Troia Kazısı

ARKEOLOJİK KAZI VE YÜZEY ARAŞTIRMASI TÜRKİYE'NİN İLLERİ Çanakkale

(Tevfikiye köyü, Çanakkale)

Troia Ören Yeri, Çanakkale ili Merkez ilçesine bağlı Tevfikiye köyü sınırları içerisinde, Çanakkale Boğazı’nın antik dönemde Hellespontos olarak adlandırılan kesiminin güneyinde bulunmaktadır. Yerleşimin merkezini oluşturan Hisarlık Tepesi, farklı dönemlere ait yapıların ve yerleşim kalıntılarının birikmesiyle oluşmuş çok katmanlı bir höyüktür. Troia, Ege dünyası ile Anadolu arasındaki ilişkilerin, Tunç Çağı yerleşimlerinin ve mimari gelişmelerin araştırılmasında önemli bir yere sahiptir. Kazılarda ortaya çıkarılan taş temeller, kerpiç duvarlar, savunma yapıları ve konut kalıntıları, farklı dönemlerin yapı tekniklerinin karşılaştırılmasına olanak sağlamaktadır.

Hisarlık Tepesi’ndeki arkeolojik araştırmaların gelişiminde XIX. yüzyılda gerçekleştirilen çalışmalar belirleyici olmuştur. Bölgeyi yakından tanıyan araştırmacı ve koleksiyoncu Frank Calvert, 1863–1865 yıllarında alanda küçük ölçekli kazılar gerçekleştirmiştir. Calvert’in Hisarlık’ın arkeolojik niteliğine ilişkin gözlemleri ve araştırmaları, Heinrich Schliemann’ın Troia’yı burada aramasında önemli rol oynamıştır.

Schliemann, 1870 yılındaki sondajların ardından 1871’de geniş ölçekli kazılara başlamış ve 1890’a kadar farklı dönemlerde çalışmalarını sürdürmüştür. Homeros’un destanlarında anlatılan Troia’yı ortaya çıkarma amacı, kazı stratejisinin belirlenmesinde etkili olmuştur. Derindeki yerleşimlere ulaşmak için açılan geniş yarıklar, üst tabakalardaki bazı mimari kalıntıların ve arkeolojik bağlamların tahrip olmasına neden olmuştur. Bu nedenle Schliemann’ın çalışmaları, Troia’nın uluslararası ölçekte tanınmasını sağlayan girişimler olmasının yanında, kazı yöntemlerinin yol açtığı kayıplarla da değerlendirilmektedir.

Schliemann döneminde farklı yerleşim tabakalarının ayırt edilmesine, buluntuların sınıflandırılmasına ve mimari kalıntıların belgelenmesine yönelik çalışmalar da yapılmıştır. Ancak kazıların destanlarda anlatılan kentle ilişkilendirilmesi, arkeolojik verilerin yorumlanmasında tartışmalara yol açmıştır. Troia araştırmalarının sonraki dönemleri, bu erken yorumların yeni bulgular ve gelişen yöntemlerle yeniden değerlendirilmesini içermektedir.

Mimar Wilhelm Dörpfeld, 1882 yılından itibaren Schliemann’ın kazılarına katılmış ve mimari belgeleme çalışmalarında görev almıştır. Schliemann’ın 1890’daki ölümünün ardından 1893–1894 yıllarında kazıları yönetmiştir. Yapı kalıntılarının planlar, kesitler ve katman ilişkileri üzerinden incelenmesi, Troia’nın tabakalanmasının daha sistematik biçimde anlaşılmasını sağlamıştır. Dörpfeld’in çalışmaları, özellikle savunma mimarisinin ve farklı yerleşim dönemlerinin ayrıştırılması bakımından sonraki araştırmalara temel oluşturmuştur.

Troia’da 1932–1938 yılları arasında Cincinnati Üniversitesi adına Carl William Blegen başkanlığında yedi kazı sezonu gerçekleştirilmiştir. Blegen’in araştırmalarında stratigrafik ilişkilerin ayrıntılı biçimde incelenmesi ve buluntuların yerleşim evreleriyle birlikte değerlendirilmesi öne çıkmıştır. Bu dönemde 46 yapı evresi tanımlanmış ve yerleşim kronolojisi ayrıntılandırılmıştır. Blegen, Troia VIIa tabakasını destanlarda anlatılan savaşla ilişkilendirmiştir. Bununla birlikte bu değerlendirme, arkeolojik bulguların tarihsel bir yorumu niteliğindedir; destandaki olayların bütün ayrıntılarıyla doğrulandığı anlamına gelmemektedir.

Blegen döneminin ardından Troia’da kapsamlı kazılara yaklaşık elli yıl ara verilmiştir. Yeni araştırma dönemine hazırlık oluşturan çalışmalar, Manfred O. Korfmann başkanlığında 1981 yılında Beşik Koyu çevresinde gerçekleştirilen yüzey araştırmalarıyla başlamıştır. Bunları 1982–1987 yıllarında Beşik-Yassıtepe, Beşik-Sivritepe ve Beşik Mezarlığı çevresindeki kazılar izlemiştir. Bu çalışmalar, Troia’nın yakın çevresiyle ve kıyı peyzajıyla ilişkilerinin araştırılmasına katkı sağlamıştır.

Tübingen Üniversitesinden Korfmann başkanlığındaki uluslararası ekip, 1988 yılında Troia’da yeniden kazılara başlamıştır. Türk, Alman ve Amerikalı araştırmacıların ağırlıkta olduğu çalışmalar, farklı uzmanlık alanlarından bilim insanlarının katılımıyla yürütülmüştür. Kazı programı, yerleşim tabakalarının ortaya çıkarılmasının yanı sıra mimari belgeleme, doğal çevrenin araştırılması, buluntuların bilimsel incelemesi ve koruma uygulamalarını kapsamıştır. Araştırma sonuçlarının yayımlanmasında Studia Troica önemli bir bilimsel yayın ortamı oluşturmuştur.

Korfmann dönemi, Troia’nın korunması ve ziyaretçiler tarafından anlaşılmasına yönelik çalışmalar açısından da önem taşımaktadır. Çok katmanlı yerleşim yapısının ziyaretçilere aktarılması için alanın sunumu, gezi güzergâhları ve bilgilendirme düzenlemeleri üzerinde çalışılmıştır. Böylece kazı, koruma ve ziyaretçi deneyimi arasındaki ilişki, araştırma programının belirgin bileşenlerinden biri hâline gelmiştir.

Korfmann’ın 2005 yılında vefatının ardından çalışmalar, Ernst Pernicka’nın kazı başkanlığında ve Peter Jablonka’nın da katkılarıyla sürdürülmüştür. Tübingen Üniversitesinin yürüttüğü bu araştırma dönemi 2012 yılına kadar devam etmiştir. Kazı sonuçlarının değerlendirilmesi, belgelerin düzenlenmesi ve bilimsel yayınların hazırlanması, saha çalışmalarını tamamlayan faaliyetler arasında yer almıştır.

2013 yılından itibaren kazı başkanlığını Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Rüstem Aslan üstlenmiştir. Bu dönemde kazıların yanı sıra mimari kalıntıların belgelenmesi, korunması ve ören yerinin sunumuna yönelik çalışmalar sürdürülmüştür. Yeni bulgular, yerleşimin kronolojisinin ve farklı dönemlerdeki kullanım özelliklerinin yeniden değerlendirilmesine katkı sağlamaktadır.

Troia’nın araştırma tarihçesi, arkeolojinin yöntemsel gelişimini de yansıtmaktadır. Erken kazılarda dikkat çekici buluntuların ve destanlarla ilişkilendirilen yapıların ortaya çıkarılması belirgin bir amaçken, sonraki çalışmalarda stratigrafi, mimari belgeleme, çevresel araştırmalar ve malzeme analizleri daha fazla önem kazanmıştır. Koruma ve onarımın bilimsel incelemelerle birlikte yürütülmesi, bu dönüşümün temel özelliklerindendir.

Troia mimarisinde yaygın biçimde kullanılan kerpiç, malzeme araştırmaları ve koruma çalışmalarının başlıca konularından biridir. Taş temeller üzerine yükselen kerpiç duvarlar, konut ve savunma yapılarının önemli bileşenlerini oluşturmaktadır. Kerpiçlerin boyutları ve özellikleri yerleşim evrelerine göre değişebilmektedir. Killi toprak ve bitkisel katkılarla hazırlanan bu malzemenin suya, neme ve açık hava koşullarına duyarlılığı, kazıyla ortaya çıkarılan kalıntıların korunmasını güçleştirmektedir.

Kerpiç yapıların korunmasına yönelik araştırmalarda özgün malzemenin fiziksel, kimyasal ve mineralojik özellikleri ile bozulma süreçleri incelenmektedir. Troia II–III dönemlerine ait kerpiç yapı kalıntıları üzerinde gerçekleştirilen analizler, özgün malzeme ile onarımda kullanılan malzemelerin karşılaştırılmasına örnek oluşturmaktadır. Bu incelemeler, koruma uygulamalarında kullanılacak malzemelerin seçiminin bilimsel verilere dayandırılmasını amaçlamaktadır.

Troia buluntularının farklı ülkelerdeki müze koleksiyonlarına dağılmış olması da araştırma tarihçesinin bir parçasıdır. İstanbul, Atina ve Berlin’deki koleksiyonların yanı sıra Rusya’daki müzelerde de Troia kökenli eserler bulunmaktadır. Berlin’de bulunan eserlerin bir bölümü 1945 yılında Sovyetler Birliği’ne götürülmüştür. Değerli metal ve taş eserlerin önemli bir grubu Moskova’daki Puşkin Devlet Güzel Sanatlar Müzesi’nde, başka buluntular ise St. Petersburg’daki Ermitaj Müzesi’nde korunmaktadır. Koleksiyonların dağılımı, eserlerin kökenlerinin, buluntu bağlamlarının ve müzeler arasındaki hareketlerinin belgelenmesini önemli bir araştırma konusu hâline getirmektedir.

Troia Ören Yeri ile Troya Müzesi, arkeolojik araştırma sonuçlarının ziyaretçilere aktarılmasında birbirini tamamlamaktadır. Ören yerindeki mimari kalıntılar yerleşimin katmanlarını yerinde görme olanağı sunarken müze, buluntuların tarihsel ve kültürel bağlamlarını açıklamaktadır. Troia’daki kazı, belgeleme, malzeme incelemesi ve koruma çalışmalarının birlikte yürütülmesi, alanın bilimsel değerinin korunması ve arkeolojik bilginin toplumla paylaşılması açısından önem taşımaktadır.

Referanslar

Allen, S. H. (1999). Finding the Walls of Troy: Frank Calvert and Heinrich Schliemann at Hisarlık. London; Arkhe Dergisi (2023, 29 Mayıs). Troya Antik Kenti ve Kazıları, https://www.arkhedergisi.com.tr/arkeoloji/troya-antik-kenti-ve-kaz%C4%B1lar%C4%B1; Aslan, R. (2018a). Yeni Başlayanlar İçin Troya (2. Baskı). İstanbul: Doğan Yayıncılık; Aslan, R. (2018b). Troy City of Mythology and Archaeology: UNESCO World Heritage Site. İstanbul: İçdaş; Blegen, C. W. (1939). Excavations at Troy 1938, American Journal of Archaeology, 43 (2): 204–228; Çavuş, M., Dayı, M., Ulusu, H. ve Aruntaş, Y. (2015). Sürdürülebilir Bir Yapı Malzemesi Olarak Kerpiç. İçinde: II. International Sustainable Buildings Symposium (ISBS) (ss. 184–192). Ankara; Dikenci, G. (2024). Kerpiç Mimarisinde Troya Örneği: Yapım Yöntemi, Malzeme Karakterizasyonu ve Koruma/Onarım Uygulamaları, TRMuseum, 2: 51–77; Dörpfeld, W. (1902). Troja und Ilion: Ergebnisse der Ausgrabungen in den prähistorischen und historischen Schichten von Ilion 1870–1894. Atina; Gürdal, E. ve Acun, S. (2003). Yenilenebilir Bir Malzeme: Kerpiç ve Alçılı Kerpiç, Türkiye Mühendislik Haberleri (TMH), 427: 71–77; Jablonka, P. (2006). Vorbericht zu den Arbeiten in Troia 2005, Studia Troica, 16: 3–26; Korfmann, M. (1994). Troia Ausgrabungen 1993, Studia Troica, 4: 1–50; Kömürcüoğlu, E. A. (1967). Yapı Malzemesi Olarak Kerpiç ve Kerpiç İnşaat Sistemleri. İstanbul: İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü; Naumann, R. (1975). Eski Anadolu Mimarlığı (Çev. B. Madra). Ankara: Türk Tarih Kurumu.

Sanal Gezinti / İnternet Adresi

https://troyexcavations.com/

Konuyla ilgili diğer maddeler için bkz.: