Sanatsal Araştırma (Artistic Research / Arts-based Research)

KAVRAM Disiplinlerarası

Sanatsal araştırma, sanat pratiğini bilgi üretimi ve araştırma süreçlerinin bir parçası olarak ele alan bir yaklaşımdır. Özellikle XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Avrupa ve Birleşik Krallık’ta sanat okullarının üniversite sistemlerine dâhil edilmesiyle birlikte ortaya çıkan bilgi tartışmaları içerisinde şekillenmiştir. Bu yaklaşım, sanatçının yaratım sürecini sistematik bir sorgulama ve keşif alanı olarak değerlendirmektedir. Bununla birlikte kavramın tanımı, kapsamı ve yöntemleri konusunda literatürde tam bir görüş birliği bulunmamaktadır.

XIX. yüzyılda modern üniversite sisteminin gelişmesiyle birlikte bilimsel bilgi üretimi ile sanatsal üretim arasında belirgin bir ayrım ortaya çıkmıştır. Üniversiteler bilimsel bilginin üretildiği kurumlar olarak konumlanırken sanat, daha çok estetik ve yaratıcı faaliyetler çerçevesinde değerlendirilmiştir. Ancak XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu ayrım sorgulanmaya başlanmıştır. Özellikle kavramsal sanat, performans sanatı ve deneysel sanat uygulamalarının yaygınlaşması, sanatın yalnızca nesne üretimine indirgenemeyeceği yönündeki görüşleri güçlendirmiştir.

Sanat eğitiminin yükseköğretim kurumlarına entegrasyonu ile birlikte “sanatçı üretim sürecinde bilgi üretir mi?” sorusu önem kazanmıştır. Bu tartışmalar özellikle Birleşik Krallık’ta sanat ve tasarım okullarının üniversite sistemine dâhil edilmesi sürecinde yoğunlaşmıştır. Avrupa’daki sanat akademilerinde lisansüstü programların yaygınlaşmasıyla birlikte sanatsal araştırmanın akademik konumu daha belirgin hâle gelmiştir. European League of Institutes of the Arts ve Society for Artistic Research gibi kuruluşlar, alanın kurumsallaşmasında önemli rol oynamıştır.

Sanatsal araştırmanın gelişimi farklı ülkelerde aynı biçimde gerçekleşmemiştir. Yükseköğretim sistemlerinin yapısı, sanat eğitimi gelenekleri ve bilgi anlayışları, sanatsal araştırmaya ilişkin farklı tarihsel ve bölgesel yaklaşımların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Birleşik Krallık geleneği, sanat ve tasarım okullarının üniversite sistemine entegrasyonu çerçevesinde gelişen tartışmalarla öne çıkmaktadır. Christopher Frayling, araştırmanın sanatla ilişkisini üç başlık altında sınıflandırmıştır: sanat ve tasarım üzerine araştırma (research into art and design), sanat ve tasarım aracılığıyla araştırma (research through art and design) ve sanat ve tasarım için araştırma (research for art and design). Daha sonraki dönemde Brad Haseman tarafından geliştirilen practice-led research yaklaşımı, sanat pratiğini araştırma sürecini yönlendiren temel unsur olarak değerlendirmiştir. Haseman’a göre sanatsal araştırma performatif bir niteliğe sahiptir ve araştırma çıktıları yalnızca yazılı metinlerle değil, sanat eserleri ve performanslar aracılığıyla da ortaya konulabilir. Bu yaklaşım, sanatın yalnızca araştırma konusu değil, aynı zamanda araştırmanın yürütülme biçimi olarak ele alınmasına işaret etmektedir.

Kıta Avrupası’nda, özellikle Hollanda ve Almanya’da gelişen yaklaşımlar ise daha çok metodolojik ve epistemolojik tartışmalar üzerine odaklanmıştır. Bu yaklaşımın önemli temsilcilerinden Henk Borgdorff, sanatsal araştırmayı sanatın içinde ve sanat aracılığıyla gerçekleştirilen bir araştırma biçimi olarak tanımlamaktadır. Borgdorff, sanatla ilişkili araştırmaları sanat üzerine araştırma, sanat için araştırma ve sanatın içinde araştırma olmak üzere üç kategoriye ayırmaktadır. Sanat tarihi ve estetik kuramı gibi çalışmalar ilk kategoriye; üretimi destekleyen teknik ve teorik çalışmalar ikinci kategoriye dâhil edilmektedir. Borgdorff’a göre özgün sanatsal araştırma ise sanatın içinde gerçekleştirilen araştırmalarda ortaya çıkmaktadır. Bu tür araştırmalarda sanat eseri hem yöntem hem de bilgi üretim aracı işlevi görmektedir. Bu yaklaşım, Belçika ve Fransa başta olmak üzere Avrupa’nın farklı akademik çevrelerinde de etkili olmuştur.

İskandinav ülkelerinde gelişen yaklaşımlar ise sanatçı deneyimi ve reflektif düşünme süreçlerine odaklanmaktadır. Bununla birlikte bu yaklaşım, tek bir kuramsal çerçeveye dayanan homojen bir okul niteliği taşımamaktadır. Daha çok Norveç, İsveç ve Finlandiya’daki sanat doktora programlarında geliştirilen farklı uygulamaları kapsayan genel bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevenin önemli kuramsal dayanaklarından biri Michael Polanyi’nin ortaya koyduğu örtük bilgi (tacit knowledge) kavramıdır. Polanyi’ye göre bilginin önemli bir bölümü deneyim ve pratik içerisinde ortaya çıkmakta ve bütünüyle sözel olarak ifade edilememektedir. Sanatçının sezgisel ve bedensel deneyimleri de bu nedenle bilgi üretiminin bir parçası olarak kabul edilmektedir. Donald Schön’ün reflektif pratik (reflective practice) yaklaşımı da üretim sürecinde düşünme ve yapma arasındaki ilişkiyi açıklaması bakımından bu literatürde önemli bir yere sahiptir.

İskandinav yaklaşımında sanatsal araştırma, bilimsel bilgi üretiminden ziyade düşünme süreçleriyle ilişkili bir faaliyet olarak da değerlendirilmektedir. Bu perspektife göre araştırma, “düşünme üzerine düşünme” biçiminde felsefi bir karakter taşımaktadır. Sanat eseri, genel geçer bir modelin örneği olarak değil, kendine özgü bilgi üreten bir araştırma biçimi olarak ele alınmaktadır. Bu yaklaşım, sanat bilgisinin ifade edilebilirlik sınırlarına ilişkin tartışmaları derinleştirmiş ve sanatsal araştırmanın epistemolojik temellerine yönelik yeni değerlendirmelerin ortaya çıkmasına katkı sağlamıştır.

Günümüzde sanatsal araştırma, görsel sanatlar, sahne sanatları ve tasarım alanlarında giderek yaygınlaşan bir çalışma alanı hâline gelmiştir. Bilimsel araştırmalarda öne çıkan tekrar edilebilirlik ve genellenebilirlik ölçütlerinden farklı olarak sanatsal araştırma, yeni deneyimlerin, bakış açılarının ve yaratıcı olanakların ortaya çıkarılmasına odaklanmaktadır. Bununla birlikte sanatsal araştırmanın yaratıcı süreçlere dayanması, sistematik bir yapıdan yoksun olduğu anlamına gelmemektedir. Araştırma sorularının belirlenmesi, yöntemlerin açıklanması, sürecin belgelenmesi ve sonuçların paylaşılması gibi akademik ilkeler sanatsal araştırmalarda da temel unsurlar arasında yer almaktadır. Bu yönüyle sanatsal araştırma, sanat pratiği ile akademik bilgi üretimi arasında konumlanan disiplinlerarası bir araştırma alanı olarak değerlendirilmektedir.

Referanslar

Borgdorff, H. (2012). The Conflict of the Faculties: Perspectives on Artistic Research and Academia. Leiden: Leiden University Press; Candy, L. (2006). Practice Based Research: A Guide. CCS Report; Elo, M. (2009). Passages of articulation: Art and research touching. İçinde: N. Nimkulrat ve T. O’Riley (Ed.), Reflections and Connections: On the Relationship Between Creative Production and Academic Research. Helsinki: University of Art and Design Helsinki; Frayling, C. (1993). Research in art and design, Royal College of Art Research Papers, 1(1); Haseman, B. (2006). A manifesto for performative research, Media International Australia, 118(1): 98–106; Nimkulrat, N. (2009). Paperness: Expressive Material in Textile Art from an Artist’s Viewpoint. Helsinki: University of Art and Design Helsinki; Polanyi, M. (1966). The Tacit Dimension. New York: Doubleday & Company; Schön, D. A. (1983). The Reflective Practitioner: How Professionals Think in Action. New York: Basic Books; Taşdemir, B. (2022). Sanatsal araştırmanın bilimsel nitelikleri üstüne: Seçilmiş örneklerle bir değerlendirme, Akdeniz Sanat, 16(30): 225–248.

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: