Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Cami Darüşşifa UNESCO Dünya Miras Alanı TÜRKİYE'NİN İLLERİ Sivas
(Divriği, Sivas, 1228)
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2019
Tephrice (Tefrike, Bizans), S‘Apblike (Yunan), Difrigi (Selçuk), Divrik veya Divrigi (Osmanlı) isimleriyle anılan Divriği ve civarında, MÖ 2000’den itibaren Hitit, Pers, Makedon, Roma, Sasani, Pavlikian, Bizans, Selçuklu ve Osmanlılar hâkim olmuş ve Yunan-Pers, Roma-Sasani, Bizans-Arap bölgeleri arasında bir sınır olarak bulunmuştur. İbn Bibi Selçuknamesinde, diğer bazı eser ve kitabelerde Divrik olarak isimlendirmiştir. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ise bugün olduğu gibi Divriği olarak şehrin adını yazmıştır.
Divriği, İç Anadolu Bölgesi’nin doğusunda yer alan yüzölçümü bakımından Türkiye’nin ikinci büyük ili olan, Sivas merkezinin güneydoğusunda yer alan ve Çatlı vadisinde kurulmuş, merkeze 174 kilometre uzaklıkta bulunan ilçelerden biridir. Divriği ilçesinde bulunan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası eşsiz yapısıyla dünya sanat tarihinde evrensel bir başyapıt olarak yerini almıştır. Eşsiz tarihi işçiliğiyle ve o dönemin tarihi işçiliğini aşan benzersiz bezemeleriyle bu anıtın kendine has bir özelliği vardır. Divriği mucizesi olarak anılan bu başyapıt, Selçuklu döneminin sanatçılığını, özelliklerini ve kendi bünyesinde barındırmış olduğu büyük bir birikimi yansıtmaktadır. Divriği Ulu Camii ve Dârüşşifası 1228 yılında Mengücekoğlu Ahmet Şah ve eşi Melike Turan tarafından inşa ettirilmiş ve bina 1243 de tamamlanmıştır. Baş mimarı, XI. - XII. yüzyıl Selçuklu döneminin yeni oluşumlar ortamında yetişmiş, deneyimli, dâhi bir sanatçı olan Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şahtır. Divriği, cami ve darüşşifadan ibaret büyük bir külliyedir. İslam dünyasında ve tarihinde eşi benzeri olmayan bu Divriği Külliyesi'nin taç kapıların mimarı ve heykeltıraşı olan Hürremşah, motif dünyasına getirdiği yenilikler, mimari tasarım dehası olması ve özellikle kıble kapısındaki cennet kapısı tasarımı ile XII. -XIII. yüzyılda İslam Sufizmi sanat alanındaki bir temsilcisi olarak görülmektedir.
Cami ve Darüşşifa, dıştan yalın ve sade bir mimari görünüme sahiptir. Ancak Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nda giriş ve çıkışını sağlayan Kuzey Taç Kapısı, Batı Taç Kapısı ve Şah Mahfili Taç Kapısının her biri birbirinden farklı eşsiz bezemeleri ve taş işlemeciliği ile göz kamaştıran mimarlık ve mühendislik harikasıdır. Yapının tüm taç kapılarındaki üç boyutlu geometrik figürler, asimetrik ve bitkisel motifler kendine özgün bir anlayışıyla heykele yakın yüksek kabartma tekniğinde işlenmiştir. Taşın adeta bir dantel gibi işlendiği Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'ndaki süslemeler, Barok ve Gotik üslubunun atası sayılmaktadır. Taç kapılarda olduğu gibi cami içindeki iç mekan, mihrap, türbe, minber ve minare başlıkları, kubbe içi tavan süslemeleri, sütun, sütun kaidesi, sütun başlıkları da ayrı bir üslup ve bezeme örnekleri sergilemektedir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından 1523 tarihinde yapılan ve silindirik gövdeli minare de caminin kuzeybatı köşesinde bulunmaktadır.
