Sadaka Taşı; Türk Kültürünün Tarihsel ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Aracı

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS

Sadaka Taşı, kökeni Selçuklu Hanedanı dönemine dayanan ve Osmanlı döneminde yaygınlaşan Türk kültürünün bir sosyal yardımlaşma sistemidir. Türk kültüründe “Sadaka Taşı” adıyla bilinen bu yardımlaşma sistemi, dilenciliğin önlenmesi ya da en düşük düzeye indirilmesi için alınmış sosyal düzeni sağlayan bir önlem niteliğindedir. Bu, yardım alan eli utanmaktan ve ezilmekten; yardım veren eli ise, kibir ve riyadan koruyan bir çeşit sivil toplum dayanışması örneğiydi.

Sadaka Taşları aşağıdaki görsellerde de örnekleri gösterildiği gibi, işlek yerlerin dışında sadakayı alanın da verenin de kimse tarafından görülmediği tenha yerlere ancak halkın kolayca ulaşabileceği camilerin, çeşmelerin, köprülerin, kimi türbe, tekke, hazire, dergâh, han, hastane ve bakımevlerinin, kimi zaman da sık geçilen sokakların bir köşesine vatandaşlar tarafından küçük taş sütunlar şeklinde dikilirdi. Şinasi Acar (2015), “İstanbul’da Sadaka Taşları” başlıklı makalesinde sadaka taşlarına dair şu bilgilere yer vermektedir: “Üst yüzeylerinde tam ortada çoklukla dört-dokuz santimetre çapında ve genellikle bu ya da buna yakın derinlikte çanağa benzer bir çukur yer alır. Bu küçük haznede madenî paralar toplanır. Bilindiği gibi eskilerde yalnızca madenî para vardır. Osmanlı’da yüzyıllar boyunca (1329’dan 1834’e değin) halkın en önemli satın alma aracı gümüş “akçe”lerdir (İlk Osmanlı kâğıt parası “kaime” Sultan Abdülmecid zamanında 1840’ta çıkarılmıştır). Ancak kimilerinde hazne bulunmaz. Günümüze ulaşabilmiş kimi örneklerde de bu çukurun harçla doldurulmuş olduğu görülür. Kare, dikdörtgen ve altıgen kesitli sadaka taşlarına da rastlanmaktadır.”

Sadaka taşları farklı mecralarda farklı adlarla anılmıştır; örneğin: Türkmenistan Aşgabat’ta “İhtiyaçgâh” olarak adlandırılırken, Kayseri’de Şeyh Yahya Efendi Türbesi ile doğusundaki Ulu Cami’nin müşterek avlusunda bulunan sadaka taşına Yahyalılılar “Hacet Yeri” veya “Hacet Taşı” demişlerdir. Ayrıca sadaka taşlarının biçimleri de farklılık göstermiştir. Örneğin, kimi zaman Konya Obruk Gölü’nün kıyısındaki Selçuklu kervansarayının yakınındaki caminin duvarında olduğu gibi (Sevim, 2015) veya kimi zaman Süleymaniye Camii’nin Mimar Sinan Türbesi’ne bakan avlu duvarındaki çeşmenin yanında yer alan bir oyuk (niş) şeklinde örneklerine rastlanır. (Bkz. Görsel 2) Bu tür sadaka taşlarına halk arasında “hayrat deliği” adı verilmiştir. Ayrıca, minaresiz küçük mescitlerde müezzinler, ezanı bu taşın üzerine çıkıp okudukları için, bu taşlara “ezan taşı” adı verildiği de bilinmektedir. Bunların dışında sadaka taşları, “zekât taşı”, “zekât kuyusu”, “ihsan kapısı”, “fukara taşı”, “dilenci mihrabı” gibi adlandırmalarla da anılmaktadır (Acar, 2015). Sadaka taşlarının bir diğer biçimi de Osmanlı padişahı I. Selim tarafından 1514 yılında Bağdat-Menzil Yolu üzerinde inşa edilen Miskinler Tekkesi idi; bu yol, başkente dönen hacılar ve askerler tarafından kullanılıyordu (Sarı ve Kurt, 2006’dan alıntı). Miskinler Tekkesi sıradan bir derviş tekkesi değildi; Mısır savaşından sonra cüzzam hastalığına yakalanan askerleri tedavi etmek ve cüzzamlıları topluma yeniden kazandırmak amacıyla inşa edilmişti. Burada "miskinler" (dervişler) kelimesi, cüzzamlıları incitmemek için kullanılmış bir ifade, tekke (tekke) fikri ise onların topluma yeniden entegre olmalarını sağlamayı amaçlayan bir oluşumdur. “Manastırın etrafına yedi ila sekiz sadaka taşı yerleştirilmişti. Yoldan geçenler sadaka vermek istediklerinde bu taşların üzerine para bırakırlardı. Manastırın “gözcü dedesi” cüzzamlılara para bırakıldığını haber verirdi ve hep birlikte bağışı bırakan kişi için dua ederlerdi. ” (Sarı ve Kurt, 2006’dan alıntı, Taşçı, 2014) Sadak taşlarının bulunduğu yerler hakkında bilgi verilirken Aydın İl ve Kültür Turizm Müdürlüğü resmi sayfasında bu duruma ilişkin şu şekilde bir bilgiye rastlanılmaktadır: "hasta insanların barındığı yapıların önünde,yardımda bulunurken hastalığa bulaşma tehlikesine karşın bulaşıcı hastalığa duçar olanların bulundukları yerlerde görülmektedir" (1). 

Sadaka taşları aracılığıyla toplumda bireyler arasında nakdî ve aynî vardım yapılmaktaydı. Kağıt para şeklindeki nakdî şekilde yapılan yardımlarda kağıt paranın uçup kaybolmaması için zamanla madeni paralar bırakılmasının daha çok tercih edildiği ifade edilmektedir.  Bu nedenle taşların üstünde yer alan bir delik şeklindeki hazneye insanlar para bırakırlar ve ihtiyacı olanlar kişiler de kimse görmeden genellikle hava karardığı zamanlarda bu yardımları buradan alırdı. Aynî şekildeki yardımlar ise kılık, kıyafet eşyaları veya yiyecekler biçiminde olurdu. Yoksul ve muhtaç kimseler, sadaka taşlarına bırakılan bu bağışlardan sadece ihtiyacı kadar olanını alır ve diğer ihtiyaç sahiplerine de yardımın bir kısmını bırakmaya özen gösterirlerdi (Sevim, 2015). Ahmet Yüksel Özemre (2007); "Hasretini Çektiğim Üsküdar" isimli eserinde sadaka taşı ile ilgili hatıralarında bu durumu şöyle ifade etmektedir: "Üsküdar'da bazı mahallelerde "Fıkarâ Taşı" bulunurdu. Mahalle sakinleri yatsı namazına camiiye giderken taşın kovuğuna bir miktar para bırakırlardı. Yatsı namazından sonra camiiden ihtiyacı olanlar en son çıkar ve taşın yanından geçerken taşın daldırarak alırlardı. bir Kimse kovuğuna miktar paranın ellerini para hepsini kaldırmayı düşünmezdi. Ertesi günün ekmek parasını almak onlara yeterdi, öyle ki ertesi sabah fukara taşında hâlâ para kalmış olduğu dahi vâki idi.” Nidayi Sevim (2009), “Medeniyetimizde Toplumsal Dayanışma ve Sadaka Taşları” başlıklı kitabında, XVII. yüzyılda İstanbul'u anlatan bir Fransız seyyahın tanıklığıyla da bu durumu doğrulamaktadır. Seyyah notlarında, bir hafta boyunca bir sadaka taşını gözlemlediğini ancak gelip kalan parayı alan kimsenin almadığını anlatmaktadır.  Sevim bu eserinde ayrıca, sadaka taşları hakkında eser veren ya da eserlerinde bahseden yazarları bir araya toplamaya çalışmıştır.  Bu yazarlardan ve eserlerinden bazıları şunlardır: Ahmet Süheyl Ünver'in 1967 yılında Hayat Tarih Mecmuası'nda yayınlanan “Sadaka Taşları” başlıklı yazısı; Abdülkerim Abdülkadiroğulları'nın 1977 yılında Diyanet Gazetesi'nde yayınlanan “Taşların Dili Sadaka Taşı” başlıklı yazısı ve Hasan Özönder'in IV. Türk Kültürü Kongresi’nde sunulan “Türk Mahallelerinde Sadaka Taşlarının Yeri ve Önemi” başlıklı çalışması.

Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneklerinden birisi olan “Sadaka Taşları”, insan onurunun incinmeden yardım almasını sağlayan eski yardımlaşma sistemlerinden biri olarak bilinmektedir. Sadaka taşlarının diğer yardımlaşma sistemlerinden en belirgin farkı ise, yardımlaşmanın yalnızca zengin-yoksul çizgisinde değil, bir mahalle içinde aynı sosyal statüye sahip insanlar arasında da kurulmuş olmasıdır. Bu noktada vakıflar, imarethaneler gibi yardım kuruluşlarının aksine sadaka taşlarının birbirleriyle daha yakın duran, komşuluk ilişkileri içerisinde olan insanlar arasında bir yardım işlevi görmesidir (Sadakataşı Derneği, 2019). Böylece sadaka taşları, bireylerin dürüst olmayan davranışlarda bulunmasını, hırsızlık yapmasını veya ahlaksızlık etmesini engelleyerek sivil yolla kamu düzeninin sağlanmasında kullanılmışlardır. Sadaka taşları, özellikle dilenciliği önlemede veya en aza indirmede hayati bir rol oynamıştır Aynı zamanda, varlıklarını yoksullara (gizlice veya açıkça) yardım etmek için kullanan zenginler, yoksullar tarafından saygı görmüştür. Bu şekilde, sınıf ayrımı ve nefret yerine uyum ve düzen sağlanmıştır (Zaim, 1992: 88’den alıntı, Taşçı, 2014).

Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü topraklarda pek çok alanda sadaka taşlarının izlerine rastlansa da günümüze bunların çok azı kalabilmiştir. Kentleşme ve yapılaşmanın yok ettiği sadaka taşlarına dair bugün kesin veriler mevcut değildir ancak, 2009 yılında İstanbul civarında otuza yakını tespit edilmiş (Acar, 2015), 170 adet olduğu tahmin edilmiştir (Çetin, 2014). İstanbul’daki sadaka taşlarının bulunduğu bazı yerler şunlardır; Süleymaniye Camii avlu içinde Mimar Sinan Türbesi’ne bakan çeşmenin sol tarafındaki sadaka taşı, Ayasofya Camii soğukçeşme sokağı girişinde, Karaköy Arap Camiii giriş kapısı yanında, Cağaloğlu Hacı Beşir Ağa çeşmesi karşısında, Üsküdar Doğancılar İmrahor Camii yanında, Üsküdar Karacaahmet Fethi Ahmet Paşa Camii yanında, Karacaahmet Aşçıbaşı Camii avlusunda, Fatih Mehmed Ağa Camii ana giriş kapısı sağında, Aksaray Sofular caddesi ile Ragıp Bey sokağının birleştiği köşede, Kocamustafapaşa Sümbül Sinan Efendi Camiii ve türbesinde, Kocamustafapaşa Hekimoğlu Ali Paşa Camii avlusunda, Yedikule ile Silivrikapı arasında bulunan Feyziye (Küçük Efendi) Camii’nin giriş kapısının sağ tarafında, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camii’nin doğu girişinde, Şehzade Camii haziresinde.

İstanbul dışındaki Anadolu illerinde de de çok sayıda sadaka taşları tespit edilmiştir. Bunlardan bazıları Ankara, Sivas, Kastamonu, Bursa, Bilecik, Antakya, Tokat, Konya, Yozgat, Çorum, Kayseri  (7), Aydın ve Eskişehir’de yer almaktadır (EsYenigün,2024); Kastamonu’da Atabey Camii’nden getirilen Şeyh Şâbân-ı Velî Türbesi’nde; Ankara’daki Kesikbaş Türbesi’nin kuzeybatısında, Yeşil Ahi Camiisi’nin girişi ve camiinin avlusunda, Hacı Bayram Veli Türbesi’nin içinde, Ayaş Ulu Camii’nin batı kapısının yanında, Lüleburgaz Sokullu Mehmet Paşa Camii’nin son cemaat yerinin hemen önünde; Sivas’da Kale Camii’nin kuzeydoğusunda; Bafra Büyük Camii’nin avlu giriş kapısının yanında; Yozgat Çapanoğlu Camii’nin avlusunun kuzeydoğu dış köşesinde; Manisa’da Salihli Camii’nin kuzeydoğu dış köşesinde; Çankırı’daki Çivitçioğlu medresesinin giriş kapısının hemen sağ tarafında ve Çorum’daki IV. Murat (Ulu) Camii avlusundaki şadırvanın hemen önünde,  Aydın’da Osmanlı döneminden kalan Aydın Cihanoğlu Camii ve Beylikler Döneminden kalma Alihan Oğlu İsmail Türbesi’nde ve Eskişehir’in tarihi semti Odunpazarı ilçesinin Akcami mahallesi Demirler sokakta ve Kurşunlu Külliyesi önünde bulunan sadaka taşları bunlara örnektir. Bazıları unutulmuş olsa da bu taşlar, hala “veren elin alan eli görmemesini” sağlamaktadır (GZT26, 2024).

2010 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından çok sayıda Türkiye geneline dağıtılan 12 yapraklı duvar takviminin iki sayfası sadaka taşlarına ayrılmıştır. Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) İslam Ansiklopedisi'nde Hakkı Acun’un hazırladığı “Taş” maddesinde “Türk Kültüründe Taş Türleri” başlıklı yazıda sadaka taşları kayıtlara geçmiştir (Acun,2011). Aynı yıl “Sadakataşı Derneği” kurulmuştur. 2014 yılında danışmanlığını Enes Avcı’nın yaptığı Nurbanu Gemicioğlu ve Abdülsamet Adıyaman isimli öğrenciler tarafından geliştirilen, Türkiye genelinde bulunan sadaka taşlarının bir listesini oluşturan “Sadaka Taşları Ve Günümüze Yansımaları” başlıklı proje, TÜBİTAK 46. Ortaöğretim Araştırma projeleri yarışmasında Tarih alanında Türkiye ikincisi olmuştur (2).  Paşabahçe Cam Sanayi, kültür ürünleri arasında sadaka taşı objesi yaparak satışa sunmuştur. Yine sadaka taşları, Türk Dil Kurumu (TDK) Sözlüğü'nde “Genellikle cami vb. yerlerde ihtiyaç sahiplerinin alabilmeleri için para vb.nin bırakıldığı özel yer” açıklaması ile yerini almıştır (Sevim,2015).  Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen, ilgili çoğu metinde de ifade edildiği gibi yüzyıllardır süregelen bu anlamlı kültürel tarihi miras eğer korumaya alınmaz ise değişen kültür farklıları nedeniyle, hızlı modern yapılaşma içinde yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Referanslar

Acun, H. (2011). Türk kültüründe taş türleri; işlevi bakımından taşlar. TDV İslâm Ansiklopedisi (C. 40, ss. 142–144). İstanbul. https://islamansiklopedisi.org.tr/tas#2-turk-kulturunde-tas-turleri; Acar, Ş. (2015). İstanbul’da sadaka taşları. İçinde Büyük İstanbul Tarihi, “Afetler ve Sosyal Yardımlaşma” bölümü (C. 4, ss. 449–451). https://istanbultarihi.ist/assets/uploads/pdf/istanbulda-sadaka-taslari-134.pdf; Çetin, E. (2014). Bir sosyal yardımlaşma pratiği olarak askıda kahve ve sadaka taşı. Akademik Bakış Dergisi, (41). https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/383828; EsYenigün. (2024). Eskişehir’de dikkat çeken taş! (Yayınlanma tarihi: 21.05.2024). https://www.esyenigun.com/eskisehirde-dikkat-ceken-tas; Taşçı, F. (2014). A psycho-social solution to problems related to social assistance recipients: “Sadaqa stones modeling”. İktisat Fakültesi Mecmuası, 64(2), 89–108. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/9047; GZT26 Eskişehir Haber. (2024). Yüzlerce yıllık kültür Eskişehir’de tarihin tozlu sayfalarına karışabilir! (Yayınlanma tarihi: 05.08.2024); Özemre, A. Y. (2007). Hasretini çektiğim Üsküdar. İstanbul: Kubbealtı Neşriyat; Sadakataşı Derneği. (2019). Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel örneği: Sadaka taşları. (Yayınlanma tarihi: 05 Kasım 2019). https://www.sadakatasi.org.tr/page/sadaka-taslari/216; Sevim, N. (2015). Sadaka taşlarını korumak bu milletin görevi. Türkiye Yazarlar Birliği, Kültür & Sanat Haberleri. (Yayınlanma tarihi: 21.10.2015). https://www.tyb.org.tr/sadaka-taslarini-korumak-bu-milletin-gorevi-22349h.htm; Ünver, A. S. (1967). Sadaka taşları. Hayat Tarih Mecmuası, II, 12–14. İstanbul.

İnternet kaynakları:
1) Kültür Bakanlığı, Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, https://aydin.ktb.gov.tr/TR-243108/sadaka-tasi.html, (Erişim tarihi: 25. 12. 2025)
2) TÜBİTAK, 46. Ortaöğretim Araştırma projeleri yarışması, Final Raporu, https://tubitak.gov.tr/sites/default/files/tubitak_2204-kitap-2015.pdf, sf.:194, (Erişim tarihi: 25. 12. 2025)

Ayrıntılı bilgi için bakınız

Şinasi ACAR, "İSTANBUL’DA SADAKA TAŞLARI", Büyük İstanbul Tarihi, Cilt 4, https://istanbultarihi.ist/134-istanbulda-sadaka-taslari. ( E. T. 10.12.2025)

Sanal Gezinti / İnternet Adresi

https://www.sadakatasi.org.tr/page/sadaka-taslari/216

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: