Meryem Ana Yortusu
Dinsel ve Kültürel Ritüel DİNSEL KONULAR Dinsel Ritüel Geleneksel ve Yerli Dinler İlahi Dinler Diğer Dinsel İnanışlar
-
2025
Yortu (Grekçe: ἑορτή -heortē-), Hristiyanlık geleneğinde İsa’nın, Meryem Ana’nın ve azizlerin doğumları, ölümleri ile yaşamlarına ilişkin önemli olayların, kilise tarafından belirlenen günlerde litürjik törenler (kilisenin resmî ibadet düzenine göre yapılan ayinler) ve ibadetlerle kutlanıp anıldığı kutsal günü ifade eder. Hristiyanlığın üç büyük mezhebine bakıldığında, Batı Kilisesinin (Katolik) ve Doğu Kilisesinin (Ortodoks) yortu takviminde birçok kutsal gün mevcuttur. Gregoryen (Katolikler) ve Jülyen (Ortodokslar) takvimlerinin kutlamalar üzerinde belirleyici olduğu bu günler arasında çakışmaların mevcut olduğu da görülür. Protestan mezhebinde ise Pendik Kilisesinin aktardığına göre; Kilise geleneğini inanç ve uygulamalara ilişkin konularda Tanrısal bir otorite olarak kabul etmediklerinden İsa haricindeki kutsal kişilere ait özel bir anma mevcut değildir.
Maddenin konusunu oluşturan Meryem Ana, Hristiyan geleneğinde, Tanrı’nın bir beden alarak somutlaşmasında aracı olan ve Tanrı’nın insanlık ile kurduğu ilişkinin en görünür ifadesi olarak kabul edilen önemli bir figürdür. Katolik geleneğinde; Bakire Meryem (Virgo Maria), Kutsal Bakire (Sancta Virgo), Günahsız Doğan (Immaculata), Göğe Alınmış Bakire (Assumpta) ve Kilise’nin Annesi (Mater Ecclesiae) sıfatları ile anılan Meryem Ana, Ortodoks geleneğinde; Kutsalların Kutsalı (Panagia), Tanrı’nın Annesi (Theotokos), Çok Kutsanmış ve Görkemli (İperevlogimeni Endoksu) ve Ebediyen Bakire (Aeiparthenos) sıfatları ile anılmaktadır.
Azize Anne (Hanna) ve Aziz Joachim’in kızı olan Meryem’in hayat hikayesinden bahsetmek gerekirse; kendisi İsrail’in kuzey bölgesinde yer alan Nasıra kentinde yaşayan Yahudi bir kadındı. Yaklaşık on beş yaşındayken, Ruhulkudüs aracılığıyla gebe olduğu anlaşılan Meryem, o sırada Yusuf adlı salih bir adamla nişanlıydı. Rab’bin mucizesinden bihaber olan Yusuf, bu durumdan ötürü Meryem’i halk önünde utandırmak istemediği için onu gizlice boşamayı düşündü. Ancak bunları düşünürken Rab’bin meleği Cebrail rüyasında Yusuf’a göründü, Meryem’in Mesih’i doğuracak kişi olduğunu kendisine müjdeledi ve ekledi işte bu sebepten Meryem’i kendine eş olarak almaktan çekinme. Uykusundan uyanan Yusuf Rab’bin kendisine bildirdiğini dinledi.
İmparator Augustus’un emriyle gerçekleştirilen nüfus sayımı sırasında herkesin kendi atalarının memleketine giderek kaydolması gerekiyordu. Bu zorunluluk nedeniyle, hamileliğinin son aylarında olan Meryem ve Yusuf, Yahudiye bölgesinde Davud’un kenti olarak bilinen Beytlehem’e doğru zorlu bir yolculuğa çıktılar. Bu kentte dünyaya gelen Mesih’in tüm Yahudilerin Kralı olacağı yönünde ön görüleri olan müneccimler, dönemin Yahudiye Kralı Hirodes’e doğmuş olanın taht için bir tehdit olduğunu söylediler. Bu olay üzerine Yusuf’a Rab’bin melekleri tarafından Meryem ve İsa’yı yanına alarak Mısır’a kaçmaları ve Hirodes ölene kadar orada kalmaları yönünde vahiy geldi. Bunun üzerine Yusuf ve ailesi orada bir müddet kaldı.
Bundan sonraki yıllara ait Meryem Ana’nın yaşantısı üzerine, Kitab-ı Mukaddes’te ayrıntılı bilgi bulunmamaktadır. Son olarak Elçilerin İşleri (1:14) adlı kutsal metinde İsa’nın göğe yükselişinin ardından havariler ile dua ederken anılır. Yaşamının nasıl sona erdiği hakkındaki bilgiler ise erken dönem Hristiyanların aktardığı geleneklere dayanır. Bu anlatılara göre Meryem, yaşamının son yıllarını Yeruşalim ya da Efes’te geçirmiş, hayatının sonunda sessizce dünyadan ayrılarak kendisini Tanrı’ya emanet etmiştir. Hristiyan inancında, onun ardından Tanrı tarafından yüceltilerek kabul edildiğine inanılır. Bu olay Doğu Kilisesi’nde “Uykuya Dalma (Dormition)”, Batı Kilisesi’nde ise “Göğe Kabul (Assumptio)” olarak anılır.
Ansiklopedi Maddesinin konusu olan “Meryem Ana Yortusu” Hristiyanlıkta tek bir kutsal günü değil Meryem Ana’ya adanmış birden fazla kutsal günü ifade eder. Batı Kilisesinin litürjik takviminde Meryem Ana’ya 14 kadar yortu adanmışken bu sayı Doğu Kilisesinin litürjik takviminde 13’e kadar ulaşmaktadır. Bu yazıda sadece dört temel (büyük) yortudan bahsedilmiştir.
8 Eylül Kutsal Tanrı Doğuran’ın Doğumu (Ortodoks) – Meryem Ana’nın Doğuşu (Katolik): Ortodoks ve Katolik litürjik takvimlerinde Meryem Ana’nın doğuşu aynı gün anılmaktadır. Bu yortunun temelinde, erken dönem Hristiyan geleneğinde aktarılan bir anlatı yer alır. Rivayete göre İsrail’in on iki kabilesinden biri içinde oldukça varlıklı bir adam olan Joachim, Tanrı’ya sunduğu adakların, çocuk sahibi olmadığı gerekçesiyle Ruben adlı bir kâhin tarafından reddedilmesi üzerine derin bir kedere kapılır. Bu utanç ve acıyla evine dönmez, çöle çekilerek kırk gün kırk gece oruç tutar ve Tanrı’ya dua eder. Bu sırada evde kalan eşi Anne’de büyük bir yas içindedir. Hem kocasının yokluğunun verdiği yalnızlığı hem de yıllardır süren kısırlığının acısını taşımaktadır. Hizmetlisi Judith’in teselli etmeye yönelik sözlerini kabul etmeyen Anne, Bahçesindeki bir defne ağacının altında Tanrı’ya yakarır; gökteki kuşların, yerdeki hayvanların ve hatta suların bile verimli olduğunu, yalnızca kendisinin kısır ve toplumdan dışlanmış kaldığını söyleyerek gözyaşı döker. Anna dua ederken Rab’bin bir meleği ona görünür ve şöyle der: “Anne, Anne, Rab senin duanı işitti. Gebe kalacak ve bir çocuk doğuracaksın; senin soyun tüm dünyada anılacak.” Bu müjde üzerine Anne, doğacak çocuğu (kız ya da erkek olmasına bakmaksızın) hayatı boyunca Rab’be hizmet etmesi için adayacağına dair Tanrı’ya söz verir. Aynı melek, çölde oruç ve dua eden Joachim’e de görünür; dualarının kabul edildiğini ve eşi Anne’nin hamile kalacağını bildirir. Bunun üzerine Joachim büyük bir sevinçle sürüsünden on kuzu, on iki dana ve yüz keçi seçer; Tanrı’ya ve halka sunmak üzere kente geri döner.
Meryem’in doğuşu, yalnızca bir çocuğun dünyaya gelişi değil; Mesih’in gelişine hazırlık olarak yorumlanır. Bu nedenle Kilise geleneğinde Meryem’in doğumu, kurtuluş tarihinin başlangıcına işaret eden bir sevinç günü olarak kabul edilmiş ve 8 Eylül’de yortu olarak kutlanmaya başlanmıştır.
21 Kasım Meryem Ana’nın Tapınağa Sunuluşu (Ortodoks ve Katolik): Ortodoks ve Katolik litürjik takvimlerinde Meryem Ana’nın Tapınağa Sunuluşu aynı gün anılmaktadır. Bu yortunun temelinde, erken dönem Hristiyan geleneğinde aktarılan bir anlatı yer alır. Buna göre Meryem iki yaşına geldiğinde babası Joachim, Tanrı’ya verdikleri sözü hatırlatarak onu tapınağa götürmeyi önerir. Ancak annesi Anne, Meryem’in henüz çok küçük olduğunu, kendilerini özleyip geri dönmek isteyebileceğini düşünür. Bu nedenle biraz daha büyümesini ister ve üç yaşına kadar beklemeyi teklif eder. Joachim’de bu öneriyi kabul eder. Üç yıl dolduğunda hazırlıklar yapılır. Joachim, tapınağa gidişte Meryem’e eşlik etmeleri için temiz kalpli genç kızları çağırır. Her birinin eline yanan birer lamba verilir (amaç, Meryem’in korkmadan ve geriye bakmadan yoluna devam etmesini sağlamaktır). Meryem, bu genç kızlarla birlikte tapınağa götürülür. Tapınakta onu karşılayan rahip, Meryem’i sevgiyle karşılar, onu kutsar ve şu sözleri söyler; "Rab senin adını tüm nesiller boyunca yüceltti; son günlerde Rab senin aracılığınla İsrail oğullarına kurtuluşu gösterecek."
Anlatıya göre Meryem tapınağa girdiğinde huzur ve sevinç içindedir. Rahip onu sunağın basamaklarına oturtur. O anda orada bulunanlar, Meryem’in Tanrı’nın lütfuyla çevrildiğine inanır ve halk arasında ona karşı derin bir sevgi oluşur. Anne ve babası, Meryem’in arkalarına bakmadan tapınağa girişini gördüklerinde Tanrı’ya şükreder. Hüzünle karışık bir huzur içinde evlerine geri dönerler.
Bu hadiseyi Ortodoks ve Katolik Kiliseleri, Meryem’in tapınağa sunuluşunu, iman, adanmışlık ve Tanrı’ya güvenin bir ifadesi olarak kabul etmiş ve her yıl 21 Kasım’da yortu olarak anmaya başlamıştır.
25 Mart Müjde (Ortodoks ve Katolik): Ortodoks ve Katolik litürjik takvimlerinde Meryem Ana’nın Cebrail tarafından müjdelenmesi aynı gün anılmaktadır. Bu yortunun aynı gün anılması, erken dönem Hristiyan geleneğinin ortak kararının sonucudur. Bir gün Meryem su almak için testisini alarak çeşmeye giderken bir ses duyar: “Selam sana, lütfa eren! Rab seninledir; kadınlar arasında kutsanmış olan sensin.” Etrafına bakmasına rağmen kimseyi göremeyince korkuya kapılan Meryem, titreyerek evine döner. Testisini bir kenara bırakır, mor yünü alıp oturarak örmeye başlar. Tam bu sırada Rab’bin meleği karşısında belirir ve ona Tanrı katında lütuf bulduğunu, Tanrı’nın sözüyle gebe kalacağını bildirir. Bu sözler karşısında şaşıran Meryem, bunun nasıl gerçekleşeceğini düşünür. Melek ise En Yüce Olan’ın gücünün onu gölgeleyeceğini, bu nedenle doğacak çocuğun kutsal olacağını ve Tanrı’nın Oğlu diye anılacağını söyler; adının İsa olacağını, halkını günahlarından kurtaracağını bildirir. Bunun üzerine Meryem, “İşte ben Rab’bin kuluyum; bana dediğin gibi olsun” diyerek bu çağrıyı kabul eder.
Kilise geleneğinde bu hadise, kurtuluşun başladığı an olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Müjde hem Ortodoks hem de Katolik Kiliseleri’nde her yıl 25 Mart’ta yortu olarak kutlanır.
15 Ağustos Meryem Ana’nın Uykuya Dalması (Ortodoks)- Meryem Ana’nın Göğe Kabulü (Katolik): Meryem Ana’nın dünyevi yaşamının sonu, Hristiyan geleneğinde genellikle “Dormition” (uykuya dalma) olarak adlandırılır. Katolik mezhebinde ise bu süreç, Meryem’in dünyadan ayrılışını, ardından bedeni ve ruhuyla göğe kabul edilişini (Assumptio) ve nihayetinde Göklerin Kraliçesi olarak taçlandırılmasını kapsayan bütüncül bir olay olarak ele alınmaktadır. Meryem Ana’nın ölüm tarihi ve yaşı konusunda kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, erken dönem kaynakları onun İsa’nın göğe yükselişinden yaklaşık 3 ila 15 yıl sonra vefat ettiğini belirtir. Bazı gelenekler Meryem’in yaklaşık 60 yaşında, MS 48 civarında hayatını tamamladığını ifade etmektedir. Ölümün gerçekleştiği yer konusunda da farklı rivayetler vardır. Bazı anlatılar Meryem’in Kudüs’te, bazıları ise Efes’te yaşadığını ve orada öldüğünü aktarır. Kudüs’te Meryem’e atfedilen bir mezar bulunsa da bu mezarın ilk altı yüzyıl boyunca bilinmediği ya da açıkça tanımlanmadığı ifade edilmektedir.
Geleneksel anlatılara göre Meryem, ölümünden önce İsa ile yeniden birleşmek için dua etmiş, bunun üzerine Tanrı tarafından bir melek gönderilmiştir. Melek, Meryem’e üç gün içinde dünyadan ayrılacağını bildirmiş ve cenazesinde tabutunun önünde taşınması için cennetten getirilen bir palmiye dalı sunmuştur. Meryem’in isteği üzerine, farklı şehirlerde vaaz vermekte olan Havariler, ilahi bir mucizeyle bulutlar üzerinde taşınarak onun ölüm döşeğinin başında toplanırlar.
Bazı apokrif metinlerde ve Orta Çağ tiyatro eserlerinde, Yahudi din adamlarının Meryem’in bedenini yok etmeye yönelik planlar yaptıkları anlatılır. Bu anlatılarda, tabutu ele geçirmeye çalışan bir rahibin ellerinin mucizevi biçimde tabuta yapıştığı ya da kollarının kuruduğu, tövbe etmesi üzerine ise iyileştiği aktarılır. Vefat anında, Mesih’in melekler korosuyla birlikte gökten indiğine ve Meryem’in ruhunun bedeninden ayrılarak İsa’nın kucağında huzura kavuştuğuna inanılır. Ardından Havariler, Meryem’in bedenini Yehoşafat Vadisi’nde bulunan yeni bir mezara defnederler. Geleneğe göre Meryem’in bedeni mezarda üç gün kalır. Üçüncü gün Mesih yeniden gelir, Meryem’in ruhunu bedeniyle birleştirir ve onu bedeni ve ruhuyla göğe yükselterek ilahi yüceliğe kabul eder. Böylece Meryem, göksel krallıkta Kraliçe olarak taçlandırılır.
Kilise, Meryem’in dünyadan ayrılışını bir yas günü olarak değil, ölümün aşılması ve yaşamın yüceltilmesinin bir ifadesi olarak anmış ve her yıl 15 Ağustos’ta bu olayı yortu olarak kutlamıştır. Yortu, Meryem’in Mesih’te paylaştığı diriliş umudunu ve tüm inanlılar için vaat edilen ebedi yaşamı simgelemektedir.
Ülkemizden bu yortu kutlamalarına örnek verecek olursak; her yıl 15 Ağustos'ta kutlanan Meryem Ana'nın Göğe Yükselişi (Assumption) günü, Selçuk’taki Meryem Ana Evi’nde binlerce kişinin katıldığı uluslararası bir ayinle anılırken, aynı tarihte Çanakkale Gökçeada (İmroz) sakinleri Tepeköy’de dev kazanlarda pişirilen "kurbani" yemeğini paylaşarak bugünü büyük bir panayır havasında kutlarlar. Eş zamanlı olarak Trabzon’daki tarihi Sümela Manastırı’da Fener Rum Patrikhanesi'nin yönetiminde gerçekleştirilen ve Ortodoks dünyası için büyük önem taşıyan ruhani törenlere ev sahipliği yapar. Hatay’ın Vakıflı Köyü’nde ise bu yortu "Üzüm Bayramı" ile birleşir; dualar eşliğinde kutsanan ilk hasat üzümleri ve meşhur "hirise" yemeği, Meryem Ana’nın bereketi olarak tüm misafirlere dağıtılır. Paskalya'dan sonraki ilk cuma günü ise İstanbullu Rumlar, Zeytinburnu'ndaki Balıklı Meryem Ana Kilisesi'ne giderek kutsal pınardan şifa arar.
Bu dini gelenekler, ülkemizin kültürel çeşitliliğini adeta gözler önüne sermektedir. Aynı zamanda farklı inançlardan insanların tarih boyunca bir arada yaşama biçimlerini ve bu bir aradalığın değerini hatırlatmaktadır. Meryem Ana yortuları gibi kutlamalar da hem dini hem kültürel mirasın korunmasına katkıda bulunmaktadır.
Referanslar
James. (2. yüzyıl). The Protoevangelium of James (J. K. Elliott, Çev.). İçinde J. K. Elliott (Editör), The apocryphal New Testament: A collection of apocryphal Christian literature in an English translation (ss. 48-67). Oxford, England: Oxford University Press; Kitabı Mukaddes. (1995). İstanbul: Kitab-ı Mukaddes Şirketi; Marian University. (t.y.). On Marian University’s seal: Sedes Sapientiae (“Seat of Wisdom”). Yayınlanmamış kurumsal açıklama; Raftery, M. M. (t.y.). Devils, detractors and dogma: The dormition and assumption of Our Lady in the Brussels play “Die Sevenste Bliscap van Unser Vrouwen” and the English “N-Town” cycle play of the death, assumption, and coronation of the Virgin. Yayınlanmamış çalışma, University of the Free State, Bloemfontein, South Africa; https://www.oodegr.com/tourkika/eortes/eortes_panagias.htm, (Erişim tarihi: 14.11.2025); https://turkcenindirilisi.com/sozluk/yortu-2/, (Erişim tarihi: 17.11.2025); https://heritage-history.com/site/hclass/catholic_knowledge/worship_tradition/marian/feasts.pdf, (Erişim tarihi: 22.11.2025); https://www.asigazete.com/2025/08/18/meryem-ana-yortusu-ve-uzum-bayrami-kutlandi/, (Erişim tarihi: 14.12.2025).
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Kitabı Mukaddes. (1995). İstanbul: Kitab-ı Mukaddes Şirketi.
