Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2019
MÖ 5000’li yıllardan günümüze kadar birçok uygarlığın yaşadığı bir yerleşim yeri oldu. Söke’de egemenlik kuran ilk medeniyet Hitit uygarlığıdır. Hitit uygarlığına ev sahipliği yaptıktan sonra İyonyalıların eline geçen Söke, yeni bir döneme girerek önemli bir yerleşim yeri haline geldi. İyonya döneminde kurulan ve günümüze kadar gelen Didim, Priene, Heraklia ve Magnesia Söke’nin en önemli kentleri oldu. Ardından Anadolu’nun diğer bölgeleri gibi Söke’de MÖ 547 yılında Perslerin egemenliğine girdi. Perslerden sonra ise, MÖ 333 yılında Büyük İskender komutasındaki Makedonlar tarafından ele geçirildi.
Büyük İskender’in ölümünden sonra Makedon imparatorluğu parçalanarak küçük krallıklar haline geldi. Anadolu baştan başa ele geçirildi ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin yerine çeşitli beylikler kuruldu. 1300’lü yıllara gelindiğinde Moğol baskısı arttı, artan baskının sonucunda Selçuklu komutanı Aydın Bey, Türkmen aşiretlerini toplayarak Aydınoğulları Beyliği’ni kurdu. Kurulan Türkmen aşiretlerinin birinin başkanı olan Süleyman Şah da dedesi Söke Bey adına Söke’yi kurdu. Söke’nin adının da buradan geldiği düşünülüyor. Söke, XVIII. yüzyılda Balat’ın yerine geçerek kurulan beyliğin en önemli yerleşim merkezi oldu. 1426 yılında ortadan kaldırılan Menteşe Beyliği’nin de merkezi olan Söke, Osmanlı döneminde de Menteşe sancağının merkezi olarak kaldı. XVIII. yüzyılın başlarında Söke bu sefer de Sığla sancağının merkezi oldu. 1864 yılında Sığla sancağının merkezi İzmir’e taşınınca Söke İzmir’e bağlı bir ilçe haline geldi. Bundan iki yıl sonra da İzmir’den alınarak Aydın’a bağlandı. Kurtuluş Savaşı sırasında İzmir’in işgal edilmesi ile birlikte sancak merkezi yeniden Söke’ye taşındı. Söke, önce günümüzdeki merkezine üç kilometre uzaklıkta askeri eğitim alanının alt bölgesinde Tek Kışla mevkiisinde kuruldu, ardından da şimdiki yerine taşındı.
Günümüzde Söke’de 49 mahalle bulunuyor ve nüfusu 117 bin kişiden oluşuyor. Kuzeyinde İzmir, güneyinde Didim ve Muğla, batısında da Kuşadası bulunan Söke, Büyük Menderes havzasının en sonunda verimli bir arazide yer alıyor. Akdeniz iklim kuşağı içerisinde yer alan Söke’de kışlar yağışlı, yazlar ise kurak geçiyor. Nem oranı diğer bölgelere göre daha yüksektir. Çam ve makilikte dahil olmak üzere çok sayıda yabancı bitki yanında kültürü yapılabilen pamuk, meyve, sebze, zeytin ve incir yetiştiriliyor. Söke, Türkiye’nin en önemli pamuk üretim alanlarından biridir. 450 bin hektarlık bir araziye sahip ilçe, Türkiye’nin pamuk ambarı olarak kabul ediliyor. İlçenin ekonomisi, yıllık gayrisafi hasılanın yüzde 70’ini sağlayan tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi üretimine dayanıyor. Ayrıca tüm bu tarım ürünlerinin yanında arıcılık, balıkçılık ve hayvancılıkta Söke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca Söke’de Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından Söktaş, Silbaş, Batı-Söke Çimento Sanayi, WF Ege, Söke Değirmencilik, Davlas İplik, Sek Süt gibi birçok alanda üretim yapabilen kuruluşlar yer alıyor.
Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Söke aynı zamanda tarihi Kemalpaşa Evleri, Aziz Nikolas Kilisesi, Priene antik kenti, Atburgaz Kalesi, Doğanbey Evleri, Myus antik kenti, Azap Gölü ve kaya mezarları gibi örenyerleri ve turizm potansiyeline de sahiptir.
Referanslar
Söke Belediyesi (2019). Söke Hakkında, https://www.soke.bel.tr/content/45/Söke%20Hakkında, (Erişim tarihi: 21.12.2019).
-
2025
Yüzölçümü açısından Aydın’ın en büyük ilçesi olan Söke, batıda Ege Denizi, doğuda Koçarlı, kuzey batıda Kuşadası, kuzey doğuda Germencik, kuzeyde Selçuk (İzmir), güneyde Didim ilçeleri ile komşudur. Söke’yi, kuzeyde Samsun Dağları, güneyde ve doğuda Beşparmak Dağları çevrelemektedir. İlçenin ortasından, Ege Bölgesi’nin en uzun ve en büyük ırmağı olan Büyük Menderes Nehri, kentin içinden de Söke Çayı geçmektedir. Akdeniz iklim kuşağında yer alan Söke’de kışlar yağışlı, yazlar kurak olup, nem oranı diğer bölgelere göre daha yüksektir.
“Söke” adının nereden geldiğine ilişkin farklı yorumlar bulunmaktadır. Bir yoruma göre, “Söke” ismi “Su Köyü” kelimelerinden türemiştir. Geçmişte, Büyük Menderes Nehri’nin mevsimsel olarak taşması ve ovanın sular altında kalması nedeniyle, buraya “Su Köyü” denilmiş, zamanla isim “Söke” kelimesine dönüşmüştür. Başka bir yoruma göre, “Söke” ismi, Rumca kuvvetli rüzgar anlamına gelen “Sokia” kelimesinden gelmektedir. Bir diğer yoruma göre ise, Aydınoğulları Beyliği’nden Süleyman Şah, dedesi Söke Bey adına Söke’yi kurdurmuş, “Söke” ismi buradan gelmiştir.
Bereketli Büyük Menderes Havzası’nda yer alan Söke, antik çağlardan günümüze değin birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. İlk yerleşimin MÖ 5000 yıllarına uzandığı Söke’de, önce Hititler, sonrasında Luviler, Arzavalılar, Karyalılar ve İonialılar egemenlik kurmuştur. İonia döneminde önemli bir yerleşim yeri haline gelen bölge, MÖ 800’lerde Lydialılar’ın egemenliği altına girmiş, bu dönemde ticaret nedeniyle çok zengin olmuştur. MÖ 547’de, Persler, Anadolu’nun diğer bölgeleri gibi, Söke ve çevresini de egemenliği altına almıştır. MÖ 333’de, bölgeyi Büyük İskender ele geçirmiş, ancak, İskender’in çok genç yaştaki ölümünün ardından, kurduğu imparatorluk parçalanmış, böylece İskender’in komutasındaki Makedonya’nın hakimiyeti kısa sürmüştür. MÖ 64’de, Söke ve çevresi Roma İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmiş, MS 395’te imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla birlikte, bölgede Bizans dönemi başlamıştır. Bizans İmparatorluğu’nun Söke ve çevresindeki kesin hakimiyeti, 1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra Türkmen grupların Batı Anadolu’ya ulaşmasıyla birlikte ortadan kalkmıştır.
Söke, Türkler tarafından ilk olarak 1176’da fethedilmiştir. Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan I. Manuel’e karşı zafer kazanmış, Türkler Batı Anadolu ve Büyük Menderes civarını fethetmiş, bazı kaleleri almış, Ege Denizi’ne kadar ulaşmıştır. Ancak, İmparator I. Manuel, daha sonra bu bölgeleri geri almıştır. 1282 yılında, Menteşe Bey’in Aydın ve çevresini Bizans’tan almasıyla bölgede Türk devri başlamış, Türkmen gruplar Söke Çayı çevresine gelmiş, burada yerleşmeler kurmuşlardır. 1426’da ortadan kaldırılıncaya kadar Menteşe Beyliği’nin merkezi olan Söke, Osmanlı Devleti döneminde de Menteşe Sancağı’nın merkezi olarak gelişmesine devam etmiştir. Söke, XVIII yüzyıl başlarında Sığla Sancağı (Milas-İzmir arası)’nın merkezi olmuş, 1864’te İzmir’e bağlanmıştır. 1867 yılında ilçe olan Söke, 1868’de İzmir’den alınarak Aydın’a bağlanmıştır. Yirminci yüzyıla gelindiğinde, Söke önce İtalyanlar tarafından 1919’da, sonra Yunanlılar tarafından 1922’de kısa süreliğine işgal edilmiş, Kurtuluş Savaşı’yla egemenliğine yeniden kavuşmuştur. Cumhuriyet’in kurulduğu dönemde, dört mahalleli (Konak, Yörük, Arap ve Rum Mahallesi) ve dört bin nüfuslu bir ilçe olan Söke’de, 2024 yılı itibarıyla, mahalle sayısı 49, yaşayan kişi sayısı 123.850’dir.
Söke’de 31 ilkokul, 13 lise ve Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’ne bağlı iki yüksek okul ve bir fakülte hizmet vermektedir. Toplam 1.547 öğretmenin görev yaptığı Söke’de, okul öncesi düzeyde 1.747, temel eğitim düzeyinde 13.367, orta öğretim düzeyinde 7.058 olmak üzere toplam 22.171 öğrenci ve Halk Eğitim Merkezi’nde 12.602 kursiyer eğitim almaktadır. Ayrıca, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Söke İşletme Fakültesi, Söke Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Söke Meslek Yüksekokulu’nda yaklaşık 4.000 öğrenci öğrenim görmektedir.
Söke’de yılda ortalama 633.500 hasta ayakta başvuru, 152.000 hasta acil servis, 16.000 hasta yoğun bakım servislerinden faydalanmaktadır. Ayrıca, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi yılda ortalama 100 bin hastaya bakmaktadır. İlçedeki en büyük sağlık kuruluşu 250 yataklı Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’dir. Toplam 448 personelin görev yaptığı Devlet Hastanesi’nde Toplum Ruh Sağlığı Merkezi de bulunmaktadır. Devlet Hastanesi’nin yanı sıra, Söke’de, 34 aile hekimi, Egemed Hastanesi, Özel Söke Göz Hastanesi, Atlas Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi hizmet vermektedir.
İlçede temel ekonomik faaliyet tarımdır. Büyük Menderes Nehri’nin beslediği Söke Ovası, bereketli topraklarıyla Türkiye’nin en önemli tarım alanlarından biridir. Ovada, sanayi bitkileri, yem bitkileri, tahıl, sebze ve meyve yetiştirilmektedir. Üretimi yapılan bitkiler arasında pamuk önemli bir yere sahiptir. Söke Ticaret Borsası tarafından 2023 yılında coğrafi işaretli ürün olarak tescil ettirilen Söke Pamuğu, az çepelli, parlak ve uzun liflidir. Söke Pamuğu’ndan elde edilen iplikler ince ve dayanıklı olduğu için değerlidir. İlçede, pamuğun yanı sıra yağlık ayçiçeği, sofralık ve yağlık zeytin, mısır, buğday, incir, nar, narenciye ve çok çeşitli tarla bitkileri üretilip ekonomiye kazandırılmaktadır. Her yıl düzenlenen Zeytin ve Zeytinyağı Festivali, yanı sıra pamuk, incir ve turunç festivalleri ile Söke’deki tarım ürünleri ön plana çıkartılmakta ve tanıtılmaktadır. İlçede büyük baş ve küçük baş hayvancılığı, kanatlı hayvan üretimi ve arıcılık diğer önemli zirai faaliyetlerdir.
Zirai faaliyetlerin yanı sıra, tarıma dayalı sanayi ile çimento, seramik ve kağıt sanayi Söke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. İlçede tarım makinaları imalathaneleri, pamuk çırçır fabrikaları, iplik ve kumaş fabrikaları, zeytinyağı fabrikaları, konfeksiyon fabrikası, un fabrikası, seramik fabrikası, mermer atölyeleri, kereste ve mobilya atölyeleri faaliyet göstermektedir. Söke Organize Sanayi Bölgesi’nde, geri dönüşümlü atık kağıttan üretim yaparak, sürdürülebilirliğe, istihdama ve ülke ekonomisine katkı sağlayan Batı Kipaş Kağıt Fabrikası, yalnızca Söke’nin değil Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük karton üretim tesislerinden biridir.
Söke’deki Tarihi, Kültürel ve Doğal Zenginlikler
Söke, kent merkezinde tarihi camileri ve Kemalpaşa evleri, çevre mahallelerinde Priene Antik Kenti, Eski Doğanbey Köyü (Domatia), Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, Gelebeç Köyü, Aziz Nikholaos Kilisesi, Beşparmak Dağları (Latmos) Tarih Öncesi Kaya Resimleri, Serçin Köyü ve Bafa Gölü gibi pek çok tarihi, kültürel ve doğal zenginliği barındırmaktadır.
İlyas Ağa Camii (Koca Cami): 1812 yılında, Aydın Vilayeti Sığla Sancağı Mutasarrıfı İlyas Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı cami, kesme taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Caminin geometrik motiflerle süslenmiş kapı kanatları Balat İlyas Bey Camisi’nden, dış cemaat yerindeki mermer sütunlar Milet harabelerinden getirtilmiştir. 1956 yılında restore edilen cami, 1985’de tescillenerek tarihi eser olarak koruma altına alınmıştır.
