Tengrizm

KAVRAM Dinsel İbadet Ortamı Dinsel Ritüel Dini Akımlar Diğer Dinsel İnanışlar

Tengricilik (Tengrism ya da Tengrianizm), eski Türk ve Moğol topluluklarının gök merkezli kozmolojik anlayışına dayanan dinî ve mitolojik bir inanç sistemidir. Türk tarihinin erken dönemlerinde, özellikle Köktürk Aşina (Börülü) hanedanından sonra Uygur Yaglakar ailesinin yönetimi devralmasına kadar, Kök Tengri inancı Türklerin temel inanç çerçevesini oluşturmuştur. Bu durumun Bögü Kağan’ın (759–779) hükümdarlığına kadar devam ettiği kabul edilmektedir. Tengricilik, doğa ile güçlü bir ilişki kuran bir anlayışa sahiptir; dağlar, nehirler, ormanlar ve özellikle Ötüken bölgesi kutsal ve hiyerofanik mekânlar olarak görülmüştür. Bu unsurlar evrensel düzenin parçaları olarak değerlendirilmiş, doğaya saygı ise kozmik dengenin korunmasıyla ilişkilendirilmiştir.

“Tengri” kavramının kökeni hakkında farklı filolojik görüşler ileri sürülmektedir. Bazı araştırmacılar kelimenin Proto-Türkçe “teŋri” biçiminden geldiğini savunurken, bazıları Sümerce “dingir” sözcüğü ile olası bir bağlantı kurarak “tıngır”, “tıngrı” veya “tengri” gibi varyantlara evrildiğini ileri sürmektedir (Güngör 2010: 570). Türklerin tarihsel süreçte Budizm, Maniheizm, Hristiyanlık, Zerdüştlük ve İslam gibi çeşitli dinlerle temas kurmaları, Tengri kavramının anlam dünyasında değişimlere neden olmuştur. Günümüzde “Tanrı” kelimesinin genel anlamda ilah ya da Allah karşılığı olarak kullanılması da bu dönüşümle ilişkilendirilmektedir. İnanç sisteminin merkezinde yer alan Tengri ya da Gök Tanrı, gökyüzüyle özdeşleştirilen; güneş, ay ve yıldızlarla ilişkilendirilen; evrensel düzeni sağlayan yüce ve aşkın bir güç olarak tasavvur edilmiştir. Bununla birlikte bazı araştırmacılar “Tanrı” ve “Gök” kavramlarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtir (Tanyu 1980: 15). Tengricilik kimi zaman tek tanrılı bir sistem olarak, kimi zaman ise şamanik unsurlar içeren bir yapı olarak ele alınır. Bunun nedeni, tek ve üstün bir göksel varlığın yanında doğa ruhları, yardımcı varlıklar ve kutsal yer-sub (ıduk-yir-sub) anlayışının da bulunmasıdır.

Tengriciliğe ilişkin temel bilgiler, Orta Asya bozkırlarında yaşayan eski Türk topluluklarına ait arkeolojik buluntular ve yazılı kaynaklardan elde edilmektedir. Bu kaynaklar arasında özellikle VIII. yüzyıla tarihlenen Orhun Yazıtları önemli bir yer tutar. Göktürk Yazıtları’nda “Tengri teg Tengri” gibi ifadeler, Tanrı’nın hiçbir varlığa benzemeyen aşkın bir güç olarak algılandığını göstermektedir (Özdemir 1999: 38). Aynı metinlerde Tengri’nin, kağanların kaderini belirleyen ve “kut” adı verilen kutsal güç aracılığıyla siyasi otoriteyi meşrulaştıran yüce varlık olduğu ifade edilir (Kumru 2017: 22). Gök Tanrı inancı, eski Türk devlet anlayışının merkezinde yer almış; hükümdarın yönetme yetkisi Tengri tarafından verilen kut sayesinde kutsal bir temele dayandırılmıştır (Yıldırım 1998: 120). Bu anlayışta hükümdar, göksel iradenin yeryüzündeki temsilcisi olarak görülmüş; Tengri’nin iradesine aykırı davranan yöneticinin kutunu kaybederek iktidardan düşeceğine inanılmıştır (Sayın Alsan 2024: 1435).

Eski Türk topluluklarına ilişkin önemli bilgiler sağlayan Çin kronikleri de Hunlar ve erken dönem Türklerin gök merkezli bir Tanrı anlayışına sahip olduklarını aktarmaktadır. Bu durum, Tengri kültünün en azından MÖ II. yüzyıla kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olabileceğini düşündürmektedir (Çetin 2019). VI. yüzyıl yazarı Menandros, Türklerin doğa unsurlarına saygı gösterdiklerini; ancak evrenin yaratıcısı olan tek bir Tanrı’ya inandıklarını belirtir. Benzer şekilde Bizans tarihçisi Theophylaktos, Türklerin göklerin ve yerin sahibi olan tek bir Tanrı’ya ibadet ettiklerini aktarır (Tanyu 1980: 14). İbn Fadlan da Başkurtların gökte yaşayan en yüce Tanrı’ya inandıklarını ifade etmektedir. Bu veriler, farklı coğrafyalarda çeşitli inanç etkileri görülse bile Türklerin temel inanç sisteminde Gök Tanrı anlayışının merkezi bir konumda bulunduğunu göstermektedir. Dinler tarihçileri, Tengriciliğin göçebe yaşam biçimi ve bozkır kültürüyle yakından ilişkili olduğunu vurgular; siyasi, ekonomik ve sosyal yapı ile dinî dünya görüşünün birbirini karşılıklı olarak şekillendirdiğini belirtir (Karakaş 2014: 463). Bahaeddin Ögel ise göçebe-atlı yaşamın güçlü bir disiplin ve toplumsal örgütlenme anlayışı oluşturduğunu, bunun da göksel otorite fikrini desteklediğini savunur (Ögel 1978: 55).

Tengricilikte evren genellikle üç katmanlı bir kozmoloji çerçevesinde düşünülür. Üst dünya, göksel varlıkların ve iyi ruhların bulunduğu kutsal alanı temsil eder; orta dünya insanların yaşadığı yeryüzüdür; alt dünya ise Erlik gibi yeraltı varlıklarıyla ilişkilendirilen karanlık ve kaotik bir alan olarak tasvir edilir. Bu yapı, Orta Asya şamanik gelenekleriyle paralellik göstermektedir. Ritüeller çoğunlukla doğayla bağlantılıdır; göğe kurban sunma törenleri, atalar kültü, doğa ruhlarına saygı ve şamanik trans uygulamaları önemli yer tutar. Şamanlar (kam veya kaman), ruhlar âlemi ile insanlar arasında aracı rol üstlenmiş, davul ve ayna gibi ritüel araçları kullanarak topluluk adına spiritüel uygulamalar gerçekleştirmiştir. Göğe kurban sunma ritüellerinin bazı Orta Asya topluluklarında XIX. yüzyıla kadar devam ettiği bilinmektedir (Şahin Doruk 2008). Hunlardan sonra Tabgaçlar döneminde de baharın ilk ayında kutsal mezarlıklarda Kök Tengri’ye kurbanlar sunulduğu aktarılır. Bu bağlamda Gök Tanrı, evrenin düzenini sağlayan en yüksek varlık olarak kabul edilirken, Umay Ana, Yer-Sub ruhları veya Erlik gibi diğer varlıkların da inanç sisteminde yer aldığı görüşü yaygındır.

Tengriciliğin nasıl sınıflandırılması gerektiği konusu akademik çevrelerde tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar onu bağımsız bir din olarak değerlendirirken, bazıları şamanizm, animizm ve atalar kültünü içeren daha geniş bir dünya görüşü olarak yorumlamaktadır. Bu tartışma, Tengriciliğin merkezi bir kutsal metninin veya kurumsallaşmış bir dinî organizasyonunun bulunmamasıyla da ilişkilidir (Lee 2018). Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Orta Asya’da Tengriciliği yeniden yorumlama ve canlandırma girişimleri ortaya çıkmış, özellikle bazı milliyetçi çevreler bu inancı Türk kimliğinin tarihsel temeli olarak değerlendirmiştir. Ancak bu tür yaklaşımlar çoğu zaman tarihsel Tengriciliğin doğrudan devamı olmaktan ziyade modern ideolojik yorumlar olarak görülmektedir (Laruelle 2007: 203).

Sonuç olarak Tengricilik, eski Türk ve bozkır toplumlarının dinî ve toplumsal dünya görüşünü yansıtan karmaşık bir inanç sistemidir. Gök Tanrı merkezli kozmoloji, doğayla uyum fikri, şamanik uygulamalar ve siyasi meşruiyet anlayışı bu sistemin temel bileşenlerini oluşturur. Yazılı kaynakların sınırlı olması nedeniyle konuya ilişkin araştırmalar büyük ölçüde epigrafik veriler, Çin kronikleri ve antropolojik karşılaştırmalar üzerinden yürütülmektedir. Günümüzde ise Tengricilik hem akademik çalışmalar hem de kültürel tartışmalar çerçevesinde yeniden ele alınmaya devam etmektedir.

Referanslar

Çetin, N. (2019). Tengricilik din değil, kültürdür. https://ulkucubellek.com/tengricilik-din-degil-kulturdur/, (Erişim tarihi: 19. 02. 2026); Güngör, H. (1986). Süryani kaynaklarına göre Türklerin menşei, dini inanış ve adetleri, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi: 77-87; Güngör, H. (2010). Tanrı. Diyanet İslam Ansiklopedisi, 39: 570-571; Karakaş, S. (2014). Türklerin orijinal dinleri meselesi, Gaziantep University Journal of Social Sciences, 13(2): 463-477; Kaya, E. (t.y.). Şaman davulu. Anadolu’nun Kayıp Çalgıları Projesi. Nevşehir: Kapadokya Üniversitesi. https://anadolu.kapadokya.edu.tr/saman-davulu, (Erişim tarihi: 20. 02. 2026); Kumru, C. (2017). Türk mitolojisi penceresinden Orhun Abidelerine dair değerlendirmeler, Ulakbilge, 6(20): 17-27; Laruelle, M. (2007). Religious revival, nationalism and the “invention of tradition”: Political Tengrism in Central Asia and Tatarstan, Central Asian Survey, 26(2); Lee, N. (2018). Tengrism: Religion or mind-set?, https://cabar.asia/en/tengrism-religion-or-mind-set, (Erişim tarihi: 19. 02. 2026); Ögel, B. (1978). Türk Kültür Tarihine Giriş (Cilt 1). Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları; Özdemir, İ. (1999). İslam Öncesi Türklerde Ağaçla İlgili İnanışlar (Yüksek Lisans Tezi). Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kayseri; Sayın Alsan, Ş. (2024). Gök Tanrı inancının Türk inanç sisteminde yeri ve mimariye yansımaları, Motif Akademi Halk Bilimi Dergisi, 17(47): 1435-1456; Şahin Doruk, Z. (2008). Lev Nikolayeviç Gumilev’in geleneksel Türk dini ile ilgili görüşleri, Erdem İnsan ve Toplum Bilimleri Dergisi, 52: 183-230; Tanyu, H. (1980). İslâmlıktan Önce Türklerde Tek Tanrı İnancı. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi; Yıldırım, D. (1998). Köktürk çağında tanrı mı tanrılar mı vardı? Türk Bitiği. Akçağ Yayınları.