Roma’nın Kurucu Atası Troyalı Aeneas
KİŞİ Tarih
-
2026
Troya’dan kaçan kahraman Aeneas, Roma’nın mitolojik kurucusu; oğlu Ascanius (Iulus) ise Iulia (Julius) sülalesinin atası kabul edilir. Bu destan, Romalıların Grek-Yunan değil, Troyalı/Anadolulu bir kökene dayandıklarını; Julius Caesar ve Augustus’un da Venüs’ün soyundan geldiklerini anlatan kurucu bir anlatıdır.
Roma’nın kuruluşu ile ilgili iki ana söylence öne çıkar:
1. Aeneas
2. Romulus ve Remus kardeşler
Augustus (MÖ 63–MS 14), Roma İmparatorluğu’nu kurduktan sonra imparatorluğa uygun bir “vatandaşlık” ve değerler sistemi inşa etmeye yönelir. Hükümdarlığı boyunca gelenek, inanç ve toplumsal normları dönüştürmeye çalışır; dinî uygulamaları düzenler, atalara saygıyı ve kamusal ahlâkı öne çıkarır. Bu süreçte ünlü şair Vergilius’tan (MÖ 70–19) Romalıların geçmişini yücelten, kahramanlıklarla örülü bir destan yazmasını ister. Vergilius, Aeneis adlı destanı kaleme alarak Roma’nın kuruluş efsanesini, mevcut anlatılar ışığında yeniden kurar ve bunu Romulus–Remus geleneğiyle ilişkilendirir.
Aeneas
Troya şehri Hellenler tarafından yakıldıktan sonra Aeneas hayatta kalır. Tanrıça Venüs’ün oğlu kabul edilen Aeneas, babası Anchises’i sırtına alarak, oğlu Ascanius (Iulus) ile alevler içindeki Troya’dan kaçar. Yeni bir yurt ve “yeni Troya” arayışıyla Akdeniz’de uzun bir yolculuğa çıkar; sonunda İtalya’da Latium kıyılarına ulaşır. Anlatıya göre Aeneas, kaderin ve tanrıların yönlendirmesiyle Latinlerle ilişki kurar; Roma’nın doğuşuna giden soy zincirini başlatır. Vergilius bu soy kurgusuyla Roma soylularını Troya’ya, Caesar ve Augustus’u ise Venüs üzerinden ilahî bir kökene bağlar.
Vergilius, Aeneas’ı Roma’nın temel kurucu figürü olarak sunar; Romulus’u da bu çizgi içinde “sonraki kurucu halka” olarak konumlandırır.
Vergilius ve Aeneas
Vergilius, Aeneis’te Homeros’u örnek alır:
İlk altı kitap Odysseia gibi yolculukları anlatır.
Son altı kitap İlyada gibi savaş ve kahramanlık temaları üzerine kurulur.
Romulus ve Remus
Roma’nın kuruluşunun diğer güçlü anlatısı Romulus ve Remus söylencesidir. Anlatıya göre Alba Longa kralı Numitor, kardeşi Amulius tarafından tahttan indirilir. Numitor’un kızı Rhea Silvia, savaş tanrısı Mars ile ilişkilendirilir ve ikizleri doğurur. Amulius, iktidarı tehdit edebilecekleri gerekçesiyle ikizleri Tiber Nehri’ne attırır. Bir sepet içinde kıyıya vuran bebekler, bir çoban tarafından bulunana kadar bir kurt tarafından emzirilir. Büyüdüklerinde ikizler, Numitor’un yeniden iktidara gelmesini sağlar ve Alba yakınında yeni bir şehir kurarlar. Anlatının en dramatik kısmında Romulus, surlarla alay ettiği için Remus’u öldürür ve şehre kendi adını verir: Roma (MÖ 753). Romulus, Roma’nın ilk kralı kabul edilir.
Aeneas Anlatısının Roma'ya Kazandırdıkları
İlahî köken: Aeneas’ın Venüs’ün oğlu olarak sunulması, Roma soyunu tanrılarla ilişkilendirir; Roma’yı sıradan bir şehir-devlet olmaktan çıkarıp yüksek bir kültürel meşruiyet düzlemine taşır.
Fatum (kader): İç savaşlarla sarsılan Roma için Aeneas, “kaderin buyruğuna uyan” örnek figürdür; Augustus da bu çizginin tarihsel devamı gibi konumlandırılır.
Pietas ve mos maiorum (ataların yolu): Aeneas’ın temel erdemi pietas (tanrılara, aileye ve topluma bağlılık) olarak vurgulanır. Babasını sırtında taşıması, aile–kuşak bağının simgesine dönüşür ve Augustus’un ahlâkî düzenlemeleriyle uyumlu bir ideolojik zemin üretir.
Julio-Claudian soyunun yüceltilmesi: Aeneas–Ascanius (Iulus) hattı üzerinden Iulia soyuna uzanan kurgu, Caesar ve Augustus’u Venüs’e bağlayan bir meşruiyet anlatısı oluşturur.
Pax Romana (Roma barışı): Roma’nın misyonu yalnızca fetih değil, “düzen kurma” olarak temellendirilir; böylece barış söylemi imparatorluk ideolojisinin parçası hâline gelir.
Notlar:
- “Pantheon” ifadesi, genellikle Roma’daki Pantheon yapısı ve “tüm tanrılar” fikriyle ilişkilendirilir; ancak bu çerçeve, dönemsel din politikaları ve sonradan gelişen uygulamalarla birlikte değerlendirilmelidir.
- “Pietas”ın, Roma Katolikliği ya da modern mafya kültürüyle doğrudan aynı çizgide açıklanması, tarihsel bağlamlar farklı olduğu için dikkatli kurulmalıdır; kavramın Roma’daki anlamı öncelikle ödev/bağlılık eksenindedir.
- “Pietà” (Michelangelo) ile “pietas” arasında dilsel yakınlık olsa da, kavramlar tarihsel ve teolojik bağlamları bakımından ayrı düzlemlerde değerlendirilir.
Referanslar
Galinsky, K. (1996). Augustan Culture: An Interpretive Introduction. Princeton: Princeton University Press; Vergilius. (1998). Aeneis (T. Uzel, Çev.). Ankara: Öteki Yayınları.