İçlerinde en büyük ve sanatsal özelliği açısından bir başyapıt olan, kuzeye açılan kuzey kapısı diğer adıyla Cennet Kapısı’dır. Kapı camiden ve sütun boylarından daha da uzundur. Kapı, üzerine işlenmiş motifler ve tasvirlerle taş oymacılık sanatının bir şaheseri olarak karşımıza çıkmaktadır. Cennet kapısındaki bitkisel motifler simetrik gibi görünse de her biri birbirinden farklıdır. Sütunların altında bulunan kazan eski Türk geleneklerinde bereketi temsil ederken, cennet kapısında cehennemi temsil etmektedir. Yüzeye yayılmış olan boyutlu ve bitkisel motifler göğe yükselen hayat ağacını ve cenneti ifade etmektedir. Cennet kapısında kadın silueti şeklinde bir gölge oluşmaktadır. Bu kapı ile birlikte diğer kapılarda da yer alan bu siluetlerin, çok kapsamlı bir fizik bilgisi ve çok ince hesaplarla yapıldığı ve bugün bile hala bu ışık ve gölge oyunlarının sırrının tam olarak çözülemediği belirtilmektedir.
Kapıda dışa çıkıntılı biçimdeki kilit taşı bulunmaktadır. Yüzeyi, demircileri simgeleyen güğüm başı motiflidir. Orta kısımda lale ve yaprakları bulunmaktadır. Kapının üzerindeki kitabede Şehinşah oğlu Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah, Allah’ın affına muhtaç aciz kul, adaletli melik, bu caminin yapılışını 626 (M.1228) yılında emretti, Allah mülkünü daim etsin yazmaktadır.
İkindi namazından 45 dakika önce mayıs ile eylül ayları arasında, erkek silueti şeklinde bir gölge oluşmaktadır. Bu siluet, önce Kur’an okuyan, namaz saati yaklaşınca da ellerini bağlayarak kıyamda duran bir insan gölgesidir. Kapının dışında sağ tarafta çift başlı kartal, sol tarafta ise hem çift başlı kartal hem de başı öne doğru eğik şahin motifi bulunmaktadır. Çift başlı kartal Anadolu Selçukluları’nı simgelemekte, gücü, asaleti ve özgürlüğü temsil etmektedir. Başı öne doğru eğik şahin Mengücek Beyliği’nin sembolüdür. Mengücek Beyliği’nin Anadolu Selçuklu Devleti’ne olan bağlılığını ve saygısını göstermek üzere şahin figürü, başı öne eğik olarak işlenmiştir. Şahinin bir pençesi havadadır, anlamı beyliğin, yanlışlık ve haksızlıklara karşı gücünü ortaya koyabileceğinin bir ifadesidir.
Şah kapısı da klasik Selçuklu üslubuyla yapılmış bir kapıdır. Yüzeyi bitkisel motifler, geometrik desenler, yıldız, düğüm, saç örgüsüyle motive edilmiş bezmelerle doludur. Cami içinde sadece iskeleti kalmış bölüme açılan, şahın ibadet için camiye girişte kullandığı kapıdır. Kapının insan boyundan küçük yapılmasının amacı, tevazu ve kulluk bilincini ortaya çıkararak, yalnız Allah’ın huzurunda eğilmek gerektiğini vurgulamak içindir. Kapıda bulunan kitabede, Mülk, Kahhar ve tek olan Allah’a aittir (Mülk Suresi 16. ayet) yazmaktadır.
Caminin iç mekânı 25 birime ayrılmıştır. Sekizgen payeleri birleştiren çift yönlü sekizgen kemerlerle farklı genişliktedir. Büyük boyutlu mihrap önü dilimli, orta bölüm ise oval birer kubbeyle örtülmüştür. Orta bölümün kubbesi sekizgen piramit şeklinde külahla kaplanmıştır. Diğer birimlerin örtü sistemini bileşik tonozlar, yıldız ve artı şekli oluşturmaktadır. Güneydoğudaki şah mahfili de bileşik tonoz örtüsüyle dikkat çekmektedir. Caminin ahşap minberi el işçiliğiyle 1240 tarihinde yapılmıştır. Minber Tiflisli İbrahim oğlu Ahmet Şah tarafından yaptırılmıştır. Camii’nin güneyinde camiye bitişik olarak inşa edilmiş olan Darüşşifa ile ortak bir duvar içerisinde yer almaktadır. İlk bakışta tam olarak anlaşılmamakta birlikte Ulu Camii her iki yapıyı da kapsamaktadır.
UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Külliyesi, mimari konsepti, anıtsal heykel nitelikli bezemesi ve benzeri olmayan yontularıyla ve işçiliğiyle dünya sanat tarihinde Türkiye Ortaçağ sanatının en önemli yapıtı olarak kabul edilmektedir. Sanat tarihçileri tarafından Divriği mucizesi ve Anadolu’nun Elhamrası gibi ifadelerle tanımlanmaktadır. İslam mimarisinin temsilcisi ve başyapıtı olan bu yapı Cumhurbaşkanlığı’nın koruması altındadır.
Referanslar
Kuban, D. (2014). Cennetin Kapıları. İstanbul: Yapı Endüstri Merkezi Yayınları; Kuban, D.. (1999). Divriği Mucizesi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları; Peker, A. U. (2007). Divriği Ulu Camisi ve Darüşşifası, Tasarım Merkezi Dergisi, 3: 18-25; Ülgen, A. S. (1962). Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, Vakıflar Dergisi, 5: 93-98.
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Kuban, D. (2014). Cennetin Kapıları. İstanbul: Yapı Endüstri Merkezi Yayınları; Kuban, D.. (1999). Divriği Mucizesi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
-
2019
Türk sanatının baş eserlerinden biri olarak bilinmektedir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndedir. Sivas’ın Divriği ilçesinin doğu tarafında tarihi kalenin güneyinde, hafif eğimli arazi üzerine inşa edilmiştir. Karayolu ve demiryolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Sivas-Malatya karayolunun Divriği dönüşünden itibaren 80 kilometre daha gidilerek ulaşılmaktadır.
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde Mengücek sülalesinden Süleyman Şah oğlu Ahmet Şah ve eşi tarafından 1128-1129 yıllarında hem cami hem de darüşşifa yaptırılmıştır. Gösterişli büyük cümle kapısına bitişik ve iki tarafa dönecek şekilde tertiplenmiş üç satırlık Arapça, Selçuk sülüsü yazılı kitabeden Süleyman Şah Oğlu Ahmet Şah tarafından 1228 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu kapı kemerinin sivri kısmının üçgen alınlığında da Sultan Alaaddin Keykubat Bin Hüsrev devleti zamanında diye bir kayda rastlanmıştır. Mimarı Ahlatlı Hürremşah’tır. Plan tipi ve süslemeleri bakımından hayranlık uyandırmaktadır. Darüşşifa caminin yanına inşa edilmiştir. Darüşşifa iki katlıdır, bir avlusu ve eyvanı vardır. Hastaların bazılarının burada su sesi ile tedavi edildiği bilinmektedir.
Ulu Camii ve Darüşşifa’nın mimari görünümü sadedir. Ancak Darüşşifa Taç Kapısı, caminin kuzey ve batı taraflarında yer alan Taç Kapıları ve Şah Mahfili Taç Kapısı bezemeler açısından oldukça zengindir. Ayrıca bu taç kapılardaki süslemeler göz alıcı güzelliğe sahiptir ve mimari açıdan oldukça kıymetlidir. Camide üç sahın (kemerli sütun ve ayaklarla ayrılmış bölümlerden her biri) vardır. Sahınlar birbirinden sekizgen payelerle ayrılmaktadır Batıda yer alan payeler taş kılıflar içindedir. Mihrabın ön kısmında, dıştan vurgulanan sivri külâhlı bir kubbe vardır. Diğer mekânlar ise tonozla örtülüdür. Bu örtü sistemlerinden 16 tanesi orijinaldir. Minber camiden 12 sene sonra Tiflisli İbrahim Oğlu Ahmet Usta tarafından yapılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman da kuzey batıdaki minareyi yaptırmıştır.
Yapıda bulunan taç kapılarda asimetrik, bitkisel, geometrik, üç boyutlu, özgün bir betimleme anlayışıyla ve barok mimari üslubuyla işlenmiş figürler vardır. Türk ve İslam sanatında bu üsluba benzeyen başka bir üslup yoktur. Bu kapılardan doğudaki şah kapısı sade geometrik süslemelidir. Batıda yer alan tekstil kapının işçiliği oldukça ince, kuzeyde yer alan Barok kapı ise iri plastik bezemelidir. Cami içinde bulunan tüm sütun kaideleri, sütun başlıkları ve sütunlar ile kubbe içi tavan süslemeleri de taç kapılardaki gibi farklı bezeme ve üslup örneklerini barındırmaktadır.
Referanslar
Acıduman, A. (2010). Darüşşifalar Bağlamında Kitabeler, Vakıf Kayıtları ve Tıp Tarihi Açısından Önemleri-Anadolu Selçuklu Darüşşifaları Özelinde, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Mecmuası, 63(1): 9-15; Acun, H. (1988). Sivas ve Çevresi Tarihi Eserlerinin Listesi ve Turistik Değerleri, Vakıflar Dergisi, 20: 183-220; Kemaloğlu, M. (2014). 11-13. Yüzyıl Türkiye Selçuklu Devletinde Darüşşifalar, Hikmet Yurdu, 7(7): 289-301; Kültür ve Turizm Bakanlığı (2013). Divriği Ulu Cami ve Darüşifası-Sivas, https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/sivas/gezilecekyer/dvrg-ulu-cam-ve-darussfasi, (Erişim tarihi: 04.07.2019); UNESCO (2019). Great Mosque and Hospital of Divriği, http://whc.unesco.org/en/list/358, (Erişim tarihi: 04.07.2019); Ülgen, A. (1962). Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Vakıflar Dergisi, 5: 93-98.
-
2025
Özet Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu dönemine bağlı Mengücekoğulları Beyliği tarafından inşa ettirilmiş, mimari ve süsleme sanatları açısından ünik (eşsiz) bir eserdir. 1228-1229 yıllarında tamamlanan yapı, İslam mimarisinde cami ve hastanenin (darüşşifa) bitişik nizamda tasarlandığı nadir örneklerdendir. Eser, taş işçiliğindeki üstün teknik ve betimleme zenginliği nedeniyle 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne Türkiye’den dahil edilen ilk mimari yapıdır.
Tarihçe ve Baniler: Yapı topluluğu Mengücekoğulları Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Caminin banisi (yaptıranı) Süleyman Şah’ın oğlu Ahmed Şah; Darüşşifa kısmının banisi ise Ahmed Şah’ın eşi (veya kızı olduğu yönünde görüşler de mevcuttur) Turan Melek’tir. Baş mimarı, Ahlatlı Hürremşah’tır. Kitabelerde mimarın isminin geçmesi, eserin sanatkarına verdiği değeri göstermesi açısından önemlidir.
Mimari Özellikler: Yapı, kuzey-güney doğrultusunda dikdörtgen bir plana sahiptir. Cami ve Darüşşifa olmak üzere iki ana bölümden oluşur.
- Cami Bölümü: Çok kubbeli ulu cami plan tipindedir ancak örtü sisteminde çeşitlilik gösterir. Mihrap önü kubbesi dışarıdan piramidal külahla örtülüdür.
- Darüşşifa Bölümü: Caminin güney duvarına bitişik olarak inşa edilmiştir. Anadolu Selçuklu tıbbının ve hayırseverlik anlayışının somut bir göstergesidir. Ortada bir havuz ve çevresinde hasta odaları bulunur. Akustik özellikleri sayesinde su sesi ve musiki ile tedavi yöntemlerinin uygulandığı bilinmektedir.
Taş Bezeme ve Taç Kapılar: Divriği Ulu Camii'ni sanat tarihi literatüründe öne çıkaran en önemli unsur, taş bezeme programıdır. Yapıda yer alan dört ana kapının (Taç Kapı) her biri, birbirinden farklı bezeme anlayışına sahiptir:
- Cennet Kapı (Kuzey Taç Kapı): Yapının en görkemli kapısıdır. Bitkisel motiflerin taşın üzerine adeta bir dantel gibi işlendiği, barok üslubu çağrıştıran yüksek kabartmalara sahiptir.
- Batı Taç Kapı (Çarşı Kapısı): Daha çok geometrik bezemelerin ve tekstil (kumaş) desenlerini andıran detayların hakim olduğu kapıdır.
- Şah Kapısı (Doğu Taç Kapı): Selçuklu geometrik sanatının sadeliğini yansıtır ve hünkar mahfiline geçiş sağlar.
- Darüşşifa Taç Kapısı: Gotik mimariyi andıran, denge ve simetrinin ön planda olduğu anıtsal bir giriştir.
Mimar Hürremşah, bu kapılardaki on binlerce motifin hiçbirini bir daha tekrar etmeyerek, "Allah’ın birliğine" (Vahdet-i Vücut) ve kainattaki çeşitliliğe atıfta bulunmuştur.
