Sivas Gök Medrese
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Medrese TÜRKİYE'NİN İLLERİ Sivas
(Sivas, 670-1271)
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
Sivas’ta bugün kale olarak tanınan toprak tepenin güneydoğu eteklerinde yer almaktadır. Yıpranmış olmasına rağmen günümüze kadar ulaşmayı başarabilmiştir. Gök Medrese, Anadolu Selçuklu Sultanlarından IV. Kılıçarslan’ın (663/1264) oğlu III. Gıyaseddin Keyhüsrev (684/1285) döneminin önemli vezirlerinden Sahip Ata Ali b. Hüseyin (684/1285) tarafından 670/1271 yılında inşa ettirilmiştir. Medresenin, biri Sahibiye diğeri ise Gök Medrese olmak üzere iki ismi bulunmaktadır. Sahibiye ismi yaptıran kişinin lakabı olan Sahip Ata’dan, Gök Medrese ismi ise yapımında kullanılan çinilerin gök mavisi renginden almaktadır. Taç kapının yan yüzlerindeki kitabelerden anlaşıldığı kadarıyla medreseyi inşa eden usta Kalûyân el-Konevî’dir. Kaluyan el-Konevi’nin, Gök Medrese’nin taş tuğla ve çini dekorasyonundaki uyumu düzenleyen, inşaatın yanında çini atölyelerinde tüm sorumluluğu üzerine alan sanatkâr olduğu ve 78 yaşındayken Gök Medresenin yapımını gerçekleştirdiği belirtilmektedir.
Gök Medrese zamanında iki katlı olarak inşa edilmiş ise de sonraki zamanlarda üst kat aslî durumunu neredeyse tamamen yitirmiş ve alt kısımda da sadece 13 oda kalmıştır. Bir zamanlar medreseye ait ve her gün 30 kişiye yemek dağıtılabilecek kapasiteye sahip bir imaret (dâr-ı ziyafet, misafirhane) yanında bir de hamamın yer aldığı bildirilmekte ise de bugün için bu yapılardan iz kalmamış durumdadır. Medresedeki bir kitabeden anlaşıldığı kadarıyla medrese, 1239/1823 yılında Sivas müftüsü Abdullah Efendi tarafından tamir edilmiştir. Gök Medrese 1926 yılının Haziran ayına kadar bir süre İmam ve Hatip Okulu, daha sonra da müze olarak kullanılmıştır. Son zamanlarda Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Sivas Belediyesi tarafından restorasyon kararı verildi ve bu nedenle etrafı çiftle çevrilerek koruma altına alınmıştır.
Medrese inşa edildikten sonra düzenlenen vakfiyeye göre medrese Müslüman fırkalardan hukukçular, fakihler, öğrenciler, alimler, Müslüman yoksullar ve Alevîlere vakfedilmiş, fıkıh ve tamamlayıcı şerî ilimler ile dini hükümlerin öğretimi için onlara mesken kılınmıştır. Gök Medrese için vakfedilen gelirler arasında 85 dükkân, iki hamam, iki han, bir kârhâne (işyeri), beş havasib, 30 hücre, 18 ev, iki emlak, bir yağhane, Sivas’a bağlı dokuz köy, dört bostan, bir çiftlik, 12 arazi, iki ahır, bir otlak, bir baklalık ve bir de değirmenin gelirleri yer almaktadır. Gök Medrese için gelirleri vakfedilen köyler arasında Sivas’a bağlı Bağçe, Oğtavid, Deyütsa ve Kozköy köyleri ile Bahi Bikar mezraası da bulunmaktadır.
Eser hakkında sanat tarihi açısından ifade edilmesi gerekenler ise şunlardır: Selçuklu sanatının en seçkin ve en anıtsal yapılarından biri olan Gök Medrese, mimârî ile süsleme sanatının birbiriyle bütünleştiği nadide eserlerden biridir. Girişte bir taç kapı ve iki minareden oluşan bu yapı dikdörtgen bir plan üzere inşa edilmiş olup taç kapının solunda üç lüleli çeşme bulunmaktadır. Avlunun ortasındaki havuz daha geç bir döneme aittir. Taç kapının girişi basık kemerli, geçmeli renkli mermerdendir ve ayrıca bu giriş tabana kadar kesintisiz inmektedir. Üst köşe taşlarında yeni ve benzersiz bir motif olarak birer yaprak kabartma oturmuş durumdadır. Yaprağın içini birbirine geçmiş hayvan başları doldurmaktadır. Koç, arslan, domuz, yılan, fil ve ejder başlarının tespit edilebildiği bu kompozisyonda burç işaretlerinin kastedildiği ileri sürülmektedir. Türklerin 12 hayvanlı takviminde de bu hayvanların bir kısmının mevcut olduğu bilinmektedir. Bu takvimi oluşturan hayvanlar; ejder, sıçan, pars, sığır, tavşan, at, yılan, maymun, koyun, köpek, tavuk ve domuzdur. Dış şeritlerden sonra taç kapıyı üç yönden dönen geometrik ve bitkisel dekorlu bordürler çevrelemektedir ve portal üzeri mermer malzemeli dendanlarla son bulmaktadır. Bugün bu dendan motifli mermer taşlardan yalnızca iki tanesi minare diplerinde birer örnek olarak kalabilmiştir. Minare gövdelerinde eski gelenek olarak iri eşkenar dörtgenler varlığını sürdürürken, cephe yan kanatlarındaki iri sekiz köşeli yıldız dikkati çekmektedir. Ayrıca plastik sanatın şaheserlerinden biri olan taç kapıda mermer malzeme nedeniyle ışık-gölge değerleri genel görünüme önemli katkı sunmaktadır. Plastik dekorlu olan yan kulelerin taç kapı bezemesiyle denge sağlamak için dekore edildiği düşünülmektedir. Çini ve sırlı tuğla işçilikli minarelerle de berkitme kuleleri arasında bir denge arayışına gidilmiştir.
Minarelerin yükselttiği taç kapının iki yan tarafında, içe açılma ve aydınlanmayı sağlayan mermer ve mukarnas kavsaralı iki pencere yer almaktadır. Bu Minarelerin altında da iki kare alan göze çarpmaktadır. Bu alanın altında geniş ve dışa taşıntılı kaval silmelerin çizdiği büyük şekiller yer almaktadır. Yine kaval silmelerin oluşturduğu sekiz köşeli motif dikkat çekmektedir. Bunun alt kısmında kompozit bitki demeti kabartması mealinde simetrik şekilde yanlardan çıkan yaprak motifleri nar meyvesi, kuş ve en tepede de cepheden görünüşü yapılmış olan kartal motifi oturtulmuş durumdadır. Bu motif Hayat Ağacı motifi olarak isimlendirilmektedir. ‘Hayat Ağacı eski Türk literatürlerinde dünyanın merkezi olarak kabul edilir ve aynı zamanda gökyüzü seyahatinde merdiven işlevi görmektedir. Bu figürlerde yer alan tasvirlerde kartal tasviri; öbür dünyaya ulaşmakta yardımcı olmayı, nar meyveleri ile cennet; bolluk ve bereketin sembolü, küçük kuşlar ise gökyüzünün uçan ruhlarını ifade etmektedir. Hayat ağacı motifinin altında da kesişen iki karenin oluşturduğu sekiz köşeli yıldızı bir oktogon doldurmaktadır. İçinde yazı olup boşlukları kıvrık dallarla doludur. Yukarıda anlatılan motifler diğer minarenin altında da simetrik olarak işlenmiş durumdadır. Bu işleyiş özenli ve detaylı olduğu için malzemenin mermer olması nedeniyle daha da gösterişli durmaktadır. Günümüzde halen görkemli mimari yapısıyla ayakta durmakta ve Sivas’a gelen insanların ilgiliyle gezip gördükleri mekan konumunu korumaktadır.
Referanslar
Şahin, S. (2006). Sivas Gök Medrese (Sahibiye Medresesi) ve Kitabelerindeki Rivayetlerin Hadis Değeri, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 10(1): 145-163.
-
2026
Sivas’ın tarihî dokusunun önemli unsurlarından biri olan Gök Medrese, Selçuklu dönemi eğitim kurumları arasında öne çıkan örneklerden biridir. Medreseyi Sahip Ata Fahreddin Ali yaptırmış olup yapının mimarı, kitabelerde adı geçen Kalûyanü’l-Konevî olarak kabul edilmektedir. Bazı kaynaklarda Kalûyan’ın önceleri Hristiyan olduğu, Mevlana’yı tanıdıktan sonra İslam’ı seçtiği ve onun müridi olduğu belirtilir. Döneminin tanınmış mimar, nakkaş ve ressamı Kelük bin Abdullah’ın öğrencisi olan Kalûyan, özellikle Sahip Ata’nın yapılarında çalışmış ve Gök Medrese ile birlikte Konya’nın Ilgın Kaplıcası’nda da imzası bulunan bir yapı inşa etmiştir. Medrese, “Gök” adını özellikle mescit ve eyvanlardaki firuze renkli çinilerden alır ve bu özelliğiyle kentin simgesel yapıları arasında yerini almıştır.
İki katlı ve açık avlulu düzeniyle planlanan medrese, batı cephesinde anıtsal bir taç kapı ile giriş kazanır. Taç kapı; mermer malzemesi, zengin taş süslemeleri ve cephedeki çift minareleriyle Selçuklu mimarisinin görkemli örneklerinden sayılır. Cephede, taç kapının solunda yer alan çeşme ve köşe kulelerindeki kabartma motifler ile minarelerin çini mozaikleri, ziyaretçiler için medresenin en dikkat çekici unsurları arasında yer alır. Kapı üzerinde yer alan hayat ağacı, nar ve kuş figürleri gibi motifler ile hayvan başı kabartmaları, dönemin sanat anlayışını yansıtır. Medresenin iç düzeninde avlu çevresinde revaklar ve öğrenci odaları bulunur; giriş eyvanının yanındaki mescit ve dershane, eğitim yapısının temel mekânlarıdır. Avlu çevresindeki odaların kapı üstlerinde yer alan ayet ve hadislerin yanı sıra, ilmi teşvik eden yazılar da medresenin eğitim anlayışını yansıtır.
Gök Medrese, vakfiyesi günümüze ulaşan nadir eserlerden biri olarak dönemin eğitim ve kültür hayatı hakkında bilgi veren önemli bir kaynak niteliğindedir. Vakfiyede medresenin fıkıh ağırlıklı eğitim verdiği, öğrenci ve öğretim kadrosuna ilişkin düzenin ayrıntılı biçimde belirlendiği görülür. Ayrıca vakfiyede medresenin gelir kaynakları ve personel düzenine ilişkin ayrıntılar yer alır; bu yönüyle yapı, sadece mimari değeriyle değil, eğitim kurumu olarak da dönemin önde gelen merkezlerinden biri olduğunu da gösterir.
Tarih boyunca çeşitli onarımlar geçiren medrese, Cumhuriyet döneminde müze olarak kullanılmış, daha sonra farklı işlevlere bürünmüştür. Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde yapının o dönemde harap olmaya başladığı belirtilir. 1824 ve 1904 yıllarında onarılan yapı, 1926–1967 yılları arasında Sivas Müzesi olarak hizmet vermiş; daha sonra bir süre imam hatip okulu olarak kullanılmıştır. Günümüzde kapsamlı restorasyon çalışmalarıyla korunmaya devam eden yapı, Sivas’ın Selçuklu mirasını tanıtan kültür turizmi rotalarının önemli duraklarından biridir.
Referanslar
İslâm Ansiklopedisi. (2026). Gök Medrese (Sivas). https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese--sivas, (Erişim tarihi: 11. 02. 2026); Kültür Portalı. (2026). Gök Medrese. https://kulturportali.gov.tr/turkiye/sivas/gezilecekyer/gok-medrese302080, (Erişim tarihi: 11. 02. 2026); Özkul, K. (2020). Sivas Gök Medrese bezemeleri, semboller ve anlamları, Şehir ve Medeniyet Dergisi, 6(11): 51–74; Sivas Belediyesi. (2026). Gök Medrese. https://sivas.bel.tr/yapi/gok-medrese, (Erişim tarihi: 11. 02. 2026); T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı. (2026). Gök Medrese. https://sivas.ktb.gov.tr/TR-272608/gok-medrese.html, (Erişim tarihi: 11. 02. 2026).
-
2026
Sivas Gökmedrese (Sahibiye Medresesi), Anadolu Selçuklu Devleti döneminde 1271 yılında Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından, IV. Kılıç Arslan devrinde Sivas’ta inşa ettirilmiş önemli bir eğitim yapısıdır. Medrese, Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu’da gelişen Türk-İslam yerleşim ve kültür politikalarının bir ürünü olarak ortaya çıkan ilmî ve mimari yapılanmanın seçkin örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Anadolu Selçuklu döneminde Sivas, Kayseri ve Konya gibi şehirlerde yoğunlaşan medrese inşası, eğitime verilen önemin göstergesi olup Gökmedrese de bu bağlamda dönemin önemli ilmî merkezlerinden biri olmuştur. Yapının mimarı olarak kabul edilen Kalûyanü’l-Konevî’nin taş ve çini süslemelerdeki estetik yaklaşımı, özellikle cephe düzeninde ve çifte minareli kompozisyonda belirginleşmektedir.
Gökmedrese, adını yapıda yoğun biçimde kullanılan firuze renkli çinilerden almaktadır. Açık avlulu, iki katlı ve dört eyvanlı plan şemasına sahip olan yapı, Selçuklu medrese mimarisinin tipik özelliklerini yansıtmaktadır. Avlu çevresinde yer alan revaklı bölümler, talebe odaları, mescit ve dershane gibi birimler, medresenin eğitim işlevine uygun biçimde düzenlenmiştir.
Yapının en dikkat çekici unsuru, anıtsal çifte minareli taç kapısıdır. Geometrik ve bitkisel bezemeler, kabartmalar ve sembolik motiflerle zenginleştirilen bu cephe, Selçuklu taş işçiliğinin en gelişmiş örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Taç kapıda yer alan hayat ağacı motifi ve figüratif unsurlar, dönemin sembolik anlatım dünyasını yansıtmaktadır.
Yapıda taş, tuğla ve çini birlikte kullanılmış; özellikle sırlı tuğla ve çini bezemeler geniş bir uygulama alanı bulmuştur. Bu bezemeler minareler, mihrap, eyvanlar ve türbe bölümlerinde yoğunlaşmakta olup Selçuklu çini sanatının teknik ve estetik düzeyini ortaya koymaktadır.
Medresenin kitabeleri, dönemin dinî ve kültürel anlayışını yansıtan hadis içerikli ifadeler bakımından dikkat çekmektedir. Ayrıca vakfiyesi, yapının güçlü bir ekonomik temele sahip olduğunu ve eğitim faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak üzere geniş gelir kaynaklarına dayandığını göstermektedir. Bu yönüyle Gökmedrese, dönemin ileri düzey eğitim kurumlarından biri olarak değerlendirilmektedir.
Tarihsel süreçte çeşitli bozulmalara maruz kalan yapı, özellikle çevresel etkiler ve restorasyon müdahaleleri nedeniyle kısmen zarar görmüş; buna rağmen günümüze ulaşmayı başarmıştır. Osmanlı döneminde de varlığını sürdüren medrese, Evliya Çelebi tarafından övgüyle anılmış; Cumhuriyet döneminde ise farklı işlevlerle kullanılmış ve restorasyonlarla korunmuştur.
Sonuç olarak Sivas Gökmedrese, mimari özellikleri, süsleme zenginliği, eğitim işlevi ve vakıf sistemi ile Anadolu Selçuklu medeniyetinin en önemli temsilcilerinden biri olup, Türk-İslam kültür mirası içerisinde seçkin bir yere sahiptir.
Referanslar
Konak, I. (2022). Sivas Gök (Sahip Ata) Medrese çini ve sırlı tuğlalarının onarım geçmişi ve mevcut korunmuşluk durumu üzerine bir değerlendirme, Art and Interpretation, 40: 59–74; Özkul, K. (2020). Sivas Gök Medrese bezemeleri, semboller ve anlamları, Şehir ve Medeniyet Dergisi, 6(11): 51–74; Sivas Belediyesi (2025). Gök Medrese. Erişim tarihi: 07.04.2026; Şahin, S. (2006). Sivas Gök Medrese (Sahibiye Medresesi) ve kitabelerindeki rivayetlerin hadis değeri, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 10(1): 145–193.
