Umay Ana
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Somut Olmayan Kültürel Miras
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2024
Umay Ana, Binlerce yıllık bir kültürel miras figürüdür. Umay, Moğolcada “rahim”; Öz Türkçede ise "um/om" kökünden gelen Umay; ummak, dilemek ve koruyup gözetmek anlamlarına gelir. Bu nedenle, Umay yüzyıllar boyunca doğum, üreme ve çoğalmanın bir sembolü olmuştur. Toprak ana olarak da bilinir ve tarımın verimli olması için dua edilen bir tanrıçadır. Ayrıca Umay Ana, Türk ve Orta Asya mitolojilerinde "kız" anlamına gelen Ece ile ilişkilendirilerek; iyiliği, bereketi ve koruyuculuğu da temsil eden bir simgedir. Farklı kültürlerde Omay, Imay, Huma ve Ubay gibi isimlerle anılan Umay Ana'nın kadim Anadolu'nun ana tanrıçası olduğu bilinmektedir.
Umay Ana mitolojik tasvirlerde orta yaşlı, üç boynuzlu, beyaz elbiseli ve gümüş saçları yere kadar uzanan bir figür olarak gösterilir. İnanışa göre doğa ile bağı güçlüdür, zaman zaman yeryüzüne cennet kuşu Huma kuşunun suretinde iner ve çoğu zaman görünmez olup, sadece Şaman inancında derinleşmiş kişiler tarafından görülebilir. Türk topluluklarında görülen Sarı Kız inancının da Umay’la ilgisi olduğu görülmektedir. Sarı Kız, Umay gibi sarı saçlı ve sarı simalı olarak tasvir edilmekte; kuş olarak tasavvur edilmekte ayrıca, Şaman dualarında “Al ruh” olarak betimlenmektedir. Bu benzerlikler Sarı Kız inancının Umay kültü etrafında şekillendiğini göstermektedir. Efsanelere göre eğer bir kişiye “Huma kuşu değerse ya da ona bir parça bırakırsa o kişinin talihi değiştirir” inancı vardır. Bu inancın izlerini günümüzdeki "başına talih kuşu kondu" ya da “kuş pislemesinin uğurlu sayılması” gibi kültürel inançlarda görmek mümkündür. Mitolojide Huma kuşu, Umay Ana’nın koruyucu doğasını temsil ederken, ağaç ve su ise doğurganlığı ve yaşamın sürekliliğini sembolize etmektedir. Ayrıca, Umay Ana'nın bereketli eli figürü, Fatma Ana'nın eli ile özdeşleştirilmiştir. Eski çağlarda Türkler bir işe başlamadan önce "Bu benim elim değil, Umay Ana'nın eli" diyerek onun kutsallığını vurgularken, Anadolu'da halen benzer bir şekilde "Bu benim elim değil, Fatma Anamızın eli" ifadesi kullanılmaktadır. Bu, Tanrıça elinin toplumsal bilinçteki önemini ve şifa amaçlı kullanılmasının sembolik anlamına işaret etmektedir.
Umay Ana, kadınların, çocukların, hayvanların ve doğanın koruyucusudur. Kadının hamilelik döneminde, doğum sırasında ve doğumdan sonra çocuğun büyüyünceye kadar geçirdiği süre içerisinde kadınların ve bebeklerin koruyuculuğunu yaptığına inanılır. Doğumdan sonra yemek sunulması, "doğum aşı dökülmesi" geleneği de Umay Ana’ya adanan eski kurban törenlerinin bir yansıması olarak bilinir. Altay kültüründe ise ölüm meleği ve ateş ruhu Kara Umay olarak adlandırılır ve daha çok korkutucu yönleri olan bu figür, Anadolu'daki albastı korkusu gibi inançların doğmasına yol açmıştır. Manas Destanı'nda Umay, doğum zamanı kadınların yardımcısıdır. Farklı kültürlerdeki ve mitolojilerdeki toprak ana ve ana tanrıça figürünün Türk mitolojisindeki karşılığıdır. Anadolu kültüründe Umay Ana, kadının toplumdaki yerini ve anneliğin kutsal değerini sembolize eder. Umay Ana, binlerce yıllık inanç kültürünün ortak bir bağı ve köklerin birleştiricisidir. Bilindiği gibi Türk toplumunda kadın, inanç sistemi kimliğinin oluşmasında önemli bir rol oynar. Onun koruyucu ve bereket getiren enerjisi, günümüzde de kadınların ve çocukların hayatında ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.
Umay Ana Türk mitolojisinde koruyucu bir figür olarak önemli bir konumda bulunmak yanında, farklı toplumsal inanç ve geleneklerde farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Umay Ana üzerine yazılı belgeler arasında en eski örneklerden biri, Göktürk Yazıtlarındaki “Tonyukuk Yazıtı” dır. Bu yazıtta Umay Ana'nın kültürel ve tarihsel önemi ile Türk milletinin inanç sistemindeki yeri hakkında bilgiler yer almaktadır. Yazıtta şu ifade yer almaktadır:
"Gelenler zor dediler ama hissetmediler. Galiba Tanrıça Umay, Kutsal Yer ve Su yardımcı oluverdiler. Niye kaçıyoruz?"
Bu cümlede, gelen insanların bir şeyin zorluğunu ifade ettikleri, ancak bu zorluğu gerçekten hissetmedikleri belirtilmektedir. Aynı zamanda, Tanrıça Umay'ın, Kutsal Yer ve Su'nun bu duruma yardım ettiğinden de bahsedilmektedir. Cümlenin sonunda ise "Niye kaçıyoruz?" sorusu ile neden bir kaçış olduğu sorgulanmaktadır. Bu, insanların belirsizlik veya zorluk karşısında hissettikleri durumu ve olası koruyucu unsurları düşünmelerini sağlayan bir ifade olarak dikkat çekmektedir. Ayrıca, Orhun Türk Yazıları'nda da Umay İsminin kayıtlı olduğu görülmektedir.
Referanslar
Yararlanılan Kaynaklar:
Karakurt.D. (2021). Türk Söylence Sözlüğü, e-Kitap; Zeybek, A.L. (2022). Umay Ana Kimdir, https://zorbatv.com/kultur/kulturel-miras/umay-ana-kimdir, Erişim Tarihi: 07.12.2024; Kayabaşı, O. A. (2016). Türk Mitolojisinin Kutsal Dişisi: Umay, International Journal Of Eurasia Social Sciences, (7):22, s, 220- 228; Pektaş, F (2022). Anadolu Halk Hikâyeleri ve Kültüründe, Mit Algısı ve Sanat Eserlerinde Kültürel İmgelerin Analizi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dokuz Eylül Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü; https://zorbatv.com/kultur/kulturel-miras/umay-ana-kimdir, Erişim Tarihi: 06.12.2024; https://tr.wikipedia.org/wiki/Umay, Erişim Tarihi: 05.12.2024; Geybullayev, G ve Rızayeva, V. (1999). Eski Türklerde Umay Tanrıçası,Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi , Sayı ITT, 215-218; Gömeç, S. Umay Meselesi, https://dergipark.org.tr/tr/, Erişim Tarihi: 09.12.2024.
-
2024
Türk mitolojisinde ana tanrıçalardan biridir. Umay kimi zaman da iyi iyelerden, koruyucu ruhlardan biri olarak anılır. Zamanla bebek, anne ve ailenin koruyuculuğunu üstlenen Umay’ın öncesinde çok daha geniş görevlere sahip ulu bir ruh olduğuna inanılırdı.
