemelen Bozdağ Yaylası’na işaret etmiştir:
Virmek olmazmış benüm cânum cihâna râzlar
Mâtem itsün taḫt-ı Ma‘nîsâ’daki yaylaklar
[Benim ruhum dünyaya sır vermezken bundan böyle Manisa’daki yaylalar dahi matem etsin, bu acıyı herkes duysun.]
XVI. asırda Seyrî’nin (ö. 1554?) kaleme aldığı Bozdağ gazeli, Klasik Türk edebiyatında Bozdağ üzerine yazılmış eşsiz bir örnektir. Bu gazel beş beyitlik yek-ahenk bir gazel olup başlı başına yaylanın güzelliklerini konu edinir:
‘Âleme bahş-ı nesîm-i rûh iden Boztağ’dur
Mürdeye cânlar bağışlar hoş ‘aceb yaylağdur
[Bu âleme ruh misali bir rüzgâr bahşeden dağ Bozdağ’dır. Yaylası ne hoş bir yayladır, sanki ölüye bile yeniden can bağışlar.]
Gölcük ile yüzi suyı geçse dehrüñ vechi var
Zîre etrâfı çemen bostân u bâğ u râğdur
[Dünya Gölcük Gölü’nün suyu ile yüzünü yıkasa yeridir. Zira bu gölün etrafı dağ eteği, çimenlik, bahçe ve bostandır.]
Selsebîli añma bunda yüz yumazsın vâ‘izâ
Her tarafdan gör sebîl olup akan ırmağdur
[Ey vaaz eden kişi! Burada her taraftan sebil olup akan ırmaklar vardır. Eğer bu suyla yüzünü hiç yıkamadıysan cennetteki Selsebil’in adını boşuna ağzına alma.]
İşbu tağa reşkden çıkmış durur bağrında baş
Yiryüzinde yir yirin sanma görinen tağdur
[Dünyada yer yer görünen yükseltilerin birer dağ olduğunu sanma! Onlar dağ değil, bu dağa olan kıskançlıklarından ötürü yeryüzünün bağrında çıkmış çıbanlardır.]
Kûh-ı gam Ferhâdı olduğuña çekme bâr-ı gam
Seyriyâ tağ üsti sağ olan kişiye bâğdur
[Ey Seyrî! Sen de keder dağının Ferhad’ı olduğuna üzülme. Çünkü hayattasın. Sevin ki, dağ üstü sağ olan kişilere bağdır.]
Referanslar
https://www.izmirdergisi.com/tr/dergi-arsivi/38-14uncu-sayi/1984-ekoturizmin-gozde-duragi-bozdag#google_vignette, (Erişim tarihi: 02.04.2025); https://www.odemis.bel.tr/tarihi-merkez/bozdag/25, (Erişim tarihi: 02.04.2025); İbn Battûta (2004). İbn Battûta Seyahatnâmesi I. Çev: A. Sait Aykut. İstanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık; Evliyâ Çelebi. (2012). Günümüz Türkçesiyle Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, Haz: Seyit Ali Kahraman. İstanbul: Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık; Hayâlî Bey (1945). Dîvân: Hayâlî Bey Dîvânı. Haz: Ali Nihat Tarlan. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları; Gökkaya, R. (2018). XVI. Asır Klasik Türk Edebiyatı’nın Bilinmeyen Bir Şairi: Seyrî ve Dîvân’ı. İçinde; Bir Devr-i Kadîm Efendisi Prof. Dr. Tahir Üzgör'e Armağan (ss. 317-343). Ankara: Hermes Ofset & Yayın Evi.