-
2026
Anadolu toprakları, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, her birinden çeşitli özellikleri bünyesine katmış zengin bir kültür yapısına sahip bir bölgedir. Toplumun geleneksel yaşamının her alanında görülen zengin kültür öğelerinden birini hamamlar ve hamam kültürü oluşturmaktadır. Hamamlar, insanoğlu tarafından temizlenme ve rahatlama merkezi olarak kullanılan mekânlardır. Erken Osmanlı döneminde hamamlar yalnızca temizlenme amacıyla kullanılırken, sonraki dönemlerde çeşitli aktivitelerin ve ritüellerin uygulanmaya başlandığı, sosyalleşmeye yönelik faaliyetlerin gerçekleştirildiği simgesel yapılara dönüşmüştür. Zamanla gelişen hamam kültürü içerisinde ihtiyaç duyulan hamam kesesi, kildan (sabunluk), nalın, sabun, pamuklu veya ipekli kumaşlardan oluşan peştamal (futa), havlu takımı, hamam tası, fildişi tarak, takunya, tülbent veya yemeni gibi çeşitli malzemelerin kullanıldığı görülmektedir.
Yaşamla suyun buluşması ve beden ile ruh temizliğinin gerçekleştirildiği yerler olarak ortaya çıkan kapalı odalar, Antik Yunan döneminde deniz ve nehir kenarlarında yapılan mekânlara dönüşmüştür. Bu yapılar zamanla daha da gelişerek sivil mimarinin ve Türk hamam kültürünün kaynağını oluşturmuştur. Hamam kelimesinin Arap-Fars kültüründen geldiği; ancak eski Mısır ve Kıpçak Türk kültüründe hem ılıksu hem de hamam için “ılı-su” ya da “yılı-su” denildiği bilinmektedir. Eski Anadolu’da da bu terimler kullanılmıştır. Türk kültür tarihinde var olan su kültü, yüzyıllar öncesinde var olan ve günümüze kadar gelen hamam kültürü geleneğinin temelini oluşturmaktadır. Türk kültüründe temizlenme konusu erken dönemlerden itibaren Türk toplumlarında varlığını göstermiş ve İslamiyet’in kabul edilmesiyle birlikte daha önemli hâle gelmiştir. Türklerde Anadolu Selçuklu döneminde çadır hamamıyla ilk örneklerini gördüğümüz hamamlar, Osmanlı döneminde gelişimini sürdürmüş ve özel bir kimlik kazanmıştır. İlk zamanlarda sadece yıkanma amacıyla kullanılan hamamlar, daha sonra çeşitli aktivitelerin ve ritüellerin icra edildiği mekânlara dönüşmüş ve giderek sosyal bir nitelik kazanmıştır. Hamamlar, toplumun belli ihtiyaçlarına hizmet ederek mimari açıdan bir sanat değeri taşımakla birlikte, özellikle kadınlar tarafından evlenme, doğum, ölüm ve eğlence amacıyla da işlevselliği olan önemli sosyal yapılardır.
Nalın, bir çift ayakkabı anlamında kullanılan “naleyn” kelimesinden gelmektedir. Hamamın sıcak zemininde ayakları korumak için kullanılan nalınlar, gelin kızların çeyizinde önemli bir yere sahiptir. Erkek tarafının hamam takımı olarak gönderdiği eşyalar arasında bulunmaktadır. Nalın, özel durumlarda giyilen; vücudun statik elektriğini alan ve ceviz, sandal, abanoz ile şimşir ağacının oyulmasıyla yapılmış, ayağa giyilen terliğe benzer bir üründür. Nalınların gövdesi tek parça hâlinde yapılmaktadır. Ayak kısmı köprüyü andıran nalınların yükseklikleri 6–15 cm arasındadır. Alt kısmı sert dokulu olan nalınların gövde bölümü metal alaşımlarla ya da tel işlemelerle süslenmiş olup, ayağa geçen yeri ise deriden yapılmıştır. Hamamlar yerden ısıtmalı oldukları için mermer ve yer döşemeleri aşırı ısınmakta; ayakların yanmasını engellemek ve kirli suların sıçramasını önlemek için nalınlar yerden yüksekte tasarlanmaktadır. Nalınlar, üzerindeki süslemeleri ve işleme teknikleriyle dönemlerinin özelliklerini yansıtmaktadır. Altın, gümüş işlemeli; sedef kakmalı; mercan, inci, sim, sırma ve ayna parçalarıyla yapılmış çeşitli süslemeleri üzerinde barındırmaktadır. IX. yüzyılda İstanbul’da üretilen altın sırmalı ve gümüş kakmalı nalınlar, en güzel örnekleri oluşturmaktadır. Savat tekniği kullanılan nalınlarda gümüşün üstü çizilerek motifler oluşturulmuş, savat adı verilen malzeme sürülüp yivler doldurularak siyah bir nakış elde edilmiştir. Sinop’ta sedefli nalınlar üretilirken Afyonkarahisar’da gümüş telle işlenmiş nalınlar yapılmıştır. Hamamda giyilen nalınlar, malzemesine, desenlerine ve formlarına göre çeşitli anlamlar kazanmış; giyen kişinin sosyal statüsünü de ortaya koymuştur.
Günümüzde giderek kaybolmaya yüz tutmuş olan hamama gitme ve hamam eşyalarının kullanımı, gelin adaylarının hamam kültürü geleneklerini geçmiş dönemlerdeki kadar yaşatmaması nedeniyle nalınlar da süs eşyası ya da hediyelik eşya gibi amaçlarla hamam takımının içinde yer almaktadır. Bu eşyalar hem daha küçük hem de süsleme ve işçilik bakımından daha sadedir.
Referanslar
Aydoğdu Atasoy, Ö. (2015). Erzurum hamam geleneği ve kadın. Halk Kültüründe Kadın Uluslararası Sempozyumu Bildirileri-1 içinde (13-15 Mart 2015, Şanlıurfa), ss. 168-180.; Bozok, D. (2005). Türk hamamı ve geleneklerinin turizmde uygulanışı, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 8(13): 62-86.; Fıstıkçı, M. (2019). Osmanlıda hamam kültürü ve saray hamamları (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Gaziantep: Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı.; Kalyoncu, H. (2021). Türk hamam kültüründe metal objeler ve objelerin form ve bezeme özellikleri, Akademik Hassasiyetler, 8(16): 397-427.; Kayserili, A. ve Korkusuz, T. (2018). Erzurum şehrinde hamamlar ve hamam kültürünün kültürel coğrafya analizi. Osmanlı Hâkimiyetinin 500. ve Kurtuluşun 100. Yılında Uluslararası Erzurum Sempozyumu Bildiriler içinde, ss. 457-476.; Ögel, B. (1991). Türk kültür tarihine giriş (3. cilt). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları.; Tepe, G. (2019). Türk hamam kültürü, hamamlarda kullanılan eşyalar ve çini sanatına uyarlanması (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Uşak: Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Geleneksel Türk Sanatları Ana Sanat Dalı.