Türklerin en eski yazılı belgelerinden olan Orhun Kitabeleri’nde de Umay’dan bahsedilmektedir. “Kangım kağan uçdukda inim Kül Tigian yiti yaşda katlı. Umay teg ögüm katun kutınga inim Kül Tigin er at buldı.” “Babam kağan uçtuğunda küçük kardeşim Kül Tigin yedi yaşında kaldı… Umay gibi annem hatunun devletine Kül Tigin er adını aldı.” Kül Tigin Abidesi, Doğu cephesinde yazan bu sözler ile Bilge Kağan’ın annesinin Umay gibi kutsal bir varlığa benzetilmesiyle eşi öldükten sonra devlet yönetimindeki rolüne, koruyuculuğuna ve kutsallığına atıfta bulunulur. Kağan’ın eşi hatun adeta Umay gibi koruyup kollayıcı bir görev üstlenmiştir.
Tonyukuk Abidesi, ikinci taşın Batı cephesinde de Umay bir kez daha anılır: “Tengri Umay ıduk yer sub basa birti erinç”. “Tanrı, Umay ilahe, mukaddes yer-su üzerine çöküverdi herhalde.” Umay Ana’nın yaratıcılık gücü ve hayatın devamını sağlayan bir işleve sahip olması doğumdan, çocuk ve kadından ve daha sonra aile ve soydan sorumlu yapmıştır.
Büyük Türk Sözlüğü Divanü Lügat-it Türk’de Umay, bebeğin eşi, plasenta anlamını taşımaktadır. “Son; kadın doğurduktan sonra karnından çıkan hokka gibi nesne. Buna “çocuğun ana karnında eşi” denir. Şu anlama da gelmiştir: Umayka tapınsa ogul bolur (birisi buna hizmet ederse çocuk doğar). Kadınlar sonu uğur sayarlar.” Umay tıpkı plasenta gibi bebeği hem anne karnında korur ve yaşamasını sağlar hem de doğumdan sonra kötülüklerden korumaya devam eder.
Anadolu’da doğum yapan kadının beline kalın kırmızı kuşak bağlanmasının sebebi kadının ağrı çekmemesi ve çocuğun eşinin (Umay) düşmemesi içindir. Bahsi geçen ‘çocuğun eşi’ kavramı çocuklar ve lohusa kadınların koruyucusu olan Umay Ana’yı ifade eder.
Umay Ana sadece insanların değil bütün canlıların yavrularını korumak ve kollamakla görevli ulu bir varlıktır. Umay Ana’nın doğum sırasında hamile kadınların acısını azalttığı ve üç gün boyunca da lohusa başında bekleyerek onu al karısından koruduğuna inanılır. Türk kültüründe lohusa kadını al basmasın diye kırmızı eşarp örtülür ve yalnız başına kalmaması sağlanır.
Altay-Sayan Türkleri'nde Umay Ana ateş ruhuyla birlikte anılır. Ocak kültü ile birlikte anılan ateş temizlenmeyi temsil etmesinin yanında soy, aile ile de eşdeğer sayılır ve kutsaldır. “Ocağın sönsün” söylemi, Umay Ana’nın anne ve bebeğin koruyucusu olmasına ve böylece soyu devam ettirmesine atıfta bulunur.
Referanslar
Arpa, Z. (2023). Antalya/Gündoğmuş Yöresindeki Doğum Âdetlerinde Mitolojik Unsurlar, Belgü, Özel Sayı: 206-221; Avcı Kurt, E. (2023). Yaşayan Ateş Kültü: Sanat ve Mitlerde Ateşin Sembolizmi, Belgü, Özel Sayı: 242-255; Bayat, F. (2021). Türk Mitolojik Sistemi II. İstanbul: Ötüken; Ergin, M. (1980). Orhun Abideleri (Sekizinci Baskı). İstanbul: Boğaziçi Yayınları; İnan, A. (1976). Eski Türk Dini Tarihi. Ankara: Kültür Bakanlığı Kültür Eserleri 9; Mahmut, Kaşgarlı. (1985). Divanü Lûgat-it-Türk Tercümesi, Cilt 1, (Çev. Besim Atalay). Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi.