Sakin Şehir (Cittaslow)
KAVRAM Üretim Yönetimi ve Pazarlama Cittaslow (Yavaş Şehir)
Maddeye katkıda bulunan yazarlar:
-
2025
Cittaslow, dünyanın global bir köy haline gelmesiyle farklı coğrafyaların yerel özelliklerinin kaybolmasını engellemek için ortaya çıkan bir şehirler birliğidir. Cittaslow hareketi, insanların birbiriyle iletişim kurabileceği, sosyalleşebileceği, kendine yeten, gelenek ve göreneklerine sahip çıkan, alt yapı sorunu olmayan, yenilenebilir enerji kaynaklarına sahip, teknolojiyi kullanan kentlerin küreselleşmeye alternatif olması hedefiyle yola çıkmıştır. İtalyanca “citta” (şehir) ve İngilizce “slow” (yavaş) kelimelerinden oluşan Cittaslow “Yavaş/Sakin Şehir” anlamında kullanılmaktadır.
Cittaslow ile özellikle toplumun McDonaldlaştırılmasına karşı bir duruş sergilenmeye çalışılmaktadır. Ritzer’in literatüre kazandırdığı McDonaldlaşma ile insanın yaratıcılığının ortadan kaldırılması, toplumsal ilişkilerin insanîlikten uzaklaştırılması ve tekdüze standartların cebren kabul ettirilmesi anlaşılmaktadır.
Yavaş hareketi ilk olarak 1980’de İtalya’nın Bra kentinde yeşermiş, burada İtalyan Kültürünü Canlandırma Derneği (ARCI) kurulmuştur. Ancak asıl eylem, Cittaslow hareketinin temelinde yer alan slow food (yavaş yemek) anlayışıyla gerçekleşmiştir. Buna göre; 1986 yılında İtalya’nın başkenti Roma’nın en işlek meydanlarından birinde açılan bir McDonald’s’a tepki olarak ortaya çıkan slow food, yavaşlık hareketinin başlangıcı kabul edilir. Carlo Petrini öncülüğündeki bir grup meydana makarna fırlatarak Amerikan tarzı Fast Food zincirine karşı tepki göstermiştir. Eylemciler küreselleşmenin ve hızın göstergesi olarak görülen McDonald’s’a karşı yerelliği ve yavaşlığı simgelemekte olan slow food’a dikkat çekmiştir.
Cittaslow hareketi, 1999 yılında Toskana’nın kasabası olan Greve in Chianti’nin eski belediye başkanı Paolo Saturnini’nin çabalarıyla hayat bulmuştur. Saturnini, yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kentlerin kendilerini değerlendirmek ve farklı bir kalkınma modeli ortaya koymak durumunda olduklarını dile getirmiştir. Onun düşünceleri, Bra (Francesco Guida), Orvieto (Stefano Cimicchi) ve Positano (Domenico Marrone) belediye başkanları ile Slow Food Başkanı Carlo Petrini tarafından kabul görmüştür. Günümüzde 30’dan fazla ülkede 300 civarında üyesi bulunan Cittaslow hareketinin temel amacı, yavaş yemek felsefesini yerel topluluklara ve kent yönetimlerine yaymaktır.
Cittaslow birliğine katılmak için kentlerin belli kriterleri yerine getirmesi, bunun için kent nüfusunun 50.000’den az ve kent yönetiminin Cittaslow felsefesine uyumlu olması öncelikli şartlardır. Birliğe katılmak isteyen kentler yedi başlık altında 73 farklı kritere göre değerlendirilir ve üye olabilmek için en az 50 puana ulaşmalıdır.
Türkiye’nin Cittaslow yolculuğu 2009’da İzmir’in Seferihisar ilçesinin birliğe kabul edilmesiyle başlamış ve 2025 Eylül itibariyle üye sayısı 26’ya ulaşmıştır. Dünya genelinde en fazla üyeye sahip olan ülkeler arasında yer alan Türkiye, yaklaşık olarak tüm üyelerin %10’una ev sahipliği yapmaktadır.
Referanslar
http://cittaslow.org; http://cittaslowturkiye.org, (Erişim tarihi: 26.09.2025); Bauman, Z. (2014). Küreselleşme: Toplumsal Sonuçları. (Çev.: Yılmaz, A.) İstanbul: Ayrıntı Yayınları; Petrini, C. ve Padovani, G. (2012). Slow Food Devrimi. (Çev.: Ekiz, Ç.) Ankara: Sinek Sekiz Yayınevi; Ritzer, G. (2014). Toplumun McDonaldlaştırılması: Çağdaş Toplum Yaşamının Değişen Karakteri Üzerine Bir İnceleme. Çev.: Kaya, Ş. S. İstanbul: Ayrıntı Yayınları; Ünal, M. ve Zavalsız, Y. S. (2016). Küreselleşme Karşıtı Bir Hareket: Yavaş Hareketi, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi (İTOBİAD). 5 (4): 889-912.
Cittaslow (İngilizcesi: Slow City, Türkçesi: Sakin Şehir), 1999 yılında İtalya’da başlayan ve günümüzde küresel ölçekte yayılan bir kentsel hareket olarak tanımlanmaktadır. Kavram, “città” (şehir) ve “slow” (yavaş) kelimelerinin birleşiminden oluşmuş olup, “yavaş şehir” veya “sakin şehir” anlamına gelmektedir. Etimolojik olarak kökeni, 1980’lerde İtalya’da Carlo Petrini tarafından başlatılan Slow Food hareketine dayanmaktadır. Bu hareket, hızlı yaşam kültürüne karşı yerel mutfak geleneklerini, sağlıklı beslenmeyi ve sürdürülebilir üretimi savunmuştur. Slow Food’un değerlerinden beslenen Cittaslow yaklaşımı, şehir yaşamını daha çevre dostu ve özgün hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Cittaslow hareketinin kurucuları arasında Greve in Chianti, Bra, Orvieto ve Positano belediye başkanları ile Slow Food hareketinin öncüleri yer almıştır. Başlangıçta küçük ölçekli İtalyan kasabaları arasında örgütlenen bu girişim, kısa bir süre zarfında uluslararası bir ağ kimliği kazanmıştır. Bugün 30’dan fazla ülkede 280’i aşkın şehir Cittaslow ağına dâhil olmuş, Türkiye’de ise Seferihisar’ın 2009 yılında üyeliğiyle başlayan süreç, 2025 itibarıyla 25 kentin bu unvanı almasıyla devam etmiştir.
Cittaslow’un temel amacı, küreselleşmenin kentlerde yarattığı kaosun etkilerini azaltmak ve yerel yaşam biçimlerini korumaktır. Bu kapsamda Cittaslow üyeleri, çevresel sürdürülebilirlikten yerel üretime, kentsel planlamadan kültürel mirasın korunmasına kadar uzanan geniş kriterlere uymak zorundadır. Hareketin temel unsurları arasında doğal kaynakların verimli kullanılması, yenilenebilir enerjiye yönelim, sürdürülebilir tarımın desteklenmesi, tarihi dokunun korunması, ulaşımda yaya ve bisiklet kullanımının teşviki, yerel gastronominin tanıtımı ve toplumsal katılımın artırılması bulunmaktadır.
Türkiye’de Seferihisar, Şavşat, Gökçeada, Taraklı, Vize, Yalvaç, Gerze, Uzundere, Göynük, Mudurnu ve Halfeti gibi kentler Cittaslow unvanını kazanmıştır. Bu kentler, sahip oldukları doğal güzellikler, kültürel miras unsurları ve yöresel yaşam biçimleriyle turizmde farklılaşma imkânı bulmuşlardır. Özellikle büyük kentlerin hız ve yoğunluk odaklı yaşamına alternatif sunmaları, Cittaslow kentlerini hem yerli hem de yabancı turistler için cazip kılmaktadır.
Alınyazında Cittaslow kavramı, sürdürülebilir turizm, alternatif turizm ve destinasyon pazarlaması bağlamlarında ele alınmaktadır. Buna göre kitle turizminin olumsuz etkilerine karşı yerel kalkınmayı destekleyen bir yaklaşım olarak görülmenin yanısıra, bazı araştırmalarda hareketin turizm potansiyelini abarttığı ve sınırlı ölçekli kaldığı ileri sürülmektedir. Buna göre Cittaslow yalnızca bir turizm markası mı yoksa bir yaşam tarzı mı soruları gündeme gelmektedir.
Nitekim Cittaslow’un turizmle ilişkisine bakıldığında, bu hareketin destinasyonlara bir farklılaşma stratejisi sunduğu görülmektedir. Turistler, bu kentlerde özgün kültürel deneyimler yaşama, yerel mutfak ürünlerini tatma, doğa ile iç içe bir tatil yapma ve yavaş bir yaşam ritmini deneyimleme fırsatı bulmaktadır. Bu yönüyle Cittaslow, kültür turizmi, gastronomi turizmi ve ekoturizm gibi alanlarla güçlü ilişkiler kurmaktadır. Buna göre bu şehirler, Cittaslow ağına katılarak uluslararası bir görünürlük elde etmekte, markalaşma süreçlerini güçlendirmekte ve turizmden elde ettikleri gelirleri artırabilmektedir.
Bununla birlikte büyük metropollerin Cittaslow ağına dâhil olma ihtimali düşük görülmektedir. Ortaya konulan kriterlerin daha çok küçük ve orta ölçekli kentler için uygun olması bu yaklaşımı doğrulamaktadır. Ayrıca unvanın sürdürülebilir biçimde korunabilmesi için yerel yönetimlerin uzun vadeli politikalar geliştirmesi ve halkın aktif katılımını sağlaması gerekmektedir. Aksi takdirde Cittaslow unvanı, yalnızca turistik bir etiket olma riski taşımaktadır.
Sonuç olarak Cittaslow, kentlerin turizm potansiyelini artırırken aynı zamanda sürdürülebilir yaşam biçimlerini teşvik eden, yerel kimliği öne çıkaran ve küreselleşmenin olumsuz etkilerine karşı direnç geliştiren bir hareket olarak önem taşımaktadır. Hem bir turizm stratejisi hem de bir yaşam felsefesi olarak görülebilecek bu yaklaşım, gelecekte sürdürülebilir kentleşme ve turizm politikalarının şekillenmesinde önemli bir rol üstlenmeye devam edecektir.
Referanslar
Ekinci, M. B. (2014). The Cittaslow philosophy in the context of sustainable tourism development: The case of Turkey, Tourism Management, 41: 178–189. https://doi.org/10.1016/j.tourman.2013.08.013; Heitmann, S., Robinson, P. ve Povey, G. (2011). Slow food, slow cities and slow tourism. İçinde; P. Robinson, S. Heitmann ve P. U. C. Dieke (Editörler), Research Themes for Tourism (ss.. 114–127). CABI. https://doi.org/10.1079/9781845936846.0114; Kim, J. H., King, B. E. M. ve Kim, S. (2022). Developing a slow city tourism evaluation index: A Delphi–AHP review of Cittaslow requirements, Journal of Sustainable Tourism, 30(4): 846–874. https://doi.org/10.1080/09669582.2021.1897130; Koç, V., & Baz, İ. (2020). Türkiye’de sakin şehir hareketine üyelik süreci ve üyeliğin etkileri, İstanbul Ticaret Üniversitesi Teknoloji ve Uygulamalı Bilimler Dergisi, 2(2): 57–67. https://acikerisim.ticaret.edu.tr/items/88784741-2ee4-4dad-9a77-b2a2a51c7be8 (Erişim tarihi: 02.09.2025); Miele, M. (2008). CittàSlow: Producing slowness against the fast life. Space and Polity, 12(1), 135–156. https://doi.org/10.1080/13562570801969572.
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Cittaslow International. (2021). Cittaslow International network. https://www.cittaslow.org/ (Erişim tarihi: 02.09.2025).
-
2025
İtalya’nın Barolo kentinde 1986 yılında Amerikan tarzı hızlı yiyecek (fast food) zincirine karşı çıkılarak, Yavaş Yiyecek (Slow food) Birliği oluşturulmuş sonrasında bu birliğe 30 şehir dahil olmuştur. 1989 yılına gelindiğinde artık bu hareket, uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bu gelişmelerden esinlenerek 1999 yılında İtalya’nın Chianti bölgesindeki Greve kentinde, Greve'nin Chianti Belediye Başkanı Paolo Saturnini öncülüğünde "sakin şehir hareketi" başlatılmıştır. Sakin şehir, küçük şehirlerde yaşam kalitesini arttırarak bu şehirlerin kendi yerel kimliklerini öne çıkarttıkları bir kalkınma modeli ortaya koymaktadır. Hareket kısa sürede "Bra, Orvieto ve Positano" şehirlerinin belediye başkanları ile yavaş yemek hareketinin öncüsü ve örgütün kurucusu Carlo Petrini tarafından destek bulmuştur (Bayraktar vd. 2016: 72).
Şehirlerin hangi alanlarda önemli ve özel olduklarını düşünmeleri ve bu özelliklerini korumak için strateji geliştirmeleri anlayışı temel düşüncedir. Şehrin dokusunun, renginin, müziğinin ve hikayesinin uyum içinde, şehir sakinlerinin ve ziyaret edenlerin zevk alabilecekleri bir hızda yaşanmasıdır. İnsanların kendi sağlıklarını ön planda tutmalarıdır. Bunu gerçekleştirmek için, hava, gürültü, ışık ve elektromanyetik kirliliklerin sürekli kontrol edilmesi ve sağlığı tehdit etmeyecek boyutta tutulmasıdır. Çöp toplama saatlerinden ilaçlamaya kadar birçok konuda önlem almak ve uygulamaktır. Yerel üreticileri desteklemek ve onların ürünlerini satabilecekleri satış merkezleri oluşturmak, istihdam sağlamaktır. Çevreye ve insana zararlı olmayan alternatif ve yenilenebilir enerji kaynaklarının teşvik edilmesidir. Belki de en önemlisi bir şehrin, dünyada binlerce birbirinin aynı şehirden kendini farklılaştırmasıdır (Yalçın ve Yalçın 2013: 7-38).
Sakin şehir hareketinin ambleminde de bir salyangoz bulunmaktadır. Salyangozun yavaş hareket etmesiyle özdeşleştirilen amblem, verilmek istenen mesajı ve amaçlanan düşünceyi açıkça belirtmekte, bugünün hızına karşı yavaşlamayı ifade etmektedir. Küreselleşmeyle birlikte oluşan bu hızlı yaşamda dünyanın soluk almadan ilerlemesinin önüne geçmek, anı yaşamak, kaynakları etkin kullanmak ve dolayısıyla gelecek nesillere aktarmak için yavaşlamak, etkili ve verimli ilerlemek esastır.
Toplamda Haziran 2025 tarihi itibariyle 33 ülkede 305 şehir; sakin şehir ünvanı kazanarak bu ambleme sahip olmuştur.
Sakin şehirlerin logosu olan salyangozu kullanabilmeye hak kazanan merkezler, düzenli olarak denetimden geçirilmekte ve Cittaslow web sitesinde yayınlanmaktadır. Sakin Şehir olabilmek için kentlerin aşağıda belirtilen alanlarda belirlenen kriterleri sağlaması gerekmektedir: İ) çevre politikaları, ii) altyapı politikaları, iii) kentsel yaşam kalitesi politikaları, iv) tarımsal, turistik, esnaf ve sanatkarlara dair politikalar, v) misafirperverlik, farkındalık ve eğitim için planlar, vi) sosyal uyum, vii) ortaklıklar.
Referanslar
Bayraktar, E., Öztürk, K. ve Kocaoğlu, M. (2016). Küreselleşmeye Karşı Yereli Koruma Çabası: Sakin Şehirler, Paradoks Ekonomi, Sosyoloji ve Politika Dergisi, 2: 69-83; http://cittaslowturkiye.org/#cittaslow, (Erişim tarihi: 24.05.2018); https://www.cittaslow.org, (Erişim tarihi: 24.05.2018); https://www.kulturportali.gov.tr/portal/sakinsehirler, (Erişim tarihi: 24.05.2018); Uzun, B. (2019). Sakin Şehirlerin Ekonomik Potansiyellerinin Belirlenmesi: Seyitgazi Örneği (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi). Anadolu Üniversitesi Ssoyal Bilimler Enstitüsü; Yalçın, A. ve Yalçın, S. (2013). Sürdürülebilir yerel kalkınma için cittaslow hareketi bir model olabilir mi? Sosyal ve Beşerî Bilimler Dergisi, 5: 32-41
Ayrıntılı bilgi için bakınız
https://www.kulturportali.gov.tr/portal/sakinsehirler, (Erişim tarihi: 24.05.2018); https://www.cittaslow.org/, (Erişim tarihi: 24.05.2018); https://www.cittaslow.org/_files/ugd/c3e050_f9c40594482e4bab80521b501b94a471.pdf, (Erişim tarihi: 24.05.2018).
Sanal Gezinti / İnternet Adresi
-
2026
Dünya nüfus artışında üç ana sıçrama dönemi bulunmaktadır. İlk sıçrama dönemi, insanların ziraat devri öncesinde yontma taş el baltası ve çakmaktaşı aletlerin icadıyla birlikte avcılık ve toplayıcılık faaliyetlerini sürdürdüğü paleolitik döneme denk gelmektedir. Bu dönemde ilkel yaşam standartları nedeniyle insan ömrünün ortalama 25 yıl civarında olduğu araştırmacılar tarafından kabul edilmektedir. İkinci sıçrama dönemi, insanların su kaynaklarına yakın alanlarda tarım faaliyetlerine başlamaları ve bu bölgeleri yerleşim alanı olarak benimsemeleriyle birlikte, toplu yaşama adım adım adapte olmaları süreciyle ortaya çıkmıştır. Neolitik dönem olarak adlandırılan bu süreçte insanlar sosyoekonomik açıdan da büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Üçüncü sıçrama dönemi ise XVIII. yüzyılda İngiltere’de ortaya çıkan Sanayi Devrimi ile birlikte meydana gelmiştir. Bu dönemde bilim, endüstri, kültürel ve sosyal alanlarda gerçekleştirilen yeniliklerle önemli gelişmeler yaşanmıştır. Yaşam standartlarının iyileşmesiyle birlikte nüfus oranlarında ciddi artışlar meydana gelmiştir.
Sanayi Devrimi’nin sonucunda kurulan fabrikaların etrafında gelişen kentler ya da kent merkezlerine inşa edilen sanayi tesisleri, insanların yaşam biçimlerinde ve kent yaşamı ile kent dokusunda köklü değişimlere yol açmıştır. Zaman içerisinde yoğun göç alan bu kentler, doğal ve kültürel kaynakların bilinçsizce tüketilmesiyle birlikte kültürel çeşitliliğin giderek azaldığı, kentlerin tek tip bir yapıya büründüğü ve yerel ekonomi ile yerel değerlerin geri planda kaldığı mekânlar hâline gelmiştir. Kaynakların sağlıklı bir şekilde gelecek kuşaklara aktarılmasını ve kent dokusu içinde yer alan tarihî ve kültürel değerlerin korunmasını amaçlayan; hem kent sakinlerinin hem de ziyaretçilerin yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen; sürdürülebilirlik ve toplumsal eşitlik ilkelerine dayalı bir kentleşme modeli olarak yavaş şehir (Cittaslow) kavramı ortaya çıkmıştır.
İtalyancada “şehir” anlamına gelen città ve İngilizcede “yavaş” anlamına gelen slow kelimelerinin birleşiminden oluşan Cittaslow, Türkçede “yavaş şehir” ya da “sakin şehir” anlamına denk gelmektedir. 1999 yılında İtalya’nın Toscana bölgesinde yer alan Greve in Chianti kentinde; Greve in Chianti, Orvieto, Bra ve Positano kentlerinin belediye başkanları olan Paolo Saturnini, Francesco Guida, Raffaele Bonanni ve Domenico Marrone tarafından ortaya çıkan birliğin tam adı “Cittaslow-Rete Internazionale delle città del buon vivere” (Yavaş Şehir-Yaşamın kolay olduğu kentlerin uluslararası ağı) şeklindedir.
Cittaslow hareketinin düşünsel temeli, 1986 yılında İtalya’da Carlo Petrini öncülüğünde ortaya çıkan Slow Food hareketine dayanmaktadır. Fast food kültürünün yaygınlaşmasına bir tepki olarak gelişen Slow Food; yiyeceklerin gelenekselliğinin korunmasını, kalite ve lezzet açısından iyileştirilmesini; çevreye, insan ve hayvan refahına zarar vermeyen üretim yöntemlerinin benimsenmesini vurgulamaktadır. Hareket, “iyi, temiz ve adil” gıda anlayışı doğrultusunda bu üretimi gerçekleştiren üreticilerin emeklerinin karşılığını alması gerektiğini savunmaktadır. Zaman içinde Slow Food hareketinin yalnızca beslenme alışkanlıklarıyla sınırlı kalmayıp yaşam biçimlerini de kapsaması gerektiği anlayışı gelişmiştir. Bu yaklaşımın kentsel ölçekte genişletilmesiyle Cittaslow hareketi ortaya çıkmış; Slow Food’un benimsediği “iyi, temiz ve adil” ilkeleri kent planlaması ve yerel yönetim politikalarına uyarlanmıştır.
Bahsi geçen belediye başkanlarının kurduğu birlik aracılığıyla, sakin şehrin taşıması gereken özellikler tanımlanmış ve bu özellikler resmî kriterler hâline getirilmiştir. Cittaslow International’ın yapısı ve çalışma esasları tüzük aracılığıyla belirlenerek tüzükte, birliğin örgütlenme biçimi, üyelik süreci ve mali düzenlemelere ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Merkezi Orvieto’da bulunan ve farklı coğrafyalarda tali merkezleri olan birliğin kendine özgü bir logosu bulunmaktadır. Bu logoda, Cittaslow felsefesini simgeleyen bir salyangoz figürü üzerinde modern ve tarihî yapılar betimlenmiştir.
Cittaslow Birliği’ne üye olmak ve sertifika almaya hak kazanmak isteyen kentlerin, öncelikle nüfuslarının 50.000’in altında olması gerekmektedir. Bu ön koşulun ardından üyelik kriterleri, sürdürülebilir ve yaşam kalitesi yüksek kentler oluşturma hedefi doğrultusunda yedi ana başlık altında toplanmaktadır. Bu kriterler; çevresel sürdürülebilirliği esas alan çevre politikaları (12 kriter), kentsel hizmetlerin etkinliğini artırmayı amaçlayan altyapı politikaları (dokuz kriter) ve kent sakinlerinin yaşam standartlarını yükseltmeye yönelik kentsel yaşam kalitesi politikaları (17 kriter) şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bunun yanı sıra, yerel üretimin ve ekonomik çeşitliliğin desteklenmesini hedefleyen tarımsal, turistik, esnaf ve sanatkârlara dair politikalar 10 kriterden oluşmaktadır. Toplumsal bilinç düzeyinin artırılmasına yönelik olarak misafirperverlik, farkındalık ve eğitim için planlar başlığı altında 10 kriter yer almakta; toplumsal bütünleşmeyi güçlendirmeyi amaçlayan sosyal uyum başlığı ise 11 kriteri kapsamaktadır. Son olarak, yerel ve ulusal ölçekte iş birliğini teşvik eden ortaklıklar başlığı altında üç kriter bulunmaktadır.
Cittaslow Birliği tarafından belirlenen üyelik kriterleri, perspektif kriterler ve zorunlu kriterler olmak üzere iki ana kategoriden oluşmaktadır. Hava ve su temizliğinin yasalarda belirtilen parametreler doğrultusunda olduğunun belgelenmesi, kentsel katı atıkların ayrıştırılarak toplanması ve kamusal alanlarda ışık kirliliğinin azaltılması zorunlu kriterler arasında yer almaktadır. Aday kentler, birliğin belirlediği bu kriterleri bir proje kapsamında uygulamaya geçirerek değerlendirmeye alınmakta ve süreç sonunda bir puanlama sistemine tabi tutulmaktadır. Aday bir kentin Cittaslow üyeliğinin onaylanabilmesi için en az 50 puan alması gerekmektedir.
Resmî Cittaslow International verilerine göre dünya genelinde 308 sakin şehir bulunmaktadır. Türkiye’de ise bu ağa dâhil olan sakin şehir sayısı 28’dir. Ülkemizde ilk sakin şehir sertifikasını 2009 yılında İzmir’in Seferihisar ilçesi almıştır. Seferihisar’ı takiben 2011 yılında Aydın’ın Yenipazar ilçesi, Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi ve Cittaslow ağı içinde ada statüsünde kabul edilen ilk yerleşim olan Gökçeada, sakin şehir unvanını kazanmıştır. Türkiye’de Cittaslow ağına dâhil edilen en son yerleşimler ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu ve Kastamonu’nun Daday ilçesi olmuştur. Safranbolu, 4 Mart 2023 tarihinde Cittaslow hareketine başvurmuş ve başvurunun kabul edilmesiyle 23 Mart 2024 tarihinde Brüksel’de düzenlenen törende sakin şehir unvanını resmen almıştır. Daday ilçesi de aynı tarihte Cittaslow ağına dâhil edilmiştir.
Referanslar
Ada, E. ve Yener, D. (2017). Evaluation of Cittaslow–Slow City Association within the conservation of landscape potential, İnönü University Journal of Art and Design, 7(16): 66-78.; Akpınar, O. ve Pektaş, E. K. (2019). Yavaş şehirler (Cittaslow) ve kentsel yaşam kalitesi üzerindeki etkileri: Seferihisar halkının algısı üzerine bir araştırma, Kocatepe İİBF Dergisi, 21(1): 31-46.; Belli, A. ve Çelik, Z. E. (2022). Sürdürülebilir çevre örneği: Türkiye’de yavaş şehirler (Cittaslow), Birey ve Toplum Sosyal Bilimler Dergisi, 12(1): 63-89.; Ergüven, M. H. (2011). Cittaslow – yaşamaya değer şehirlerin uluslararası birliği: Vize örneği, Organizasyon ve Yönetim Bilimleri Dergisi, 3(2): 201-210.; Mayer, H. ve Knox, P. L. (2006). Slow cities: Sustainable places in a fast world, Journal of Urban Affairs, 28(4): 321-334.; Miele, M. (2008). Città Slow: Producing slowness against the fast life, Space and Polity, 12(1): 135-156.; Sergün, Ü. (1991). Yeryüzünün nüfuslanması sürecinde gelişme evreleri, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Dergisi, 3(2): 211-220.
Ayrıntılı bilgi için bakınız
Belli, A. ve Çelik, Z., E. (2022). Sürdürülebilir Çevre Örneği: Türkiye’de Yavaş Şehirler (Cittaslow), Birey ve Toplum Sosyal Bilimler Dergisi, 12 (1): 63-89.
