Dijital Göçebe
Coğrafya
-
2026
Son yıllarda telekomünikasyon altyapısının gelişmesi, bulut tabanlı hizmetlerin yaygınlaşması ve uzaktan çalışmayı mümkün kılan dijital platformların çoğalması, belirli meslek gruplarına coğrafi konumdan bağımsız olarak gelir elde etme imkânı sunmuştur (Çiğdem 2021). “Dijital göçebe” terimi, 1990’larda Makimoto ve Manners tarafından kullanılan erken bir kavram olmakla birlikte, 2010’ların ortalarına kadar daha çok marjinal bir yaşam tarzı olarak görülmekteydi (Bozzi 2024). Salgın dönemi, iş yerlerinin dijitalleşmesi ve hareketliliğin hızlanmasıyla birlikte bu yaşam biçimini ana akıma taşıdı; birçok ülke uzaktan çalışma modellerini benimsedi ve milyonlarca birey mekândan bağımsız çalışma deneyimi edindi. ABD’de uzaktan çalışabilecek iş gücünün yaklaşık yüzde 58’inin bu dönemde en azından kısmen uzaktan çalıştığı, Avrupa Birliği’nde ise 2022’de çalışanların yaklaşık üçte birinin çeşitli biçimlerde uzaktan çalıştığı belirtilmektedir (Judy ve D’Amico 1997). Bu veriler, dijital göçebeliğin içinde geliştiği yapısal dönüşümü göstermesi açısından önemlidir.
Dijital göçebelik üzerine yapılan akademik çalışmalar, kavramın tanımlanması ve sınıflandırılması konusunda henüz ortak bir zemine ulaşamamıştır. Bir yandan dijital göçebeler, bilgi iletişim teknolojilerinin sunduğu esneklik sayesinde iş ve seyahat arasında sürekli devinen “bağlantısız bağlantılı” aktörler olarak resmedilmektedir (Yardı ve Yurdakul 2025). Bu çerçeve, mekânsal bağlantıları zayıf ve kimliksel aidiyetleri geçici olan bireyleri betimlemektedir. Diğer yandan, bu yaşam biçiminin yalnızca ayrıcalıklı bir azınlığa hitap ettiği ve prekaryalaşan emeği maskelerken yeni bir neo-nomad elit yarattığı eleştirileri mevcuttur. Literatürün bir kısmı, dijital göçebeliği iş ile tatil arasındaki sınırların belirsizleştiği “workcation” kavramıyla ilişkilendirirken, diğer bir kısmı geo-arbitraj uygulamalarına odaklanmaktadır (Vohra vd. 2025; Orel vd. 2025). Daha düşük yaşam maliyetine sahip ülkelere giderek gelirlerini artıran göçebeler, küresel yaşam maliyeti farklarını avantaja çevirmektedir. Dolayısıyla dijital göçebelik; esneklik, çoklu yerleşiklik ve akışkan kimlikler üzerinden tanımlanan heterojen bir pratikler bütünüdür.
Coğrafya disiplini açısından dijital göçebelik, hem mobilite çalışmaları hem de mekân kuramlarıyla ilişkilendirilerek incelenmektedir. Yeni hareketlilikler paradigması, insanların, nesnelerin ve fikirlerin artan akışına dikkat çekerken mobiliteyi yalnızca fiziksel yer değiştirme olarak değil, sosyal ve kültürel bir pratik olarak da ele almaktadır (Cohen ve Stanik 2021). Dijital göçebelik literatüründeki çalışmalar, göçebelerin mekânsal pratiklerinin sadece küresel hareketlilikten ibaret olmadığını; yer ve yerinden olma deneyimlerinin yeni ilişkilenme biçimlerini ve çoklu mekânsal aidiyetleri içerdiğini göstermektedir (Bahri 2024). Bozzi’nin (2024) sistematik derlemesi, dijital göçebeliğin 1990’larda dijital teknolojilerle ortaya çıktığını ve bulut hizmetleri, sosyal ağlar ve seyahat platformlarının gelişmesiyle birlikte 2010’ların ortasında daha görünür hâle geldiğini vurgulamaktadır.
COVID-19 pandemisinin tetiklediği uzaktan çalışma dalgası, dijital göçebeliğin toplumsal görünürlüğünü ve sayısal hacmini dramatik biçimde artırdı (Holleran 2022). Örneğin MBO Partners raporu, ABD’de dijital göçebelerin sayısının 2019’dan 2025’e kadar yüzde 153 artarak 18,5 milyona ulaştığını ve bunun iş gücünün yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geldiğini bildirmektedir. Raporda dijital göçebelerin yalnızca bağımsız girişimciler değil; geleneksel çalışanlar, serbest çalışanlar ve iş sahipleri gibi farklı kategorilerden oluştuğu ve birçok şirketin uzaktan çalışma politikalarını göçebe iş gücünü çekmek ya da tutmak amacıyla esnettiği belirtilmektedir. Bu istatistikler, dijital göçebeliğin marjinal bir fenomen olmaktan çıkarak iş gücü piyasasının önemli bir segmenti hâline geldiğini göstermektedir. Pandemi sürecinde pek çok ülke, dijital göçebe vizeleri ve esnek çalışma izinleri sağlayarak bu kitlenin ekonomilerine katkı sağlamasını teşvik etmeye başladı; 2024 itibarıyla 50’den fazla ülke dijital göçebe ya da uzaktan çalışma vizesi sunmaktadır (Markschlager 2024). Bu vizeler genellikle yabancı ülkelerde uzaktan çalışmaya devam eden ve belli bir gelir eşiğini karşılayan kişilere belirli sürelerde ikamet hakkı tanımaktadır. Portekiz’in 2022’de yürürlüğe giren D8 vizesi, bu vizelerin Avrupa’daki örneklerinden biridir ve düşük yaşam maliyeti ile yüksek yaşam kalitesi sunarak varlıklı dijital göçebeleri çekmeyi amaçlamaktadır. Farklı ülkelerin vize kriterlerinde gelir seviyeleri, ulusal çıkarlar ve yetenek kazanımı ön plandadır (Cash 2024). Dolayısıyla dijital göçebelik, küresel yetenek rekabeti ve turizm stratejileri ile iç içe geçmiştir.
Dijital göçebelik, mekânsal pratikleri açısından hem coğrafi hem sosyolojik boyutta incelemeler gerektirmektedir. Göçebeler, seyahat ettikleri yerlerde genellikle internet altyapısı güçlü, kültürel olarak canlı ve turistik destinasyonlara yönelmektedir (Erkasap ve Varışlı 2024). Bu durum, Barcelona gibi şehirlerde coworking ve coliving mekânlarının hızla artmasına neden olmuş ve yerel yönetimler ile özel girişimlerin iş birliğini zorunlu kılmıştır. Bozzi’nin kent odaklı çalışması, dijital göçebelerin konaklama ihtiyaçlarını karşılamak üzere yerel girişimcilerin esnek fiyatlandırma, topluluk faaliyetleri ve mobilite hizmetleri gibi stratejiler geliştirdiğini; belediyelerin ise dijital altyapı ve oturma izinleri konusunda düzenlemeler yaptığını ortaya koymaktadır. Ancak bu hızlı dönüşüm, gentrifikasyon ve spekülatif gayrimenkul artışları gibi olumsuz etkileri de beraberinde getirmektedir. Gentrification, özellikle düşük gelirli yerleşimlerin yakınında bulunan eski mahallelerde kiraların artması ve yerel halkın dışlanmasıyla sonuçlanabilir (Shaw ve Hagemans 2015). Delhi’de yapılan bir araştırma, uygun fiyatlı ancak canlı mahallelere giden dijital göçebelerin mülk değerlerini ve kiraları artırarak uzun dönemli sakinleri yerinden ettiğini ve sosyal kompozisyonun değişmesine yol açtığını göstermektedir (Jaiswal vd. 2025). Benzer şekilde Meksiko, Bali ve Lizbon gibi destinasyonlarda yerel halk, artan kira fiyatları ve yabancılaşma nedeniyle dijital göçebe akınına tepki göstermiştir (Gumilang 2024). Bu örnekler, dijital göçebelik ile yerel topluluklar arasındaki gerilimin coğrafi konum ve sosyoekonomik yapı tarafından şekillendirildiğini göstermektedir.
