Göksun
YERLEŞİM MERKEZİ İlçe Yerleşimi TÜRKİYE'NİN İLLERİ Kahramanmaraş
(Göksun, Kahramanmaraş)
-
2025
Göksun, Akdeniz Bölgesi’nin Adana bölümünde, Kahramanmaraş ilinin kuzeybatısında, Toros Dağları’nın sıraları arasında yer alan Göksun Ovası içerisindeki küçük bir tepenin (Tepebaşı 1350 metre) üzerine kurulmuştur. Göksun ilçesi, coğrafi konum olarak Akdeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin birleşim noktasında yer almaktadır. Günümüzde Göksun, önemli karayollarının, petrol boru hattının ve enterkonnekte enerji hatlarının geçtiği ulaşım kavşaklarından biri konumundadır.
Göksun ilçesi, 1940 kilometre kare alana sahip olup bu alan içerisinde çok farklı fiziki coğrafya özellikleri göstermektedir. Göksun Ovası, batıdan Tahtalı, kuzeyden Binboğa, güneyden Kaman dağları ile çevrili olup, suları Göksun Çayı ve kolları tarafından drene edilmektedir. Göksun’da yaz ile kış arasında sıcaklığın fazla olduğu ve yağışların ilkbahar ayına kaymaya başladığı karasal iklim özellikleri görülür.
Göksun ve çevresinde yapılan arkeolojik ve tarihi araştırmalar, yerleşme tarihinin Taş Çağı’na kadar indiğini göstermektedir. Arkeologlar tarafından 1949 yılında yapılan yüzey araştırmalarında, Taşoluk mahallesindeki tarihi yerleşme alanında taştan yapılmış bıçak, balta, kazma ve keser gibi aletler, Taşoluk mahallesi ile Kuşoğlu Çiftliği arasındaki göç yolu üzerinde yapılan kazılarda ise İlk Çağ’a ait hamam harabeleri ile iri yazılı taşlar tespit edilmiştir (Özmen, 1992:9). Göksun’un merkezinde yer alan Göksun Höyüğü’nde yapılan kazılarda MÖ 2500 yıllarında Asurlulara ait olduğu tahmin edilen Bakır Çağı’na ait çanak çömlek parçaları ve Göksun yazıtı bulunmuştur (Özmen 1992: 9, Gökhan, 2010, Öztürk 2010). Ayrıca, Göksun ve çevresinde Bozhöyük, Camız Höyüğü, Maltepe Höyüğü, Çataltepe Höyüğü, Çardak Höyüğü, Gümgüm Tepesi, Temurağa, Çukurhisar, Saçmaca, Kırıkkilise, Kazandere, Kaleboynu, Kıtkuyu, Hacıkodal, Büyükçamurlu, Küçükçamurlu, Büyükkutu ve Küçükkutu mahallelerinde önemli tarihi yerleşmeler, Hitit, Kapadokya Satraplığı, Selefkos, Roma ve Bizans dönemlerine ait sunak, kilise, villa, hamam, amfi tiyatro, kale, hamamgözü, kaya mezarı ve kaya evler gibi tarihi mekânlar yer almaktadır. Göksun ilçesinde bulunan bu tarihi yerleşim yerleri bölgenin Asur Ticaret Kolonileri, Hititler, Romalılar ve Bizanslılar dönemlerindeki önemini göstermektedir. Aynı zamanda arkeolojik ve tarihi eserlerde, Göksun yöresinde Cocussos (Kokusos) isimli bir yerleşmenin varlığı ifade edilmektedir. Ramsay tarafından Göksun yakınlarında Roma yollarına ait mil taşlarının tespit edildiği bildirilmiş ve bu mil taşlarında Koukussos (Göksun) isminin yazılı olduğu belirtilmiştir. Buradan anlaşıldığı kadarıyla Göksun Ovası çevresinde Roma döneminin Koukussos’u yer almakta idi. Temurağa mahallesinde, Elbistan yolu üzerinde tespit edilen Roma dönemine ait iki evreli bir yapı kalıntısı olan Villa Rustica tespit edilmiştir. Burada yapılan kazılar sonucunda birinci evresi MS I. ve II. yüzyıla ait duvar yapısı, iknici evresi MS IV. ve V. yüzyıla ait Roma hamamı olduğu belirlenmiştir. Bu hamamın tabanında mozaik ve mozaik üzerine yazılmış yazılar tespit edilmiştir.
Göksun, 1071 yılındaki Malazgirt Savaşı ile Türklerin hâkimiyetine geçmeye başlamış ve Anadolu Selçuklu Devleti sınırları içerisinde yer almıştır. Göksun bu tarihlerden Dulkadirli Beyliği’nin kuruluşuna (1335) kadar geçen yaklaşık 400 yıl, Haçlılar, Ermeniler, Moğollar, Müslüman Araplar ve Türkler arasında hâkimiyet kurma mücadelelerine sahne olmuştur. Dulkadirli Beyliği (1335-1515) döneminde ise Dulkadirli-Memluklu, Dulkadirli-Safevi, Dulkadirli-Osmanlı mücadelesine sahne olmuştur. Yavuz Sultan Selim zamanında Dulkadirli Beyliği’nin ortadan kaldırılmasıyla Göksun Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır.
Göksun, Roma ve Bizans kaynaklarında; Cocussos (Kokussos), Cocusus (Kokusus), Cocussus (Kokkussos), Ermeni kaynaklarında; Coxon (Kokson, Koksen), Haçlıların kaynaklarında; Cocson, Cosor, Türk İslam kaynaklarında ise; Köksün veya Göksün şeklinde geçmektedir (Öztürk 2010; Gökhan 2010). İdari olarak Göksun, Roma döneminde Armenia Secunda Eyaleti içerisinde bir şehir olarak geçmektedir. Dulkadirli Beyliği döneminde ise köy veya nahiye tüzel kişiliğine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun sahadaki ilk tahrir defterinde (1531) ise nahiye olarak geçmekte ve Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) sancağına bağlı bulunmaktadır. 1867 yılında Maraş, Halep vilayetine bağlı sancak haline getirilince, Göksun Andırın kazasına bağlı nahiye olmuştur. Göksun, o günkü Ermeni ayaklanmalarının olduğu Haçin ve Zeytun arasındaki stratejik konumu nedeniyle 1907 yılında kaza (ilçe) yapılmıştır.
Göksun ve çevresi stratejik konumu nedeniyle tarihi süreç içerisinde her zaman toplum ve devletlerin ilgi alanı içerisinde yer almıştır. Binlerce yıllık geçmişi olan Göksun ve çevresinde Hattiler, Hititler, Asurlular, Medler, Urartular, Persler, Makedonyalılar, Selefkoslar, Ermeniler, Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar, Emeviler, Abbasiler, Selçuklular, Moğollar, Eyyubiler, Memlukluler, Dulkadiroğulları, Osmanlılar hâkim olmuş ve çeşitli eserler bırakmışlardır (Gökhan 2012: 1). Bu tarihi süreç içerisinde Göksun, çeşitli toplulukların yerleşim alanı olmuştur. Osmanlı yönetiminde (1530) Göksun, Kars-ı Zülkadriye (Kadirli) kazasına bağlı bir nahiye olup Maraş ovalarında kışlayan konar-göçer Türk aşiretlerin yaylağı olarak kullanılmıştır (Öztürk, 2010). Osmanlı Devleti’nin yapmış olduğu iskân çalışmaları sonucunda, 1720’li yıllardan itibaren Göksun ve çevresine Tecirli, Cerit, Lekvanik, Kırıntılı, Bozdoğan ve Avşar topluluklarının yerleştirildikleri anlaşılmaktadır (Öztürk 2010). Dulkadir halkları olarak da adlandırılabilecek bu topluluklarının Göksun halkının temelini oluşturduğu söylenebilir. Çeşitli siyasi nedenlerle 19. yüzyılda Kafkaslardan Türkiye’ye önemli sayıda göç olmuş ve göçle gelen toplulukların bir bölümü Göksun ve çevresine yerleştirilmiştir. Bu göçler neticesinde Göksun’da iki Dağıstan, iki Çeçen, üç Abzek, 11 Kabartay ve bir Ubıh köyü kurulmuştur. XIX. yüzyıl başlarında Erzincan Kemah’tan, 1878 Osmanlı-Rus Harbi sırasın işgale uğrayan Kars, Ağrı, Erzurum ve Muş’tan, Balkan Harbi sonrası Rumeli ve Girit’ten muhacir olarak adlandırılan Türkler Göksun ve çevresine iskân edilmiştir. Ayrıca Göksun’a 1700-1913 yılları arasında Malatya, Van, Kahramanmaraş, Kırklareli, Kayseri, Ankara, Adana, Burdur illeri ile Musul, Şam gibi bölgelerden de aileler gelmiştir (Özmen 1992). 1856 yılında ise bazı Ermeniler Çağlayan, Taşoluk, Değirmendere, Kireç, Camuz Höyüğü köylerine yerleştirilmiştir. Daha sonra 1915 yılında Göksun Ermenileri tehcir edilip Halep’e gönderilmiştir. Bu göç hareketleri sonucunda Göksun ilçesi Türkiye’nin minyatür bir temsilcisi haline gelmiş ve farklı kültürel toplulukların (Türk, Kürt, Çerkes, Çeçen) yaşadığı bir yöreye dönüşmüştür. Çok farklı coğrafyalardan gelen bu toplumlar zaman içerisinde çok kültürlü bir toplumsal yapıya dönüşmüş ve bu kültürler birbirleri ile etkileşime girerek Göksun’a has bir yaşam ve kültür alanı ortaya çıkmıştır.
Osmanlı Tahrir Defterlerine göre, 1527 yılında nahiye merkezi olan Göksun nüfusu 268, toplam nahiye nüfusu 685 kişi iken 1563 tarihinde Göksun merkez nüfusu 307, toplam nahiye nüfusu ise 1361 kişi olmuştur (Öztürk 2010). 1835 yılında Göksun’u ziyaret eden Charles Texier; Göksun’un ağaç kütüklerinden yapılmış kulübelerden oluşan, her tarafı bataklık, hüzünlü bir yer olduğunu söylemektedir. 1853 yılında Göksun’a gelen seyyah Tchihatcheff 150 kulübesi bulunan köy, 1906 da burayı ziyaret eden Grothe ise 50 evli (300 nüfus) köy olarak anlatmaktadır. 1881 sayımına göre ise Göksun merkez nüfus 253, toplam nahiye nüfusu ise 3496 kişidir. Salname kayıtlarında ise, Göksun kazasının nüfusu 1908 yılında 22.151, 1914 yılında ise 26.032 kişidir. 1927 yılında yapılan sayımda, Göksun merkez nüfusu 2.516, kır nüfusu 17.832 kişi olmak üzere ilçenin toplam nüfusu 20.348 kişidir. Bu nüfus 97 yıl sonra 2024 yılında 49.576 kişiye çıkmıştır.
Göksun ilçesinde birçok ilk ve orta öğretim okulları yanında Meslek Yüksekokulu ve Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu bulunmaktadır. Okuma yazma oranı yüksek olup 15 yaş ve daha üzeri yaştaki nüfusun yüzde 6’sı yüksekokul veya fakülte mezunudur. Göksun’da Turizm ve Tanıtma Derneği, Sanayici ve İşadamları Derneği, Gönül Dostları Derneği, Alevi Kültür Derneği, Dağıstanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği, Çerkes Derneği ve Kafkas Kültür Derneği gibi sivil toplum örgütleri yer almaktadır. Göksun’da Karakucak Güreş Festivali, Kafkas Kültür Sanat Festivali, Elma Festivali, Alevi Kültür Festivali, Keklikoluk Barış ve Kültür Festivali, Kar Festivali, Çiriş Böreği Festivali, Dağıstan Türklerinin kurduğu Kireç ve Ortatepe mahallelerinde Öküz Koşumu (OTSBAY) adı verilen bahar bayramı etkinlikleri düzenlenmektedir. Aynı zamanda Fındık mahallesinde 21 Mayıs 1864 Çerkes Sürgün Anıtı, Keş Dağı’nda Muhsin Yazıcıoğlu Anıt Mezarı yer almaktadır. Göksun merkezindeki paronomik Kale Park, Taşoluk Kültür Müzesi, Mehmet Bey'in Tarihi Konağı gibi kültürel alanlar bulunmaktadır. Ayrıca ilçede kutsal kabul edilen çeşitli ziyaret alanları (Hızır-İlyas, Kaviyüce, Kayıranlı, Mürsel Dede, Delikli Taş, Binboğa, Büyük Ziyaret, Mezar Ziyareti, Aksakallı İhtiyar Ziyareti vb) bulunmaktadır.
Göksun ilçesi 1940 kilometre kare alana sahip olup, yüzölçümünün yüzde 24,6’sı tarım, yüzde 26,4’ü çayır ve mera, yüzde 35,4’ü orman ve fundalık alanlardan oluşmaktadır. Göksun ilçesinde sanayi ve ticaret yeterince gelişmemiştir. Bu nedenle ilçe halkının birinci derecede geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup çalışanların yüzde 79’u bu sektörde çalışmaktadır. Göksun ilçesinde genel olarak meyvecilikte; elma, kiraz, çilek sebzecilikte; domates, fasulye, salatalık, biber, yem bitkilerinden; yonca, fiğ, mısır, hububatlardan; buğday, arpa, çavdar, bakliyatlardan; kuru fasulye, nohut, sanayi bitkilerinden; ayçiçeği, şekerpancarı ve patates ekimi yapılmaktadır. İlçede küçükbaş, büyükbaş hayvancılık, alabalık üretimi ve arıcılık önemli bir üretim potansiyeline sahiptir. Özellikle ekonomik ömrü ve lezzeti bakımından Göksun elması, Göksun fasülyesi, Göksun cips tarhanası, Göksun mısırı ve Göksun hayvan pazarının ekonomik açıdan ayrı bir katma değeri vardır. İlçede küçük sanayi sitesi bulunmakta olup özellikle yöre ormanlarının işlendiği kerestecilik ön plana çıkmaktadır.
Göksun, tarihin her döneminde güneydeki önemli devlet ve kültürleri (Akdeniz, Çukurova, Anavarza, Ayn-ı Zerbe, Ayas, Misis, Kilikya, Germanicia, Antakya, Suriye, Kuzey Mezopotamya, Kudüs, Irak, Arabistan yarımadası) kuzeydeki devlet ve kültürlere (İç Anadolu, Kayseri, Kültepe/Kaniş, Kapadokya, Komana, İstanbul, Karadeniz) bağlayan yolların güzergâhı üzerinde yer almıştır. Aynı zamanda kuzeyden gelip doğuya doğru Malatya ve Hades’e giden yollarda Göksun’dan geçmektedir. Roma imparatorluğu zamanında Efes’ten başlayıp Anadolu’yu bir baştan bir başa geçen Kral Yolu Göksun’dan (Cocucos) geçmektedir (Gökhan 2012:6). MÖ 2000’lerde Asurluların merkezi olan Mezopotamya’dan Kayseri’deki Kaniş ticaret merkezine ulaşan yol ve Çukurova’yı (Kilikya ve Anavarza) Orta Anadolu’ya bağlayan yol ve Kayseri’yi Elbistan üzerinden Malatya ve Zeytun üzerinden Hades’e bağlayan yol Göksun’dan geçiyordu (Öztürk 2010). Göksun bu özelliğini Roma, Bizans, Selçuklu, Dulkadirli ve Osmanlı dönemlerinde de sürdürmüştür. Günümüzde de Doğu Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’yu İç Anadolu’ya, Akdeniz’i Karadeniz’e bağlayan yol güzergâhında bulunmaktadır. Ayrıca Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Afşin-Elbistan Termik Santrali ile Ankara arasındaki enterkonnekte elektrik enerji hattı Göksun’dan geçmektedir. İletişimin günümüzdeki en etkili araçları olan telefon, fax, internet, televizyon, radyo, telsiz ve gazete araçlarının hemen hemen tamamı Göksun’da hizmet vermektedir. Bugün Akadeniz-Karadeniz karayolu Göksun'dan geçmektedir. Bu nedenle günün her satinde Göksun'dan hemen Türkiye'nin tüm illerine ve bu illerden Göksun'a otobüsle ulaşım imkanı vardır. Aynı zamanda Kahramanmaraş (65 kilometre), Kayseri (183 kilometre) ve Malatya (194 kilometre) hava alanlarından bir iki saat içerisinde Göksun'a ulaşmak mümkündür. Yapımı devam eden; İstanbul-Ankara-Konya-Karaman-Mersin-Adana-Osmaniye ve Gaziantep Hızlı Demiryolu Projesi bittiğnde, bu hat üzerindeki Osmaniye ve Gaziantep üzerinden Göksun'a ulaşma imkanı (150 kilometre) olacaktır. Hızlı Trenin çalışmaya başlamasıyla Göksun'a ulaşım çok daha hızlı konforlu hale gelecektir.
Göksun’da eskiden beri âşıklık geleneği devam etmiş, halk şairleri tarafından türkü, şiir ve ağıtlar söylenmiştir. Halk müziğinde önemli bir yeri olan Aşık Hüdai’nin dışında, yerel sınırlar içerisinde kalmış çok sayıda halk ozanı bulunmaktadır. Halk şiirinin ölümsüz ustaları Karacaoğlan ve Dadaloğlu’nun şiirlerinde Göksun, Berit ve Binboğa dağları sık sık geçmekte ve bu ozanların etkisi Göksun’da da görülmektedir. Göksun Halk oyunları yönünden de oldukça zengin bir ilçedir. Yapılan araştırmalarda Göksun’a özgü 36 adet halk oyunu tespit edilmiş, çevre ilçelere ait olanlarla birlikte 90’ı aşkın oyun Göksun’da oynanmaktadır (Zengin ve ark. 2012:91). Düğün geleneklerinde zamanla bir değişim gözlense de, özellikle köylerde tüm canlılığı ile yaşatılmaktadır. Düğün sırasında yapılan eğlence ve seyirlik oyunlar (deve oyunu, Serçe, kartal, zunk, sinsin, yüzük vb) ve gelin indirilmesinden sonra düzenlenen güreş müsabakaları hala devam etmektedir.
Göksun ve çevresinde Türk kültürü yanında Kafkas coğrafyasının zengin kültürünü yansıtan yemekler de yer almaktadır. Çerkeslerin yemekleri (Şıpsi, Abısta, Haluj, Şelame Gınnış, Hengel, Çerkes Tavuğu, Çirdingiş, Sızbal, Kabardey Salatası, Ezme Fasulye, Acıka, Çerkes Peyniri, Velibah, Etli Lokum) daha çok et, süt ve hamur ürünlerinden yapılmakta olup kendilerine has özellikler taşımaktadır. Göksun merkez ve Kayseri ve Çardak yol güzergâhında birçok lokanta bulunmaktadır. Göksun merkez ve Kayseri yolu üzerinde yer alan Akdo Cafe Restorant dondurma ve tatlı çeşitleriyle öne çıkan restoranlardır. Göksun ilçesinde temiz ve soğuk sularında yetiştirilen alabalık nedeniyle birçok alabalık lokantası bulunmaktadır. Bu alabalık lokantaları; Mehmetbey Alabalık Restaurant ve Tesisi, Mahmutbey Balık Lokantası, Alpaslan Türkeş mesire alanıda yer alan Gümüş Balık Restoran, Kömür mahallesinde Saklı Cennet Alabalık Tesisi ve Lokantası, Gücüksu Balık Tesisi ve Lokantası, Dörtoluk Alabalık Lokantası (Gücük), Fındık mahallesinde Saklı Vadi Balıkcılık. Kayseri karayolu üzerinde altı tane (Ali Baba Lokantası, Esencelit Lokantası, Chef Yakup Restaurant, Kahramanlar Et Lokantası, 1453 Et Lokantası, Çataloluk Et Lokantası), Çardak yolu üzerinde bir (Taşkonak Steakhouse Restoran), Elbistan yolu üzerinde bir (Resul Aile Salonu) et lokantası ve Değirmendere Mahallesi'nde Garden Park Et ve Balık Restoranı yer almaktadır. Aynı zamanda Göksun şehir merkezinde önemli sayıda lokanta ve pastane (Saray Pastanesi, Köşem Patanesi, Divan Pastanesi, Manolya Pastanesi, Aşiyan Pastanesi vb) hizmet vermektedir. Göksun’da konaklama amaçlı dört otel (Göksun Otel, Merve Otel, Sağıroğlu Otel, Tuğçe Otel), üç apart (Evim Apart Otel, Mutlu Apart Otel, Yuvam Apart Otel) ve Alpaslan Türkeş Mesire alanında Eylül Bungalov evleri bulunmaktadır.
Göksun ve çevresi, jeolojik dönemlerde aktif bir tektonizmanın sürekli etkisi altında kalmış, Neojen döneminde bölgede kıvrılma, faylanma ve epirojenik hareketler meydana gelmiş ve bugünkü topoğrafik görünüm ortaya çıkmıştır (Zengin ve ark. 2013:14). Göksun Ovası’nda 1300 metre civarında olan yükselti çevredeki dağlık alanlara doğru 3000 metreye kadar çıkmakta, önemli su kaynakları, dereler ve çaylar yer almaktadır. Bu topografik alan içerisinde vadilerin sahip olduğu morfolojik şekiller, akarsuların oluşturduğu kendilerine özgü peyzajlar ve çevrenin bitki örtüsü macera, keşif, trekking, tırmanış, yüzme, rafting, avlanma gibi çeşitli doğaya bağlı rekresyon etkinliklere olanaklar sunmaktadır (Zengin ve ark. 2013:15). İlçedeki Binboğa, Dibek, Berit, Gaman, Meryemçil ve Çamurlu dağları, yürüyüşten macera tırmanışına, kayaktan yamaç paraşütüne kadar çok çeşitli açık hava rekreasyon etkinliklerine imkan sağlar. Turizm açısından Binboğa Dağı, alpin/sub-alpinzon, jeomorfolojik oluşumlar, yaylalar, bitki örtüsü ve yaban hayatı bakımından çok zengindir. Dibek, Gaman ve Berit dağları jeomorfolojik şekiller açısından çok zengin olup, tırmanış, trekking, macera, fauna ve flora bakımından önemli potansiyeller taşımaktadır. Dibek Dağı sahip olduğu kar özellikleri, karın yerde kalma süresi ve potansiyel kayak pistleri açısından kayak merkezi yapılma potansiyeli taşımaktadır. Göksun’un batı kısımları ise ormanlık alanları, bitki örtüsü, kanyonları ve mağaraları bakımından önemli dağlık alanlardandır. Meryemçil Dağı tarihi açıdan önemli yolların geçit noktasında ve doğal peyzaj özellikleri açısından zengin olup, fotoğrafçılık ve yamaç paraşütü için olanaklar sunmaktadır. Yürüyüş açısından Mürsel köyü ile Soğukpınar köyleri ve Bağdatlı pınarı ile Ziyaret Tepe arasındaki bölge, off-road bakımından; Göksun-Mehmetbey-Soğukpınar-Hacıkodal-Acıelma-Yiricek-Göksun güzergahı uygun potansiyele sahiptir. Mağara turizmi açısından da yöre oldukça zengin bir potansiyele sahiptir. Özellikle Ericek Mahallesi'nde Berit Dağı eteklerindeki Gümüşkaya Mağarası, Payamburnu mahallesindeki Zop-Zop Mağarası, Gaman Dağı'ndaki Püren Mağarası, Söğüt Ovası civarında Değirmendere Mağarası, Hacıkodal mahallesinde üç katlı mağara en fazla bilenen mağaralardır. Doğal göller arasında Karagöl önemli bir doğal güzelliğe sahiptir. İlçede bulunan Adatepe Barajı, sulama göletleri, Göksu, Törbüzek ve Kömür çayları doğal güzellikler ve kırmızı benekli alabalık avlama ve yetiştirme açısından önemli potansiyellere sahiptir. Cödden Deresi ve Hançer Kanyonu tüm doğa sporları ve macera tutkunları için önemli yerlerdir. Turizm açısından Kızıl Kale (Fındıklıkoyak), Kaleboynu Kalesi, Gerdek Kalesi (Küçükçamurlu), Akçakale (Hacıkodal), Dğirmendere, Küçükçamurlu ve Büyükkızılcık mahallelerindeki kaya mezarları ziyaret edilecek önemli yerlerdir. Büyükkızılçık ve Keklikoluk mahallerindeki maden suları ve Sülüklü Göl önemli bir sağlık turizmi potansiyeline sahiptir.
Göksun ve çevresi İran-Turan ve Akdeniz bitki kuşağının geçit bölgesinde bulunması, Türkiye'nin önemli endemik merkezlerinden biri olan Anadolu çaprazının güneyinde yer alması, jeomorfolojik özellikleri, mikro iklim ve habitat çeşitliliği yörenin bitki örtüsü açısından önemini artırmaktadır (Zengin ve ark. 2013:38). Göksun ilçesi zengin bir floraya sahip olup orman çeşitliliği (meşe, köknar, sedir ve çam vb) fazla ve endemizm oranı oldukça yüksektir. Göksun ve çevresinde beş önemli bitki alanı tespit edilmiş olup bu önemli bitki alanları; Engizek dağları, Berit Dağı, Binboğa dağları, Keklikoluk ve Kayranlı dağlarıdır. Aynı zamanda Doğa Derneği tarafından Binboğa, Berit ve Engizek dağları Önemli Doğa Alanı (ÖDA) olarak belirlenmiştir. Yörede dağlık alanlardan birçok bitki (somak ekşisi, Kuşburnu, çiriş, tirşik, ışgın, kekik vb) ve mantarlar toplanmakta, ilaç yapma, beslenme ve satma amaçlı olarak kullanılmaktadır.
Göksun ilçesinde kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazları serin bir Akdeniz dağ iklimi görülür. İklim açısından Göksun ilçesi bağıl nem, sıcaklık, rüzgar, yağış ve güneşlenme bakımından klimatik konfor (iklim konforu) değeri yüksektir (Zengin ve ark. 2013:29). Özellikle yaz aylarında ortalama sıcaklık ve bağıl nem oranının Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesindeki illere göre insan yaşamı için daha uygun olması iklimsel açıdan Göksun’un cazibesini artırmaktadır. Buna bağlı olarak Çukurova Bölgesi ve Kahramanmaraş’ın sayfiye alanı olarak kullanılmaktadır. Hayvancılık açısından da geniş otlak ve mera alanlarının bulunduğu yayla alanlarına sahiptir. Bu yaylalar ilçe halkı ve Çukurova, Antakya ve Güneydoğu Anadolu’dan gelen yarı göçe hayvancı ve arıcılar tarafından kullanılmaktadır.
Günümüzde Göksun, yolların ve kültürlerin buluşma noktası, sayfiye alanı, pehlivanlar diyarı, festivaller şehri gibi sıfatlarla anılan bir merkez haline gelmiştir.
Referanslar
Gökhan, İ. (2010). “Ortaçağın Başından Dulkadir Beyliği Zamanına Kadar Göksun (476-1337)”. 100. Yılında Göksun Sempozyumu Bildiri Kitabı, Şenyıldız Matbaası, İstanbul, s. 88-101; Gökhan, İ. (2012). “Markasi’den Germanicia ve Maraş’a”. Kahramanmaraş Kültürü, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Yayınları, No: 140, Kahramanmaraş, s. 1-44; Özmen, A. (1992). Göksun Tarihi. İstanbul: Afa Matbaacılık; Öztürk, S. (2010). “Göksun’un İktisadi ve İçtimai Tarihi”. 100. Yılında Göksun Sempozyumu Bildiri Kitabı, Şenyıldız Matbaası, İstanbul, s. 12-46; Zengin, M., Gürbüz, M. ve Oğuz, H. (2013). Göksun İlçesinin Turizm Potansiyeli. Ankara: Gazi Kitabevi.