Hacı Ziya Bey Camii (İhlasiye Camii): Söke eşrafından Hacı Ziya Bey tarafından 1896’da yaptırılan cami, eklektik bir üsluba sahiptir. Caminin giriş cephesi, kubbesi ve iç mekanı barok üslupla bezenmiştir. Mihrabının iki yanında korint başlıklı iki sütun bulunan kare planlı cami, cephelerindeki üçer pencere ile kubbe kasnağındaki barok dekorlu iki rozet pencere ile aydınlatılmıştır. Hacı Ziya Bey Camii, 1989 yılında tescillenerek koruma altına alınmıştır.
Yeni Cami (Müftüler Camii): 1871’de Yörük Müftü Mustafa Efendi tarafından yaptırılan caminin sol tarafındaki ek kısmı Mustafa Efendi’nin kızı tarafından yaptırılmıştır. Yeni Cami, 2000 yılında tescillenerek tarihi eser statüsünde koruma altına alınmıştır.
Tarihi Kemalpaşa Evleri: Söke’nin merkezinde yer alan Kemalpaşa Mahallesi (eski adıyla Patriaris İyoakimis), geçmişte, çoğunlukla Rumların, Ermenilerin ve Yahudilerin yaşadığı bir mahalledir. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, Lozan müzakereleri sırasında imzalanan mübadele anlaşması gereği, mahalleye Türk aileler yerleştirilmiştir. Uzun yıllar Söke’nin en prestijli muhiti olan Kemalpaşa Mahallesi, ilk göçmen ailelerin mahalleden ayrılmalarının ardından, sosyo-ekonomik yapının değişmesiyle birlikte, zamanla, metruk yapıların egemen olduğu bir alan haline gelmiştir. Kemalpaşa Mahallesi, 2001 yılında kentsel sit alanı ilan edilmiştir. 2004 yılında, Söke Belediyesi, kentsel çöküntü alanına dönüşmekte olan mahallenin korunması ve canlandırılması için bütüncül bir çalışma başlatmıştır. 2005 yılında, Avrupa Birliği Hibe Projesi çerçevesinde bir restorasyon atölyesi (kent atölyesi) oluşturulmuş, bu sayede bir yandan istihdam sağlanırken, bir yandan da katılımcı bir süreç işletilmiştir. Belediye, “Kemalpaşa Mahallesi Koruma ve Yaşatma Projesi” kapsamında başlattığı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı, tek yapı ölçeğinde kamulaştırma-restorasyon uygulamaları ve mahalle ölçeğinde sokak sağlıklaştırma çalışmalarını, 2006’da Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık Fakültesi ile ortaklaşa sürdürmüştür. Çalışmalar kapsamında, özgün mimari özellikler korunarak binaların cephe düzenlemeleri, boya-badana işleri ve çatı onarımları yapılmış, tarihi mahalle dokusuna uygun vitrin ve tabela uygulamasına geçiş sağlanmış; ayrıca, zemin kaplamaları ve sokak aydınlatması yenilenmiş, peyzaj uygulamaları yapılmıştır. Tarihi Kentler Birliği, “Kemalpaşa Mahallesi Koruma ve Yaşatma Projesi” çerçevesinde bütüncül uygulamalar yapan Söke Belediyesi’ni koruma politikalarını sürekli kılacak adımlar atması, kentsel ölçekli koruma projelerinde katılımcı mekanizmaları kullanması, sade müdahalelerle hem sosyal hem de ekonomik etkisi yüksek nitelikli çalışmalara imza atması nedeniyle, 2015 yılında, “Tarihi ve Kültürel Mirası Koruma Proje ve Uygulamalarını Özendirme Yarışması” Jüri Özel Ödülü’ne değer görmüştür.
Kemalpaşa Mahallesi’ndeki evler yüksek anıtsal girişleri, süslü bezemeleri ve cumbaları ile karakterizedir. Bu evler arasında restorasyonu tamamlananlar yeniden işlevlendirilerek kente kazandırılmaktadır. Örneğin, Nuh Bey Konağı, Söke Genç İş İnsanları Derneği’ne tahsis edilmiştir. Konağın restorasyonu Avrupa Birliği Projesi olarak hazırlanan “Koruma Amaçlı İnşaat Sektörüne Restorasyon Eğitimi ile Kalifiye Eleman Kazandırma Projesi” kapsamında eğitim alan personel ile 2006’da tamamlanmıştır. Akkoyun Evi, diğer adıyla Mavi Balkonlu Ev, bahçesinde özgün bir taş ocağın yer aldığı, iki katlı kagir bir yapı olup, Söke Kadın Kooperatifi’nin üretim faaliyetleri için kullanılmaktadır. Sarı Ev, çoğunluğunu bir veya iki katlı, yığma taş evlerin oluşturduğu Kemalpaşa Mahallesi’nde günümüze kadar ulaşan birkaç ahşap yapı örneğinden biridir. Bina, Söke Kent Konseyi tarafından kullanılmaktadır. Kemalpaşa Mahallesi’nde restorasyonu yapılan tarihi evler arasında öne çıkan bir diğeri, Rum kökenli Kalenço’nun kızına düğün hediyesi olarak yaptırdığı Uzbek Konağı’dır. Konak, mübadele çerçevesinde, Rum aile Söke’den ayrıldıktan sonra, Girit’ten göç eden Halveti Tarikatı Şeyhi Ahmet Hilali Bey’in annesi Halide Hanım’a verilmiştir. Uzbek Konağı’nın bir bölümü, ülke genelinde tekke ve zaviyelerin kapatılmasına kadar (1926) dergah olarak kullanılmıştır. Konağın restorasyonu, Söke Belediyesi tarafından “Kemalpaşa Mahallesi Koruma ve Yaşatma Projesi” kapsamında gerçekleştirilmiştir. Uygulama sonrasında, “Ahmet Hilali Uzbek Tasavvuf ve Girit Kültürü Müzesi” olarak işlevlendirilen bina, mübadele ve göç sürecinin anlatılması açısından önemlidir.
Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi (Söke Kent Müzesi): İlçenin geçmişini geleceğe taşıyan müze, kent merkezinde yer almaktadır. Söke Belediyesi’ne bağlı olan bu özel müze, Aydın Müzesi Müdürlüğü’nün denetiminde faaliyetlerini sürdürmektedir. Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi’nin üç katlı tarihi binası, 1910 yılında inşa edilmiş, 1996 ve 1998 yıllarında onarımdan geçmiş, 1998’de Fatma-Suat Orhon çiftinin kızı Güngör Pura tarafından “Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi” olarak kullanılmak üzere Söke Belediyesi’ne bağışlanmıştır. Bir süre müze ve sergi salonu olarak kullanılan bina, 2016 yılında çağdaş bir müze oluşturma hedefiyle yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme çerçevesinde, Söke’nin merkez ve çevre mahalleleri taranmış, Söke’nin kültürünü ve tarihini yansıtan pek çok eser müzeye kazandırılmıştır. Zenginleştirilmiş içeriğiyle kent müzesi kimliği kazanan müze, 2017 yılında yeniden hizmete açılmıştır. Alt katı oyuncak müzesi olarak değerlendirilen Fatma Suat Orhon Müze ve Sanat Evi’nde yer alan envanterin tamamı, yaşanmışlıkları ve orijinallikleri bakımından dikkat çekmektedir.
Eski Doğanbey Köyü (Domatia): Dilek Yarımadası’nın güney ucunda, Söke ilçe merkezine 30 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Eski adı Rumca odalar anlamına gelen “Domatia” olan Doğanbey Köyü, taş evleri, dar sokakları ve doğal güzellikleriyle öne çıkmaktadır. Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içindeki tek yerleşim yeri olan Eski Doğanbey Köyü, kültür turizminin yanı sıra, benzersiz bitki çeşitliliği, kuş çeşitliliği, yürüyüş parkurları ve trekking alanlarıyla eko turizm imkanı da sunmaktadır.
Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı: İçinde birçok tepe, vadi, kanyon ve koy bulunan Milli Park 276 km2’lik bir alanı kaplamaktadır. İçinde Akdeniz maki florasına ait hemen hemen her bitki türünün yer aldığı Milli Park, Avrupa Konseyi tarafından “Flora Bio Genetik Rezerv Alanı” olarak kabul edilmiştir. Koruma altında olan parkta, 95 familyaya ait 804 çeşit bitki bulunmaktadır. Bunlar arasında altı adet bitki türü küresel ölçekte, 31 adet bitki türü ise Türkiye için endemiktir. Dilek Yarımadası ve Büyük Menderes Deltası Milli Parkı, Anadolu Kestanesi, Kartopu, Finike Ardıcı, Melez Pırnal Meşesi ve Dallı Servi ağaçlarının küçük ormanlar meydana getirerek yetiştiği tek yerdir. Park, yaban domuzu, karakulak, vaşak, çakal, sırtlan gibi çok sayıda memeli hayvana, sürüngene ve deniz canlısına ev sahipliği yapmaktadır. Yarımada kıyılarında, nadir deniz memelilerinden biri olan Akdeniz Fokları yaşamaktadır.
Priene Antik Kenti: Söke’nin 15 kilometre güney batısında, Mykale Dağı’nın (Samsun Dağı) güney eteklerinde yar alan antik kent, MÖ 2000 yılına kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Helenistik dönemde önemli bir yerleşim yeri olan Priene, Roma döneminde büyük değişikliklere uğramadan gelişmeye devam etmiştir. Izgara plan sisteminde tasarlanan Priene’nin, doğu-batı yönünde uzanan dört caddesi vardır. Antik kentin en önemli yapıları arasında Athena Tapınağı, Asklepios Tapınağı, Demeter Tapınağı, Mısır Tapınağı, Agora, Tiyatro, Prytaneion, Bouleuterion, Aşağı Gymnasion, Yukarı Gymnasion ve Nekropol bulunmaktadır. Priene’nin akropolü, 371 metre yüksekliğinde sarp bir kayalığın üzerine inşa edilmiştir. Günümüzde Priene, Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer almaktadır.
Gelebeç Köyü ve Aziz Nikholaos Kilisesi: Eski bir Rum köyü olan Gelebeç, taş evleriyle ve Aziz Nikholaos Kilisesi ile bilinmektedir. XVIII. yüzyıla doğru kurulan Gelebeç’e (Kelebeş / Kelebeç), 1922’den sonra, mübadele çerçevesinde Türk göçmenler yerleştirilmiştir. Mikro turizm merkezi olması beklenen Gelebeç’te tarihi evler restore edilmektedir. Köydeki kilise, Anadolu’da Aziz Nikholaos (Noel Baba) adına inşa edilen ikinci kilise olması bakımından önem taşımaktadır. 1821’de inşa edilen yapı, iki kademeli olup, bahçe içinde yer almaktadır. Doğu-batı yönünde dikdörtgen bir plana sahip olan Aziz Nikholaos Kilisesi çan kulesi, kilise ve kemiklik olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Yapının inşasında kullanılan malzemelerin bir kısmı Priene Antik Kenti’nden getirilmiştir. Kilise, 1922’den sonra, mübadele ile gelen Türkler tarafından yaklaşık bir çeyrek asır boyunca cami olarak kullanılmıştır. Sağlam durumda olan yapı, 1992’de tescillenmiş, 1998’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edilmiştir.
Beşparmak Dağları (Latmos) Tarih Öncesi Kaya Resimleri: 8000 bin yıllık kaya resimleri Beşparmak Dağları’nın güney kısımlarında (Milas) ve kuzey kısımlarında (Karakaya Mahallesi-Söke) yoğunlaşmıştır. Karakaya Köyü’nün Kavalan Mevkii’nde yer alan kaya resimleri, Alman arkeolog Dr. Anneliese Peschlow tarafından bulunmuş, 1998’te Gerda Henkel Vakfı tarafından desteklenen bağımsız bir proje kapsamında araştırılmaya başlanmıştır. Çok sayıda insan figürünün çiftler ya da gruplar halinde betimlendiği bu kaya resimlerinin bereketlilik ve ilkbahar törenlerini, geçiş ritüellerini ve düğünleri yansıttığı değerlendirilmektedir. Tarih öncesi kaya resimlerinin bulunduğu yörede, ayrıca, antik mezarlar ve MS VII. y.y.’da Arap istilasından kaçan Bizanslılar’ın kurduğu Yediler Manastırı yer almaktadır.
Bafa Gölü ve Serçin Köyü: Büyük Menderes Deltası’nın güney doğusunda bulunan Bafa Gölü, ilçe merkezine 25 kilometre uzaklıktadır. Bir zamanlar Ege Denizi’nin bir parçası olan göl, Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla dolmuş ve denizden ayrılmıştır. Günümüzde Ege Bölgesi’nin en büyük gölüdür. Yılanbalığı ile ünlü olan Bafa Gölü ve çevresi, pek çok göçmen kuş türüne ev sahipliği yapan önemli bir sulak alandır. İçindeki bir çok ada ile birlikte Bafa Gölü ve çevresinde, nesli tehlike altında olan Cüce Karabatak, Deniz Kartalı ve Tepeli Pelikan gibi kuş türleri yaşamaktadır. Bafa Gölü yakınında, geçimini balıkçılık ve tarımla sağlayan Serçin Köyü, önemli bir eko turizm potansiyeline sahiptir. Köy, Bafa Gölü’nün doğal güzellikleriyle birlikte, görülmeye değer bir yerleşim yeridir.
Söke’nin kent merkezinde ve ilçe sınırları içinde yer alan tarihi ve doğal zenginliklerin yanı sıra, çevresinde de önemli turistik destinasyonlar bulunmaktadır. İlçenin yakın çevresinde yer alan Ephesos Antik Kenti, Miletos Antik Kenti, Didyma Apollon Tapınağı, Herakleia Antik Kenti, Magnesia ad Maeandrum Antik Kenti gibi ören yerleri, yanı sıra Didim, Kuşadası ve Bodrum gibi turistik cazibe merkezleri Söke’ye gelen ziyaretçilerin uğrayabileceği rotalar arasında bulunmaktadır.
Söke, tarihi ve doğal zenginliklerinin yanı sıra; somut ve somut olmayan pek çok kültürel zenginliğe sahiptir. Bunlar arasında mutfak kültürü, yörede yetiştirilen ürünlerin tanıtıldığı festivaller ve yanı sıra, 2018 yılında coğrafi işaretli ürün olarak tescillenen Söke’nin meşhur körüklü çizmesi öne çıkmaktadır. Söke’ye çizme sanatını, Girit’ten göç eden muhacirlerden Hüseyin Rıfat Oral’ın (Sağır Usta) getirdiği bilinmektedir. Çember körük, düz körük, baklava (akordeon) körük gibi modellerin geliştirildiği Söke Körüklü Çizmesi tamamen el yapımı sağlıklı bir ayak giyimidir. Orijinal olarak siyah, kahverengi ve bordo renklerinde üretilen bu çizme doğallığı, rahatlığı, yaz-kış giyilebilmesi, çıkardığı ses (gıcırtı) ile mekâna gelindiğini belli etmesi ve duruşuyla giyene özgüven vermesi gibi nedenlerle çok sevilmiş ve tutulmuştur.
Söke mutfağı zengindir. Kültürel bir lezzet olarak Söke Tatlı Maya Ekmeği, Söke Pidesi, Söke Tahinli Pidesi ve Söke Peksimeti coğrafi işaretli ürünlerdir. 2021 yılında Söke Ticaret Odası tarafından tescil ettirilen Söke Tatlı Maya Ekmeği, nohut mayasından üretilen ve kara fırında pişirilen lezzetli bir ekmektir. Söke Ticaret Borsası tarafından 2022’de tescil ettirilen Söke Pidesi, Söke ilçesinin mutfak kültüründe önemli bir yere sahiptir. Osmanlı’dan günümüze kadar üretilen Söke Peksimeti ise Söke Tarih Araştırmaları ve Kültür Değerlerini Koruma Derneği ile Söke İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 2024 yılında tescil ettirilmiştir. Uzun süre bayatlamayan Söke Peksimeti, geçmişte savaş ve kıtlık gibi durumlarda ekmek ihtiyacını karşılamak için kullanılmıştır. Günümüzde de severek tüketilmektedir. Üretiminde nohut mayası kullanılması ve mayanın hazırlanma yönteminin yanı sıra, odun ateşinde pişirildiği için oduna özgü bir kokuya sahip olması Söke Peksimeti’ni başka peksimetlerden ayıran kendine özgü niteliklerdir. 2024 yılında, Söke Ticaret Odası tarafından coğrafi işaretli ürün olarak tescil ettirilen Söke Tahinli Pidesi, hem günlük öğünlerde tüketilen, hem de düğün, bayram ve festival gibi özel günlerde ikram edilen bir pidedir. Coğrafi işaretli bu ürünlerin yanı sıra; paşa böreği, keşkek, turp otu salatası, börülce salatası, semizotu salatası, sirken salatası, çingene pilavı, sarmaşık kavurması, arapsaçı kavurması, dalgan (ısırgan) kavurması, ebegümeci kavurması, çıntar kavurması, sirken kavurması, kabak çiçeği dolması, ekmek dolması, enginar dolması, kabak köftesi, kabak tatlısı, kenger yemeği, çullama, pişi, incir tatlısı, zerde ve yuvarlama Söke’nin mutfak kültüründe öne çıkan hamur işleri, tatlılar ve yemeklerdir.
Köklü bir tarihe, doğal ve kültürel zenginliklere sahip olan Söke, Almanya’nın Schönebeck (Saksonya-Anhalt) şehriyle ve Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya Eyaleti’nde bulunan Salinas kentiyle kardeş şehirdir.
Sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal zenginlikleriyle kültür turizmi, ekoturizm, kırsal turizm, inanç turizmi ve jeoturizm gibi çeşitlenmiş turizm fırsatları sunan Söke’de, turizm, ilçe ekonomisi içinde gelişmekte olan bir sektördür. İlçe merkezinde yer alan Akalın Otel, Haymanali Otel, Grand Zeybek Beach Hotel, Rahmet Pansiyon gibi konaklama tesislerinin yanı sıra; Ağaçlı, Doğanbey ve Güllübahçe gibi çevre mahallelerinde Bahab Guest House, Domatia Stone Hotel, Karina Pansiyon, Priene Pansiyon, The Stone Castle Boutique Hotel, Wyndham Residences Golf Resort & Spa, Ege Golf Hotel ve Coastlight Hotel farklı seçeneklerle ilçeye gelen ziyaretçileri ağırlamaktadır. Ayrıca, zengin bir mutfak kültürüne sahip olan Söke’nin merkez ve çevre mahallelerinde yer alan çok sayıda nitelikli yeme-içme mekanı turizm sektörünü desteklemektedir. Candal Pide ve Izgara Salonu, Ağaçlı Restaurant, Samos Bistro Cafe Restaurant, Gelebeç Cafe Restaurant, Bülent Usta Çöp Şiş, Sokak Lezzetleri, Yalı Cafe ve Fast Food Salonu, Serçin Restoran, Ruhi Bey Kahvaltı Salonu, Asmalı Bahçe ve daha pek çok restoran, kafe, kahvaltı salonu, pideci ve pizzacı ilçe sakinlerine ve ziyaretçilerine çeşitli ve lezzetli seçenekler sunmaktadır.
Söke’ye Basmane (İzmir), Nazilli (Aydın) ve Denizli’den tren seferleri bulunmaktadır. Ayrıca, Kuşadası ve Aydın otogarlarından minibüs, İzmir Otogarı’ndan otobüs, İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan servis seferleri mevcuttur. Germencik, İncirliova, Efeler, Koçarlı, Davutlar, Güzelçamlı, Balat, Didim ve Akbük’ten Söke’ye otobüsle ulaşım sağlanmaktadır.
Referanslar
09Ajans (2011). Söke Tarihi ve Kültürü. 09 Ajans Yayıncılık, İzmir; Peschlow-Bindokat, A. (2006). Tarihöncesi İnsan Resimleri, Latmos Dağları’ndaki Prehistorik Kaya Resimleri. İstanbul: Sadberk Hanım Müzesi Yayınları; Söke Belediyesi (2025). Söke Kent Müzesine Kavuştu. https://soke.bel.tr/public/haberler/soke-kent-muzesine-kavustu Erişim Tarihi: 22.02.2025; Söke Kaymakamlığı (2025). Söke Tarihi. http://www.soke.gov.tr/tarihce Erişim Tarihi: 10.02.2025; Tarihi Kentler Birliği (2016). Tarihi ve Kültürel Mirası Koruma Proje ve Uygulamalarını Özendirme Yarışması. https://www.tarihikentlerbirligi.org/yarisma/yaris ma-yonetmeligi/yarisma-katalogu/#flipbook-tarihi-kentler-birligi-koruma-ozendirme-yaris masi-2015-yili-katalogu/1/ Erişim Tarihi: 01.02.2025; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı (2025). Özel Müzeler. https://kvmgm.ktb.gov.tr/TR-135633/ozel-muzeler.html Erişim Tarihi: 22.02.2025; Türk Patent ve Marka Kurumu (2025). Türkiye’nin Coğrafi İşaretleri. https://ci.turkpatent.gov.tr/cografi-isaretler/liste?il=09 Erişim Tarihi: 20.02.2025; TÜİK Türkiye İstatistik Kurumu (2025). https://www.tuik.gov.tr/ Erişim Tarihi: 22.02.2025; Vardar, A. (2000). Söke, Kemalpaşa Mahallesi. Ege Mimarlık, 3 (35), 40-41.
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Söke Belediyesi (2025). https://soke.bel.tr/ Erişim Tarihi: 01.02.2025