Kavramsal düzeyde dijital göçebelik, emek rejimleri ve toplumsal sınıf ilişkileri açısından da tartışma konusudur. Bir görüş, dijital göçebelerin küresel iş gücündeki ayrıcalıklı bir kesimi temsil ettiğini; güçlü pasaportlara ve yüksek gelirlere sahip bu bireylerin küresel coğrafyalardaki sınıf eşitsizliklerinden yararlandığını vurgulamaktadır (Mancinelli 2020). “Pasaport gücü” ve mobilite ayrıcalığı, küresel Kuzey vatandaşlarının vize ve seyahat kısıtlamalarını nispeten daha kolay aşabildiklerini, küresel Güney’den gelenlerin ise hareketlilikte daha fazla engelle karşılaştığını ortaya koymaktadır (Ullah ve Chattoraj 2025). Bu nedenle dijital göçebelik, her ne kadar küresel bir olgu gibi sunulsa da sınıfsal ve coğrafi eşitsizlikler nedeniyle herkese eşit erişim imkânı tanımaz. Diğer taraftan bazı çalışmalar, dijital göçebeliğin prekaryalaşan emek pazarının bir parçası olduğunu; serbest çalışan ve platformlara bağlı işçilerin sosyal güvence ve sürekli gelirden yoksun olduğunu savunmaktadır (Gomez vd. 2025). Bu yaklaşım, göçebeliği neo-liberal iş rejimlerinin esnek ancak güvencesiz doğasının bir yansıması olarak yorumlamaktadır.
Yerel tepkiler ve toplumsal ilişkiler, dijital göçebeliğin coğrafi etkilerinde kritik rol oynamaktadır. Jiwasiddi (2023), dijital göçebelere yönelik tepkilerin iki yönlü olduğunu; bir yandan gentrifikasyon, dil değişimi ve neo-koloniyalizm suçlamalarıyla eleştirildiklerini, diğer yandan da yerel paydaşların insan sermayesi ve ekonomik katkı gerekçeleriyle onları desteklediğini belirtmektedir. Bali’de yapılan gözlemler, popüler kafelerdeki fiyatların yerel halk için erişilemez seviyelere çıktığını ve mekânın adeta ikiye bölündüğünü; yerellerin ve göçebelerin farklı mekânlarda sosyalleştiğini göstermektedir. Bu sosyo-mekânsal ayrışma, küresel hareketliliğin yerel ölçeklerde nasıl sınıf ve kültür temelli ayrımlara yol açtığını ve topluluk dayanışmasını aşındırabileceğini göstermektedir. Aynı zamanda dijital göçebeler için çekim merkezleri oluşturan “nomad hub” mekânları, yerel ekonomiye gelir sağlarken yerel konut piyasalarında spekülatif fiyat artışlarına ve uzun süreli sakinlerin yerinden edilmesine neden olabilmektedir.
Dijital göçebeliğin toplumsal boyutlarından biri de toplumsal cinsiyettir. Chen (2025), hareketliliğin sunduğu özgürlük ve özerklik duygusunun kadınlar için önemli bir motivasyon olduğunu; ancak sürekli yer değiştirme ve yalnızlık nedeniyle sosyal ilişkileri sürdürmenin zorlaştığını ortaya koymuştur. Araştırmada görüşülen 12 kadın, toplumda kadınların hareketliliğini sınırlayan normları aşma ve kariyerlerini coğrafi kısıtlamalar olmaksızın sürdürme arzusuyla dijital göçebeliği benimsediklerini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda kadın göçebelerin güvenlik ve sağlık hizmetlerine erişim, sosyal ağ kurma ve ayrımcılıkla karşılaşma konularında erkeklerden farklı ihtiyaç ve kaygıları olduğu belirtilmiştir. Bu bulgular, dijital göçebeliğin cinsiyet bağlamında ele alınması gerektiğini ve destinasyon pazarlamasının kadınların ihtiyaçlarına yönelik hizmetleri içermesi gerektiğini göstermektedir.
Referanslar
Bahri, M. T. (2024). Evidence of the digital nomad phenomenon: From “reinventing” migration theory to destination countries readiness, Heliyon, 10(17).; Bozzi, A. (2024). Digital nomadism from the perspective of places and mobilities: A literature review, European Transport Research Review, 16(1): 50.; Cash, J. P. (2024). Survey of European digital nomad programs and their tax implications for American expatriates, Stetson Bus. L. Rev., 4: 243.; Chen, L. (2025). Gender dynamics in remote work communities: A protocol on understanding the challenges and opportunities for female digital nomad online language tutors, International Journal of Qualitative Methods, 24: 16094069251323628.; Cohen, M. J. ve Stanik, L. (2021, Haziran). Digital nomadism: A literature review (Forum Vie Mobiles/Mobile Lives Forum adına hazırlanan rapor, 4 Haziran 2021). Erişim adresi: https://forumviesmobiles.org/sites/default/files/Digital%20Nomads%20Literature%20Review%20June
.; Çiğdem, S. (2021). Dijital dönüşümde trendler. Dijital Gelecek Dijital Dönüşüm içinde (Ed. İ. E. Tarakcı ve B. Göktaş), ss. 73-92.; Erkasap, A. ve Varışlı, B. (2024). Dijital göçebelik: Sosyolojik bir perspektif, Nişantaşı Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 12(Özel Sayı): 204-221.; Gómez, V. R., Cortez, P., Gil, J. ve Sequera, J. (2025). Beyond the digital nomad: Transnational digital workers in Lisbon, Digital Geography and Society, 100148.; Gumilang, G. P. (2024). Navigating coexistence: A study of local communities and digital nomads’ perspectives on digital nomadism in Bali (Yüksek Lisans Tezi). Lisboa: ISCTE–Instituto Universitario de Lisboa.; Holleran, M. (2022). Pandemics and geoarbitrage: Digital nomadism before and after COVID-19, City, 26(5-6): 831-847.; Jaiswal, R., Gupta, S. ve Gupta, S. K. (2025). The impending disruption of digital nomadism: Opportunities, challenges, and research agenda, World Leisure Journal, 67(1): 74-104.; Jiwasiddi, A. (2023). Understanding the impacts of digital nomadism on local communities (Doktora Tezi). Sydney: UNSW Sydney.; Judy, R. W. ve d’Amico, C. (1997). Workforce 2020: Work and workers in the 21st century. Indianapolis, IN: Hudson Institute, Herman Kahn Center.; Mancinelli, F. (2020). Digital nomads: Freedom, responsibility and the neoliberal order, Information Technology & Tourism, 22(3): 417-437.; Markschläger, A. (2024). Internationalization project of a parent company’s business unit tourism – An in-depth market analysis of France (Yüksek Lisans Tezi). Lisboa: Universidade NOVA de Lisboa.; Orel, M., Cook, D., Voll, K. ve Vogl, T. (2025). Identity, practice, and place: A tripartite framework for contemporary digital nomadism, World Leisure Journal, 1-23.; Shaw, K. S. ve Hagemans, I. W. (2015). ‘Gentrification without displacement’ and the consequent loss of place: The effects of class transition on low‐income residents of secure housing in gentrifying areas, International Journal of Urban and Regional Research, 39(2): 323-341.; Ullah, A. A. ve Chattoraj, D. (2025). Traveling across global divides: Freedom or barriers to move?, World Affairs, 188(1): e12062.; Vohra, V., Banishetty, S., Dutta, T. ve Joshi, A. (2025). Work, wander and repeat: Modeling the enablers of digital nomadic lifestyle, Journal of Global Mobility: The Home of Expatriate Management Research, 13(1): 77-106.; Yardı, Z. ve Yurdakul, Y. E. (2025). Hareketlilik (Mobility) teorisi çerçevesinde dijital göçebelik ve turizm: Bibliyometrik bir değerlendirme, Journal of New Tourism Trends, 6(1): 1-18.
