Aziz Lucia Günü
Festival Özel Gün Bayram Dinsel ve Kültürel Ritüel DİNSEL KONULAR Dinsel Ritüel Diğer Dinsel İnanışlar
-
2025
Aziz Lucia Yortusu, her yıl 13 Aralık’ta, Gregoryen takvimine göre yılın en kısa günü olan kış gündönümünde, özellikle İskandinav ülkelerinde (Danimarka, İsveç ve Norveç) kutlanan dini bir bayramdır. Adı “ışık” anlamına gelen Lucia, Roma İmparatoru Diocletianus (Gaius Aurelius Valerius Diocletianus Augustus; 244–311) döneminde Sicilya’da Hristiyanlara yönelik zulüm sırasında yaşamını yitiren bir şehit azizedir.
283 yılında Sicilya’nın güneydoğu kıyısındaki Siraküza kentinde saygın ve varlıklı bir ailede doğan Lucia, babasının erken yaşta vefatının ardından annesi Eutiquia tarafından dindar bir Hristiyan olarak yetiştirilmiştir. Genç yaşta Tanrı’ya hayatını adayan Lucia, kendisine evlenme teklifi eden birçok genci bu nedenle reddetmiştir.
Eutiquia, sürekli kanama sorunu yaşayan ve hekimlerin iyileşme umudu vermediği ciddi bir hastalığa yakalanınca, Lucia annesinin iyileşmesi için dua etmek amacıyla onunla birlikte Siraküza’dan Katanya’ya, Şehit Aziz Agueda’nın mabedine doğru 67 kilometrelik bir hac yolculuğuna çıkmıştır. Mezarına ulaştıklarında bütün gece boyunca dua eden anne ve kız, anlatıya göre uykuya daldıklarında Agueda’nın meleklerle çevrili olarak Lucia’nın karşısına çıktığını ve şifa verme gücünün kendisinde olduğunu bildirdiğini görürler. Rivayete göre Agueda, Lucia’ya “Nasıl ki İsa Mesih, Katanya kentini benim aracılığımla yücelttiyse, Siraküza kentini de senin aracılığınla onurlandıracaktır” demiş; o anda Eutiquia da şifa bulmuştur.
Siraküza’ya döndüklerinde Lucia, hayatını Tanrı’ya adamak ve tüm mal varlığını yoksullara dağıtmak istediğini söyleyerek annesinden kendisini evlendirmemesini rica etmiştir. Eutiquia da kızının bu isteğine saygı göstermiş ve birlikte sahip oldukları malları ihtiyaç sahiplerine dağıtmaya başlamışlardır. Ancak bir süre sonra Eutiquia, herhangi bir açıklama yapmadan Lucia’yı genç bir putperestle evlenmeye zorlamıştır. Lucia ise bu evlilik teklifini kesin bir dille reddetmiştir. Teklifi yapan genç adam ise bu kararı kabul etmemiş ve İmparator Diocletianus döneminde uygulanan büyük Hristiyan zulmü sırasında Lucia’yı, Mesih’in takipçisi olduğu gerekçesiyle Siraküza’nın Hristiyan karşıtı prokonsülüne (vali) şikâyet etmiştir.
Konsül Pascasio, Lucy’nin bir yargıç huzuruna çıkarılmasını emrederek onu Hristiyan inancından vazgeçirmeye çalışmıştır. Ancak Lucy, İsa Mesih’e olan bağlılığından ödün vermeyerek kararlı bir şekilde direnmiştir. Bu yanıt karşısında öfkelenen konsül, onu onurunu zedelemeye yönelik ağır bir tehditle karşı karşıya bırakmıştır. Lucy ise, “Beden yalnızca ruhun rızasıyla kirlenir” diyerek bu tehdide karşı durmuştur. Cezasının infazı için farklı bir kente gönderilmek istenen Lucia, askerler tarafından elleri ve ayakları bağlanmasına rağmen, anlatıya göre yerinden kıpırdatılamamıştır. Rivayete göre, konsülle tartışırken Kutsal Ruh’un etkisiyle öylesine ağırlaşmıştır ki, birkaç öküz bile onu hareket ettirememiştir. Daha sonra konsül, Lucia’nın kızgın yağ ile işkenceye tabi tutulmasını emretmiş; fakat bu da onu inancından döndürememiştir. Konsül, yaşananlardan sonra Lucia’nın bir cadı olduğuna inanarak onun kazığa bağlanıp yakılmasını emretmiş; fakat odunlar tamamen yanıp kül olduktan sonra ateşin Lucia’ya herhangi bir zarar vermediği görülmüştür. Orta Çağ kaynakları, Lucia’nın gözlerinin prokonsülün huzurunda oyulduğunu, ancak bununla birlikte onun görme yetisini kaybetmediğini aktarır. Bazı anlatılarda ise, Tanrı’nın, gözleri çıkarıldıktan sonra ona, öncekilerden daha güzel yeni gözler bahşettiği belirtilir.
Lucia’nın çilesi, 13 Aralık 304 tarihinde başına uygulanan ölüm cezasıyla şehit edilmesiyle sona ermiştir. 313 yılında üzerine bir mabet inşa edilen alana defnedilmiş ve VI. yüzyılda Hristiyan dünyasında saygı gören bir figür haline gelmiştir. Papa I. Gregorius (Aziz Gregorius) (yaklaşık 540–604), onu ayin kanonuna dâhil etmiş, özel dualara ve ilahilere (Gregoryen sakramental ezgiler) eklemiş ve Latin ayinlerinin litürjik kitabı olan Antifonaryum’da yer vermiştir. Ayrıca, 590 yılında kurduğu iki manastıra Azize Lucia’nın adını vermiştir. VII. yüzyılda resmî olarak tanınan on bir azizden biri olarak, Azize Lucia’nın yortusu, mezhep farkı gözetilmeksizin Katolik, Anglikan, Ortodoks ve Lüteriyen kiliselerinde 13 Aralık’ta kutlanmaktadır. Özellikle Lüteriyen Kilisesi bağlamında, Lucy, kabul edilen tek azize olarak öne çıkmaktadır.
1039 yılında, Bizans generali Georgios Maniakes’in emriyle, Aziz Lucia ve Aziz Agueda’nın naaşları Arap istilasından korunmak amacıyla Konstantinopolis’e (İstanbul) taşınmıştır. Daha sonra, Aziz Agueda’nın bedeni Katanya’ya geri gönderilirken, Aziz Lucia’nın kalıntıları 1204’te Venedik Dükü Enrico Dandolo tarafından Konstantinopolis’ten alınarak önce St. George Manastırı’na, 1280’de ise Venedik’e nakledilmiştir. Günümüzde kalıntıları, Venedik’teki Aziz Jeremiya ve Lucia Kilisesi’nde cam bir lahitte sergilenmektedir.
Sicilya’da ortaya çıkan bu azizenin kültünün, Akdeniz’e kadar seyahat ettikleri bilinen Viking tüccarları aracılığıyla kuzeye taşınmış olması muhtemeldir. Bu etkileşim, Lucia geleneğinin İskandinav ülkelerinde benimsenmesini açıklayan olası yollardan biri olarak değerlendirilebilir. İsveç’te Lucia Günü, Noel döneminin başlangıcı olarak kabul edilir ve “Küçük Yule” olarak adlandırılır. Halk inanışına göre, bu tarihe kadar çiftçilerin tüm tahıllarını dövmüş olmaları, kadınların ise eğirme ve dokuma işlerini tamamlamış bulunmaları beklenirdi. Ayrıca Noel sofraları için ayrılan domuzlar da bugün de kesilir, böylece etlerin 25 Aralık’a kadar uygun şekilde tütsülenmesi sağlanırdı.
İsveç’te Noel döneminin başlangıcını simgeleyen lussekatter çörekleri, Lucia Günü’nün geleneksel ilk öğünü olarak kabul edilir. Kedi, “S” formu veya sekiz rakamını andıran çeşitli şekillerde hazırlanan bu çörekler; süt, şeker, maya, un, tereyağı, tuz ve yumurta gibi kolay temin edilebilen malzemelerle yapılır. Lussekatter’i diğer geleneksel çöreklerden ayıran en önemli bileşen ise, onlara kendine özgü tadını ve altın sarısı rengini veren safrandır.
Lucia Günü öncesi, insanlar önce evlerini temizler ve süsler. Kutlama günü ise sabah çok erken saatlerde, odalar ve salonlar mumlarla ışıklandırılır, böylece evin içi hem aydınlık hem de kutlamaya uygun bir ortam hâline getirilir. Her evde, ailenin genç kızlarından biri “Lucia kızı” rolünü üstlenir. Bu kişi, saflığı simgeleyen uzun beyaz bir elbise giyer ve beline, İsa’ya olan imanının uğradığı şehadetle mühürlenmiş olduğunu simgeleyen kırmızı bir kuşak bağlar. Lucia kızı, aile bireylerini yıldızlar tarafından aydınlatılan karanlık bir geceyi ve mumlarla aydınlanan karanlık bir evi betimleyen özel bir İtalyan Lucia şarkısıyla uyandırır ve sonrasında aile üyelerine lussekatter çörekleri, kekler ve badem ile kuru üzümle tatlandırılmış sıcak şarap (glögg), kahve, getirmeye başlar.
Mumlar ile oluşturulmuş tac bu bayram kostümünün en önemli unsurunu oluşturmaktadır. Tacın kökenine dair teorilerden biri, Lucia’nın elleri yiyecek taşımakla meşgulken yolu aydınlatmak için mumları başına taktığı; başka bir teori ise tacın Lucia’nın yakılarak öldürülme cezasına gönderme yapıldığı yönündedir. Tacın süslemesinde daima yeşil lingonberry dalları veya funda dalı (whortleberry) tercih edilir ve bu, Lucia’nın İsa’daki sonsuz yaşamına işaret eder. Lucia kızının kız kardeşleri de benzer kostümler giyer fakat taç takmazlar. Evdeki erkek çocuklar ise beyaz gömlekler ve yıldızlarla süslü uzun, konik şapkalar giyerek “stjärngossar” yani “yıldız oğlanlar” olarak bilinirler. Gün, kızlar arasından “İsveç Lucia Kraliçesi”nin (Sveriges Lucia) seçilmesiyle sona ermektedir.
Anma törenleri, kutlamalar açısından farklı ülkelerde değişiklik gösterebilmektedir. Örneğin; Endülüs’te, Granada ilinin kuzeydoğusunda yer alan Baza kentinde, Lucia’nın kazıkta yakılışı anısına 12–13 Aralık gecesi büyük ateşler yakılarak kutlamalar yapılır. Burgos’un Hacinas kasabasında ise her yıl eylül ayının üçüncü pazar günü, Aziz Lucia şenliği, onun adına yapılmış inziva yerinin çevresinde düzenlenen halk hac yürüyüşüyle anılır.
Körlerin koruyucusu ve görme sorunlarının şifacısı olarak kabul edilen Azize Lucia’ya göz rahatsızlıkları yaşayan birçok kişi, hastalıkları konusunda da aracılık etmesi için ona yakarır. Buna ek olarak Lucy, boğaz hastalıkları olanların da koruyucu azizesi sayılmaktadır. Siraküza, Venedik, İspanya’daki Burgos ili Pedro del Monte, Panama’daki Santa Lucia, Brezilya’daki Mossoró ve Peru’daki Moche gibi dünyanın birçok kenti onu koruyucu azizeleri olarak benimsemiştir. Dünyanın dört bir yanında, onun adına kurulmuş hastaneler ve klinikler bulunmaktadır.
Bu kutlamalar, inançlar ve yapılan hastaneler Lucia’nın hem dini hem kültürel mirasını yaşatmakta ve farklı coğrafyalarda ışık ve umut sembolü olarak anılmasını sağlamaktadır.
Referanslar
Missionary Childhood Association. (2016, December). Saint of the month: Heaven’s heroes. Missionary Childhood Presents.; McWilliams, B. (2003). The legends of Lucy of Syracuse. Chapel Hill Presbyterian Church, Lake Stevens, WA.; Ortiz-Hidalgo, C. (t.y.). Lucy of Syracuse: Patron saint of eye disorders [Lucía de Siracusa: Santa patrona de las enfermedades de los ojos]. Revista Mexicana de Oftalmología.; Storoschuk, J. (t.y.). Saint Lucy’s Day: A light in a dark time. Completed for HIST3110 T02, History of Christmas.
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Ortiz-Hidalgo, C. (t.y.). Lucy of Syracuse: Patron saint of eye disorders [Lucía de Siracusa: Santa patrona de las enfermedades de los ojos]. Revista Mexicana de Oftalmología.
