Beşaret Bayramı
ETKİNLİK DİNSEL KONULAR İlahi Dinler Dini Akımlar
-
2026
Beşaret Bayramı, Cebrail meleğinin Validetullah Meryem’e İsa Mesih’e gebe kalacağını bildirmesini ve İsa Mesih’in ana rahminde beden almaya başlamasını anmaktadır. Arapça b-ş-r (بشر) kökünden türeyen bişārat / başārat (بشارة) kelimesi “iyi haber, müjde, sevindirici haber” anlamlarını taşımakta olup Türkçeye anlamını koruyarak beşaret biçiminde geçmiştir. Bu anlam çerçevesinde şekillenen Beşaret Bayramı, litürjik takvimlerde (dinî ibadetlerin nasıl yapılacağını belirleyen prosedürler) her yıl 25 mart tarihinde kutlanmakta ve Doğu ile Batı kiliselerinde farklı teolojik vurgularla anılmaktadır. Batı dillerinde Annunciation olarak adlandırılan bu bayram, Batı (Katolik) Kilisesi’nde Validetullah’a adanmış bir yortu olarak kabul edilirken Doğu (Ortodoks) geleneğinde öncelikle İsa Mesih’in enkarnasyonunun, yani Tanrı Kelamı’nın (Logos’un) İsa Mesih’te insan doğasını almasının başlangıcını anmaktadır. Validetullah’ın kurtuluştaki rolü ise özellikle Rum Ortodoks geleneğinde 26 Aralıkta, “Theotokos’un Synaksisi” (Bakire Meryem’in Anılması) adıyla kutlanan ayrı bir gün ile anılmaktadır.
Beşaret Bayramı; Latince Annuntiatio Christi / Annuntiatio Dominica (Mesih’in Müjdelenişi), Conceptio Christi (Mesih’in Ana Rahminde Kavranışı), Festum Incarnationis (Enkarnasyon Bayramı) ve Initium Redemptionis (Kurtuluşun Başlangıcı); Grekçe ise Evangelismos (Meleğin Müjdesi Bayramı) adlarıyla da anılmaktadır. Bayramın tarihi, Kilise Babaları tarafından Noel’den (25 Aralık) dokuz ay öncesine karşılık gelecek biçimde belirlenmiştir. Bu tarihin tespitinde, yaklaşık MS 240 yılına tarihlenen, yazarı anonim olmakla birlikte gelenekte Aziz Kipriyanus’a atfedilen De Pascha Computus (Paskalya’nın Hesaplanması Üzerine) adlı eserde dile getirilen görüşler etkili olmuştur.
Söz konusu eserde, Rab’bin dünyaya gelişi ile çarmıha gerilişinin Âdem’in yaratılışı ve düşüşüyle aynı zamana denk gelmiş olması gerektiği ileri sürülmekte; ayrıca inanç sistemine göre dünyanın ilkbahar mevsiminde yaratılmış olması gerekçesiyle Kurtarıcı’nın da ilkbahar ekinoksundan kısa bir süre sonra ana rahmine düşmüş ve yine aynı dönemde ölmüş olması gerektiği savunulmaktadır. Ayrıca tüm Hristiyan antikitesinde, yani Erken Hristiyanlık dönemi düşüncesinde, büyük kutsal kişilerin ana rahminde kavranışları ile ölümlerinin aynı tarihe denk geldiği yönündeki yaygın inanç da bu tarihin belirlenmesinde etkili olmuştur.
Mesih’in doğumunun müjdelenmesi, inananlar için gökle yer arasındaki uzlaşmanın başlangıcını ifade etmektedir. Nitekim Âdem ile Havva’dan sonra Tanrı ile insan arasında uzun bir ayrılık dönemi yaşanmıştı. Müjde, bu kopuşun sona erdiğinin bir nevi ilanıdır. Yeni Ahit’te bu olay, Luka İncili 1:26–38 pasajında aktarılmaktadır.
Buna göre Tanrı, melek Cebrail’i Celile bölgesinde bulunan Nasıra kentine, Davut soyundan gelen salih kul Yusuf ile nişanlı olan Meryem adlı bakireye gönderir. Melek onun yanına girerek, “Selam, ey Tanrı’nın lütfuna erişen! Rab seninledir” sözleriyle hitap eder. Bu sözler karşısında şaşkınlığa kapılan Meryem, bunların ne anlama geldiğini düşünürken melek Cebrail ona, “Korkma, Meryem” dedi, “çünkü Tanrı’nın lütfuna eriştin. Bak, gebe kalacak ve bir oğul doğuracaksın; adını İsa koyacaksın. O büyük olacak ve kendisine ‘Yüceler Yücesi’nin Oğlu’ denecektir. Rab Tanrı, O’na atası Davut’un tahtını verecek; O da Yakup soyunun üzerinde sonsuza dek egemenlik sürecek ve egemenliğinin sonu gelmeyecektir” şeklinde hitap eder. Meryem meleğe, “Bu nasıl olur? Ben erkeğe varmadım ki” diye sordu. Melek ona şu karşılığı verdi: “Kutsal Ruh senin üzerine gelecek, Yüceler Yücesi’nin gücü sana gölge salacak. Bu nedenle doğacak olan kutsal olacak ve Tanrı Oğlu diye anılacaktır. Bak, akrabaların Elizabet de yaşlılığında bir oğula gebe kalmıştır; kısır olarak bilinen bu kadın şimdi altıncı ayındadır. Çünkü Tanrı için imkânsız olan hiçbir şey yoktur.” Bunun üzerine Meryem, “Ben Rab’bin kuluyum; bana dediğin gibi olsun” dedi. Ardından melek onun yanından ayrıldı.
Kutsal olarak kabul edilen bu ayetler üzerine şekillenen Beşaret (Müjde) Bayramı; Katolik, Ortodoks, Lüteryen ve Ermeni kiliselerinin tamamı tarafından kutlanan, Hristiyanlığın en önemli ortak paydalarından biridir; ancak bu ortak payda, farklı mezheplerde litürjik takvim, oruç disiplini ve teolojik vurgu bakımından çeşitli biçimlerde ifade edilmektedir.
25 mart tarihi çoğu yıl Büyük Perhiz (Büyük Oruç / Lent) dönemine denk gelmektedir. Katolik geleneğinde Perhiz, ibadet ve tövbe ile geçirilen daha sade bir zaman dilimi olduğundan litürjik uygulamalar da buna uygun şekilde düzenlenir. Ancak Beşaret (Müjde) Bayramı, Katolik litürjik takviminde yüksek dereceli bir bayram (solemnity) olarak kabul edildiği için Perhiz’in kasvetli havası bugün için hafifler ve Müjde Ayini daha coşkulu bir biçimde kutlanır. Perhiz döneminde normal şartlarda Gloria ilahisi okunmazken Beşaret Bayramı’nda bu kural istisnai olarak askıya alınır; beyaz litürjik renkler kullanılır ve Gloria ilahisi söylenir. Aynı şekilde, eğer 25 Mart cuma gününe denk gelirse Katolikler için geçerli olan et yememe zorunluluğu bugün için kaldırılır. Bu bayramda yapılan ibadetlerde Luka İncili 1:26–38 (Cebrail’in Meryem’e müjdeyi bildirdiği bölüm) okunur; Gül Duası (Tesbih) ve Validetullah (Bakire Meryem)’a adanmış özel dualar eşliğinde Tanrı’nın beden alması (enkarnasyon) teolojik olarak anılır ve tefekkür edilir. Şayet Beşaret Bayramı, Kutsal Hafta veya Paskalya Haftası ile aynı döneme denk gelirse kutlama takvimi litürjik kurallar gereği Paskalya sonrasına kaydırılır.
Katolik geleneğinde Perhiz bağlamında istisnai bir sevinç günü olarak öne çıkan Beşaret Bayramı, Doğu Hristiyanlığında Büyük Oruç’un daha katı litürjik ve farklı düzenlemeleriyle kutlanmaktadır. Ortodoks geleneğinde bu bayram, balık yenilmesine izin verilen iki günden biri olarak kabul edilir. Büyük Oruç devresinde hafta içlerinde tövbe ibadetinin baskın olması sebebiyle yortuya ait ayinler çoğu zaman akşam dualarıyla (Yakup’un Düşü, Yaratılış 28:1–17, Hezekiel 43:27–44:1–4, Özdeyişler 9:1–11) birleştirilerek icra edilirken bayramın hafta sonuna denk gelmesi hâlinde yortu tam litürjik düzeniyle kutlanmaktadır. Paskalya Haftası’na denk gelirse de “KyrioPascha” adıyla anılır.
Doğu Hristiyanlığında oruç disiplini ve ibadet ön plandayken Reform geleneğine mensup Lüteryen kiliselerde Beşaret Bayramı daha çok Mesih merkezli bir teolojik çerçevede ele alınmaktadır. Gelenekte The Annunciation of Our Lord adıyla anılan bayram, Reform sonrasında bazı bölgelerde önem derecesini kısmen yitirmiş olsa da litürjik geleneği koruyan Lüteryen kiliselerde kutlanmaya devam etmektedir. Bayrama ait ibadetlerde Eski ve Yeni Ahit’ten seçilmiş okumalar yer almakta olup İşaya 7:10–14 (İmmanuel peygamberliği), Mezmur 45:7–17, İbraniler 10:4–10 ve Luka İncili 1:26–38 (Meleğin Meryem’e Müjdesi) pasajları okunmaktadır. Bu metinler aracılığıyla Mesih’in ilahî kökeni ve insan doğasını alışı teolojik olarak tefekkür edilmektedir.
Diğer mezhep geleneklerinin yaklaşımlarından farklı olarak Ermeni Apostolik Kilisesi’nde Beşaret Bayramı’nın kutlanma tarihi yedi nisandır. Bu farklılık, bayramın içeriği ya da teolojik anlamında bir ayrımdan değil, kullanılan takvim sisteminden kaynaklanmaktadır. 451 yılında toplanan Kadıköy Konsili’ni kabul etmemesi nedeniyle Batı ve Bizans Ortodoks Kiliseleriyle teolojik olarak ayrışan Ermeni Apostolik Kilisesi, litürjik uygulamalarında tarihsel Ermeni kilise geleneğini sürdürmektedir. Bu gelenekte Beşaret Bayramı, İsa Mesih’in doğumundan dokuz ay önce olacak şekilde sabitlenmiş olup Ermeni Kilisesi’nin Noel’i altı ocakta kutlamasıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle Batı ve Doğu kiliselerinde 25 martta kutlanan Beşaret Bayramı, Ermeni Apostolik geleneğinde Gregoryen takvime göre yedi nisan tarihine karşılık gelecek biçimde belirlenmiştir.
Türkiye’de Beşaret Bayramı’nın kutlanışına bakıldığında, ülkemizin sahip olduğu toprakların tarih boyunca pek çok medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yaptığı görülmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak bu coğrafyada farklı etnik kökenlere, dillere, dinlere ve zengin kültürel yapılara sahip topluluklar bir arada var olmuştur. Günümüzde Beşaret Bayramı, başta Ermeni Apostolik, Ortodoks ve Katolik Hristiyan cemaatleri olmak üzere Türkiye’deki Hristiyan topluluklar tarafından kendi litürjik gelenekleri doğrultusunda kutlanmaktadır. İstanbul’da yaşayan Ermeni ve Ortodoks cemaatler, özellikle Fatih ve Kumkapı çevresi başta olmak üzere çeşitli kiliselerde litürjik ayinlerini gerçekleştirirken, Türkiye’nin bilinen tek Ermeni köyü olan Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Vakıflı Mahallesi’nde yaşayan Ermeni Apostolik cemaat de Beşaret Bayramı’nı kendi ibadethanelerinde düzenlenen ayinlerle kutlamaktadır.
Bu bağlamda Beşaret Bayramı, hem Türkiye’de farklı mezheplere mensup Hristiyan cemaatlerin kendi litürjik kimliklerini koruyarak ortak bir iman hatırasını yaşattıkları önemli bir yortu olarak varlığını sürdürmekte hem de Türkiye’nin tarihsel, kültürel ve dinî çoğulculuğunu yansıtan canlı bir örnek teşkil etmektedir.
Referanslar
https://ec.aciprensa.com/wiki/La_fiesta_de_la_Anunciaci, (Erişim tarihi: 12/01/2026); Kitabı Mukaddes. (1995). İstanbul: Kitab-ı Mukaddes Şirketi; Shenouda III, P. (1997). The feast of the Annunciation. Cairo: Orthodox Coptic Clerical College; https://tlcmr.org/worship/celebrating-the-saints/march/, (Erişim tarihi: 14/01/2026); https://www.etimolojiturkce.com/kelime/be%C5%9Faret, (Erişim tarihi: 12/01/2026); https://www.ortodokslartoplulugu.com/bayramlar-yortular-kutlamalar/25-mart-merlegin-mujdesi-yortusu/, (Erişim tarihi: 12/01/2026).
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Kitabı Mukaddes. (1995). İstanbul: Kitab-ı Mukaddes Şirketi
