Azıh Mağarası
DESTİNASYON DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Mağara UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi ÜLKELER Azerbaycan
(Hocavend, Karabağ, Azerbaycan)
-
2026
Azıh Mağarası, Guruçay Vadisi yakınında, Azıh yerleşiminin çevresinde bulunmaktadır. Tuğ köyünün yaklaşık üç kilometre kuzeydoğusunda ve Füzuli kentinin yaklaşık 14 kilometre kuzeybatısında yer almaktadır. Uluslararası araştırma literatüründe Azykh, Azikh ve Azokh adlarıyla da anılmaktadır. Küçük Kafkas Dağları’nın güneydoğu kesimindeki mağara, ormanlık ve dağlık bir çevrede konumlanmaktadır.
Kireç taşı içerisinde gelişen mağara sistemi, birbirine bağlanan geçitler, geniş salonlar ve farklı büyüklükte boşluklardan oluşmaktadır. Geçitlerin toplam uzunluğu yaklaşık 600 metre olarak belirtilmektedir. Sarkıt ve dikitler, mağaranın karstik gelişiminin örnekleridir. Su etkisiyle oluşan boşluklarda zamanla biriken tortullar, hayvan kalıntıları ve insan faaliyetlerine ait buluntular, farklı dönemlerin araştırılmasına olanak veren tabakalı bir yapı meydana getirmiştir.
Mağaranın bilimsel araştırma tarihindeki ilk kapsamlı çalışmalar, 1960 yılında Azerbaycanlı arkeolog Memmedali Hüseynov’un öncülüğünde başlamıştır. İzleyen yıllardaki kazılarda taş aletler, hayvan fosilleri ve insan kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Daha sonra araştırmalara paleontoloji, jeoloji ve diğer alanlardan uzmanların katılması, mağaranın çevresel geçmişinin ve tabakalanmasının farklı yöntemlerle incelenmesini sağlamıştır.
İlk kazılarda on katmanlı bir sınıflandırma kullanılmıştır. Sonraki araştırmalarda ise tortulların özellikleri, birikim süreçleri ve birbirleriyle ilişkileri yeniden değerlendirilmiştir. Bu nedenle eski kazıların katman adları ile yeni çalışmalarda kullanılan stratigrafik birimler her durumda doğrudan eşleştirilememektedir. Özellikle ilk araştırmaların kayıtlarına ilişkin eksiklikler, bazı buluntuların tam konumunun ve yaşının belirlenmesini güçleştirmektedir.
Alt tabakalardan elde edilen bazı taş buluntular, Azerbaycan arkeoloji literatüründe Guruçay kültürü adıyla tanımlanmıştır. Adını yakındaki akarsu havzasından alan bu öneri, basit biçimde işlenmiş olduğu düşünülen çakıl taşlarıyla ilişkilidir. Bununla birlikte bazı araştırmacılar, söz konusu taşların insan eliyle biçimlendirilmiş aletler olarak yorumlanmasına karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla en alt tabakaların insan faaliyetleriyle ilişkisi ve bu buluntulara dayanılarak önerilen erken tarihler, kesinleşmiş sonuçlar olarak değerlendirilmemelidir.
Mağaranın daha üst seviyelerinde insan faaliyetlerine ilişkin taş alet toplulukları bulunmaktadır. İlk kazılarda bunların bir bölümü Alt Paleolitik dönemin Aşölyen geleneğiyle ilişkilendirilmiştir. Ancak yeni kazılardan elde edilen örneklerin teknolojik özellikleri, bütün buluntuların tek bir endüstri altında sınıflandırılmasını güçleştirmektedir. Orta Paleolitik seviyelerde ise Musteryen geleneği ve Levallois yontma tekniğiyle ilişkili örnekler belirlenmiştir. Bu buluntular, taş hammaddelerinin seçimi, alet üretimi ve mağaranın kullanım biçimleri hakkında bilgi sağlamaktadır.
Azıh Mağarası’nın uluslararası paleoantropoloji literatüründe tanınmasını sağlayan başlıca buluntu, 1968 yılında keşfedilen insan alt çenesi parçasıdır. Memmedali Hüseynov’un yönettiği kazılarda beşinci katmandan çıkarılan fosil, Azıh insanı veya Azıhantrop adıyla anılmaktadır. Fosilin katman içindeki tam buluntu seviyesine ilişkin kayıtlar farklılık gösterdiğinden, bu konumun kesinleştirilmesinde dikkatli olunması gerekmektedir.
Alt çene, Demir Hacıyev ve Rabiyye Gasımova tarafından incelenmiş, daha sonraki araştırmalarda da farklı insan fosilleriyle karşılaştırılmıştır. Bazı çalışmalarda Homo heidelbergensis kapsamında değerlendirilirken bazı yorumlarda erken Neandertal özellikleriyle benzerlikleri üzerinde durulmuştur. Fosilin sınıflandırılması, taşıdığı eski ve türemiş anatomik özelliklerin birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Fosilin yaşı konusunda da farklı tahminler bulunmaktadır. Azerbaycan’ın UNESCO’ya sunduğu açıklamada yaklaşık 350.000–400.000 yıllık bir yaş belirtilmektedir. Yeni araştırmalarda beşinci stratigrafik birim için yaklaşık 300.000 yıl öncesine işaret eden sonuçlar elde edilmiştir. Bununla birlikte tabakanın tarihlendirilmesi ile fosilin doğrudan tarihlendirilmesi farklı işlemlerdir. Buluntunun tabaka içindeki konumuna ilişkin belirsizlikler de dikkate alındığında, tek bir yaş değerinin kesin sonuç olarak sunulması uygun değildir.
Alt çene fosilinin özgün örneği, Bakü’deki Azerbaycan Millî Tarih Müzesi’nin özel fonunda korunmaktadır. Müzenin sergi alanında ise fosilin kopyası gösterilmektedir. Bu ayrım, buluntunun korunma koşulları ile ziyaretçilere yönelik sunumunun birlikte yürütülmesini sağlamaktadır.
Mağaradan elde edilen hayvan kalıntıları, tarih öncesi çevrenin ve insan-hayvan ilişkilerinin araştırılmasında önem taşımaktadır. Büyük ve küçük memelilere ait fosiller, geçmişteki yaşam ortamları hakkında bilgi sunmaktadır. Ancak mağaradaki bütün hayvan kemiklerinin insan faaliyetleri sonucunda biriktiği varsayılamaz. Doğal birikim süreçleri, hayvanların mağarayı kullanması ve insan müdahaleleri ayrı ayrı incelenmelidir.
Kazılarda ocak olarak yorumlanan düzenlemeler, kül ve odun kömürü kalıntıları da kaydedilmiştir. Bunların değerlendirilmesi, ateşin kullanımı ve mağara içindeki faaliyet alanlarının belirlenmesi açısından önemlidir. Yanmış kalıntıların insan faaliyetleriyle ilişkilendirilmesi için buluntu bağlamının ve oluşum süreçlerinin birlikte araştırılması gerekmektedir. Benzer biçimde, belirli bir taş alet geleneğinin varlığı da onu üreten insan türünü tek başına belirlememektedir.
2002 yılında uluslararası bir araştırma ekibi tarafından yeni bir kazı dönemi başlatılmıştır. Özellikle 2002–2009 sezonlarında elde edilen buluntular; stratigrafi, tarihlendirme, paleontoloji ve taş alet teknolojisi bakımından ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bu çalışmalar, mağaranın farklı kesimlerinin kullanımını ve Orta Pleistosen’den daha yakın dönemlere uzanan birikim süreçlerini yeniden değerlendirmiştir. Azıh, Batı Asya ile Avrupa arasındaki insan ve hayvan hareketlerinin araştırılmasına katkı sağlayan Kafkasya yerleşimleri arasında ele alınmaktadır.
Azıh ve Tağlar mağaraları, 23 Ağustos 2021 tarihinde Azerbaycan tarafından “Prehistoric sites of the Azykh and Taghlar caves” adıyla UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne birlikte sunulmuştur. Kaydın referans numarası 6547’dir. Geçici Liste’de bulunmaları, mağaraların Dünya Mirası Listesi’ne kabul edildiği anlamına gelmemektedir.
Azıh Mağarası’nın turizm değeri, arkeolojik mirasın tanıtılması, bilimsel araştırmaların kamuoyuna aktarılması ve eğitim amaçlı ziyaretlerle ilişkilidir. Bu değerin değerlendirilmesinde arkeolojik katmanların korunması temel önceliktir. Ziyaretçi hareketlerinin düzenlenmesi, hassas alanlara erişimin denetlenmesi ve bilimsel belirsizlikleri açıkça yansıtan bilgilendirme yapılması önem taşımaktadır. Mağaranın doğal oluşumu, insan kullanımının tarihi ve fosillerin yaşı arasındaki ayrımların korunması, alanın tarih öncesi mirasının doğru biçimde tanıtılmasına katkı sağlamaktadır.
Referanslar
Azerbaycan Millî Elmlər Akademiyası (2021). [Başlık belirtilmemiş], https://science.gov.az/en/news/open/16024, (Erişim tarihi: 24 Ekim 2026); Azerbaycan Millî Tarih Müzesi (t.y.). Lower Jaw of Azykhantrop, https://azhistorymuseum.gov.az/en/exhibit/29, (Erişim tarihi: 24 Ekim 2026); Fernández-Jalvo, Y. ve diğerleri (2010). The Azokh Cave Complex, Journal of Human Evolution, 58 (1): 103–109. DOI: 10.1016/j.jhevol.2009.07.005, (Erişim tarihi: 24 Ekim 2026); UNESCO World Heritage Centre (2021). Prehistoric Sites of the Azykh and Taghlar Caves, https://whc.unesco.org/en/tentativelists/6547/, (Erişim tarihi: 24 Ekim 2026).
