Mavi Aklama (Bluewashing)
KAVRAM
-
2026
Mavi Aklama (Bluewashing), deniz ve kıyı kaynaklarına dayalı faaliyetlerin sürdürülebilirlik söylemiyle sunulmasına karşın, bu söylemin vaat ettiği çevresel ve toplumsal yararların uygulamada yeterince karşılık bulmamasını ifade eden kavramdır. Özellikle turizm sektöründe çevresel sorumlulukların tanıtım ve pazarlama aracı olarak kullanılması, mavi aklama tartışmalarının temelini oluşturmaktadır.
Kavramın ortaya çıkışı, 2000 yılında başlatılan Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi’ne yönelik eleştirilerle ilişkilendirilmektedir. Sözleşmeye katılan şirketlerden insan hakları, çevre ve sosyal sorumluluk ilkelerine uymaları beklenmekle birlikte, uygulamaların denetlenmesi ve ihlallerin yaptırımla karşılanması konularındaki sınırlılıklar eleştirilmiştir. Bazı araştırmalarda, şirketlerin Birleşmiş Milletler ile kurdukları ilişkiyi kurumsal itibarlarını güçlendirmek amacıyla kullanabildikleri ileri sürülmüş ve bu durum “bluewashing” olarak adlandırılmıştır.
“Mavi” sözcüğünün kavram içerisindeki anlamı iki farklı kaynağa bağlanmaktadır. Kurumsal bağlamda Birleşmiş Milletlerin mavi bayrağına gönderme yapılırken, deniz ve kıyı faaliyetleri bağlamında kavram mavi ekonomi ve deniz kaynaklarıyla ilişkilendirilmektedir. Günümüzde özellikle denizcilik, kıyı yönetimi ve turizm çalışmalarında ikinci kullanım öne çıkmaktadır.
Mavi aklama, yeşil aklamayla (greenwashing) yakın ilişkili olmakla birlikte daha çok deniz ve kıyı kaynaklarının kullanımı, mavi ekonomi projeleri, destinasyon yönetimi ve kıyı yönetişimi bağlamında ele alınmaktadır. Yeşil aklama çoğunlukla işletmelerin çevresel iletişim ve pazarlama uygulamalarına odaklanırken, mavi aklama proje, destinasyon ve yönetişim düzeyindeki uygulamaları da kapsamaktadır.
Kavramın bir başka ayırt edici yönü, yalnızca yasalara uygunluğu değil, ortaya çıkan çevresel ve toplumsal zararı dikkate almasıdır. Bu yaklaşım, çevresel zararları hukuki tanımların ötesinde değerlendiren yeşil kriminolojiyle ilişkilendirilmektedir. Bir faaliyet mevzuata uygun olsa bile deniz ekosistemleri, kıyı toplulukları veya doğal kaynaklar üzerinde devam eden zararlar oluşturuyorsa mavi aklama tartışmasının konusu olabilmektedir.
Mavi aklamada sık görülen uygulamalardan biri, olumlu çevresel faaliyetlerin öne çıkarılırken daha önemli olumsuz etkilerin geri planda bırakılmasıdır. Yeşil aklama literatüründe “gizli ödünleşim” olarak tanımlanan bu durum, deniz ve kıyı turizminde de görülmektedir.
Kruvaziyer turizmi bu duruma örnek oluşturmaktadır. Kruvaziyer işletmeleri tek kullanımlık plastiklerin azaltılması, karbon dengeleme veya enerji tasarrufu gibi uygulamaları sürdürülebilirlik göstergesi olarak sunabilmektedir. Buna karşılık yakıt emisyonları, atık deşarjı ve su altı gürültüsünün deniz yaşamı üzerindeki etkileri gibi daha kapsamlı çevresel sorunlar iletişimde daha az görünür olabilmektedir.
Mavi aklama kıyı turizmi ve yapılaşma süreçlerinde de ortaya çıkabilmektedir. Sürdürülebilir destinasyon veya mavi büyüme söylemiyle geliştirilen kıyı projeleri, bazı durumlarda sulak alanların ve kumulların kaybına, kıyı ekosistemlerinin bozulmasına veya yerel toplulukların sahile ve deniz kaynaklarına erişiminin sınırlanmasına yol açabilmektedir. Ekonomik faydaların yerel halk arasında eşit dağılmaması da bu tartışmanın toplumsal boyutlarından biridir.
Sertifikasyon sistemleri de mavi aklama tartışmaları kapsamında değerlendirilmektedir. Özellikle plaj sertifikalarının çevresel koruma aracı mı yoksa turizm tanıtım aracı mı olduğu konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Eleştiriler, bazı sertifikasyon sistemlerinin ekolojik bütünlükten çok temizlik, altyapı ve ziyaretçilere sunulan hizmetler gibi ölçütlere ağırlık verebildiğine yöneliktir. Bu nedenle sertifika sahibi olmak, tek başına bir kıyı alanının ekolojik açıdan sürdürülebilir biçimde yönetildiğini göstermemektedir.
Mavi aklama kavramının sınırları konusunda literatürde tam bir görüş birliği bulunmamaktadır. Kavram; kurumsal sosyal sorumluluk, mavi ekonomi, deniz yönetimi, çevre politikaları ve çeşitli etik tartışmalar içerisinde farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Deniz ve kıyı kaynaklarına ilişkin kullanımı büyük ölçüde yeşil aklama kavramından geliştirilmiş olduğundan, kapsamının ve ölçütlerinin belirlenmesine yönelik tartışmalar devam etmektedir.
Turizm açısından mavi aklama özellikle kıyı destinasyonları, kruvaziyer turizmi, plaj yönetimi, deniz turizmi yatırımları ve sürdürülebilirlik sertifikaları bağlamında önem taşımaktadır. Türkiye’de kıyı turizminin yaygınlığı, Mavi Bayrak uygulamalarının geniş ölçekte kullanılması ve Özel Çevre Koruma Bölgelerinde yoğun turizm faaliyetlerinin bulunması, kavramın turizm araştırmaları açısından da dikkate alınmasını gerekli kılmaktadır.
Mavi aklama, turizmde sürdürülebilirlik söylemleri ile gerçek çevresel ve toplumsal sonuçlar arasındaki uyumsuzluğu sorgulayan eleştirel bir yaklaşım sunmaktadır. Bu yönüyle kavram, sürdürülebilirlik iddialarının yalnızca tanıtım söylemleri üzerinden değil; deniz ve kıyı ekosistemlerine, yerel topluluklara ve kaynak kullanımına ilişkin somut etkiler üzerinden değerlendirilmesini gerektirmektedir.
Referanslar
Akay, B. (2020). Mavi Büyüme Stratejisi: Türkiye'nin Kıyı ve Deniz Turizmine Yönelik Bir İnceleme. Türk Turizm Araştırmaları Dergisi, 4 (3): 3051-3063; Bennett, N. J., Blythe, J., White, C. S. ve Campero, C. (2021). Blue Growth and Blue Justice: Ten Risks and Solutions for the Ocean Economy. Marine Policy, 125: 104387; Berliner, D. ve Prakash, A. (2015). “Bluewashing” the Firm? Voluntary Regulations, Program Design, and Member Compliance with the United Nations Global Compact. Policy Studies Journal, 43 (1): 115-138; Dollar, C. W. (2023). A New Coat of Paint: The Bluewashing of Justice Reinvestment and Realignment to Community Reinvestment. Sociology Compass, 17: e13072; Floridi, L. (2019). Translating Principles into Practices of Digital Ethics: Five Risks of Being Unethical. Philosophy & Technology, 32 (2): 185-193; García Ruiz, A., South, N. ve Brisman, A. (2020). Eco-Crimes and Ecocide at Sea: Toward a New Blue Criminology. International Journal of Offender Therapy and Comparative Criminology, 66 (4): 407-429; Klein, L. ve Dodds, R. (2017). Blue Flag Beach Certification: An Environmental Management Tool or Tourism Promotional Tool? Tourism Recreation Research, 43 (1): 39-51; Leotaud, N. (2017). Blue Economy or “Bluewashing”? Caribbean Coastal Development. Caribbean Natural Resources Institute. https://canari.org/news/blue-economy-or-bluewashing-caribbean-coastal-development/ (Erişim tarihi: 18 Eylül 2026); Mir-Gual, M., Pons, G. X., Martín-Prieto, J. A. ve Rodríguez-Perea, A. (2015). A Critical View of the Blue Flag Beaches in Spain Using Environmental Variables. Ocean & Coastal Management, 105: 106-115; Morelle-Hungría, E., White, R., South, N., Dobson, J. Y., Fonfría, E. S. ve Bordehore, C. (2026). Bluewashing and the Illusion of Sustainability in the Cruise Industry. Critical Criminology. https://doi.org/10.1007/s10612-026-09904-0; Tarakçı, İ. E. ve Göktaş, B. (2019). Pazarlamanın Yeni Rengi: Yeşil Aklama. Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi, 54 (3): 1095-1113; TerraChoice (2010). The Sins of Greenwashing: Home and Family Edition. Ottawa: TerraChoice Group Inc. https://www.twosides.info/wp-content/uploads/2018/05/Terrachoice_The_Sins_of_Greenwashing_-_Home_and_Family_Edition_2010.pdf (Erişim tarihi: 18 Eylül 2026).
