Kural Tanımayan Yolcu
HAVAYOLU İŞLETMECİLİĞİ KAVRAM
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2019
Uçakta kalkış öncesinde uçak kapısının kapanmasından, indikten sonra tekrar açılmasına kadar olan sürede yolcu ve personelin düzenini veya güvenliğini tehlikeye atacak hareketlerde bulunan uçaktaki malzemelere zarar veren, tehdit eden veya sivil havacılık alanında uygulanan mevzuat kurallarına ve mürettebatın uyarılarına uymayan yolcuya kural tanımayan yolcu denilmektedir.
Uluslararası Hava Ulaştırma Birliği’ne (IATA) göre, kural tanımayan yolcu davranışları şunlardır:
1. Hava aracının emniyetli uçuş kurallarına engel olabilecek davranışlar: Talimatlara ve yönergelere uymama, uyarılmasına rağmen kişisel elektronik cihazları çalıştırmaya devam etmek, emniyet kemerini bağlamamak, kokpite girmeye çalışmak, mürettebata gözdağı vermek gibi.
2. Hava aracında disiplini riske atan davranışlar: Diğer yolculara yönelik hem sözlü hem de fiziksel olarak agresif davranmak, cinsel istismar, mala zarar vermek gibi.
3. Hava aracının düzenini ihlal eden diğer eylemler: Sigara içilmesi, uçuş sırasında veya öncesinde aşırı alkol kullanımı, uyuşturucu kullanımı.
Sivil havacılığın güvenliğini tehlikeye atan eylemlere karşı devletlerin ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü) çatısı altında mücadele girişiminin başlangıcı olarak Tokyo Konvansiyonu gösterilir. İlk kez Tokyo Konvansiyonu’nda 1963 yılında dile getirilen kavram IATA tarafından 2014’te belirli kurallara bağlanmıştır. Türkiye’de ise SHY İPC Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik, 29. 01. 2013 tarihli 28543 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu yönetmelikte kural tanımayan yolcuların, uçuş esnasındaki bazı yükümlülüklere aykırı davranmaları halinde verilecek idari cezalar karara bağlanmıştır. SHY İPC’nin beşinci maddesine göre; kural tanımayan yolcunun olması durumunda, yolcuya, eyleminin SHGM talimatlarına aykırı olduğu, bu davranışlarına son verilmemesi durumunda idari para cezası uygulanması için tutanak tutulacağı hakkında sözlü uyarının yapılması gerekir. Eğer yolcu eyleme devam ederse, bu durum, uçağın kaptan pilotu ve iki kabin memuru tarafından tutulacak bir tutanak ile kayıt altına alınır. Hazırlanan tutanak, SHGM’ye gönderilir. Kural tanımayan yolcuya uygulanan cezalara itirazlarda ispat sorumluluğu ilgili havayolu işletmesine aittir.
Referanslar
Cheng-Hua, Y., & Hsin-Li, C. (2012). Exploring The Perceived Competence Of Airport Ground Staff in Dealing With Unruly Passenger Behaviors, Tourism Management, 33 (3): 611-621; Erson Asar, B. (2018). Uçuş Güvenliğine Bir Tehdit Olarak Kural Tanımaz Yolcu, Sivil Havacılık Hukukunda Güncel Gelişmeler Sempozyumu. İstanbul: MEF Üniversitesi; Prabandari, A. P. (2017). Unruly Passenger In Avıatıon: The Regulatıons And Cases In Indonesıa, The 2nd Proceeding “Indonesia Clean of Corruption in 2020”.
Ayrıntılı bilgi için bakınız
International Air Traffic Association (IATA), Unruly Pax Infographic, downloaded from https://www.iata.org/policy/safety-security/Documents/unruly-pax-infographic.pdf, (Erişim tarihi: 31.12.2019).
-
2026
Kavramın orijinal yazılışı: unruly passenger (disruptive passenger). “Unruly” İngilizcede “itaatsiz”, “disruptive” ise “düzeni bozan” anlamına gelir. Türkçedeki “kural tanımaz” karşılığı, yolcunun kuralları ve mürettebat otoritesini bilinçli biçimde görmezden gelmesi vurgusunu taşır; mevzuat dilinde “kural dışı (asi) yolcu” ifadesiyle de karşılanır.
Kavram tek bir kişi tarafından ortaya atılmış değildir. Ticari havacılığın yaygınlaşmasıyla birlikte, uçakta “iyi düzen ve disiplinin” korunmasına dönük ortak bir dil ihtiyacı doğmuş; uluslararası sözleşmeler ve sektör standartları bu tür olayları tanımlayarak kaptan pilotun ve kabin ekibinin yetkilerini, olay sonrası süreçleri ve devletler arası yetki paylaşımını çerçevelemiştir. Bu çerçevenin tarihsel dayanaklarından biri Tokyo Sözleşmesi (1963), güncel tamamlayıcı adımlarından biri ise Montreal Protokolü (2014) olarak görülür. Bu sözleşme ve protokolde uyulması gereken usul ve esaslar detaylandırılmıştır.
Kural tanımaz yolcu davranışları, düşük düzeyli uyumsuzluktan uçuş güvenliğini doğrudan etkileyen ağır fiillere kadar uzanır. Uygulamada en sık karşılaşılan başlıklar şöyledir: talimatlara uymama (kemer, elektronik cihaz, oturma düzeni, sigara vb.), sözlü taşkınlık ve tehdit, kabin ekibine/yolcuya fiziksel müdahale, taşkınlık çıkararak huzuru bozma, uçuş güvenliğini tehlikeye sokma, kabin donanımına zarar verme ve kokpite izinsiz yaklaşma girişimi gibi davranışlar. Kavram çoğu zaman uçuş süreciyle ilişkilendirilse de, terminalde başlayıp uçağa taşınan olaylar nedeniyle havalimanı aşaması da yönetimin parçası olarak görülür. Turizm bağlamında etkiler genellikle operasyonel zincir üzerinden görünür hâle gelir. Bir olayın gecikmeye, alternatif meydana inişe ya da uçuş iptaline dönüşmesi; paket tur akışını, otel giriş–çıkış saatlerini ve bağlantılı uçuşları etkileyerek destinasyon deneyimini zayıflatabilir. Özellikle yoğun sezonlarda, charter operasyonlarında veya uzun bekleme–gümrük süreçlerinin stres yarattığı ortamlarda riskin daha belirginleştiği gözlenmektedir.
Literatürde tanımların kesiştiği nokta, “mürettebat talimatlarına uyumsuzluk” ile “iyi düzen/emniyet riski”nin birlikte değerlendirilmesidir. Bu nedenle kural tanımazlık, sıradan hizmet şikâyetinden ayrılmaktadır. Şikâyet, hizmet deneyimine ilişkin bir geri bildirimken; kural tanımazlık, kamu düzeni ve emniyet boyutu taşıyan bir ihlal olarak ele alınmaktadır. Dolayısıyla bu tür durumlarda yönetim yaklaşımı, yalnızca hizmet telafisine değil; riskin derhâl kontrol altına alınmasına, raporlamaya ve gerekli yaptırımların işletilmesine odaklanmalıdır.
Güncel tartışmaların önemli bir kısmı, uluslararası uçuşlarda yetki ve yaptırımın nasıl olacağı yönündedir. Olayın işlendiği yer, uçağın tescili ve iniş yapılan ülke farklı olduğunda “kim yargılar, hangi yaptırım uygulanır” sorusu tam olarak karşılık bulamayabilir. Montreal Protokolü (2014) bu boşluğu azaltmayı hedefleyen bir adım olarak görülse de, uygulama ülkelerin taraflığına ve ulusal mevzuatın tutarlılığına bağlıdır. İkinci tartışma alanı, “sıfır tolerans” politikalarının operasyonel gerçeklikle dengelenmesidir. Bir yandan caydırıcılık hedeflenirken, diğer yandan yolcu hakları, orantılı müdahale ve ekip güvenliği birlikte gözetilmek zorundadır. Bu nedenle güncel eğilim, havalimanı işletmecisi–havayolu–yer hizmetleri–kolluk arasında koordine edilmiş, veriye dayalı ve standart raporlamayla desteklenen bütüncül bir kural tanımaz yolcu yönetimine yönelmektedir.
Referanslar
https://www.iata.org/en/iata-repository/pressroom/fact-sheets/fact-sheet-unruly-passengers, (Erişim tarihi: 07. 02. 2026); https://www.icao.int/secretariat/legal/TreatyCollection/Pages/default.aspx, (Erişim tarihi: 07. 02. 2026); https://www.easa.europa.eu/en/notonmyflight, (Erişim tarihi: 07. 02. 2026)
Sanal Gezinti / İnternet Adresi
https://www.iata.org/en/iata-repository/pressroom/fact-sheets/fact-sheet-unruly-passengers/
-
2026
Kabul edilemez yolcu (INAD), varış veya transit ülkesine giriş şartlarını taşımadığı için yetkili makamlarca ülkeye kabul edilmeyen ve havalimanından geri gönderilmesine karar verilen kişidir. Sivil havacılıkta sınır güvenliği, hava yolu sorumlulukları ve uluslararası göç hukuku kesişiminde yer alan bu kavram, seyahat belgelerindeki eksiklikler veya güvenlik gerekçeleriyle yolcunun seyahatinin hedef noktasında sonlandırılamaması durumunu ifade eder.
Kavramın orijinal yazılışı: Inadmissible passenger. Yaygın kısaltması: INAD. Türkçede kullanılan diğer biçimleri: kabul edilemeyen yolcu, ülkeye girişi reddedilen yolcu.
Kavram, uluslararası sivil havacılık otoriteleri ve sınır güvenliği teşkilatları tarafından kurumsal bir terim olarak geliştirilmiştir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) Şikago Sözleşmesi Ek 9 (Annex 9-Facilitation) dokümanı, kavramın yasal çerçevesini ve operasyonel standartlarını belirleyen temel uluslararası metindir.
INAD, bir uçakla varış ülkesinin sınır kapısına (havalimanına) ulaşan ancak pasaport polisi veya göç idaresi yetkililerince yapılan incelemede yasal giriş kriterlerini karşılamadığı tespit edilen kişidir. Bu durum, yolcunun “deporte” (sınır dışı) edilmesinden farklıdır; deportasyon ülkeye giriş yapmış kişilerin yasal statülerini kaybetmeleri sonucu uygulanırken INAD işlemi, kişi hukuken ülkeye hiç giriş yapmadan sınır kapısında (transit/steril alanda) geri çevrildiğinde gerçekleşir.
Yolcuların INAD statüsüne düşmesinin başlıca nedenleri arasında geçerli vize veya pasaporta sahip olmama, sahte veya tahrif edilmiş seyahat belgesi kullanımı, seyahat amacını kanıtlayamama, yeterli finansal kaynağa sahip olmama, dönüş bileti ibraz edememe veya ulusal güvenlik/kamu sağlığı açısından tehdit oluşturma yer alır.
ICAO Ek 9 kuralları gereği, bir yolcu INAD ilan edildiğinde onu taşıyan hava yolu şirketi asli sorumlu kabul edilir. Hava yolu, yolcuyu derhâl uçağa bindiği ilk noktaya veya vatandaşlığının bulunduğu ülkeye geri taşımakla yükümlüdür. Ayrıca yolcunun havalimanındaki bekleme süresince barınma, yeme içme ve güvenlik masrafları hava yolu tarafından karşılanır. Evraksız yolcu taşıyan hava yollarına idari para cezası uygulanmaktadır.
Varış ülkesi yetkilileri ve havalimanı işletmecisi, INAD yolcunun temel insan haklarına uygun bir ortamda bekletilmesini sağlamakla yükümlüdür. Havalimanlarında bu kişiler için özel INAD bekleme alanları bulunur. Bu alanların güvenliği kolluk kuvvetlerince sağlanırken asgari fiziki standartlar, havalandırma ve hijyen koşulları devletin güvencesi altındadır.
INAD statüsündeki bir yolcunun seyahat özgürlüğü kısıtlansa da temel insan hakları devam eder. Yolcunun konsolosluğuyla iletişim kurma, insani barınma, gıda temini ve acil tıbbi müdahale alma hakkı vardır. Ayrıca zulüm göreceği ülkeye geri gönderilme tehlikesi altındaki kişiler için uluslararası hukukun “geri göndermeme” (non-refoulement) ilkesi çerçevesinde iltica talebinde bulunma hakkı saklıdır.
Turizm hareketliliğinde INAD vakaları; seyahat acenteleri, hava yolları ve havalimanı işletmeleri için ciddi maliyet, zaman kaybı ve operasyonel aksaklık kaynağıdır. Turistik yoğunluk dönemlerinde vize ihlallerinin artması, destinasyonların sınır kontrol politikalarını sertleştirmesine neden olabilmektedir.
2000’li yıllardan itibaren INAD yönetimi, “sınırda kontrol” yaklaşımından “biniş öncesi önleme” yaklaşımına evrilmiştir. Artan göç hareketleri ve güvenlik gereksinimleri doğrultusunda ülkeler, İleri Yolcu Bilgi Sistemi (API) ve Yolcu İsim Kaydı (PNR) gibi elektronik doğrulama sistemlerini zorunlu kılmıştır. Bu sayede hava yolları, check-in ve biniş aşamasında sistem üzerinden yolcunun varış ülkesine giriş iznini anlık olarak kontrol edebilmekte ve INAD riski taşıyan yolcuların uçağa binişini en baştan engelleyebilmektedir.
Akademik ve hukuki literatürde INAD kavramı, devletlerin egemenlik hakkı (sınır güvenliği) ile uluslararası insan hakları (seyahat özgürlüğü ve iltica hakkı) arasındaki gerilimin merkezinde incelenmektedir.
Tartışmaların odağında sorumluluk ve maliyet paylaşımı yer alır. Hava yolu şirketleri, kendilerinin göç uzmanı olmadığını, sahte evrak tespitinin zorluğunu ve tüm maddi yükün özel şirketlere yüklenmesinin haksızlık olduğunu savunmaktadır. İnsan hakları örgütleri ise havalimanlarındaki INAD bekleme odalarındaki koşulları ve uzun süreli bekletilmelerin “fiilî tutukluluk” hâline dönüşmesini eleştirmektedir. Günümüzde INAD uygulamaları, göç kontrolünün bir aracı olarak kullanılırken yasal turistlerin de sınır kapılarında daha katı mülakatlara tabi tutulmasına ve destinasyon imajının olumsuz etkilenmesine yol açabilmektedir.
Referanslar
International Civil Aviation Organization (ICAO) (2017). Annex 9 to the Convention on International Civil Aviation: Facilitation (15. Baskı). Montréal: ICAO; International Air Transport Association (IATA) (2018). Control of Inadmissible Passengers and Deportees. Cenevre: International Air Transport Association; Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) (2015). Kabul Edilemez Yolcu (INAD) ve Sınır Dışı Edilen Yolcu (Deportee) Talimatı. Ankara: Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü.
