Serender

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS

Serender; Karadeniz’in aşırı nemli iklim koşullarında tarımsal ürünleri muhafaza etmek amacıyla geliştirilmiş, yüksek ahşap ayaklar üzerinde yükselen, çivisiz geçme tekniğiyle inşa edilen ve havalandırmayı sağlayan ahşap kafeslerle donatılmış geleneksel bir erzak ambarıdır. Doğu Karadeniz yerel mimarisinin en özgün ve işlevsel bileşenlerinden biri olan serender, bölgenin bol yağışlı yapısı ve yüksek nem oranına karşı geliştirilen depolama çözümlerinin karakteristik bir örneğini oluşturur. Temel işlevi; hasat edilen mısır, fındık, meyve ve sebzelerin toprakla temasını keserek bozulmayı azaltmak ve ürünlerin doğal hava akımıyla kurumasına imkân sağlamaktır.

Kelimenin etimolojisi bakımından “seren direği” ifadesiyle ilişkilendirildiği düşünülen serenderler, Orta Asya’dan Anadolu’ya taşındığı kabul edilen ve “çantı” adı verilen çivisiz ahşap yığma tekniğinin gelişkin örnekleri arasında değerlendirilir. Bu yönüyle serender, yalnızca bir depo yapısı değil; Karadeniz insanının çevre koşullarına uyum sağlayan üretim bilgisini ve estetik anlayışını yansıtan bir kültür simgesidir. Kırsal mimari kapsamında “yardımcı yapı” veya “depolama ünitesi” niteliği taşıyan serenderlerin amacı, yiyecekleri nemden korumak ve zararlı canlıların (özellikle kemirgenlerin) erzağa ulaşmasını engellemektir.

Serenderlerin kökeni yüzyıllar öncesine uzanmakla birlikte, günümüze ulaşan nitelikli örneklerin önemli bir bölümünün XIX. yüzyılın sonu ile XX. yüzyılın başına (yaklaşık 1850–1930) tarihlendirildiği belirtilmektedir. Günümüzde yeni serender inşası, ekonomik ve toplumsal koşullar nedeniyle büyük ölçüde durmuştur. Yapılar çoğunlukla geniş aileler veya varlıklı çiftçiler tarafından yerel ustalara yaptırılmış; inşa sürecinde yazılı projeden ziyade “el kararı” ve “göz nizamı” olarak ifade edilen geleneksel ölçme ve uygulama pratikleri esas alınmıştır. Rize ve Trabzon çevresindeki bazı örneklerde (örneğin Çamlıhemşin’deki Polatlar Serenderi) kapı ve cephe süslemelerinde ustalığa işaret eden bezemelerin bulunduğu ifade edilmektedir.

Serenderlerin yaygınlaştığı Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet döneminde mısır tarımının bölge ekonomisindeki belirleyici konumu, bu yapıları birçok hanenin gündelik yaşamının parçası hâline getirmiş; serenderin büyüklüğü ve işçiliği kimi zaman hane halkının refah göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Ancak 1950 sonrası değişen tarım politikaları, kırdan kente göç ve betonarme yapıların yaygınlaşmasıyla serenderler işlevini giderek yitirmiş; bazı bölgelerde depolama dışında farklı amaçlarla kullanıldıkları ya da atıl duruma düştükleri gözlenmiştir. Bununla birlikte kimi örneklerin sökülerek başka alanlara taşındığı ve yeniden kurulduğu da bilinmektedir.

Mimari özellikleri bakımından serender, zeminle bağını kesen dört ila sekiz adet yüksek ahşap direk üzerine oturtulur. En ayırt edici unsurlarından biri, bu direklerin üst kısmına yerleştirilen ve kemirgenlerin tırmanmasını engellediği kabul edilen geniş, pürüzsüz ahşap “tekerlek” elemanlarıdır. Duvarlar, çivisiz biçimde kalasların birbirine geçirilmesiyle oluşturulan çantı tekniğiyle inşa edilir. Cephelerde yer alan ahşap kafes/parmaklık düzeni ise sürekli hava sirkülasyonu sağlayarak depolanan ürünlerin korunmasına katkı sunar. Tipolojik açıdan İspanya’daki hórreo, Norveç’teki stabbur ve Japonya’daki takakura gibi geleneksel depolama yapılarıyla benzerlikler taşısa da, ahşap işçiliği ve “sofa” (balkon) bölümündeki estetik ayrıntılarıyla farklılaşır.

Serenderlerin büyük bölümü özel mülkiyet kapsamında olduğundan, çoğu yapı profesyonel koruma ve restorasyon süreçlerinin dışında kalmaktadır. Buna karşılık kültürel miras bilincinin artmasıyla Rize ve Trabzon gibi illerde bazı örneklerin “kültür varlığı” olarak tescil edildiği ve bu yapıların ekolojik/sürdürülebilir mimari ölçütleriyle uyumlu yönlerinin akademik çalışmalarda ele alındığı görülmektedir.

Referanslar

Al Şensoy, S. ve Kukoğlu, S. (2020). Doğu Karadeniz kırsal mimari örneği serenderlerin ekoloji ve sürdürülebilirlik bağlamında incelenmesi; Birinci, S. ve Dikmen, Ç. B. (2023). Kırsal mimarinin korunumu kapsamında konuta yardımcı eleman serenderler; Demir, N. (2005). Trabzon ve yöresinde serenderler; İskender, S. (2023). Doğu Karadeniz halk yapı sanatından bir örnek: Polatlar serenderi; Köktürk, Ş. ve Kukul, M. H. (2001). Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde serenderin köy hayatındaki yeri; Özgel Felek, S. (2020). Doğu Karadeniz yerel mimariye ait serender ve dünya’dan benzer yapılar; Öztürk, H. (2023). Samsun’un Terme ilçesinde bulunan serenderlerin günümüzdeki durumları.

Ayrıntılı bilgi için bakınız

Birinci, S. ve Dikmen, Ç. B. (t.y.). Kırsal mimarinin korunumu: Rize örneği; Demir, N. (t.y.). Trabzon ve yöresinde serenderler; İskender, S. (t.y.). Doğu Karadeniz halk yapı sanatından bir örnek: Polatlar serenderi; Öztürk, H. (t.y.). Samsun’un Terme ilçesinde bulunan serenderlerin günümüzdeki durumları.

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: