Mağlova Kemeri
DOĞAL VE KÜLTÜREL MİRAS Kültürel Miras Destinasyonu Su Kemeri
(Eyüpsultan, İstanbul, 1564)
İnsanoğlunun yerleşik yaşama geçmesiyle birlikte kentler ve kentleşme süreçleri oluşmaya başlamış, bu süreçte kentlerde yaşayan insanlar için imar, altyapı ve üstyapı gereklilikleri ortaya çıkmıştır. Bu gereklilikler arasında belki de en önemlisi, insanlar için hayati önem taşıyan temiz suyun kentlere ulaştırılmasıdır. Tarih boyunca bu amaçla çeşitli yöntemler geliştirilmiş, ancak kent içindeki su kaynakları yetersiz kalmaya başladığında, kente uzak bölgelerde bulunan temiz suyun şehre taşınması zorunlu hâle gelmiştir. Uzak bölgelerdeki sular şehre taşınırken, geçilen alanların coğrafi durumu ve gerekli yapısal ihtiyaçlar doğrultusunda, sistemin taşıma ve dağıtım aşamalarına hizmet eden çok sayıda su yapısı inşa edilmiştir.
Üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış olan İstanbul’un Roma döneminden beri düzenli bir su sistemine sahip olduğu, arşiv kayıtlarından anlaşılmaktadır. Zamanla tahrip olan bu su sistemleri, Osmanlı döneminde kapsamlı onarımlar görmüş, ayrıca yeni su sistemlerinin eklenmesiyle birlikte kilometrelerce uzunluğa sahip bir su şebekesi oluşturulmuştur. Bu sistemlerden biri de Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Mimar Sinan’a inşa ettirilen Kırkçeşme Su Sistemi’dir. 1554 yılında yapımına başlanan isale hattı yaklaşık 1563’te tamamlanmış, aynı yıl yaşanan bir selde birçok kemer hasar görmüştür. Hasarlı kemerlerin onarılmasının ardından isale hattı 1564’te hizmete açılmıştır. Bu isale hattı üzerinde irili ufaklı, anıtsal nitelikte pek çok su yapısı bulunmaktadır. Bunlardan biri de anıtsal özellikleriyle öne çıkan Mağlova Kemeridir. Kırkçeşme isale hattında yer alan Mağlova Kemeri için su mühendisi Kazım Çeçen, “Mimar Sinan, hayatı boyunca yalnız Mağlova Kemerini yapmış olsaydı bile yine aynı ünü kazanır, büyük bir mühendis ve mimar olarak tanınırdı.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Tezkiretü’l-Bünyan’da Muallakkemer, Tezkiretü’l-Ebniye’de Mağlova veya Muğlava, Batılı yazarlar tarafından ise Justinyen Kemeri olarak anılan Mağlova Kemeri, İstanbul’un Eyüpsultan ve Sultangazi ilçelerinin kesişim noktasında, Kemerburgaz Kent Ormanı civarında yer almaktadır. Yapıldığı dönemde Alibey Deresi’nin oluşturduğu geniş bir vadiyi aşan kemer, günümüzde Alibey Baraj Gölü’nün suları içerisinde kalmaktadır. Baraj sularının nispeten azaldığı dönemlerde kemer bütünüyle görülebilmekte; ormanlık alana yakınlığı ve doğal çevreyle bütünleşen konumu sayesinde günümüzde de keşif rotalarının önemli duraklarından biri hâline gelmektedir.
Mağlova Kemeri incelendiğinde, iki katlı bir düzenlemeye sahip olduğu ve aşağıdan yukarıya doğru incelen bir kesit gösterdiği görülmektedir. Bu özelliğiyle Roma dönemi kemerlerinden ayrılmakta; rüzgâr, sel gibi dış etkilere karşı daha dengeli ve dayanıklı bir yapı sergilemektedir. Bir eteğin pilesinin açılımını çağrıştıran narin bir formda tasarlanan payanda ayakları, aşağıdan yukarıya doğru kademeli biçimde daraltılmış; hafifletme kemerleriyle de yapının hantal bir görünüme bürünmesi engellenmiştir. İki katlı tasarlanan kemerin temelden en üst kotuna kadar olan yüksekliği 47 metredir. Yaklaşık 257 metre uzunluğundaki bu yapıda, geniş açıklıklı ve payandalı ayaklarda, kemeri hafifletmeye ve sel sularının ile rüzgârın geçişine imkân tanımaya yönelik küçük açıklıklı kemerler yer almakta; aynı zamanda yaya geçişini sağlayan ve köprü görevi gören açıklıklarla birlikte toplam 33 kemer gözünden oluşan bir sistem görülmektedir. Kemer, vadinin bir ucundan diğer ucuna, galerisiyle suyu, birinci katta yer alan köprü bölümüyle insanları taşıyan; zeminde ise derenin akışına izin veren çok işlevli tarihî bir başyapıt niteliği taşımaktadır.
1563’te yaşanan sel felaketi sonrasında kapsamlı bir onarım geçiren yapı, barajın inşa edildiği dönemde de İSKİ tarafından gerçekleştirilen müdahalelerle güçlendirilmiş ve böylece yaklaşık 460 yıl boyunca ayakta kalmayı ve işlevini sürdürmeyi başarmıştır. Darphane tarafından 2005 yılında, Kültür Varlıkları Serisi No. 2 kapsamında, 30 YTL nominal değerli 1.250 adet “Mağlova Kemeri Hatıra Parası” bastırılarak, bu özgün su yapısının tarihî ve kültürel önemine resmî düzeyde de vurgu yapılmıştır.
Referanslar
Çeçen, K. (1988). Mimar Sinan ve Kırkçeşme tesisleri. İSKİ Yayınları. ;Karakuş, F. (2019). İstanbul’daki Osmanlı Dönemi Tarihi Su Sistemleri’nin İncelenmesi, Türk Hidrolik Dergisi, 3(1): 14-30. ;https://www.darphane.gov.tr/satistan-kaldirilan-hatira-para, (Erişim tarihi, 31.10.2025); https://keyifkurdu.com/cms/kultur-sanat-keyfi/kulturel/item/365-istanbul-da-kirkcesme, (Erişim
tarihi, 31.10.2025) ;https://www.youtube.com/watch?v=ecd0hn6bwTk, (Erişim tarihi, 31.10.2025).