"Namaz Kılan İnsan" Silüeti: Yapının Batı Kapısı'nda (Çarşı Kapısı), Mayıs ve Eylül ayları arasında ikindi vakti güneşin gelme açısına bağlı olarak oluşan gölge oyunu, "namaz kılan insan" (veya okuyan insan) silüeti oluşturmaktadır. Bu durumun mimarın bilinçli bir tercihi olup olmadığı kesinleşmemekle birlikte, yapının matematiksel ve astronomik hesaplamalarındaki hassasiyeti kanıtlar niteliktedir.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda taşın sanata dönüştüğü bir anıttır. "Anadolu’nun Elhamrası" olarak da nitelendirilen yapı, statik dengesi, tonoz örgü sistemleri ve bezeme dünyasıyla XIII. yüzyıl Anadolu Türk-İslam sanatının zirve noktasıdır.
Referanslar
https://www.yapikrediyayinlari.com.tr/divrigi-mucizesi.aspx (Erişim tarihi: 25.12.2025); Timeless Turkey. (t.y.). Ziyaretçi rehberi ve jeolojik özellikleri. https://www.timelessturkey.com/divrigi-ulu-camii (Erişim tarihi: 25.12.2025); UNESCO World Heritage Centre. (1985). Great Mosque and Hospital of Divriği. https://whc.unesco.org/en/list/358 (Erişim tarihi: 25.12.2025); Kuban, D. (2007). Divriği Mucizesi. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Sanal Gezinti / İnternet Adresi
-
2026
Sivas ilinin Divriği ilçesinde bulunan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Anadolu Selçuklu Devleti döneminin en seçkin taş işçiliği örneklerinden biri olup, XIII. yüzyılın ilk yarısında Mengücekli Beyliği döneminde inşa edilmiştir. Cami ve darüşşifa (şifahane) olmak üzere iki ana bölümden oluşan yapı topluluğu, anıtsal taç kapılarıyla birlikte yalnızca Türk-İslam mimarisinin değil, aynı zamanda dünya kültür mirasının da en önemli eserleri arasında kabul edilmektedir. Mimari tasarımı, taş işçiliği ve süsleme programıyla öne çıkan yapı, 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kültür varlığı olarak kaydedilmiş ve Türkiye'den bu listeye giren ilk kültürel miras alanlarından biri olmuştur.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Mengücekli Beyliği'nin Divriği kolu döneminde, hükümdar Ahmed Şah ile eşi Turan Melek tarafından 1228–1229 yıllarında yaptırılmıştır. Yapının kitabesinde mimar olarak Ahlatlı Hürremşah'ın adı yer almaktadır. Darüşşifa, İslam medeniyetinde gelişen sağlık kurumlarının Anadolu'daki en özgün örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı avlu duvarını paylaşan cami ve darüşşifa işlevsel bir bütünlük oluşturmakla birlikte, farklı plan şemalarına sahiptir.
Ulu Cami, Selçuklu mimarisinin "dikdörtgen planlı çok ayaklı camiler" grubuna girmektedir. Beş sahından oluşan iç mekânda taş payeler üzerine oturan tonoz örtü sistemi kullanılmıştır. Mihrap önü kubbesi ile aydınlık feneri, yapının mekânsal düzenini güçlendiren başlıca mimari unsurlardır. Kıble yönündeki taş mihrap, Selçuklu taş işçiliğinin en başarılı örneklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Kündekârî tekniğiyle yapılmış ahşap minber ise dönemin ahşap işçiliğini yansıtan seçkin eserler arasında yer almaktadır.
Darüşşifa, avlulu medrese planını andıran bir düzenlemeye sahiptir. Ortasında havuz bulunan avlunun çevresinde hasta odaları ve çeşitli sağlık hizmet birimleri yer almaktadır. Bu nedenle yapının hem tedavi hizmetlerinin yürütüldüğü hem de tıp eğitiminin verildiği bir sağlık kurumu olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Mimari planı ve zengin taş süslemeleriyle darüşşifa, Orta Çağ İslam dünyasında gelişen sağlık anlayışının Anadolu'daki en önemli temsilcilerinden biridir.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın en dikkat çekici unsurlarını anıtsal taç kapıları oluşturmaktadır. Birbirini tekrar etmeyen taş bezemeleriyle bu kapılar, dünya mimarlık tarihinin eşsiz örnekleri arasında gösterilmektedir. Yüksek kabartma tekniğiyle işlenmiş geometrik kompozisyonlar, bitkisel motifler, rûmîler, palmetler, yıldız düzenlemeleri ve mukarnaslar, taş işçiliğinin ulaştığı olağanüstü ustalığı ortaya koymaktadır. Taş yüzeylerde ışık ve gölgenin ustalıkla kullanılması sayesinde günün farklı saatlerinde değişen görsel kompozisyonlar oluşmakta; bu nedenle yapı sıklıkla "taşa işlenmiş dantel" olarak nitelendirilmektedir.
Süsleme programı, Türk-İslam sanatının geometrik düzen anlayışını yansıtmaktadır. Hayat ağacı, çift başlı kartal, ejder, rozet ve benzeri mitolojik semboller farklı yorumlara açık sembolik anlamlar taşımaktadır. Bu bezemeler, Orta Asya'da gelişen Türk sanat geleneğinin Anadolu'daki yansımalarını ortaya koyarken, Orta Asya ile Anadolu arasında kurulan kültürel sürekliliğin de önemli kanıtlarını oluşturmaktadır.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari ve sanatsal özelliklerinin yanı sıra mühendislik başarısıyla da dikkat çekmektedir. Sert iklim koşullarına rağmen yaklaşık sekiz yüzyıldır ayakta kalabilmesi, taş işçiliğinin kalitesini ve yapının sağlam statik sistemini göstermektedir. Taş malzemenin ustalıkla kullanılması, yapının günümüze ulaşmasını sağlayan başlıca etkenlerden biri olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti döneminde yapıda çeşitli restorasyon ve konservasyon çalışmaları gerçekleştirilmiş, özellikle son yıllarda kapsamlı koruma projeleri uygulanmıştır. En son restorasyon ve konservasyon çalışmaları 2024 yılında tamamlanmış olup, bu süreçte yapının özgün taş dokusunun korunmasına öncelik verilmiştir. Böylece yapının tarihsel, mimari ve kültürel kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması amaçlanmıştır.
UNESCO tarafından "insan yaratıcılığının üstün bir başyapıtı" olarak değerlendirilen Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, taş işçiliğinin özgünlüğü, mimari bütünlüğü ve üstün evrensel değeri nedeniyle uluslararası ölçekte korunması gereken kültür varlıkları arasında yer almaktadır. Günümüzde yoğun biçimde ziyaret edilen bu anıtsal yapı, Mengücekli Beyliği'nin siyasi, sosyal, kültürel, sanatsal ve bilimsel birikimini yansıtan Anadolu'nun en önemli tarihî eserlerinden biri olma özelliğini sürdürmektedir.
Referanslar
Arel, H. (1962). Divriği Ulu Camii tekstil kapısı ve diğerleri, Vakıflar Dergisi, 5: 113–125; Aslanapa, O. (2021). Türk Sanatı. İstanbul: Remzi Kitabevi; Divriği Kaymakamlığı (2019). Divriği Ulu Camii. Erişim tarihi: 02.07.2026; Halkbank Kültür ve Yaşam (2025). Taşa İşlenmiş Eşsiz Şaheser Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası. Erişim tarihi: 28.06.2026; Kuban, D. (1982). Divriği Ulu Camii ve Şifahanesi ve restorasyon uygulamaları üzerine gözlemler, Rölöve ve Restorasyon Dergisi, 4: 23–26; Kültür ve Turizm Bakanlığı (t.y.). Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası. Erişim tarihi: 30.06.2026; Ögel, S. (1986). Anadolu Selçuklu Sanatı Üzerine Görüşler. İstanbul: Matbaa Teknisyenleri Basımevi; Özkul, K. (2020). Sivas Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası bezemeleri, 2(3): 56–81; Sivas Belediyesi (Sivas Kültür Rotası) (t.y.). Divriği Ulu Camii. Erişim tarihi: 30.06.2026; Sivas Valiliği (t.y.). Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası. Erişim tarihi: 01.07.2026; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı (2024). UNESCO’da yer alan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nda tarihinin en kapsamlı gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları tamamlandı. Erişim tarihi: 01.07.2026; Türkiye Kültür Portalı (t.y.). Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası: Taşın Sanata Dönüştüğü Yer. Erişim tarihi: 29.06.2026; UNESCO Dünya Mirası Sözleşmesi (t.y.). Divriği Ulu Camii ve Hastanesi. Erişim tarihi: 28.06.2026; UNESCO Türkiye Millî Komisyonu (t.y.). Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası. Erişim tarihi: 29.06.2026; Ülgen, A. S. (1962). Divriği Ulu Camii ve Dar’üş-Şifası, Vakıflar Dergisi, 5: 93–98; Yılmaz, Ö., Ateş, İ. ve Bayram, S. (1978). Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası. Ankara: Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayınları.
