Endüstri Mirası

DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS

Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
Yazar: EVİNÇ DOĞAN (2019) (Madde metni için tıklayınız)
Yazar: YAŞAR SUBAŞI DİREK (2026) (Madde metni için tıklayınız)
1 / 2

XVIII. yüzyılda Büyük Britanya’da makineleşmeye dayalı olarak başlayan Sanayi Devrimi, tüm dünyaya yayılarak büyük bir toplumsal değişime neden oldu. Buhar gücünün sanayide ve ulaşımda kullanılması ile birlikte kentler hızlı bir şekilde büyümeye ve göç nedeniyle kentlerin nüfusu artmaya başladı. Hammaddelerin taşıma kolaylığı nedeniyle ilk büyük ölçekli sanayi yapıları su kenarlarında kuruldu ve demiryolu hattı üzerinde gelişti.

1900’lerin sonuna doğru teknolojik ilerlemeler farklı bir boyut kazanarak endüstriyel alanların işlevini yitirmesine neden oldu. Bu süreçte terk edilmiş endüstri bölgesi (brownfield) tanımı literatüre girmiş olup, işlevini yitiren endüstri yapıların ve alanlarının korunmasına dair ilk farkındalık Sanayi Devrimi’nin başladığı İngiltere’de ortaya çıktı. 1950’lerde Michael Rix tarafından kullanılan endüstri arkeolojisi terimi arkeoloji disiplini içerisinde ilgisizlik ve yıkım karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan endüstri mirasının korunmasıyla ilgili araştırma yöntemlerini tanımlamaktadır. 1965’te ICOMOS’un (International Council on Monuments and Sites - Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) kurulmasıyla endüstriyel nitelikteki kültürel varlıkların da anıt ve sit kapsamında korunması gündeme gelmiştir. 1973’te endüstri mirası temalı ilk bilimsel konferans (FICCIM - First International Conference on the Conservation of Industrial Monuments) Ironbridge’de (İngiltere) Coalbrookdale kömür ocağından dönüştürülen Gorge Müzesi’nde düzenlendi. Shropshire bölgesinde Severn Nehri üzerine inşa edilen dünyanın ilk demir köprüsü (Iron Bridge) kasabaya da adını vermiş olup, endüstri devriminin simgesi haline geldi. 1970’lere kadar endüstri mirasının korunması yönünde atılan adımlar anıt statüsüyle ele alınmış olup, Ironbridge ve Bochum’da düzenlenen konferansların ardından 1973’te Stockholm’de üçüncüsü gerçekleşen Uluslararası Endüstri Mirasını Koruma Konferansı endüstri anıtları yerine endüstri mirasını başlığına taşıdı. Konferans ile eşzamanlı olarak TICCIH’in (The International Committee for the Conservation of the Industrial Heritage - Uluslararası Endüstri Mirasını Koruma Komitesi) kurulmasıyla bu kapsam genişletilerek endüstri mirası terimi yaygın olarak kullanılmaya başladı. Uluslararası alanda endüstri mirasının tanınması ve korunması, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde endüstri alanlarına yer verilmesiyle önem kazandı. Liste’ye ICOMOS tarafından aday gösterilen ve 1978 yılında kalıcı listeye alınan ilk endüstri mirası “İnsanlık tarihindeki önemli bir aşamayı/aşamaları tasvir eden bir yapı tipi, mimari ya da teknolojik parçalar bütünü ya da peyzajının sıra dışı bir örneği olmak” kriterine karşılık Wieliczka (Polonya) Tuz Madeni Ocakları oldu.

Birleşmiş Milletler çatısı alanında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday gösterilen miras alanları için ICOMOS danışmanlık yapmakta olup, endüstri mirası konusunda ICOMOS’un uzman komitesi olarak TICCIH görevlendirildi. 2003 yılında TICCIH tarafından hazırlanan Nizhny Tagil Tüzüğü (The Nizhny Tagil Charter For The Industrial Heritage), endüstri mirası konusunda anahtar kavramlar ile birlikte endüstri mirasının belgelenmesine, korunmasına, konservasyonuna, değerinin anlaşılmasına yönelik ilkelere yer vermektedir. ICOMOS’un 28. 11. 2011’de yapılan 17. Genel Kurulunda ise Dublin İlkeleri (The Dublin Principles) adıyla bilinen Endüstri Mirası Sitleri, Yapıları, Alanları ve Peyzajlarının korunması için ICOMOS-TICCIH ortak ilkeleri kabul edilmiştir. Bu belgede endüstri mirası şöyle tanımlanmaktadır:

“Endüstri mirası sitler, yapılar, kompleksler, alanlar ve peyzajlar yanında, onlarla ilgili makineler, eski veya devam eden sanayi süreçleri, hammaddelerin çıkarılması, ürüne dönüştürülmesi ve ilgili enerji ve taşıma altyapıları hakkında veri sağlayan nesneler veya belgelerden oluşmaktadır. Eski veya yeni, sanayi süreçleri üretmek ve ürünleri daha geniş pazarlara dağıtmak için hammadde sağlayan doğal kaynaklara, enerji ve taşıma ağlarına bağlı olduklarından, endüstri mirası kültürel ve doğal çevre arasındaki derin bağı yansıtır. Hem taşınır ve taşınmaz varlıkları kapsar, hem de teknik bilgiler, işin ve çalışanların organizasyonu, toplulukların yaşamını biçimlendiren ve toplumlara, genelde dünyaya büyük düzen değişikliklerine yol açan karmaşık sosyal ve kültürel mirasla ilişkili soyut boyutları bulunmaktadır.”

TICCIH Avrupa merkezli olmasına karşın Birleşmiş Milletler çatısı altında küresel bir pozisyona kavuşarak faaliyet alanını tüm dünya çapında genişletti. Tayvan’da düzenlenen 15. TICCIH Genel Kurulu (2012) Asya Endüstri Mirasını gündemine alan Taipei Deklerasyonu’nu ortaya koydu. Kuzey Amerika kıtasında endüstri mirasına ilişkin yaklaşımlar hemen hemen İngiltere’ye paralel olarak ortaya çıktı ve ABD’nin Motor city olarak da anılan Detroit kenti en bilinen örnek haline geldi. Endüstriyel yapının değişime uğramasıyla Kuzey Amerika’nın pek çok kentinde yüksek oranda işsizlik ortaya çıktı ve bu da hızlı nüfus kaybına yol açtı. Pas kuşağı (rust belt) olarak da bilinen hat üzerinde bulunan şehirlerde istihdam yaratmak ve ekonomiyi tekrar canlandırmak için terk edilmiş endüstri alanlarını turizm açısından çekici kılmak adına çözümler üretildi. Benzer şekilde Avrupa’da da terk edilmiş endüstri alanlarının turistik açıdan değerlendirilmesi özellikle kültür turizmi ile bağlantılı olarak gündeme geldi. Uluslararası Kültür Turizmi Tüzüğü (ICOMOS, 1999), Riga Tüzüğü (FEDECRAIIL – The European Federation of Museum and Tourist Railways, 2002/2005), Cardiff Deklerasyonu (ECTN, 2005), Malta Deklerasyonu (Europa Nostra Congress, 2006), Siem Reap Deklerasyonu (UNWTOUNESCO, 2015) ve Thessalia Tüzüğü (ECTN, 2016) gibi dokümanlara bakıldığında endüstri mirasının kültürel miras içerisinde ele alındığını ve sürdürülebilirlik ilkesinin ön planda olduğunu görmek mümkündür. Avrupa Birliği’nin kültürel alanda uygulamaya koyduğu birçok projede endüstri mirası doğrudan veya kültürel miras ile bağlantılı olarak ele alınmaktadır. Avrupa Kültür Başkenti (ECOC – European Capital of Culture) programı özellikle Glasgow örneği ile endüstriyel peyzajın yeniden canlandırılması yoluyla kentsel dönüşümü destekleyen bir nitelik kazandı. Bu açıdan kayda değer bir diğer örnek UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 2001 yılında kabul edilmiş olan Essen’deki Zollverein Kömür Madeni Endüstriyel Kompleksidir. 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçilen Ruhr bölgesi için Essen (Essen for Ruhr) merkez konumunda oldu. Turizm açısından önem teşkil eden kültürel rotalar AB projeleriyle desteklendi, Ruhr havzası ve sahip olduğu endüstri kültürü (Industriekultur) Avrupa Endüstri Mirası Rotasının (ERIH – European Route of Industrial Heritage) temelini oluşturdu.

Türkiye’ye baktığımızda ise endüstri mirası kavramının ancak 1990’larda gündeme geldiğini ve özellikle akademik olarak mimarlık, şehir planlama ve restorasyon bölümlerinde kullanıldığını görmekteyiz. Eski Cibali Tütün Fabrikası’nın Kadir Has Üniversitesi’ne ve Eski Silahtarağa Elektrik Santrali’nin İstanbul Bilgi Üniversitesi’ne dönüştürülmesi eğitim alanında örnek projelerdir. Çoğu endüstri mirası ise kültür merkezleri ve müzeler olarak kent hayatına tekrar katılmıştır. Turizm alanında ise yeniden işlevlendirme yoluyla tanınmaya başlayan endüstri mirası, kültür turizmi ve şehir turizmi açısından önemli bir potansiyele sahiptir.

Referanslar

Alpan, A. (2012). Eski Sanayi Alanlarının Yazındaki Yerine ve Endüstri Arkeolojisinin Tarihçesine Kısa Bir Bakış, Planlama, 52: 21-28; Palmer, M. İ. ve Neaverson, P. (1998). Industrial Archaeology: Principles and Practice. Londra: Routledge; Rix, M. (1967). Industrial Archaeology. Londra: Historical Association; Saner, M. (2012). Endüstri Mirası: Kavramlar, Kurumlar ve Türkiye’deki Yaklaşımlar, Planlama, 52: 53-66; Trinder, B. (2012). Industrial archaeology: a discipline?, J. Douet (Der.). İçinde; Industrial Heritage Re-tooled: The TICCIH guide to Industrial Heritage Conservation (ss.24-30). Lancaster, Birleşik Krallık: Carnegie Publishing Ltd.

Ayrıntılı bilgi için bakınız

ICOMOS (2011). XVIIème Assemble Gènèrale, Joint ICOMOS – TICCIH Principles for the Conservation of Industrial Heritage Sites, Structures, Areas and Landscapes. Paris; The International Committee for the Conservation of the Industrial Heritage (1975). TICCIH Congress 1973, Shropshire, Birleşik Krallık: lronbridge Gorge Museum Trust.

2 / 2

Endüstri mirası, sanayi faaliyetleri sonucu ortaya çıkan tarihî yapıların, üretim alanlarının, makinelerin, ulaşım sistemlerinin ve işçi yerleşimlerinin korunmasını ifade eden kültürel miras kavramıdır. Bu kapsamda fabrikalar, atölyeler, maden ocakları, enerji tesisleri, demiryolları, liman yapıları, depolar ve sanayi yerleşimleri değerlendirilmektedir. Endüstri mirası yalnızca fiziksel yapıları değil; üretim tekniklerini, işçi kültürünü, çalışma yaşamını ve sanayileşmenin toplumsal etkilerini de kapsamaktadır. Bu yönüyle kavram, sanayi ve üretim faaliyetleriyle ilişkili tarihî yapıların, teknolojik unsurların ve üretim kültürünün korunması, belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlayan kültürel miras alanını ifade etmektedir.

Endüstri mirası kavramı, özellikle Avrupa’da Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkan üretim yapılarının korunması düşüncesiyle gelişmiştir. XVIII. yüzyılın sonlarından itibaren Avrupa’da hız kazanan sanayileşme süreci, üretim tekniklerinde büyük değişimlere yol açmış; buhar gücü, demiryolları, demir-çelik üretimi ve makineleşme gibi gelişmeler fabrikalaşmayı hızlandırmıştır. Bu süreçte kamu kurumları, özel şirketler ve sanayi kuruluşları tarafından dönemin mimarları, mühendisleri ve teknik uzmanlarına yaptırılan yapılar, günümüzde endüstri mirası kapsamında değerlendirilmektedir.

XX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanayi yapılarının yalnızca işlevsel değil, aynı zamanda tarihî ve kültürel değer taşıdığı kabul edilmeye başlanmıştır. Bu doğrultuda endüstri mirası, uluslararası koruma çalışmalarının önemli başlıklarından biri hâline gelmiştir. Başlangıçta üretim, depolama, enerji üretimi veya ulaşım amacıyla kullanılan birçok tesis, teknolojik dönüşümler sonucunda işlevini kaybetmiş; bazıları terk edilmiş, bazıları ise yıkılmıştır. Ancak ilerleyen süreçte eski sanayi yapılarının korunmasına yönelik çalışmalar hız kazanmış; birçok ülkede fabrika ve üretim tesisleri müze, kültür merkezi, sanat alanı, üniversite yapısı veya turizm merkezi olarak yeniden işlevlendirilmiştir. Bu yaklaşım, hem tarihî yapıların korunmasını hem de kent belleğinin sürdürülmesini amaçlamaktadır.

Türkiye’de endüstri mirası çalışmaları özellikle son yıllarda önem kazanmıştır. Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ile Erken Cumhuriyet Dönemi’ne ait fabrika, demiryolu, liman ve enerji yapıları kültürel miras kapsamında değerlendirilmeye başlanmıştır. İstanbul, İzmir, Zonguldak, Kayseri ve Nazilli gibi kentlerde bulunan çeşitli sanayi yapıları bu kapsamda öne çıkan örnekler arasında yer almaktadır.

Endüstri mirası yapıları, işlev odaklı mimari anlayışlarıyla dikkat çekmektedir. Bu yapılarda geniş açıklıklı mekânlar, yüksek tavanlar, dayanıklı taşıyıcı sistemler ve üretim süreçlerine uygun plan şemaları görülmektedir. Yapılarda taş, tuğla, demir, çelik ve beton gibi malzemeler yaygın olarak kullanılmıştır. Ayrıca baca, kazan dairesi, üretim holü, ray sistemi ve enerji üniteleri gibi teknik bölümler sanayi yapılarının önemli mimari unsurları arasında yer almaktadır. XIX. yüzyıldan itibaren demir ve çelik teknolojisinin gelişmesiyle birlikte büyük açıklıklı fabrika yapıları inşa edilmiştir.

Endüstri mirası yapıları, yalnızca mimari açıdan değil, üretim teknolojilerini belgelemeleri bakımından da önem taşımaktadır. Bu nedenle makineler, üretim ekipmanları ve teknik altyapı unsurları da mirasın ayrılmaz parçaları arasında değerlendirilmektedir. Günümüzde birçok endüstri mirası yapısı, koruma ve yeniden işlevlendirme çalışmaları kapsamında restore edilmektedir. Restorasyon süreçlerinde yapının özgün mimari özelliklerinin korunması ve tarihî üretim izlerinin belgelenmesi amaçlanmaktadır. Bu yapıların bir kısmı ulusal kültür varlığı olarak tescillenmiş, bazıları ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

Günümüzde endüstri mirası alanları, kültürel turizm, kent kimliği ve toplumsal hafıza açısından önemli işlevler üstlenmektedir. Eski sanayi yapılarının yeniden kullanılması, sürdürülebilir koruma anlayışının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu yapılar, geçmiş üretim kültürünü belgeleyen tarihî mekânlar olmanın yanı sıra, çağdaş kültürel etkinliklerin gerçekleştirildiği alanlar olarak da kullanılmaktadır.

Referanslar

Cossons, N. (2012). Why preserve the industrial heritage? Londra: James & James Publishing; Köksal, G. (2005). İstanbul’daki endüstri mirası için koruma ve yeniden kullanım önerileri [Basılmamış doktora tezi]. İstanbul: Yıldız Teknik Üniversitesi; Palmer, M. ve Neaverson, P. (1998). Industrial archaeology: Principles and practice. Londra: Routledge; Stratton, M. (2000). Industrial buildings: Conservation and regeneration. Londra: E & FN Spon; Türkiye Sanayi ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) (2004). Türkiye’de endüstri mirasının korunması ve değerlendirilmesi. İstanbul: TÜSİAD Yayınları.

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: